Muhafazakar partilerle LGBTİ’leri konuştuk: "Hastalık" "Karışmıyoruz" "Özendirici olmamalı"

AKP, DEVA, Gelecek ve Saadet partilerinde siyaset yapan kadın yöneticilerle LGBTİ ’lara bakışlarını, iktidarın 18 yıllık söylem değişimini, partilerinin yaklaşımlarını sorduk.

 

Yıl 2002…

“Eşcinsellerin de kendi ve hak ve özgürlükleri çerçevesinde yasal güvence altına alınması şart. Zaman zaman bazı televizyon ekranlarına onların da muhatap oldukları muameleleri insani bulmuyoruz.”

Yıl 2021

“Ailenin direği annedir anne. Bu lezbiyenlerin mezbiyenlerin söylediklerine takılmayalım. Biz analarımıza bakalım analarımıza…”

Her iki açıklama da Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın... Aradan geçen 18 yılda neyin değiştiğini aynı gelenekten gelen  AKP, DEVA, Gelecek ve Saadet partilerinin kadın yöneticilerine sorduk. Ve toplumun değer yargıları aile yapısı, düzeni gerekçe gösterilerek hepsinden de aynı yanıtı aldık: "Özgürlüklerine karışmıyoruz ama fazla köpürtülmesinler…” 

“LGBTİ’nin dünyanın gerçeği olduğunu biliyoruz”

Gelecek Partisi Kadın Politikalarından Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Habibe Çiftçioğlu Başar ile başlayalım. Başar "Onlar da bu toplumun insanlarıdır, insan hakları anlamında her haktan faydalanmalılar. Ama elbette toplumun ve ailenin yapısının korunması esastır" diyor ve devam ediyor:

“LGBTİ'nin dünyanın gerçeği olduğunu biliyoruz. Toplumun yüzde 4'ünün yönelimleri farklı olan kişiler olduğunu biliyoruz. Bunun doğuştan bir hastalık olduğunu biliyoruz. 18 yaşından önce bu tercihler varsa tıbben çocuk oldukları için bu araştırmaların içersine girmediğini biliyoruz. 18 yaşından sonra yani artık birey olarak kabul edildikten sonra çocukluktan çıktıktan sonraki tercihlerinin netleştirilerek önümüze getirildiğini biliyoruz.

“Aile yapısının korunması esastır”

Toplum gerçeğidir. Onlar da bu toplumun insanlarıdır, insan hakları anlamında her haktan faydalanmalılar. Ama elbette toplumun ve ailenin yapısının korunması esastır. Hepimizin aileleri var ve biz aile yapısının korunmasını istiyoruz.

 “Hastalıksa saygı duymak zorundayız”

 Bu bir hastalıksa elbette buna saygı duymak zorundayız elbette olduktan sonra. Bunun parlatılması, çoğaltılması, özendirilmesi konusunda temkinli ve dikkatli olmak gerekiyor, ama olduktan sonra hiç kimseyi ötekileştiremezsiniz, onları yok sayamazsınız, sahiplenmek ve korumak zorundasınız. 

Devlet hata yapana, suç işleyene tokadını gösterir, ama kendi vatandaşına asıl göstermesi gereken devletin şefkat elidir. Toplumun tüm bireylerine ayrıştırmaksızın devlet şefkat elini göstermek ve eşit hizmet etmek zorundadır. Vazgeçemediğimiz şeyler vardır, eğitimde, adalette eşitlik, siyasette yer almada eşitlik her alanda insanların cinsiyetlerine, şunlara bunlara bakılmaksızın sadece liyakatlerine göre yer bulmaları gerekir.

“İnsanlara nesin necisin diye sormuyoruz”

Onlar da bir insandır bir bireydir, bizi buraya gelen insanlara nesin necisin demiyoruz. Bizimle çalışmak isteyen, bu ülkeye hizmet etmek istiyorum diyen, ülkenin geleceğinde söz sahibi olmak istiyorum diyen ve siyaset yapma yeterliliğine ve liyakatine sahip herkesi, liyakatlerine göre değerlendirerek ne cinsiyetine ne onun oturduğuyla, ne demografik yapısına ne de inancına göre değerlendirmiyoruz. Liyakatlerine gör değerlendirip partimize alıyoruz. Dolayısıyla tüzükte de böyle bir ayrımcılık yapılmasına ihtiyaç duymadık ve açıkçası aklımıza bile gelmedi. Bunu ayrımcılık olarak da görüyorum. Partinizde kadınların yer alması gerekiyor diye yazmak ne kadar anlamsızsa bence bunu yazmak da o kadar anlamsız.”

“Kendi bireysel kararlarıdır”

DEVA  Partisi Sosyal Politikalardan Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Elif Esen partisinin tutumunu şu sözlerle açıklıyor:

“Biz tamamen insani özgürlükler, haklar kapsamında bakıyoruz. Toplumda, onların kendi cinsel yönelimleridir, kendi bireysel kararlarıdır. Bir devlet tüm vatandaşlarına eşit durmak zorundadır, eşit hizmet vermek zorundadır. Böyle bir ayrışmaya gidilemez.

“Türkiye mozaiktir”

Sayın Cumhurbaşkanı'nın yıllar önce belediye başkanlığı zamanında yaptığı konuşmalara dönüp baktığınızda benzer ifadeleri kendisinin de kullandığını görüyoruz.

