Çocuk odasından doğan terör: "Terrorgram" tehlikesi

Almanya’da yapılan yeni bir araştırma, "Terrorgram" adlı bir ağın çocukları nasıl yıldırım hızıyla radikalleştirdiğini ve tehlikesinin boyutunu ortaya koydu. Peki Terrorgram nedir?

Almanya'da yapılan yeni bir araştırma gençler arasında terör, şiddet, kadın nefreti ve antisemitizmin yayılmasına sebep olan aşırı sağcı "Terrorgram" hareketinin ulaştığı boyutu gözler önüne serdi.

Almanya'nın Baden-Württemberg Eyaleti Emniyet Teşkilatı'na bağlı Emniyet İstihbarat ve Terörle Mücadele Merkezi (SAT BW) bünyesinde yapılan çalışma "Almanya'da ergenlik çağında teröristler" başlığını taşıyor. Araştırmaya göre, bu yaş grubu arasında yeni bir neofaşist ve aşırı sağcı hareket olan "Terrorgram" yaygınlaşıyor.Telegram adlı haberleşme uygulaması üzerinden örgütlendikleri için "Terrorgram Ağı" olarak nitelendiriliyor.

Uzmanlara göre bu hareket, bilinen ve tahmin edilenden çok daha hızlı şekilde radikalleşiyor.

Baden-Württemberg eyaletindeki uzmanlarca yürütülen araştırma; emniyet ya da istihbarat birimlerinin radarına takılan, tamamı erkek ve Alman vatandaşı olan, yaş ortalaması da 16 civarındaki 37 genç üzerinden yürütüldü. Emniyete göre, merkezi bir yapılanması olmayan Terrorgram ağının veya hareketinin tam üye sayısı bilinmiyor; ancak Eyalet İçişleri Bakanı Thomas Strobl'e göre bu üç haneli bir sayılara kadar ulaşıyor.

Homojen bir yapıya sahip olmayan aşırı sağcı bu hareketin Neonazi örgütlerle ise doğrudan bir bağı yok.

Uzmanlar, araştırmada böyle bir hareketin gençler arasında neden yaygınlaştığına ilişkin tespitlere de yer verdi. Araştırmacılar, çoğu psikolojik sorunları olan ve genelde izole yaşam süren bu çocuk ve gençlerin toplumda kendilerini dışlanmış hissettiğine dikkat çekti. Uzmanlara göre topluma karşı duydukları öfkeyi sanal dünyada kendi benzerleriyle paylaşırken bir eleştiriyle karşılaşmıyor, bu nedenle de aidiyet duygusu hissediyorlar. Terrorgram hareketinde katılan gençler böyle bir ortamda da "aşırı şiddet hayallerini, antisemitik görüşlerini ve kadınlara yönelik nefretlerini" karşılıklı olarak tetikliyor. Araştırmaya göre bu grup içinde satanist grupların da faal olduğu görülüyor.


Yaş ortalaması 16 civarında olan "Terrorgram" sempatizanı gençler, radikal ve şiddet içeren görüşlerini internette kendileri gibi düşünenlerle paylaştığından eleştiri veya tepkiyle karşılaşmıyor, aksine birbirilerini yüreklendirdikleri dikkat çekiyor
Fotoğraf: NomadSoul/Panthermedia/IMAGO

Çocuk odasından terör saldırısı fantezisine

Araştırmaya göre çocuk odalarında ailenin bile fark etmediği "yıldırım hızıyla" ilerleyen bir radikalleşme yaşanıyor.

Harekete dahil gençler arasında bazılarının yaşı 12 veya 13. Uzmanlara göre çocukları doğrudan terör saldırısı planına sürükleyen bu akım, dijital mecrayı aşırı sağcı propagandayı yayma ve yeni üye devşirme için kurnazca kullanıyor.

Baden-Württemberg İçişleri Bakanı Strobl, hafta başında araştırmanın sonuçlarını açıklarken "Bu gençlerin sadece birkaç kafası karışık çocuklar olduğunu düşünenler kesinlikle yanılıyor" diye uyardı. Bu konudaki bulguların ciddiye alınması gerektiğini vurgulayan Bakan, Terrorgram hareketini "ateşle oynayan tehlikeli bir ağ" olarak niteledi.

Araştırmada incelenen gençlerin çoğunun planladığı şiddet eylemleri için "ileri düzeyde veya açıkça görülebilir" şekilde hazırlıklar yaptığı tespit edildi. Bu gençlerin örneğin planları için silah temin ettikleri ve eylem hazırlığını ilerlettikleri belirtiliyor. Bu nedenle de istihbarat birimleri "somut saldırıların engellendiğinden" söz ediyor.

