Farah Zeynep Abdullah: Bu sektörde genç kadınlara ciddi zorluklar çıkarılıyor

Dünya Kitle İletişimi Araştırma Vakfı tarafından Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın katkılarıyla 3-11 Kasım'da düzenlenecek 33. Ankara Film Festivali bugün açılışını yaptı. Sinemada Yeni Soluk Ödülü alan Farah Zeynep Abdullah, “Genç kadınlara gerçekten ciddi zorluklar yaratılıyor sektörde. Özel ödülleri daha yaşlı insanlar alıyor, gençleri gördükleri için bize destek oldukları için Ankara Film Festivali’ne çok teşekkür ediyorum” dedi.

Dünya Kitle İletişimi Araştırma Vakfı tarafından Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın katkılarıyla 3-11 Kasım'da düzenlenecek 33. Ankara Film Festivali açılışını yaptı.

Sinemada Yeni Soluk Ödülü alan Farah Zeynep Abdullah, “Çok zorluk çekiyoruz, çok şeyin üstesinden gelmeye çalışıyoruz. Özellikle genç kadınlara gerçekten ciddi zorluklar yaratılıyor sektörde. Özel ödülleri daha yaşlı insanlar alıyor, gençleri gördükleri için bize destek oldukları için Ankara Film Festivali’ne çok teşekkür ediyorum” diye konuştu. Yönetmen Ceylan Özgün Özçelik ise, “Kadınlar sahneye çıktıklarında ödül aldıklarında çoğunlukla ağlıyorlardı. Bu dikkatimi çekiyordu. Erkekler gayet sakin ama kadınlar ağlıyor ve 2002’de sektörde çalışmaya başladığımda ancak o zaman anlayabildim kadınların niye ağladıklarını. Çünkü çok zor, oraya çıkmak ve kabul görmek” dedi.

Dünya Kitle İletişimi Araştırma Vakfı tarafından, Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın katkılarıyla düzenlenen 33. Ankara Film Festivali, bugün MEB Şura Salonu’nda gazeteci Ünsal Ünlü’nün sunumuyla açılış töreni düzenledi.

Bu yıl Aziz Nesin Emek Ödülü yazar ve müzisyen Zülfü Livaneli’ye, Sanat Çınarı Ödülü orkestra şefi Rengim Gökmen’e, Kitle İletişim Ödülü çevirmen, sinema yazarı, gazeteci, yazar Sevin Okyay’a, Sinemada Yeni Soluk Ödülü ise yönetmen Ceylan Özgün Özçelik ve oyuncu Farah Zeynep Abdullah’a verildi.

Festivalin açılış törenine ödül sahiplerinin yanı sıra, CHP Ankara Milletvekili Levent Gök, CHP Kadın Kolları Genel Başkanı Aylin Nazlıaka, Çankaya Belediye Başkanı Alper Taşdelen, Gazeteci Şükrü Küçükşahin, belgesel yönetmeni ve yazar Nebil Özgentürk, Bilkent Üniversitesi Öğretim Üyesi Andreas Treske ve Gülden Treske katıldı.

Ünsal Ünlü, festivalin; “Bu yıl 33’üncü kez perdemizi açıyoruz. 1988 yılından beri Ankara’nın bütün sinema dostlarıyla birlikte temellerini attığımız bu festivalde emeği geçen, sinemaya gönül vermiş bütün dostları buradan sevgi ile saygı ile selamlıyoruz. Daha dün çok acı bir kaybımız oldu. Geçen sene biz burada festivaldeydik. Sevgili Rıza Akın’ı kaybettik ani bir şekilde. Sanatçının yolunu alkış açar…. Saygıyla ve sevgiyle bir kez daha analım” sözleri ile açılışını başlattı.

