Saldırganı yanlış açıklanan polisevi soruşturması şimdi de 'dolandırıcılığa' takıldı

Tece Polisevi saldırısı soruşturması, “telefon dolandırıcılığı”na takıldı. "Saldırganlara yardım ettikleri" iddiasıyla tutuklanan kişilerin gerçekte; o akşam kırmızı ışıkta geçtiği için durdurulan ve GBT taramasında daha önce PKK davasından beraat eden bir kişinin aradığı "telefon dolandırıcılığı şebekesi" üyeleri olduğu yönünde bulgular ortaya çıktı.

ERSAN ATAR

Mersin’de polisevine düzenlenen bombalı saldırıdan sonra başlatılan soruşturma, “telefon dolandırıcılığı”na takıldı. Saldırganları yardım ettikleri iddiasıyla tutuklanan kişilerin gerçekte telefon dolandırıcılığı şebekesi oldukları yönünde bulgular ortaya çıktı. Bu kişilerin "saldırı şüphelisi" olmasına neden olansa; onları arayan kişinin kırmızı ışık ihlali sırasında yapılan Genel Bilgi Sistemi (GBT) taramasında daha önce PKK davasından yargılanıp beraat etmesi oldu.

Mersin’in Mezitli İlçesi Tece Mahallesi’nde geçen yıl 26 Eylül’de düzenlenen saldırıda bir polis memuru yaşamını yitirmiş, bir polis memuru yaralanmış ve saldırganlar da ölmüştü. Olaydan hemen sonra İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, saldırıyı düzenlenen örgüt mensuplarından birinin, Dilşah Ercan olduğunu açıklamıştı. Ercan’ın, CHP’nin 2013’te yayınladığı tutuklu gazeteciler raporunda yer almış olması siyasi polemiklere neden olmuş ancak kısa süre sonra, polisevi saldırısında Dilşah Ercan isimli örgüt mensubunun yer almadığı belirlenmişti.

“Terör”den tutuklananlar gerçekte “dolandırıcılık şüphelisi” çıkınca

Polisevi saldırısı soruşturmasındaki tek garipliğin, saldırıyı, saldırıya katılmayan Dilşah Ercan’ın düzenlediği açıklamasından ibaret olmadığı ortaya çıktı.

Saldırıdan sonra 27 kişi gözaltına alınmış, bunlardan 6’sı, saldırganlara yardım ettikleri iddiasıyla tutuklanmıştı. Bu 6 şüpheliden 1’inin, iki kadın saldırgan Tarsus’ta otostop çekerken onları görüp yoldan geçen ziraat mühendisini durduran bekçi, 1’inin de otostop çeken bu kadınları, bekçinin ricası üzerine arabasına alarak Mersin’e getiren ziraat mühendisi olduğu belirlendi.

Soruşturma bu iki isimden ziyade Tece Mahallesi’nde polisevi yakınlarında saldırıdan iki ay kadar önce ev kiralayan ve bu eve gelip giden 4 kişi üzerinde yoğunlaşmıştı.

Kamuoyuna, “saldırıyı düzenleyen örgüt mensuplarına yardım eden kişiler” olarak açıklanan bu 4 kişinin gerçekte telefon dolandırıcılığı şebekesi oldukları yönünde deliller ortaya çıktı. Şüphelilerin kiraladıkları evde yapılan aramada çok sayıda telefon cihazı ve sim kartı bulundu. Bu şüphelilerin polisevi saldırısı ile bağlantılı gibi gösterilmelerinin en önemli delili de polisin 26 Eylül 2022 akşamı bölgedeki şüpheli evlere düzenlediği baskın sırasında “şüphelilerin telefonlarını pencereden atmaları” gösterilmişti. Soruşturma sırasında şüphelilerin attıkları bu telefonların aslında telefon dolandırıcılığı için kullandıkları cihazlar olduğu belirtiliyor. Ancak şüphelilerin soruşturmanın başında, polisevi saldırısı ile bağlantıları bulunmadığını bildikleri için telefonları da dolandırıcılık için kullandıklarını söylemedikleri değerlendiriliyor.

Kırmızı ışıktaki GBT sorgusu nasıl şüpheli yarattı?

Soruşturma dosyasındaki bilgilere göre bu kişilerin "saldırı şüphelisi" olmaları da bir o kadar ilginç oldu. Şüphelilerden M.K., 26 Eylül 2022 gecesi, her gün gittiği nargile kafeden otomobiliyle dönerken kırmızı ışığı ihlal etti.

Trafik polisi, o geceki duyarlılık gereği sadece plakayı değil, kişinin güvenlik sorgulamasını da yaptı. Yapılan Güvenlik Bilgi Sistemi (GBT) taramasında M.K.'nın daha önce "örgüt üyeliği ve propaganda" suçundan yargılanıp beraat ettiği belirlendi.

Polis, bunun üzerine M.K.'nın yakın zamanda telefonla aradığı kişileri araştırdı. Bu kişilerden biri, Tece Mahallesi'ndeki evde bulunan ve telefon dolandırıcılığı yaptığı değerlendirilen bir kişiydi. Bu kişinin aradığı diğer kişiler de araştırılınca penceresinden telefon atılan eve ulaşıldı. Böylelikle Mersin'deki şüpheli sayısı M.K. ile birlikte 4'e ulaştı.

M.K.'nın geçmişte yargılanıp beraat ettiği davasının görüldüğü GBT taraması, diğer üç kişinin de PKK’nın düzenlediği saldırıyla bağlantı kurulmasına olanak sağlamış oldu.

Sorgu sırasında “saldırganlara yardım” sorulamadı

Soruşturmadaki bu gariplik, şüphelilerin sorgusuna da yansıdı. İki kadın saldırgana eylem öncesi ve sırasında yardım ettikleri iddiasıyla tutuklanan ve önceki gün tutukluluk hallerinin devamına karar verilen şüphelilere Emniyet, Savcılık ve Sulh Ceza Hakimliği’ndeki sorguları sırasında somut “saldırıya yardım” sorusu yöneltilemedi.

Emniyetteki ifadede sadece, “Yaşanan saldırı olayı öncesi, olayı gerçekleştiren örgüt mensuplarına sağladığınız yardımlar nelerdir” şeklinde genel bir soru yöneltildi. Şüpheliler de ifadelerinde “Saldırıyı gerçekleştiren örgüt mensupları ile bir ilişkim ve irtibatım olmadığından bir imkan sağlamadım” cevabını verdiler.

Emniyetteki sorgu tutanakları, sorgu sırasında bir daha “yardım” iddiasının gündeme gelmediğini gösterdi.

Şüphelilerin savcılık ve sulh ceza hakimliği sorgu tutanaklarına göre ise “saldırganlara yardım” iddiası hiç gündeme gelmedi. Bu sorgu sırasında daha çok telefonlarının Tece Mahallesi’nde sinyal ve konum kaydı vermesi soruldu. Şüphelilerden bazıları zaten Tece Mahallesi’nde oturduklarını bazıları da o bölgeden hiç geçmediklerini savundular.

Savcılık bu aşamadan sonra şüphelilerin evinde bulunan telefon cihazı ve sim kartlarını soruşturma yoluna gitti. Bu sırada, şüphelilerden birinin evinde bulunan Kıbrıs hattını içeren sim kart sorgu konusu oldu.

Özel Haber Haberleri