GÜLSEVEN ÖZKAN
Erzincan İliç’te Anagold Madencilik A.Ş.’ye ait Çöpler Altın Madeni’nde 13 Şubat 2024’te 10 milyon metreküp siyanürlü toprak kaydı. Faciada dokuz işçi hayatını kaybetti. Facianın üzerinden 2 yıl geçerken Erzincan 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nde 17 Mart’ta başlayan davada 6. duruşma 17 Şubat’ta görülecek. Davada 3’ü tutuklu 43 sanık, “taksirle ölüme ve yaralanmaya neden olma” ve “çevreyi taksirle kirletme” suçlamalarıyla yargılanıyor.
Hayatını kaybeden işçilerin ailelerinin adalet mücadelesi de devam ediyor.Madende yaşamını yitiren Uğur Yıldız’ın ailesi, “adalet” çağrısıyla İstanbul’da yürüyüş yapacak. Yürüyüş 14 Şubat Cuma 13.00’te Kadıköy Boğa Heykeli önünde başlayacak.
Madenin tekrar açılıp açılmayacağı konusundaki tartışmalar da sürüyor. Toprak kayması ardından yaşamını yitiren Uğur Yıldız’ın ailesi kamu görevlilerinin yargılanması için dosyayı Anayasa Mahkemesi’ne taşırken, madeni işleten Anagold’un Ülke Müdürü Cengiz Yalçın Demirci dahil ihmalde sorumluluğu olanların yargılanmasını talep ediyor. Uğur Yıldız’ın kardeşi Duygu Yıldız, olayın yıldönümünde büyük bir acı ve hayal kırıklığı yaşadıklarını belirtti. Aradan iki yıl geçmesine rağmen sorumluların cezalandırılmadığını savunan Yıldız, adil bir yargılama süreci yürütülmediğini ve suçların örtbas edildiğini öne sürdü.
“Bu olaylara dur denilmesi gerekiyor”
Olayın Türkiye’nin en büyük çevre katliamı olduğunu ifade eden Yıldız, 9 vatandaşın hayatını kaybettiğini ve kamuoyunun yeterli tepki göstermediğini söyledi. Yıldız, beklentisine yönelik şöyle konuştu:
“Bu tarz olaylara artık dur demesini istiyoruz. Beklentimiz birlikte hareket etmemiz, birlikte karşı koyabilmemiz. Bu çok büyük bir olay ama ne yazık ki gündeme de gelmiyor. Geçen sene birçok maden yasası meclisten geçti. Eğer biz buna dur demezsek ya da cezalar suçunu çekmezse İliçiler ne yazık ki başka bölgelerde, başka şehirlerde devam edecek.”
Bölge halkı arasında farklı iki görüş var
Madenin yeniden faaliyete başlayıp başlamayacağına ilişkin belirsizlik sürerken, bölge halkı ekonomik sıkıntılarla karşı karşıya. 31 Mart 2024’te görevini devreden Çöpler Köyü eski muhtarı Mahmut Öz, maden öncesinde geçim kaynağının tarım, hayvancılık ve arıcılık olduğunu, ancak köylülerin büyük bölümünün zamanla madende çalışmaya başladığını söyledi.
Öz, madenin kapanmasıyla birlikte işsizliğin arttığını belirterek köyde 47 kişinin işsiz olduğunu, nüfusun 450’den 300’e düştüğünü ifade etti. İlçede yüzlerce evin kiralık ya da satılık olduğunu dile getiren Öz, esnafın da zor durumda olduğunu kaydetti. Madenin köye yaklaşık 300 metre uzaklıkta olduğunu ve şu ana kadar ciddi bir sağlık tehdidi yaşanmadığını savunan Öz, şirketin geçmişte okul ve yol gibi yatırımlar yaptığını belirtti. Ancak Anagold’un işten çıkardığı işçileri yeniden işe almadığını, verilen sözlerin tutulmadığını öne sürdü.
“Maden yeniden açılmasın”
Öte yandan bazı bölge sakinleri ise maden faaliyetlerine karşı çıkıyor. Madende 15 yıl tesis operatörü olarak çalışan ve olaydan aylar sonra işten çıkarılan Sıddık Gün, geçimini sağlamak için hayvancılığa yöneldiğini söyledi. Tazminatın yeterli olmadığını belirten Gün, borçlanarak küçükbaş hayvan aldığını ifade etti.
Gün, maden sahasının genişlemesiyle meraların daraldığını, bazı alanların tellerle çevrildiğini ve hayvanların suya erişiminin zorlaştığını savundu. Bölge halkının zamanla madene bağımlı hale geldiğini dile getiren Gün, çevre ve toprak kaygıları nedeniyle madenin yeniden açılmasını istemediğini söyledi.
