Kartalkaya faciasının 1. yılı: Zaman 21 Ocak'ta durmuş gibi...

Kartalkaya faciasında abisi ve iki yeğenini kaybeden Çiğdem Sarıtaş, “Savcının ceza indirimi istemesi bizi çok incitti, yaramızı deşeledi. Bizim hayatlarımız zaten bitti; ama hayali olanlar için adalet istiyoruz” dedi.

GÜLSEVEN ÖZKAN

Bolu Kartalkaya Kayak Merkezi’nde bulunan Grand Kartal Otel’de 21 Ocak'ta çıkan yangında 36’sı çocuk 78 kişi hayatını kaybetti, 137 kişi yaralandı. Türkiye’nin en büyük facialarından biri olan yangın ardından yargılama süreci de henüz tam olarak bitmiş değil. Yangının üzerinden bir yıl geçmesine rağmen acılı aileler için geçen süre kaybın ağırlığını hafifletmedi.

Yangında ağabeyi Yılmaz Sarıtaş ile 13 ve 15 yaşındaki iki yeğenini kaybeden Çiğdem Sarıtaş, facianın ardından yalnızca ailesini değil, hayatındaki dayanağını da yitirdiğini söyledi.

Aynı dönemde kanser tedavisi gören Sarıtaş, kendisini doktor doktor gezdiren ağabeyinin ölümünün ardından tedaviyi bırakmak istediğini, ancak yaşlı anne ve babasının tek evladı olduğu için bu kararı sürdüremediğini dile getirdi. Yangının üzerinden bir yıl geçmesine rağmen Sarıtaş için zaman hâlâ 21 Ocak’ta durmuş durumda. Sarıtaş, hem yaşadığı kişisel yıkımı hem de adalet arayışını Kısa Dalga'ya anlattı.

“Dün müydü, sabah mıydı, zaman kavramı iyice gitti” diyen Çiğdem Sarıtaş, geçen bir yılı kabullenemediklerini belirterek şunları söyledi:

“Hayallerimiz, hayatlarımız gitti”

“Bir yıl bu kadar çabuk mu geçti? Bana daha dün gibi geliyor. İlk günkü gibiyiz, hâlâ 21 ocaktayız” ifadelerini kullandı. Ailesinin alt soyunu kaybettiğini vurgulayan Sarıtaş, yaşadığı yıkımı “Benim alt soyumdu yeğenlerim, benim çocuğum yok, iki kardeştik. Alt soyumuz, hayallerimiz, hayatlarımız hepsi gitti. Keşke diyorum onlar yaşasaydı da ben gitseydim. Çünkü onlar yaşamayı hak ediyordu”. İnanmakta zorlanıyoruz. Kabullenemedik, kabul etmek istemiyorum zaten.

Bu acının bir ilacı yok. Ben ilaç kullanıyorum, annem reddediyor ama ilaç da sadece sizi donuklaştırıyor. Ama yine deli deli düşünceler kafanızda, hep onlar aklınızda. Toplum, doktorlar, hiçbir farmakolog bu acının ilacını bulamaz. Acınızla baş başasınız.

“Tedaviyi reddettim, abim yoktu ama onun için devam ettim”

Ben mahalle muhtarıyım. İşime gidemiyorum bir yıldır. Bir de kanser tedavisi görüyorum. Bu olay yaşandığında da ışın alıyordum, kemoterapim bitmişti.” Tedavi sürecinde en büyük destekçim ağabeyimdi. Beni doktor doktor gezdiren abim artık yanımda değildi. Ben tedaviyi reddettim, istemedim. Ama benim yaşlı bir annem, babam var. Ellerinde tek kalan evlatları benim. 'Abin sana çok emek verdi, tedaviyi yarın bırakamazsın' dediler ve ben tedavime devam etmek zorunda kaldım.

