Curry ve Warriors yeniden zirvede

Şampiyonluklar arasından en iyisini seçmek kolay değil. Ama bu şampiyonluğun gelişine kadar atlatılan badireler, kadronun kendi içinde geçirdiği değişim, bu takımın bir arada kalmayı başarması, Klay Thompson’ın dönüşü, Andrew Wiggins’in kariyerini bu düzenin içinde yeniden şahlandırması, Stephen Curry’nin play-offların başında sakatlığından ötürü yedekten başlamayı kabul etmesiyle içinde tonla eşsiz hikaye barındırıyor.

Golden State Warriors ve Stephen Curry 2 senelik play-off hasretinin ardından bu sene 4. kez NBA şampiyonluğuna ulaştılar. Bunu yaparken 345 milyon dolarlık eşsiz bir harcama ile NBA tarihinin en pahalı şampiyon kadrosu oldular. Bu paranın neredeyse yarısı sadece lüks vergisiydi.

2 ve 3. şampiyonluklar da olduğu gibi Curry’nin yanında gelmiş geçmiş en iyi skorerlerden biri Kevin Durant değil, takıma geldiğinde böylesine belirleyici bir faktör olması hiç beklenmeyen bir Andrew Wiggins vardı.

Diğer bütün şampiyonluklardan hatırladığımız ihtişamındaki Klay Thompson yoktu. Onun yerine bir sporcunun yaşayabileceği en ağır iki sakatlığı yaşamış, sahalardan 941 gün uzak kalmış bir Klay Thompson vardı. Takımın dipte geçirdiği 2 senede topladığı genç yeteneklerin çoğu finaller sahnesinde katkı vermeye hazır değildi. Kuşkusuz gördüğümüz en iyi Golden State Warriors olmasa da bu takım NBA’in zirvesine çıkmak için yeterliydi. Finallerde toy rakipleri Boston Celtics’i 4-2 geçerek, Stephen Curry’nin sırtında son 8 yılda çıktıkları 6. finalden 4. kez şampiyonlukla ayrılmayı başardılar. Maç bitişi ile beraber Curry’nin gözyaşlarını tutamayıp sahada ağlamaya başlaması belki de bu şampiyonluğun diğerlerinden daha özel olduğunu bizlere gösteriyordu. Hele ki son 2 yılda bu takımın düştüğü halleri düşünürsek.

KARANLIK ZAMANLAR

2019 NBA finalleri mağlubiyetinin ardından Golden State Warriors’un elinde, çapraz bağlarını koparmış bir Klay Thompson ve yazın takımdan ayrılacak olan bir Kevin Durant vardı. Kimisine göre takımın en iyi oyuncusu gidiyor ve en önemli 3. starı sakatlanmıştı. 2015’ten itibaren NBA’in zirvesinde olan, basketbol oyununun oynanış biçimini değiştiren ve rekorları altüst eden bu hanedanlığın artık sonu gelmişti.

NBA’in normal döngüsü içerisinde aslında olması gereken de bu. NBA’i en başarılı kılan şeylerden bir tanesi rekabetin sürdürülebilirliğini sağlamasıdır. Sevgili Kaan Kural’ın dediği gibi: ‘Kapitalizmin merkezinde sosyalist bir düzen.’ gerçekten NBA’in operasyon biçimini güzel anlatıyor. Golden State Warriors için de döngünün artık kaybeden tarafına geçme zamanıydı. En azından kamuoyunun beklentisi bu şekildeydi.

Fakat buna direnmekte kararlı birileri vardı. O da takım sahibi Joe Lacob ve genel menajer Bob Myers. Finansal olarak elde tutulması gittikçe imkansızlaşan bir takımı, şu an kazanamasa bile korumak için kararlılardı. Çünkü splash kardeşler Curry ve Klay’in sağlıklarına kavuştuklarında Draymond Green ile birlikte Durant olmadan da şampiyon olabileceklerine inanıyorlardı.

Tam olarak da bu yüzden 2019 yılında Kevin Durant takımdan ayrılma kararı alınca onu bedavaya bırakmak yerine kendisine benzer bir kontrat olan D’Angelo Russel ile takaslamaya Brooklyn Nets’i ikna ettiler. Russel, Durant’in olduğu oyuncunun çeyreği bile değildi. Ama yüksek kontratı sayesinde takıma gelecekte hamle imkanı sağlıyordu. Warriors yönetimi şu an kazanmalarına yardımcı olmasa da sırf bu hamle imkanı için lüks vergisi ödemekten çekinmedi.

Golden State Warriors 2019-2020 sezonuna maaş bütçesi en yüksek takımlardan biri olarak girdi ve pandemi ile erken kesilen sezonda sadece 15 galibiyet ile NBA’in en kötü 2. takımı oldular. Sakatlıklar ve ayrılıkların üzerine bir de Curry sezonun ortasında elini kırınca umutları iyice dibe battı. O sezona dair Warriors adına en belirleyici şey sezon ortasında Minnesota Timberwolves ile yaptıkları D’Angelo Russel’a karşılık Andrew Wiggins takası oldu.