Ünlü, açılış konuşmasının ardından, sponsor olanlara teşekkür plaketleri için kişileri ve kurum temsilcilerini sahneye davet etti. Dünya Kitle İletişimi Araştırma Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı İrfan Demirkol, Çankaya Belediye Başkanı Alper Taşdelen’e plaket verdi. Taşdelen Ünlü’nün “İki cümle söylemek isterseniz buyurun…” demesi üzerine; “İki cümle söyleyeyim o zaman; Yaşasın Cumhuriyet, yaşasın Mustafa Kemal Atatürk” dedi.

Ankara Büyükşehir Belediyesi (ABB) tarafından desteklenen festivalde teşekkür plaketini ABB Kültür ve Tabiat Varlıkları Daire Başkanı Bekir Ödemiş ve Kültür ve Sosyal İşler Dairesi Başkanı Hacı Ali Bozkurt aldı. Ödemiş, “Değerli başkanımız bugün burada bulunmayı istiyordu ama aramızda olamadı. Bu değerli etkinliğe şükranlarımızı sunuyor ve katkı verenlere saygılarımı sunuyorum. Biz zannediyorum uzun bir aradan sonra Ankara Büyükşehir olarak ilk kez böyle bir etkinliğe katkı veriyoruz. Bu da bizim için onur. Başkanımızın bu konudaki niyetini biliyoruz, bu artık devam ederek sürecek. Bu senede güze bir işbirliği yapacağız. Ankara’nın UNESCO’nun geçici listesinde olan yapıtlarına yönelik Bilkent Üniversitesi, Ankara Üniversitesi ve film festivali ile birlikte çok güzel kısa filmler hazırladık. Yarın 16.30’da Büyülüfener’de gösterime girecek. Bunu şunun için önemsiyoruz, Ankara hep kuru bir şehir olarak algılanır ama UNESCO’nun geçici listesinde olmak Ankara’nın tarihi ve kültürel olarak ne kadar önemli olduğunu gösteriyor. Bunları da devam ettirelim düşüncesindeyiz” diye konuştu.

Kitle İletişim Ödülü’nü alan çevirmen, sinema yazarı, gazeteci, yazar Sevin Okyay şunları dedi:

“Ankara benim için sinema konusunda hiç yabancı bir yer değil, Mahmut Hocamızın (Tali Öngören) öncüsü olduğu festivalde hep içindeydim. Kendimi hiç yabancı hissetmiyorum. Teşekkür ediyorum.”

“SEKTÖR BİR GİRDAP”

Sinemada Yeni Soluk Ödülü’nü alan yönetmen Ceylan Özgün Özçelik ise şöyle konuştu:

“Cadı bir hakaret nişanesi…Söz dinlemeyen cadı, kahkaha atan cadı, dans eden cadı, gece sokağa çıkan cadı. Cadılar yüzyıllardır dünyanın her yerinde ötekileştiriliyor, yok sayılıyor, cezalandırılıyor, işkence görüyor, öldürülüyor… 90’ların ilk yarısında ortaokul-lise yıllarımda bir sinemasever olarak her film festivaline ödül törenini izliyordum ve kadınlar sahneye çıktıklarında ödül aldıklarında çoğunlukla ağlıyorlardı. Bu dikkatimi çekiyordu. Erkekler gayet sakin, şakalarını yapıyorlar, güldürüyorlar, aşırı rahatlar ama kadınlar ağlıyor ve 2002’de sektörde çalışmaya başladığımda ancak o zaman anlayabildim kadınların niye ağladıklarını. Çünkü çok zor, oraya çıkmak ve kabul görmek. Sektör zor, sektör bir girdap ama bu girdaba karşı kendilerine konulmuş kurallara meydan okuyanlara, alemin kadınlarına, Nihan’a, 15 yıl önce çektiğim kısa filmime, şu an üçüncüsünde olduğum üçüncü metrajıma, benimle birlikte risk alan, benimle birlikte savaşan kamera önünde ve arkasında tüm cadılara teşekkürler.”

