IŞİD'in vatansız çocukları-2

Bilal ülkesi Fas’tan IŞİD’in hilafet ilanının ardından cihada katılmak üzere Suriye’ye gider. IŞİD saflarındayken Suriyeli Meryem ile imam nikahı ile birlikte olur. İlk çocukları 2016, ikinci çocukları ise 2017 yılında Suriye’de dünyaya gelir.

Hale GÖNÜLTAŞ

IŞİD’lilerin Suriye ve Irak topraklarındayken dünyaya gelen çocuklarının Türkiye’de “vatansız” sayılmaları nedeniyle eğitim ve sağlık gibi temel haklarından yararlanamamalarının yarattığı sorunları ortaya koyan dosyamızın ilk bölümünü “IŞİD’lilerin Vatansız Çocukları-1” başlığı ile dün gündeme taşıdık.

Haberimizde Şeyda’nın Türkiye’den Suriye’ye uzanan cihad yolculuğu, imam nikahlı birlikteliklerinden dünyaya gelen, şu an Türkiye’de bulunan ve vatansız sayıldıkları için IŞİD eğitimi alan çocuklarının durumunu aktardık. Bugün okuyacağınız vakanın ilki Bursa’dan.

İkinci vakada ise anne Gülay’ın talebi üzerine güvenlikleri nedeniyle yaşadıkları yeri belirtmedik. Haberde kullandığımız isimler mahlastır. Okuyacağınız her iki vakada da IŞİD saflarından dönenlerle bire bir görüşme gerçekleştirmedik. Dosyaların ayrıntılarına ilişkin bilgileri müvekkillerinin onayı ile Avukat Onur Güler paylaştı.

Sahte Suriye kimliği ile kimlik

Onur Güler’in aktardığı ilk dosya Fas uyruklu Bilal ve Suriye uyruklu Meryem’e ait. Bilal, ülkesi Fas’tan IŞİD’in hilafet ilanının ardından cihada katılmak üzere Suriye’ye gider. IŞİD saflarındayken Suriyeli Meryem ile imam nikahı ile birlikte olur. İlk çocukları 2016, ikinci çocukları ise 2017 yılında Suriye’de dünyaya gelir. Bilal ve Meryem, ikinci çocuklarının doğumunun ardından kaçak yollarla Türkiye’ye geçmeye karar verir. Meryem’in Suriye vatandaşı olması Türkiye’de İl Göç İdareleri’nden “geçici koruma” ve dolayısıyla “kimlik kartı” alması için avantajdır. Fakat Bilal’in Fas uyruklu olması kaçak yollarla girecekleri Türkiye’de kimlik almasını imkânsız kılacaktır. Bilal, Türkiye sınırını geçmeden bölgede sahte kimlik düzenleyen şebekeler üzerinden ücreti karşılığı Suriye vatandaşı olduğuna dair sahte bir kimlik düzenlettirir. Bilal ve Meryem yanlarında iki çocuklarıyla Türkiye-Suriye sınırını kaçak yolla geçer. Bursa’ya kadar ulaşırlar. Çevreye kendilerini Suriye savaşından kaçan göçmen bir aile olarak tanıtırlar. Fas uyruklu IŞİD militanı, Bilal hem kendisi hem de çocukları için sahte evrakla Bursa İl Göç İdaresi Müdürlüğü’ne başvurur. Kendisi ve çocukları için “geçici koruma statüsü” ve kimliklerini alır. Yaşamlarını Bursa’da sürdürmeye devam ederler.