Terrorgram'a katılan gençlerin amacı ne?

Araştırma sonuçlarına göre, söz konusu ergenlerin şiddete meyletmedeki amacı karmaşa yaratarak mevcut toplumsal düzeni yıkmak. Terrorgram'cıların terör eylemi için hazırlık yaptığı da bulgular arasında. Paylaşımlarında özellikle ırkçı ve antisemitik ideolojilere hayranlıklarını ifade ettikleri görülen bu gençler, düşman gördükleri azınlık mensuplarına, devlet kurumlarına ve kendilerine karşı olanlara saldırı çağrısı yapıyorlar.

Bu yolla hem korku yaymayı hem de "taklit eylem" fantezisi olanları tetikleyerek harekete geçirmeyi amaçladıkları ifade ediliyor.

Ortada açık renk takım elbiseli olan Baden-Württemberg Eyalet İçişleri Bakanı Thomas Strobl, hemen yanında Eyalet Emniyet Teşkilatı Başkanı Andreas Stenger
Fotoğraf: Nico Pointner/dpa/picture alliance

Eyalet Emniyet Teşkilatı Başkanı Andreas Stenger de bir nevi "saldırgan hayranları ağı"ndan bahsediyor ve paylaşım gruplarında Norveçli aşırı sağcı saldırgan Anders Breivik gibilere hayranlık duyulduğunu belirtiyor. Breivik, 2011'de 77 kişiyi katlettiği bir terör eylemi gerçekleştirmişti.

Araştırmada gençlerin aile ve refah seviyeleri de incelendi. Uzmanlar, bu gençlerin "ailevi olarak ihmal edilmiş ve sosyal olarak uyumsuz" bireyler olduğu sonucuna vardı. İncelenen gençlerin neredeyse tamamında teşhis edilmiş psikolojik hastalıklar veya anormallikler bulunduğu bilgisi de not düşülüyor. Araştırmada bu nedenle sosyal çevrenin bir "erken uyarı sistemi" olarak üstlenmesi gereken sorumluluğa işaret edildi. Sosyal hizmetler ve gençlik uzmanlarına da büyük görev düştüğü belirtildi.

Örneğin öğretmenler ve okul psikologları için eğitimler sunan Baden-Württemberg Aşırılıkla Mücadele Yetkinlik Merkezi, bu ağlara katılmış gençlerin ayrılmasına yönelik çalışmalar yürütüyor.

İncelenen vakalara dair başka neler biliniyor?

Araştırmacılar, araştırmaya dahil ettiği 37 genci 2020-2025 arasında Stuttgart ve Münih savcılıklarına intikal etmiş dosyayı inceleyerek seçti. Güvenlik makamlarını harekete geçiren en yaygın suç eylemi de yüzde 35 ile "devleti tehdit eden ağır bir şiddet eylemi hazırlığı" oldu. Sosyal medyadan ilan edilen katliam (Amoklauf) niyeti ise yüzde 12 ile yaygın suçlar arasında yer aldı.

Vakaların yüzde 70'i güvenlik birimlerinin "erken uyarı sistemi" tarafından fark edildi. Vakaların hiçbirinde gençler, okullarda katliam, bombalı saldırı veya öldürme planlarını hayata geçiremedi; bunlar istihbarat birimlerince saptanarak engellendi.

Vakaları incelenen gençlerin yaş ortalaması 16,4 olsa da yaklaşık dörtte birinin yaşının 14'ün altında olduğu, yani cezai ehliyetinin bile bulunmadığı görüldü. Vakaların yarısında radikalleşme süreci bir yılın altında kaldığı için "yıldırım hızıyla radikalleşme" kavramı kullanılıyor.

Radikalleşme gizli yaşanmıyor. Vakaların yüzde 79'unda kişinin radikal ortamlara kaydığına dair aile ve okul çevresinde çok açık belirtiler saptandı. Buna rağmen vakaların sadece yüzde 17'sinde çevre harekete geçti.

Neden genç kızlar yok?

Araştırmacılar, gençlerin tamamının erkek olduğunu, "cinselleştirilmiş erkek şiddetinin yüceltilmesinin" kız çocukları ve genç kızlar üzerinde caydırıcı etkisi olduğunu tahmin ediyor. Veriler de buna işaret ediyor: Radikalleşme vakalarının yüzde 35'inde aşırı derecede kadın nefreti öne çıkıyor.

Ancak umut veren bir bilgi de mevcut: Güvenlik birimlerinin müdahalesinden sonra gençlerin yüzde 43'ünün bu radikal hareketten çıkış programına katıldığı ve süreci başarıyla tamamladığı bildiriliyor.

DW,KNA,dpa/ETO,HS

Gündem Haberleri