Canlı bomba listesindeki IŞİD'li: Askerler çantalarımızı taşımaya dahi yardım etti

Canlı bomba listesindeki IŞİD'li: Askerler çantalarımızı taşımaya dahi yardım etti

IŞİD'in “canlı bomba hücresi” diye bilinen Adıyaman grubunun yöneticisi Mustafa Dokumacı’nın eşi Ulkar Mammadova mahkemede konuştu. Mammadova'nın beraat ettiği ortaya çıktı.

10 Ekim Ankara Katliamı'nın firari sanıkları ve insanlığa karşı suçtan yargılanan Erman Ekici’nin devam eden davasının 15’inci duruşması Ankara 4'üncü Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülmeye başladı.

Sanık sandalyelerinin boş olduğu salonda insanlığa karşı suçtan yargılanan Erman Ekici, Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) aracılığıyla bağlandı.

IŞİD'in “canlı bomba hücresi” olarak bilinen Adıyaman hücresinin yöneticisi Mustafa Dokumacı’nın eşi ve emniyetin “canlı bomba” listesinde yer alan Ulkar Mammadova tanık olarak dinlendi. Kırıkkale Geri Gönderme Merkezi’nde idari gözlem altında tutulan Mammadova da SEGBİS ile bağlandı.

‘ESASEN ADIYAMANLI GENÇLER GELİYORDU’

Katliam sanıklarından çoğu kişiyi tespit ettiğini belirten Mammadova, katliamın gerçekleştiği dönem Suriye’de olduğunu söyledi. Suriye’deki evlerine Türkiye’den de gelenlerin olduğunu belirten Mammadova, “Adıyamanlı gençler geliyordu. Ömer Deniz Dündar, Kasım Dere, Şamil, Abdulhakim Hoca, Mustafa Delibaşlar, Ebu Musa geliyordu. Ama esasen Adıyamanlı gençler geliyordu” dedi.

Mammadova’nın DAİŞ’liler hakkında “abi ve hoca” gibi sıfatları kullanması dikkat çekti.

'EŞİMİN PARÇALANMIŞ BEDENİNİ GÖRDÜM'

Eşi Mustafa Dokumacı’nın 2020 yılında öldürüldüğünü söyleyen Mammadova, “Mustafa Delibaşlar da PKK’nin Minbiç kuşatmasında öldü. Eşimin parçalanmış bedenini gördüm. Ama kaçtım” dedi.

'UYGUN BİR TÜRK BİRİMİNE TESLİM OLMAMI SÖYLEDİ'

Pandemi önlemleri rahatlayınca Türkiye’ye kaçakçılar yardımıyla geldiğini anlatan Mammadova, kırmızı listeyle arandığını ve isminin emniyetin “canlı bomba” listesinde yer aldığını bildiğini söyledi.

Mammadova, sınırda kendisine para cezası kesilerek serbest bırakıldığını vurguladı. Mammadova, “Türkiye’ye gelme kararı aldığımda kaynanam nerelere başvuracağım konusunda bana bilgi verdi. Bana uygun bir Türk birimine teslim olmamı söyledi. Kaçakçı yardımıyla nehri geçerek Hatay şehrindeki askeri noktada teslim oldum. Direk arandığımı söyledim. Beni şubeye götürdüler oradan da Adıyaman’a sevk edildim” diye konuştu.

‘ASKERLER ZATEN BİZİ GÖRÜYORDU'

Söz alan dava avukatlarından Senem Doğanoğlu, Mammadova’nın Adıyaman’da verdiği ifadeye dair sorular sordu. 2014 yılında Suriye’ye gittiğinde yanında kimlerin olduğunu sordu. Mammadova, “Eşim, ben ve Serpil Dere vardı” dedi.

“Yardım amaçlı hangi örgütle beraber gittiniz” sorusuna “Hiçbir örgütle beraber gitmedik. Zaten sınırı geçerken Türk askerleri bizi gördü biz de ‘yardım etmek için gidiyoruz’ dedik ve askerler bize çantalarımızı taşımaya dahi yardım etti” diye karşılık verdi.