Andrew Wiggins 2014 draftında 1. sıradan seçilmiş, NBA’e çok büyük beklentilerle gelmiş fakat o beklentileri bir türlü karşılayamamıştı. Takasın gerçekleştiği dönemde NBA camiası doğrusunu söylemek gerekirse ondan umudu kesmişti.

Warriors pandemi sezonunu ligin dibinde geçirdikten sonra draftın ikinci sırasından aldıkları James Wiseman ve çapraz bağ sakatlığından dönecek olan Klay Thompson ile yeniden şampiyonluk umutlarıyla 2020-2021 sezonuna başlayacaktı. Fakat Klay Thompson yaz kampında bu sefer aşil tendonunu kopararak, bir kez daha sezonu kapamasıyla Warriors’un sezona dair umutları yine suya düştü. Klay’in yokluğunda Curry ve Draymond Green’in mücadelesi takımı play-in maçlarına kadar götürdü fakat play-offlara sokmaya yetmedi. Böylece 5 sene üst üste final yapan hanedanlık 2 senedir play-offlara bile kalamamış oldu.

BU TAKIMI UNUTMAYIN

2021-2022 sezonuna geldiğimizde Warriors geçen sezonun aksine, oyun felsefelerine daha iyi uyan yan parçaları takıma katmıştı. Sezon içinde son derece iyi bir performans gösteren takım, alıştığımız read and react dediğimiz oyunlarıyla bizleri büyülüyor ve bunun yanında çıkardıkları sürpriz de bir kahraman Jordan Poole ile herkese acaba yeniden olur mu dedirtiyordu. Poole’un sezonu Curry’nin yanında kusursuz geçirmesi taraftarları Klay Thompson’ın dönüşü ile olabilecekler adına fazlasıyla heyecanlandırıyordu.

Yeni yılla beraber Klay Thompson ilk sakatlığından 941 gün sonra NBA parkesine adımını attı. Böylesine önemli bir oyuncunun 30’lu yaşlarına girerken bir sporcunun yaşayabileceği en büyük 2 sakatlığı yaşayıp, böylesine uzun bir aranın sonunda basketbola dönmesi kolay değildi. Ne oyuncu adına ne de takım adına. Yeniden bir adapte olmak sancılı geçecekti. Fakat Warriors’un dipte kaldığı iki senede geliştirdiği yan parçalar özellikle Poole ve Wiggins takımın bu dönemi hafif atlatmasını sağladı.

Warriors, sezon sonunda iki yıl aranın ardından play-offlara kaldı. Play-offlara sakat giren Curry başta takımın ritmini bozmamak için kenardan gelmeyi kabul etti. Play-offlar ilerledikçe şampiyon DNA’sı daha da ortaya çıkan takım her seride bir öncekinden daha iyi gözüküyordu. En doğru anda zirvelerine ulaşmışlardı ve böylelikle yeniden finalde yerlerini almışlardı.

3 kez şampiyon olmuş bir takımın doygunluğa erişmiş olması muhtemeldi. Ama bu noktada o şampiyonlukların ardından diplerde geçen 2 seneyi hatırlamak lazım. Michael Jordan’ın 3 kez arka arkaya şampiyon olup basketboldan 2 seneliğine emekliye ayrılmasına benzer olarak Warriors’da 2 seneliğine tatile çıkmıştı. Şimdiyse bıraktıkları yerden aynı hırsla devam edip yeniden şampiyon olacaklardı.

ELDE EDİLEN EN GÖRKEMLİ ŞAMPİYONLUK

Şampiyonluklar arasından en iyisini seçmek kolay değil. Ama bu şampiyonluğun gelişine kadar atlatılan badireler, kadronun kendi içinde geçirdiği değişim, bu takımın bir arada kalmayı başarması, Klay Thompson’ın dönüşü, Andrew Wiggins’in kariyerini bu düzenin içinde yeniden şahlandırması, Stephen Curry’nin play-offların başında sakatlığından ötürü yedekten başlamayı kabul etmesiyle içinde tonla eşsiz hikaye barındırıyor. Hangi takım şampiyonluğun gelmediği dönemde bile 170 milyon doları lüks vergisine harcamaya yanaşır? NBA tarihinde play-offlarda yedekten gelmeyi kendisine yedirebilecek başka bir süperstar var mı? İki seneyi dipte geçiren bir takım doğruca yeniden zirveye oturabilir mi? Andrew Wiggins gibi bir oyuncuyu başka hangi organizasyon basketbola geri kazandırabilirdi?

Bu şampiyonluk ve Stephen Curry’nin finaller MVP’si oluşu bana kalırsa Warriors hanedanlığı ile ilgili bütün soru işaretlerini ortadan kaldırmalı. Evet Warriors aynı Bulls, Lakers, Celtics ve Spurs gibi bir hanedanlık. Evet Stephen Curry bu oyunun sadece gelmiş geçmiş en iyi şutörü değil ayrıca gelmiş en iyi oyuncularından bir tanesi. Warriors’sız geçirdiğimiz 2 sene bizlere bir şey öğrettiyse o da her haliyle bu takımı ne kadar özlediğimizdi. O yüzden bizlere ne kadar özel bir şey izlediğimizi yeniden hatırlattıkları için şanslı olmalıyız. Zira hayatta hep ikinci geri dönüşler ilkindeki tadı vermez.

Konuk Yazar Haberleri