IŞİD’in sözde şeriat mahkemelerinin katibi

Fakat Bursa polis ve istihbarat birimleri bir süredir kendilerine ulaşan bir istihbaratı değerlendirmektedir. İstihbarat çalışmasının sonunda Bursa’da ikamet eden Suriye uyruklu olduğunu beyan edip İl Göç İdaresi’nden “geçici koruma statüsü” ile evrak alan kişinin Fas uyruklu Bilal olduğu tespit edilir. Tarihler 2018’i göstermektedir. Yaşadıkları eve operasyon düzenlenir. Gözaltına alınan Bilal’in, IŞİD saflarında bulunduğu sırada idam kararlarının verildiği sözde “şeriat mahkemelerinde” katiplik yapan Fas uyruklu M.H.A. olduğu tespit edilir. Bilal, Tem ve savcılık sorgusunun ardından tutuklanır. Fakat etkin pişmanlık yasasından yararlanır. Terör örgütü IŞİD üyeliğinden 2 yıl 1 ay hapis cezası verilir. Bilal 2020 yılında tahliye edilir. Bilal’in sahte kimliğiyle aldığı geçici koruma statüsü iptal edilmiştir. 2020 yılının sonunda üçüncü çocukları Bursa’da dünyaya gelir.

Çocuklara vatandaşlık başvurusuna ret

Bilal, İstanbul’daki Fas Konsolosluğu’na pasaport başvurusuyla birlikte üç çocuğunun da Fas vatandaşlığına alınması için yazılı başvuruda bulunur. Fakat Fas Konsolosluğu, başvuruya olumsuz yanıt verir. IŞİD saflarına katılırken savaşçıların pasaport ve kimlikleri yakıldığı için Bilal’in Fas pasaportu da yoktur. Bilal şu anda hiçbir kimliğe sahip değil. Bilal gibi çocukları da şu anda “vatansız”. Sağlık, eğitim ve yasal seyahat hakları bulunmuyor. Avukat Onur Güler altı, beş ve bir yaşındaki üç çocuğun sağlık sorunları bulunduğunu ama hiçbir şekilde sağlığa ulaşım haklarının bulunmadığının altını çiziyor. Avukat Güler’e “Bilal’in Fas uyruklu olmasından kaynaklı sınır dışı edilmelerine yönelik yasal bir süreç var mı?” sorusunu yöneltiyoruz. Güler, terör suçlarında istinaf ve temyiz yolunun açık olduğunu belirterek “Dosyaları halen Yargıtay'da. Karar kesinleşmediği ve hakkında yurt dışı çıkış yasağı olarak koruma tedbiri olduğu için, sınır dışı kararı şu an verilmiyor” bilgisini aktarıyor.

Almanya’dan Gülay ve Hasan’ın IŞİD’e yolculukları

Onur Güler’in avukatlığını üstlendiği bir diğer dava, hem Türkiye hem de Almanya vatandaşlığı bulunan Gülay’a ait. Onur Güler’in dava dosyasından aktardığı bilgilere göre, Gülay, 2015 yılında Almanya’da yaşayan Türkiyeli Hasan ile imam nikahı ile birlikte olur. Gülay ve Hasan IŞİD’e katılmaya karar verir. Almanya’dan yola çıkan Gülay ve Hasan İstanbul üzerinden kaçak yollarla Suriye sınırına ulaşır. Sınır geçişlerinden sorumlu militan ve aracılar vasıtasıyla Türkiye sınırını geçip Suriye topraklarına ulaşırlar. Artık IŞİD saflarındalardır. Fakat Hasan, Suriye’ye ulaştıktan yaklaşık altı ay sonra çatışmada ölür.

Çifte vatandaş Muhammed ile imam nikahı

Gülay, yas süresini tamamladıktan sonra 2016 yılında Suriyeli IŞİD’li Muhammed ile imam nikahı ile birlikte olur. Muhammed de Almanya’da doğmuş Suriye kökenli cihada Almanya’dan katılmıştır. Almanya doğumlu olmasından kaynaklı çifte vatandaştır. Gülay ve Muhammed’in ilk çocukları 2017, ikinci çocukları 2018 yılında Suriye topraklarında dünyaya gelir. Gülay, Muhammed’e Suriye’de çatışmaların yoğunlaşması, yaşam koşullarının zorluğu nedeniyle örgütten kaçıp Türkiye’ye gitmek istediğini söyler.