İliç’te bir kesim ekonomik gerekçelerle madenin yeniden faaliyete geçmesini talep ederken, diğer kesim çevresel riskler ve geçim kaynaklarının sürdürülebilirliği konusunda endişe taşıyor. İlçede belirsizlik sürerken, halk hem işsizlik hem de gelecek kaygısıyla karşı karşıya bulunuyor.
Çevreciler uyarıda bulunuyor
Bazı çevreciler ise, resmi raporlara atıfta bulunarak madenin yeniden açılmasına karşı olduklarını dile getiriyor. Bu kesime göre en kritik sorun, maden sahasının konumu. Çevreciler, atık depolama alanının Fırat Nehri havzası içinde yer aldığını ve sınır aşan uluslararası bir su sistemini etkileyebilecek bir noktada bulunduğunu belirterek, olası bir riskin yalnızca bölgeyle sınırlı kalmayacağı uyarısında bulunuyor. Alınan önlemleri yetersiz bulan bazı çevreciler madenin tekrar faaliyete geçmemesi gerektiğini savunuyor.
Madende şimdiye kadar neler yapıldı, hangi önlemler alındı?
Öte yandan yüzde 80’i SSR Mining’e ait olan Anagold, maden sahasında üretim modelinin değiştirileceğini açıkladı. Şirket, yığın liçi yönteminin terk edileceğini, yeni dönemde yalnızca kapalı devre sülfit tesisinde üretim yapılacağını bildirdi. Bu yöntemle çevresel ve iş güvenliği risklerinin en düşük seviyeye indirilmesinin hedeflendiği kaydedildi.
Şirket yetkililerinin Kısal Dalga'ya verdiği bilgiye göre, Sabırlı Deresi üzerindeki merkez kapatıldı ve iki baraj seddesi inşa edildi. Su kontrolü amacıyla yüksek yoğunluklu boru sistemleri ve drenaj hatları kuruldu, 4 kilometrelik altyapı hattı döşendi. Kayan siyanürlü toprağın geçirimsiz geçici depolama alanına taşındığı, kalıcı depolama için çalışmaların başlatıldığı belirtildi. Ayrıca Karasu Nehri ve çevresinden yaklaşık 5 bin su ve 400 toprak numunesi analiz edildiği, bölgede hava kalitesi izleme ağlarının kurulduğu ifade edildi.
Yetkililer, kapalı sisteme geçiş kapsamında 3 milyar dolar maliyetli sülfitli cevher zenginleştirme tesisinin kurulduğunu, iş sağlığı ve güvenliği personel sayısının yüzde 40 artırıldığını, yeni risk değerlendirme ve acil durum planlarının hazırlandığını aktardı. Şirket, yapılan çalışmalar için SSR Mining tarafından 250 milyon dolar harcandığını açıkladı.
Anagold, 2010 yılından bu yana bölgeye 53 milyon dolar yatırım yapıldığını ve 2023 yılına kadar 93 ton altın üretildiğini bildirdi. Toprak kaymasının ardından geçen 21 ayda ise 10 ton altın üretilemediği belirtildi.
Şirket, 370’i Anagold, 2 bin 200’ü taşeron firmalarda olmak üzere toplam 2 bin 570 kişinin işten çıkarıldığını açıkladı. Maden faaliyetlerinin durmasının bölgede yaklaşık 50 bin kişiyi olumsuz etkilediği ifade edildi. Yetkililer, yeniden üretime hazır olduklarını belirterek Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) süreci için Bakanlığa başvuracaklarını duyurdu.
Hukuki süreç ne durumda?
Erzincan 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nde 17 Mart’ta başlayan davada 6. duruşma 17 Şubat’ta görülecek. Davada 3’i tutuklu 43 sanık “taksirle ölüme ve yaralanmaya neden olma” ve “çevreyi taksirle kirletme” suçlamalarıyla yargılanıyor.
Bu kişiler arasında 23 Mayıs 2024 tarihli bilirkişi raporunda “asli kusurlu” olarak görülen ancak tutuksuz olarak yargılanan Anagold Ülke Müdürü ve Yönetim Kurulu Başkanı Cengiz Yalçın Demirci ve Anagold’un büyük ortağı SSR Mining Global Projeler Başkan Yardımcısı John Harmse de yer aldı.
Mahkeme başkanı ile AKP milletvekilinin birlikte görüldüğü fotoğraf krize neden oldu
Davanın 5’inci duruşmasında, hayatını kaybeden Uğur Yıldız’ın ailesinin avukatı Ümit Altaş, mahkeme heyeti hakkında reddi hâkim talebinde bulundu. Talebe gerekçe olarak, yargı mensuplarının TBMM’de Erzincan Milletvekili Süleyman Karaman’ı ziyaretine ilişkin sosyal medyada paylaşılan bir fotoğraf gösterildi.
