Avukat Atalay, Mısır Çarşısı davasındaki bariz iki gerçeği anlattı

Avukat Atalay, Mısır Çarşısı davasındaki bariz iki gerçeği anlattı

Avukat Akın Atalay, Mısır Çarşısı davasında Pınar Selek ve A. Öztürk hakkındaki beraat kararlarının bozulmasının ardından mantık dışı iki bilgiyi hatırlattı: "1-Patlamanın nedeni bomba değil. 2- "İşkenceyle 'Bombayı beraber koyduk' diyen ancak mahkemede ifadesini reddeden sanık beraat etti."

Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 1998'de Mısır Çarşısı'nda 7 kişinin öldüğü, 127 kişinin de yaralandığı patlamaya ilişkin davada, sanıklar sosyolog Pınar Selek ve Abdülmecit Öztürk hakkında verilen beraat kararlarını bozdu.

Kararın ardından, avukat Akın Atalay, dava süreciyle ilgili unutulan hukuki gerçeklere dikkat çekti. Atalay'ın Twitter hesabından paylaştığı bilgiler şöyle:

Pınar Selek davasının bütün akıl dışı, mantık dışı, hukuk dışı süreci bir yanda dursun. Davanın esasını anlatan en bariz iki gerçek şudur:

1- Mısır çarşısındaki patlamanın nedeni bomba değildir…

2- İşkence altında ve tümü avukatsız süren uzun gözaltı süresinde “bombayı Pınar’la beraber koyduk” şeklinde ifade ver(dirtil)en, savcı huzuruna çıkınca işkence gördüğünü ve polis ifadesinde bu şekilde bir ifade imzalatıldığını söyleyen, daha sonra hâkim huzurunda da savcılıkta olduğu gibi polis ifadesini reddeden diğer sanık bu suçtan beraat ediyor ve bu beraat kararını savcı da temyiz etmiyor. Temyiz edilmeyen bu beraat kararı kesin hüküm oluyor.

Yani polisteki ifadesinde, “bombayı beraber koyduk” diyen sanığın işkence altındaki, sonraki süreçlerde reddettiği bu ifadesi kendisi için delil olmaz, hiçbir hukuki sonuç doğurmaz, beraat etmesine engel olmazken birlikte yaptık dediği Pınar Selek için ise ağırlaştırılmış müebbet hapse mâhkûm edilmek istenmesinin temelini, dayanağını oluşturuyor. Yargımız suçu (A) kişisiyle birlikte işledik diyen kişiyi bu dediğine itibar etmeden beraat ettirirken, (A) kişisine gelince (sonradan reddedilmesine ve dosyadaki birçok belge ile kanıtlandığı gibi polisteki bu beyanın doğru olmadığının ortaya çıkmasına rağmen) bu beyana itibar ediyor…

'ENİNDE SONUNDA BERAAT ÇIKACAKTIR'

Pınar Selek zarar görüyor, ağır bir mağduriyet yaşıyor evet ama asıl kanayan, kanatılan, çürütülen, tahrip edilen hukukun ve adaletin ta kendisidir.

Eninde sonunda bu davada beraat kararı çıkacaktır, bundan hiç kuşkum yok ama artık adaletin sağlanması mümkün değildir.

Bilinen sözle söylersek, geciken adalet adaletsizliktir. 24 yıl boyunca yargılama adı altında taciz edilen, süründürülen, sürgünde yaşamak zorunda bırakılan, ailesine ve kendisine onulmaz acılar yaşatılan en değerli yıllarını, yaşlarını sürekli olarak önce idam, sonra ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası tehdidiyle yaşamak zorunda bırakılan bir insan için sonunda adalet yerini buldu demek artık imkansız. Bu davada adalet çoktan öldü, öldürüldü. Ama en sonunda maddi gerçek, adli gerçek haline de gelecek ve Pınar Selek beraat edecektir.

'ÖZTÜRK HAKKINDAKİ BERAAT TEMYİZ EDİLMEYEREK KESİN HALE GELMİŞTİR'

Haberlerde, Pınar’la birlikte -polisteki beyanı Pınar için delil sayılan- A. Öztürk’ün de aynı suçtan ağırlaştırılmış müebbet hapisle cezalandırılması gerektiği gerekçesiyle beraat kararının bozulduğu yazılıyor. Böyle bir şey hukuken olamaz ve tartışmasız bir yasal ilkedir bu.

A. Öztürk hakkında bu suçtan dolayı verilen beraat kararı temyiz edilmeyerek kesin hüküm haline gelmiştir. Kesin hükmün en önemli özelliği artık o hükme dokunulamaz oluşudur. İstisnai durumlarda yeni bir hüküm verilebilse dahi yine de sanık aleyhine hiçbir sonuç doğmaz… (Kısa Dalga)