İki çocuğu ile teslim

Gülay ve Muhammed, Türkiye’ye geçiş ve karşılaşabilecekleri yasal sorunları aşmaya yönelik plan yapar. Buna göre Gülay çocuklarla Türkiye-Suriye sınırına gelecek, sınır güvenlik güçlerine teslim olacaktır. Kararlarında, IŞİD’in IŞİD saflarından gelen kadınlara yönelik cezasızlık politikasının etkili olduğunu söylemek mümkün. Nitekim Gülay, yanında iki ve üç yaşındaki çocuklarıyla, insan kaçakçıları aracılığıyla Türkiye-Suriye sınırına ulaşır. Sınır güvenlik güçlerine teslim olur. Kan testinde, çocukların Gülay’a ait olduğu teyit edilir. Gülay, güvenlik güçlerine teslim olduğu için, istihbarat, TEM ve savcılık sorgusunun ardından “örgüt üyeliğinden” açılan davada “etkin pişmanlık hükümleri” doğrultusunda ceza verilmesine yer olmadığı kararı çıkar. Gülay çocukları ile birlikte bulunduğu sınır kentinden Türkiye’deki yakınları tarafından alınır. Akrabaları, Gülay ve çocuklarını yaşadıkları kente götürür.

Terör kodu ile sınır dışı

Gülay’ın çocuklarının babası İmam nikahlı eşi Muhammed ise kaçak yollarla Türkiye’ye geçmiştir. Muhammed henüz geçiş yaptığı sınır kentinde bulunduğu sırada güvenlik güçlerince yakalanır. Muhammed’in dosyasını da takip eden Onur Güler, sorgulama ve yargılamanın ardından Muhammed hakkında G-87 tahdit terör kodu uygulanarak sınır dışı edilerek Almanya’ya gönderildiğini söylüyor. Avukat Güler, G-87 tahdit kodunun güvenlik açısından sakıncalı veya terör bağlantılı olabileceği değerlendirilen yabancılara uygulandığını, bu kodun uygulandığı kişilerin de sınır dışı ülkelere giriş yasağı olduğunu belirtiyor.

İki çocuğun eğitim ve sağlık hakları yok

Avukat Güler’in verdiği bilgiye göre Gülay şu anda bir kasabada altı ve yedi yaşındaki iki çocuğu ile yaşıyor. Yurt dışı yasağı bulunuyor. Çocuklarına “nüfus cüzdanı” almak için en yakın Nüfus Müdürlüğü’ne başvurduğunda doğum belgeleri, kimlik bilgileri gibi gereken evrakları sağlayamadığı için talebi ret edilir. Gülay’ın her iki çocuğu da “vatansız” sayılıyor. Sağlık ve eğitim hizmetinden yararlanamıyor. Avukat Güler, her iki çocuğun da sağlık sorunu olduğunu, fakat kimlikleri olmadığı için hastanelerin çocukları kabul etmediğini söylüyor. Avukat Güler, çocukların dini eğitim alıp almadıklarına ilişkin bilgisinin olmadığını söylüyor.

Çocuklar için çözüm ne?

Onur Güler, Nüfus Müdürlüğü’nün çocuklara kimlik verilmesine yönelik ret kararını idari yargıya taşıdıklarını, belirtirken dava süreci ve sorunun çözümüne yönelik şu değerlendirmelerde bulunuyor: “Çocukların annesi olduğu kan örnekleri ile bilimsel yolla ortaya konmuştur. Çocuklar Suriye’de dünyaya gelmiştir ve IŞİD saflarında, çatışmalı ortamda dünyaya gelen çocukların doğum belgelerinin olması mümkün değildir. Suriye’de doğan çocuklar için resmi belge, tasdik ve onay gibi fiziken, fiilen ve teknik olarak edinilmeleri imkansız olan belgelere atıf yapılarak idarenin direniş göstermesi çocuklar açısından ağır mağduriyete sebep oluyor. Çocukların hukuk dışı varlık haline getirilmeleri ağır bir çocuk hakkı ihlalidir. Türkiye Cumhuriyeti kurumlarının bu çocukların hukuksal akıbetlerini askıda bırakmayarak ivedi bir çözüm bulması şart. Aksi taktirde bu çocukların hukuksal varlıkları dahil eğitim ve sağlık hakları bizzat devlet eliyle işlevsiz hale gelecektir”

Özel Haber Haberleri