Ben yine soruyorum bugün değişen ne?  Dinimizde bugün değişen bir şey olmadı, toplum yapımız elbette ki bütün dünyadaki toplumlar geliştiği değiştiği gibi bizim toplum yapımız da gelişti. Farklı ideolojiler, farklı görüşler, kültürel yapılar her zaman Türkiye'de vardı zaten. Türkiye bir mozaiktir, Türkiye'nin bu mozaiği bu insan zenginliği de bir katma değerdir Türkiye için. Buna ayrıştırıcı değil birleştirici olarak bizlerin bir araya getirmemiz, DEVA Partisi de tam da bunu yapıyor inanın. Biz farklı ideolojilerden arkadaşlarımızla bugün yan yana, kol kola, kadınıyla erkeğiyle, genciyle yaşlısıyla hiç ayırt etmeden ülkemiz için çalışıyoruz, çünkü ülkemiz gerçekten zor durumda.

“Kimseye tercihi sormadık”

(Partide LGBTİ çalışan var mı) Gönüllü arkadaşlarımız arasında var mı bilmiyorum açıkçası, bilmeden kayıtlarımıza  bakmadan bir şey söylemem mümkün değil. Benim bildiğim kadarıyla yok, gönüllülerimiz arasında olması konusunda sakıncasının da olduğunu düşünmüyorum. Biz parti politikamızda bu bireysel hak ve özgürlüklerimizi açık bir şekilde ilettik.

Partimizin programında ilk sayfada zaten. Bireysel, haklar, demokrasi, özgürlükler biz bunları söyleyerek başlıyoruz. Biz ilk yola çıktığımızda veri tabanımızdan faydalandık ve hiç tanımadığımız kişilerle iletişime geçtik. Hiç tanımadığımız kişilere telefon açtık, bizimle birlikte olmak ister misiniz dedik. kimseye sormadık sizin böyle bir tercihiniz var mı yok mu diye.” 

Bugün değişen ne?

Zira AKP 2015'te yayınladığı bir broşürde LGBTİ'ler için şunları yazmıştı : "Türkiye Ramazan ayının ortasında İstiklal Caddesinde Gay Pride yapabilen bir ülke. Muhafazakar insanların daha görünür olması kimsenin hayat tarzına müdahale edildiği anlamı taşımıyor. Ak Parti'nin kimsenin hayat tarzına müdahale etmek gibi bir niyet olmadı, asla da olmayacak."

“Şimdi ne değişti de Onur Yürüyüşleri yasaklandı, altı yıl önceki seçim broşüründe yer alan LGBT'leri temsil eden bayrak yasaklı hale geldi?”

“Yargılamıyoruz ama özendirici olmamalı”

AKP Edirne Milletvekili ve TBMM Kadın Erkek Fırsat Eşitliği Komisyon Başkanı Fatma Aksal yanıtlıyor:

“Ben bakışımızda hiçbir değişiklik olduğunu düşünmüyorum. AK Parti kurulduğu günde söylediğimiz bugün de söylediğimiz aynı şey. Biz hiç kimsenin yaşam tarzına müdahale etmiyoruz, etmedik de. Tam tersine özgürlük alanlarını genişlettik. Ama söylediğim gibi aile bizim toplumun temelidir. Aile değerlerimiz var, toplumun belli değerleri var. Biz kimseyi cinsel tercihlerinden ötürü yargılamıyoruz. Ama şöyle de bir duruşumuz var tabii AK Parti olarak, bu da özendirici olmamalı, bunun özendirilmesini de tasvip etmiyoruz. Yoksa kimsenin cinsel tercihini de bilmiyoruz zaten, kimsenin cinsel tercihi de sorulmuyor bu ülkede.

Biz AK Parti olarak, iktidara geldiğimiz günden beri hiç kimsenin yaşam tarzına müdahale etmedik. Bunu bizzat ben kendim biliyorum.”

 

“Nesillerin güvenliği açısından tehdit”

Saadet Partisi Kadın Kolları Başkanı Ebru Asiltürk ise bu kavramlar eliyle cinsel yönelimlerin meşrulaştırıldığını söylüyor:

“Bu kavramlar dolayısıyla bir takım cinsel yaklaşımların meşrulaştığını görüyoruz, kanunlarla legalize edildiğini görüyoruz. Bunun da nesillerin güvenliği açısından tehdit ve tehlike olarak görüyoruz. Bir de bu meselenin eğitim, öğretim, siyasallaşma ve propaganda hakkının verilmesi bizi tereddüde sevk eden unsurlar. İtirazımız bu noktada.

Bizim burada itirazımız anayasanın 41. maddesinin devletin bireye yüklediği sorumluluk dahilindedir. 41. maddede der ki, ailenin ve ailenin unsurlarının maddi ve manevi varlığı ve nesillerin güvenliği için devlet sorumludur der. Biz bu manada bu kavramların anayasanın bu maddesine tehdit ve tehlike içerdiği kanaatindeyiz.

Elbette ki siyasal bir oluşum olarak hem devletin anayasal vazifesini yapması bu noktadaki nesillerimizin güvenliğinin temini açısından da itirazımız var. Şimdi biz insanların kişisel tercihlerine, nasıl yaşamak istediklerine asla karışamayız. Meselenin dernekleşmesine, örgütlenmesine, propaganda yapacak şekle gelmesine ve bu noktada çocuklarımıza yönelik bir tehdit olarak görüyoruz. Yoksa kimsenin şahsi yaşantısı ne bir diğerini ne de devleti bu manada ilgilendirir."

 
HABER DOSYAMIZIN PODCASTİNİ DİNLEMEK İÇİN PLAY TUŞUNA BASIN


Araştırma Haberleri