Kısa Dalga - Gazeteci Hüseyin Aykol, 14 Ekim 2025 günü akşam saatlerinde evinde baygın halde bulunmuş ve Sincan Eğitim ve Araştırma Hastanesi'ne kaldırılmıştı. Beyin kanaması geçiren Aykol entübe edilmişti. Yoğun bakım ünitesinde tedavisi süren Aykol’un akciğerlerinde enfeksiyon oluşmuştu.
73 yaşındaki Hüseyin Aykol, dün Ankara Sincan Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde hayatını kaybetti.
Aykol için Çankaya Belediyesi Yılmaz Güney Sahnesi'nde tören düzenlendi. Aykol’un naaşı, meslektaşları ve sevenleri omuzlarda törenin yapıldığı salona getirildi, tabutun üstüne kırmızı karanfiller ve bugünkü manşetinde Aykol'a yer veren Yaşam gazetesi konuldu.
Törende, Aykol'un yaşamına ilişkin 20 dakikalık bir sinevizyon izletildi. Törene, DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, DEM Parti Eş Genel Başkan Yardımcısı Öztürk Türkdoğan, DEM Parti Sözcüsü Ayşegül Doğan, Diyarbakır Milletvekili Sevilay Çelenk, Şanlıurfa Milletvekili ve İmralı Heyeti üyesi Mithat Sancar, siyasetçi Sebahat Tuncer ve CHP Ankara Milletvekili Okan Konuralp katıldı.
Öcalan'dan mesaj: "Son isteği benimle röportaj yapmakmış"
Abdullah Öcalan'ın gönderdiği taziye mesajını, İmralı Heyeti üyesi ve Asrın Hukuk Bürosu avukatı Özgür Erol okudu. Öcalan mesajında, şu ifadeleri kullandı:
"Hüseyin hocanın kaybı nedeniyle derin bir üzüntü içindeyiz. Öncelikle ailesine, özgür basına, mücadele arkadaşlarına, dost ve sevenlerine başsağlığı diliyorum. Son isteği benimle röportaj yapmakmış. Bu isteği benim için oldukça anlamlı ve değerlidir. Hüseyin hoca ile 90'ların başında görüşme ve röportaj yapma şansımız olmuştu. Ani kaybı olmasaydı, kendisini görmek, görüşmek ve sohbet etmek isterdim. Hayatını devrimci mücadeleye adamış, enternasyonal bir şahsiyet ve benim için çok değerli bir dost ve yoldaştı. Oldukça dürüst ve emekçi bir şahsiyetti. Hakikatin sesi olmuş bir entelektüeli, bir gazeteciyi ve yeri doldurulamaz devrimci enternasyonalist bir öncüyü kaybettik. Mücadele hayatı boyunca sözü, kademi bir duruşuyla her zaman yol gösteren öncü bir şahsiyet, örnek bir devrimci oldu.
Nazarımda Gurbettelli Ersöz ve Sırrı Süreyya Önder gibi eşsiz değerli bir mücadele arkadaşıydı. Hüseyin Aykol'un yaşamı hakikat arayışının ve toplumsal sorumluluğun somutlaşmış halidir. Karanlığa karşı hakikatin sesi ve özgür basının yılmaz bayraktarı oldu. Hayatını adadığı halkların özgürlük ve eşitlik mücadelesinde bir an bile tereddüt etmeden sarsılmaz bir inançla son nefesine kadar bayrağı yere düşürmedi ve gereklerini layıkıyla yerine getirdi. Onun mücadelesi, idealleri ve emeği bu toprakların vicdanında sonsuza kadar yaşamaya devam edecektir. Bizler geride bıraktığı liderlerin, düşüncenin, mücadelenin ve büyük emeğin takipçisi olacağız. Anısını mücadelemizde saygıyla yaşatacağız. Tekrar ailesine, özgür basına, mücadele arkadaşlarına, dost ve sevenlerine baş sağlığı diliyorum."
Nuray Çevirmen: "80 gün boyunca onu bekledim"
Gerek hastane sürecinde gerekse cenaze törenine gelerek kendilerini yalnız bırakmadıklarını belirterek sözlerine başlayan Aykol'un eşi Nuray Çevirmen, "80 gün boyunca onu bekledim. 80 gün boyunca da yoğun bakımda kendisiyle konuştum. Hastanede yaşadıklarımızı yazdım. Gelen mesajları, mahpuslardan gelen mesajları, iyi olan şeyleri, karşılaştığımız, hikayeleştirilmesi gereken ne varsa kendisine yazdım, anlattım, okudum. Kendisiyle konuşmamızın hekimlerimizin söylediğine göre iyi geleceğini onlar belirtmişlerdi ve bu inançla ne var ne yok onunla sohbet ettim. Karşılık alamasam da onun beni duyduğu inancını hiç terk etmedim. Ona veda etmek değil, biz eve döndüğümüzde yine aynı şekilde evin içerisinde olmaya devam edeceğini biliyorum" ifadelerini kullandı.
Tuncer Bakırhan: "Borcumuzu özgür, demokratik bir ülke yaratarak vereceğiz"
Tuncer Bakırhan da Aykol'un "Ben Kürt halkına borçluyum" sözlerine atıfta bulunarak, şunları söyledi:
"Düşünebiliyor musunuz? 50 yılını vermiş, 10 yıl aşkın süre cezaevinde kalmış. Dümenlerin kırıldığı, fırtınalarda insanların düştüğü, sırtını hakikate, gerçeğe döndüğü bir süreçte 40 yıldır hakikate doğru dümeni kırmadan, fırtınadan, rüzgârdan, zulümden yılmadan gemiyi hakikate ulaştırmaya çalışan bir insan, 'Ben Kürtlere borçluyum' diyor. Ben de bir Kürt olarak diyorum ki sen yoldaş, sen bize değil, biz sana borçluyuz. O borcumuzu özgür bir ülke yaratarak demokratik bir ülke yaratarak Kürt'ün Alevi'nin eşit yurttaşlar olduğu bir ülke yaratarak sana, Ape Musa'ya, Gurbetelli'ye, her sözde Nagihanlara ve Nazımlara vereceğimizin sözünü veriyorum. Tekrardan hepimizin başı sağ olsun."
Konuşmaların ardından Hüseyin Aykol'un sevdiği bir türkü olan, Kitora'ya ait "Caravansary" çalındı.
Aykol'un naaşı, cuma namazına müteakip kılınan cenaze namazı sonrasında Karşıyaka Mezarlığı'nda toprağa verildi.
Hüseyin Aykol kimdir?
Hüseyin Aykol, Manisa'nın Salihli ilçesinde 1952 yılında doğdu. İzmir Koleji'ni bitirdikten sonra 3 yıl Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi'nde, 4 yıl da Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi'nde okudu. 12 Eylül öncesinde Ser Yayınevi'nde çevirmen ve editör olarak çalıştı ve Türkiye Yazarlar Sendikası üyesi oldu. Sosyalizm: Teori ve Pratik dergisinin Türkçe edisyonunu çıkardı. 12 Eylül döneminde yaklaşık 10 yıl hapis yattıktan sonra gazetecilik ve yayıncılığa geri döndü. 1990'lı yılların başında çıkan haftalık gazete Halk Gerçeği'nin kuruluşunda yer aldı ve sonrasında Özgür Ülke, Özgür Gündem, Özgürlükçü Demokrasi, Yeni Yaşam gibi gazetelerde çalışmalarını aralıksız sürdürdü. Son yirmi yıldır çeşitli aylık dergiler, haftalık ve günlük gazetelerde çalışıyor.