Doğanoğlu’nun “Dönerken Rus Ayşe’yle beraberdiniz. Ayşe sınır dışı edildi ama size para cezası kesildi neden” sorusuna, Mammadova, “Evet ben Türkiye’den evli olduğum için para ceza kesmekle yetindiler. Zaten sınır yoktu. Tarladan geçiliyordu. Askerler zaten bizi görüyordu” yanıtını verdi.

Doğanoğlu’nun “Türkiye’ye Serpil Dere ile birlikte geçtiğinizi söylediniz ama Serpil Dere sizi tanımadığını söyledi ifadesinde, neden böyle dedi sizden korkuyor muydu” sorusuna Mammadova, “Bilmiyorum ama biz onunla kardeş gibiydik” dedi.

‘EŞİM YUNUS EMRE ALAGÖZ'Ü ÇOK SEVİYORDU’

Katliamın faillerinden Yunus Emre Alagöz ve Suruç Katliamı faillerinden Abdurrahman Alagöz’ün evlerine gelip gelmediğine yönelik soruya Mammadova, “Yunus Emre Alagöz’ü tespit ettim. Ankara Gar olayı olduktan sonra tüm faillerin resimleri çıkınca eşim bana Yunus Emre Alagöz’ün fotoğrafını gösterdi. Çok öfkelenmişti. Neden bu gence bu görevi verdiler dedi. Eşim, o genci çok seviyordu. Kişiliği düzgün biriymiş” dedi.

'İKİ YIL PKK'NİN ELİNDE ESİR KALDIM'

Eşi Mustafa Dokumacı’nın Suruç Katliamı’nı hazırlayan kişi olduğuna dair ifadelerin olduğunu belirten Doğanoğlu’na Mammadova, “Eşim yaralıydı. 2018’e kadar ben ona baktım. 2018’den sonra yollarımızı ayırdık ben kaçtım eşim orada kaldı” dedi. Mammadova, “Neden iki yıl sonra tekrar eşinizin yanına gittiniz” sorusuna, “İki yıl PKK’nin elinde esir olarak kaldım. O süre boyunca Azerbaycan’ın bizi almasını bekledim ama olmadı. Ben de eşimin yanına gittim” yanıtını verdi.

HTŞ’DEN ALINAN İZİN BELGESİYLE TÜRKİYE'YE GEÇİŞ

Eşinin o dönem HTŞ egemenli altındaki İdlib’te kaldığını belirten Mammadova’ya Doğanoğlu, “HTŞ egemenliği altındaki bir yerde eşiniz nasıl kalıyordu, siz nasıl kaldınız” sorusunu yöneltti. Mammadova, “Ben bayan olduğum için sıkıntı yaşamadım ama eşim saklanıyordu. Bazen hastanelerde tercümanlık yapıyordum öyle geçiniyordum. Sonra oradan kaçtığımda kaçakçılar HTŞ’den izin belgesi almamı istediler. Sınırdan çıkmamız için bu izin belgesi gerekliydi” yanıtını verdi. Doğanoğlu’nun “O zaman Türkiye HTŞ’den alınan izinle mi sizleri kabul ediyordu” sorusuna Mammadova, “Ben öyle yorumlamıyorum ama bu belgeyi kaçakçıya verdim” diye belirtti.

'BERAAT ETTİM'

Avukat Sarıoğlu’nun “Neden geri gönderme merkezindesiniz” sorusuna Mammadova, “Ben 1 buçuk ay cezaevinde kaldığımda mahkemeye çıkarıldım ve beraat ettim. Savcılık karara itiraz etti bu nedenle dosya üst mahkemeye verildi ben de idari gözlem altında tutuluyorum. Buraya geleceğimi bilmiyordum mahkemede tahliye ve beraat aldığımı duyunca çok sevinmiştim” yanıtını verdi.

‘SURİYE'YE GİDERKEN ÇOK KOLAY OLUYORDU’

Avukat Sarıoğlu’nun “Suriye’ye geçişte askerlerin çantanızı taşıdığını söylediniz, giderken bu kadar kolay oluyor da geldiğinizde neden para cezası kesildi” sorusuna Mammadova, “Bilmiyorum giderken çok kolay oluyordu” yanıtını verdi. (MA)