“BİR MÜZİK EMEKÇİSİ ONUR ŞENER, BUNDAN BİRKAÇ AY ÖNCE KATLEDİLDİ ANKARA’DA. ONUN ADINA BÜTÜN ŞİDDET OLAYLARINA KARŞI ÇIKMAMIZ GEREKTİĞİNİ DÜŞÜNÜYORUM”

Sanat Çınarı Ödülü olan orkestra şefi Rengim Gökmen de şunları söyledi:

“Bu ödülü büyük bir şükranla kabul ederken anmam gereken iki kişi olduğunu düşündüm. Birisi çok bireysel, birisi hepimizi ilgilendiren bir konu, toplumsal bir konu. Birincisi bana ilk sinema sevgisini veren, daha 1950’lerin başı 40’ların sonunda İkinci Dünya Savaşı’nın son yıllarında Türkiye’de sanıyorum akademik anlamda ilk sinema tahsilini yapan hatta daha sonra büyük ustalar Atıf Yılmazların adını anmış oldukları, ilk senaryo tekniğini ‘senin babanın kitaplarında’ okumuştuk demişlerdi. İlk senaryo tekniğini yazan babam şu anda sağ olsaydı şaşırırdı. Çünkü tiyatro sanatçısı olmasına karşın ilk sinema sevgisini bana veren, elimden tutarak Ankara sinemasına götüren, beni büyük sanat ile tanıştıranı saygıyla anmak istiyorum.

Günlük yaşantımızda bizi rahatsız eden şey var, çok rahatsız eden şey; bu toplum içinde yaşadığımız şiddet olayı. Bu şiddet olayını kabul edilebilir noktada olmadığını düşünüyorum ve hepinize çok büyük bir görev düşüyor. Başta medyaya çok büyük bir görev düştüğünü düşünüyorum. Bir müzik emekçisi Onur Şener, bundan birkaç ay önce katledildi Ankara’da. Onun adına bütün şiddet olaylarına karşı çıkmamız gerektiğini daha doğrusu kısa vadede bazı çözümlere ulaştırılabileceğini düşünüyorum. Bu genç müzisyenin anısı önünde saygıyla eğiliyorum.”

“ÇOK ZORLUK ÇEKİYORUZ”

Sinemada Yeni Soluk Ödülü alan Farah Zeynep Abdullah ise şunları söyledi:

“Beni İrfan Bey aradığında Yeni Soluk Ödülü dediğinde gerçekten çok şaşırdım. Çünkü, ben senelerce kadınlar neden ağlıyor acaba… Çünkü çok zorluk çekiyoruz, çok şeyin üstesinden gelmeye çalışıyoruz. Özellikle genç kadınlara gerçekten ciddi zorluklar yaratılıyor sektörde. Sadece bizim sektörde değil, çoğu yerde… O yüzden çok şaşırdım. Özel ödülleri daha yaşlı insanlar alıyor, gençleri gördükleri için bize destek oldukları için Ankara Film Festivali’ne çok teşekkür ediyorum.”

“ANKARA KÜLTÜRÜN BAŞKENTİ…”

Aziz Nesin Emek Ödülü alan yazar ve müzisyen Zülfü Livaneli de şunları söyledi:

“Rengim Gökmen gibi babasının elinden tutulup sinemaya götürülen çocuk olarak ben de çok mutluyum. Çok önemli bir iş yapıyorsunuz. Emek verenlere, herkese çok teşekkür ediyorum. Alper başkanın yaptığı sanat ve kültür eylemlerine, kültür merkezleri için teşekkür ediyorum. Ankara kültürün başkenti… Biz burada yetiştik, bütün tiyatro oyunlarımızı, kitaplarımızı burada okuduk, oyunlarımızı burada gördük. Filmleri burada gördük ve Ankara’da yetişen insanlar Türkiye’nin kültür hayatında çok önemli yer tuttular.” (ANKA)

Kültür Sanat Haberleri