“Ceza indirimi istemesi bizi çok incitti”

Savcı bey bizi çok şaşırttı. Bütün tanıkları, müşteki yakınlarını dinledi. Ama o kadar dinlemeye rağmen hâlâ öyle bir mütalaa hazırlaması, istinaf mahkemesine başvurması, cezalarının indirilmesini istemesi bizi çok şaşırttı. Savcı biraz empati kurması gerekirken sanki hiç bunlar yaşanmamışçasına ceza indirimi istemesi bizi çok incitti. Yaramızı iyice deşeledi. Çünkü ortada o suçların indirilmesini gerektirecek bir somut veri yok.Kamu görevlileri süreci ayrı bir yara bizim için. Biz istiyoruz ki asıl sorumluların da bir an önce soruşturulmasına başlansın. Kimse kimseyi kayırmasın. Bizim hayatlarımız yarım kaldı. Ailelerimiz parçalandı. Hayalleri olmayan insanlar için adaletin de bir anlamı yok. Adalet hayalleri olanlara lazım. Çünkü bizim hayatlarımız zaten bitti. Bundan sonra bize adalet hiçbir şey getirmeyecek. Sevdiklerimizi de geri getirmeyecek. Hayalleri olan herkes adalete tutulsun istiyorum.”

Yargılama ne durumda?

Aileler yaşadıkları sürecin üstesinden gelmeye çalışırken yargı süreci devam ediyor. Yargılama aşamasında ise ilk günden şimdiye kadar gelinen süreç birçok soru işaretini de beraberinde getirdi.

Facia sonrası Bolu Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından geniş bir soruşturma başlatıldı. Aralarında otel sahipleri, yönetim kurulu üyeleri, teknik personel ve kamu görevlileri olmak üzere çok sayıda şüpheli hakkında işlem yapıldı. 17 Mayıs 2025 tarihinde Bolu Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yangına yönelik iddianame tamamlanarak Bolu 1. Ağır Ceza Mahkemesi’ne sunuldu.

İddianamede, yangının önlenebilir olduğu, ancak otel yönetimi ve sorumluların yangın güvenliğiyle ilgili yükümlülüklerini yerine getirmemesi nedeniyle facianın yaşandığı belirtildi. İddianamede; yangın alarm sistemlerinin çalışmaması, acil çıkışların yetersizliği, yangın merdivenlerinin kullanılamaz durumda olması ve personelin tahliye konusunda eğitimsiz olması gibi çok sayıda eksiklik sıralandı.

Bu eksikliklerin otel sahipleri ve yöneticileri tarafından bilindiği halde giderilmediği belirtilerek, bazı sanıklar hakkında “olası kastla birden fazla kişinin ölümüne neden olma” suçlaması yöneltildi. İddianamede 13 kişi için 78 kez “olası kastla öldürme” gibi ağır suçlamalarla 1998’er yıla kadar hapis talepleri, diğer 19 kişi için ise 22 yıl 6 aya kadar hapis cezaları talep edildi.

Müebbet cezası verildi

İddianamenin kabul edilmesi ardından 7 Temmuz’da Bolu 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nde yargılama başladı. 20'si tutuklu 32 sanığın yargılandığı davada Mahkeme Heyeti 31 Ekim’de kararını açıkladı. Tutuklu sanıklar otelin sahibi Halit Ergül, şirketin yönetim kurulu üyeleri Emine Murtezaoğlu Ergül, Elif Aras ve Ceyda Hacıbekiroğlu, otel müdürü Zeki Yılmaz, Gazelle Otel Genel Müdürü Ahmet Demir, otelin muhasebe müdürü Kadir Özdemir, otelin genel müdürü Emir Aras, Bolu Belediye Başkan Yardımcısı Sedat Gülener, İtfaiye Müdür Vekili Kenan Coşkun ve itfaiye eri İrfan Acar, 34 çocuğa karşı 'Olası kastla öldürme' suçundan 34'er kez müebbet hapis cezasına çarptırdı. Aynı sanıklara ayrıca yangında yaşamını yitiren 44 yetişkin yönünden 44'er kez 'Olası kastla öldürme' suçundan 24 yıl 11'er ay hapis cezası verildi.

Heyet, “bilinçli taksirle birden fazla kişinin ölümüne ve yaralanmasına neden olma” suçlamasıyla da çok sayıda sanık hakkında hapis cezası kararı verdi.