Dava dosyasına sunulan fotoğrafta, Erzincan Adalet Komisyonu Başkanı ve aynı zamanda Mahkeme Başkanı Yavuz Özcan ile Erzincan Cumhuriyet Başsavcısı Mustafa Değerli’nin TBMM’de Karaman’ı ziyaret ettiği görüldü. Karaman, 8 Kasım 2025 tarihli paylaşımında ziyarete ilişkin teşekkür mesajı yayımlamıştı.
Karaman, söz konusu ziyarette mahkemeye ilişkin herhangi bir konunun gündeme gelmediğini belirterek, Kısa Dalga’ya “Kesinlikle o mahkemeyle ilgili hiçbir şey konuşmadık” açıklamasında bulundu.
Fotoğrafın 6 Ocak’ta mahkemeye sunulmasının ardından dosya, nihai karar için Erzincan 2. Ağır Ceza Mahkemesi’ne gönderildi. Mahkeme, reddi hâkim talebinin süresinde yapıldığını kabul etti ancak heyetin tarafsızlığını şüpheye düşürecek somut bir delil bulunmadığı gerekçesiyle başvuruyu oy birliğiyle reddetti.
Kararda, fotoğrafların dava taraflarıyla doğrudan ve fiili bir bağlantı kurmadığı, ziyaretin ihsas-ı rey niteliği taşımadığı ve heyetin tarafsızlığını zedeleyen somut bir bulgu bulunmadığı ifade edildi.
Dava sürecinde öne çıkan gelişmeler nelerdi?
Mahkeme heyetinin de değiştiği dava dosyasına yönelik şimdiye kadar önemli gelişmeler yaşandı. Bunlardan biri kamu görevlilerinin faciadaki sorumluluğuna dair oldu.
Aralarında ODTÜ gibi yükseköğretim kurumlarındaki akademisyenlerin de olduğu 11 kişilik heyet tarafından 23 Mayıs 2024 tarihli 262 sayfalık bilirkişi raporu hazırlanarak mahkemeye sunuldu. Raporda ihmaller sıralanırken kayan toprağın suya, toprağa ve çevreye zarar verdiği ifade edildi.
Raporda, o dönem Çevre ve Şehircilik Bakanı olan Murat Kurum’un imzası bulunan 7 Ekim 2021 tarih ve 6421 kayıt sıra numaralı “Çevresel Etki Değerlendirme (ÇED) Olumlu Kararı” veren yetkililer “asli kusurlu” olarak görüldü.
Ancak Ekim 2024'te Erzincan Cumhuriyet Başsavcılığı hazırlanan bilirkişi raporunu "kamu görevlilerinin sorumluluğun değerlendirilmesi" açısından yetersiz buldu ve yeni bir bilirkişi heyeti oluşturulmasına karar verdi. Bunun üzerine İliç Cumhuriyet Başsavcılığı’na 22 Kasım 2024’te Çevresel Etki Değerlendirme (ÇED) raporlarını kapsayan yeni bilirkişi raporu sunuldu. Raporda 9 kişinin hayatını yitirmesine neden olan olayın ÇED raporuyla ilişkilendirilemeyeceği savunularak "ÇED raporunda onay veya imzası bulunan Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı yetkililerinin kusursuz olduğu görüş ve kanaatine varılmıştır" ifadeleri kullanıldı.
Savcılık Aralık 2024’te, ÇED raporunda onay veya imzası bulunan Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı yetkilileri hakkında, üzerlerine atılı suçların unsurları oluşmamış olması nedeniyle "kovuşturmaya yer olmadığına dair” karar verdi.
Bu karar ardından faciada hayatını kaybeden Uğur Yıldız’ın ailesi Sulh Ceza Hakimliği’ne itirazda bulundu ancak itiraz reddedildi. Bunun üzerine aile kamu görevlileri hakkında verilen “kovuşturmaya yer olmadığına dair" kararı Anayasa Mahkemesi’ne (AYM) taşıdı.
“ÇED Olumlu” kararı Danıştay’dan döndü
Yargı süreci devam ederken 13 Şubat’taki facia öncesinde açılan davadan karar çıktı. Çöpler Altın Madeni için 7 Ekim 2021’de verilen “Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) Olumlu Kararı” yargıdan döndü. Dönemin Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum’un görevde olduğu süreçte verilen karara karşı çevrecilerin açtığı davada Danıytaş kararıyla Çöpler Altın Madeni’ne verilen “ÇED Olumlu Kararı” ve ruhsatlar iptal edildi.
Dava süreci devam ederken Yıldız ailesinin öncülüğünde facianın kamuoyunun gündemine gelmesi ve "adalet" talebiyle anma yürüyüşü düzenlenecek. Yürüyüş 14 Şubat Cuma 13.00’te İstanbul'da Kadıköy Boğa Heykeli önünde başlayacak.