Karara göre, otelin muhasebe biriminde görev yapan Cemal Özer ile Mehmet Salun ayrı ayrı 22 yıl 3 ay hapis cezasına mahkûm edildi. LPG tesisat bakım sorumluları Doğan Aydın ve Muharrem Şen ile İş Güvenliği Uzmanı Kübra Demir hakkında ise 21 yıl 4 ay 15 gün hapis cezası verildi. Heyet; mutfak personeli Reşat Bölük, otelin teknik görevlileri Tahsin Pekcan ve Hüseyin Özer, denetim şirketi yetkilisi Ali Ağaoğlu, şirket çalışanı Aleyna Beşinci, kafeyi işleten firmaların yetkilileri İbrahim Polat ve İsmail Karagöz, İl Özel İdaresi Genel Sekreteri Sırrı Köstereli, Genel Sekreter Yardımcısı Bünyamin Bal, eski Ruhsat ve Denetim Müdürü Mehmet Özel ile Ruhsat ve Denetim Müdürü Yeliz Erdoğan hakkında da 21’er yıl hapis cezası hükmü kurdu. Ayrıca, otelin resepsiyon görevlisi Yiğithan Burak Çetin 12 yıl, teknik personel Bayram Ütkü ise 18 yıl hapis cezasına çarptırıldı.

Gerekçeli kararda ihmaller tek tek sıralandı

Heyet, aralık ayında sanıklar hakkında hükmedilen cezalara ilişkin gerekçeli kararını da kamuoyuyla paylaştı. 847 sayfadan oluşan gerekçeli kararda, sanıklar hakkında verilen hapis cezalarının hangi nedenlere dayandırıldığı ayrıntılı biçimde ortaya konuldu.

Kararda; otelde yangın alarm sistemi, acil çıkışlar, duman tahliye düzenekleri, sprinkler sistemi ve elektrik tesisatı gibi hayati öneme sahip güvenlik altyapılarındaki ciddi eksikliklerin giderilmediği vurgulandı.

Ayrıca bu eksiklikleri tespit eden denetim raporlarının iptal edilmesi amacıyla belediye sürecine müdahalede bulunulduğu, buna karşın gerekli önlemlerin alınmadığı belirtildi.

Gerekçeli kararda, sanıkların iş sağlığı ve güvenliği mevzuatından kaynaklanan sorumluluklarını yerine getirmedikleri, alınması zorunlu tedbirlerin ihmal edildiği ve bu ihmallerin sonuçları itibarıyla ağır bir kusur oluşturduğu ifade edildi. Bu hususların, ceza miktarlarının belirlenmesinde esas alınan temel unsurlar arasında yer aldığı kaydedildi.

Savcılık istinaf başvurunda bulundu

Buna karşılık Bolu Cumhuriyet Başsavcılığı, karara itiraz ederek istinaf yoluna başvurdu. Başsavcılık, otel sahibinin eşi ile kızları hakkında verilen hapis cezalarının orantısız ve yüksek olduğu görüşünü dile getirdi.

İstinaf başvurusunda, otelin yönetim kurulu üyesi ve yöneticileri konumunda bulunan Emine Murtezoğlu Ergül ile kızları Elif Aras ve Ceyda Hacıbekiroğlu hakkında “olası kastla kasten öldürme ve yaralama” suçlarından kurulan mahkûmiyet hükümlerinin kaldırılması talep edildi.

Savcılık ayrıca, otel müdürü Zeki Yılmaz hakkında da hukuki nitelendirmenin değiştirilmesini istedi. Bu kapsamda Yılmaz’ın, patronun eşi ve kızları için de daha düşük ceza verilmesine imkân tanıyacak şekilde “bilinçli taksirle birden fazla kişinin ölümüne ve yaralanmasına neden olma” suçundan cezalandırılması gerektiği savunuldu. Başsavcılığın istinaf talebinin kabul edilmesi durumunda, söz konusu sanıklar hakkında verilen ağırlaştırılmış müebbet hapis cezalarının ortadan kalkmasının önü açılabilecek.

Üst düzey yetkili görevden alındı

Öte yandan 17 Ocak’ta önemli bir gelişme yaşandı. Yangın ardından Cumhurbaşkanlığı tarafından alınan kararla Uludağ Alan Başkanı Bülent Çınar Çavuş görevden alındı. Çavuş’un yerine, Kültür ve Turizm Bakanlığı bünyesinde Antalya İl Kültür ve Turizm Müdürü olarak görev yapan Candemir Zoroğlu atandı.

Görevden alınan Bülent Çınar Çavuş’un, Bolu Kartalkaya’da 78 kişinin hayatını kaybettiği Grand Kartal Otel yangınına ilişkin yürütülen soruşturmada “şüpheli” sıfatıyla dosyada yer aldığı biliniyor. İddialara göre Çavuş, yangının meydana geldiği dönemde Kültür ve Turizm Bakanlığı Kontrolörler Kurulu Başkan Vekili olarak görev yapıyordu ve otelin denetiminden sorumluydu.

Gündem Haberleri