YouTube’da “hocalar” kaynaksız din anlatıyor: “Zinaya gitme, bir kadın daha al”

Akademik bir araştırmaya göre, YouTube’da “İslam ve kadın” başlığıyla paylaşılan ve milyonlarca izlenen videolarda ayet ve hadislere atıf yapılmıyor; dışlayıcı, suçlayıcı, aşağılayıcı dil kullanılıyor. Bazı izleyeciler ise, içerik nedeniyle İslam’dan uzaklaştığı söylüyor.

GÜLSEVEN ÖZKAN

Marmara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Felsefe ve Din Bilimleri Anabilim Dalı bünyesinde Ayşe Işık tarafından geçtiğimiz yıl, “Sosyal medyadaki İslam ve kadın konulu içeriklerin din eğitimi açısından incelenmesi: YouTube örneği” başlıklı akademik bir çalışma gerçekleştirildi.

Araştırmada, YouTube’da en çok görüntülenen dini içerikli videolar; izlenme sayıları, yorumlar, içerik, anlatım dili ve kullanılan dini referanslar açısından incelendi. Çalışma kapsamında “Kadın erkek eşitliği”, “Kadının çalışması”, “Kadın ve tesettür”, “Kadına şiddet” ve “Kadın ve aile temaları belirlendi. Her temada en çok görüntülenen ilk üç video araştırmaya dahil edilirken, toplam 21 video yer aldı. İçeriklerin yayınladığı tarihten 14 Eylül 2024'e kadar yapılan yorumlara bakıldı. Bu kapsamda Cübbeli Ahmet, Hayalhanem, Timurtaş Hoca, Risale Haber, Kerem Önder, Alimler Akademisi, Maksat 114, Ramazan Sohbetleri, Mehmet Yıldız, Hanif Medya, ve Sosyal Doku Vakfı gibi isimlerine sahip YouTube hesapları incelendi.

Araştırmada “Kadın erkek eşitliği” teması kapsamında en fazla görüntülenen videonun, Risale Haber kanalı tarafından yayımlanan “‘Kadınlar niye dört erkekle evlenemiyor’ diyen üniversiteli kız aldığı cevapla namaza başladı” adlı içerik olduğu tespit edildi. Aralık 2021’de yüklenen video, eylül 2024 itibarıyla 3 milyon 376 bin görüntülenmeye ulaştı. Video 4 bin yorum aldı ve 52 bin beğeniye ulaştı. Araştırmaya göre, Risale Haber adlı hesaptaki “Musa Yukarı Amcanın efsane sohbetlerinden bir kesit daha” açıklamasıyla sunulan videoda, Musa Yukarı’nın kendisine soru yönelten gence verdiği cevapların, gencin dine karşı olumlu yaklaşımına vesile olduğu vurgulandı. Videoda “kadın erkek eşitliği” konusu, İslam’da erkeğe tanınan dört eşle evlenme izninin neden kadın için geçerli olmadığı sorusu bağlamında ele alındı.

Araştırmada, verilen cevapta kadının aynı anda dört eşle evlenememesinin gerekçesinin nesebin belirsizliği (bir kişinin anne babasının kim olduğunun dinen kesin olmaması) ile açıklandığı tespit edildi. Videoda, “Ama bir kadın dört erkekle temas etmiş bir çocuk doğurmuş. Çocuğu doğuran anası, babası kim yavrum? Bu çocuk kime baba diyecek, kimin malını miras alacak deyince ‘Kafama yattı’ dedi” ifadelerine yer verildiği aktarıldı. Erkeğin evlenebilme izninin ise zaruret halinde gerçekleşebileceğinin belirtildiği ifade edildi. Videoda ayet, hadis ve benzeri dini kaynaklara atıf yapılmadığı belirlendi.

“Sizin Allah’ınız ile benimki aynı değil”

Araştırmada, videoya yapılan yorumlarda içerikte belirtilen genç kızın İslam’ı sorgulamadan anlattığını eleştiren kullanıcıların bulunduğu görüldü. Yorumlarda, anlatımda kullanılan delillerin ikna edici olmadığı, verilen örneğin yetersiz ve eksik olduğu yönünde eleştirilerin yer aldığı kaydedildi.

Bir yorumda, anlatıcının “zaruret” gerekçesiyle erkeğe evlenme ruhsatı verilmesine kadının hastalanmasını örnek gösterdiği, buna karşılık erkeğin hasta olması durumunda kadına da evlenme ruhsatı verilmesi gerektiği ve bunun tatmin edici olmadığı ifade edildi. Videoda kadının çok eşli olamamasına “nesebin belirsizliği”nin delil olarak gösterildiği belirtildi. Yorumlarda, kadının hastalanması durumunda ruhsat verilmesi söylemi de eleştirildi.

Çalışmada başka bir yoruma örnek verilerek, “Bir erkek aynı anda (yakın zaman aralığında diyelim) dört kadını hamile bırakabilir ancak bir kadın tek bir kişiden hamile kalabilir dokuz ayda bir. Yani anatomik olarak da kadınlar çok eşli olamaz esasen” ifadeleriyle içeriğin tartışıldığı aktarıldı.

Araştırmada, videoda yer alan “İşte İslam diyor ki bu kadını atma evinde dursun sen de zinaya gitme bir kadın daha al” ifadelerine bazı izleyicilerin “Sizin Allah’ınız ile benimki aynı değil” şeklinde yorum yaparak karşı çıktığı belirtildi.

“Kadın erkek her konuda eşit değil, ima ettikten sonra sorgulamak yok”

Araştırmada incelenen videolardan bir diğeri Kerem Önder’e ait “Kadınlar başını örtüyor ama neden erkekler örtmüyor? Kadın erkek eşit mi?” adlı içerik oldu. 2016’da yayınlanan ve 391 bin kişi tarafından görüntülenen videoda kadın ve erkeğin fiziksel farklılıklar ve dini sorumluluklar yönünden eşit olmadığının ifade edildiği belirtildi.

Çalışmada; Önder’in “Erkeğin ve kadının her konuda, vazifeler de dâhil, her konuda eşit olduğunu söyleyip İslam‟a saldıran sen… Allah farklı farklı yarattı bunları. Nasıl eşit dersin” yönünde ifadelerine yer verildi.

İnceleme kapsamında videoda, Müslümanın iman ettikten sonra din ile ilgili konularda sorgulama yapmaması gerektiğinin ayete atıf yapılarak dile getirildiği tespit edildi.

Videoda, “Müslüman kardeşim, Müslüman bayan ablam biz iman ettik. İman ettikten sonra niye böyle niye şöyle demek yok. Ben teslim oldum diyeceksin” ifadelerinin kullanıldığı belirtildi. Araştırmacıya göre videoda eleştirel ve suçlayıcı bir dil hâkimdi. Bir izleyicinin “Kusura bakmayın da insan sizi izledikçe değil Müslüman olmayı dinden bile çıkabilir” yorumuyla içeriğe tepki gösterdiği aktarıldı.

Çalışma kapsamında, videodaki anlatıcının konuşması sırasında ateistlerin insanın maymun tarafından yaratıldığına inandığı yönündeki iddiasının da eleştirildiği belirtildi. Videoya yapılan yorumlardan birinde bir izleyicinin, “Hangi ateistler insanı maymun yarattı diyor acaba, keşke daha akıllı cümleler kursanız da insan dinlerken utanmasa, kimlere kaldı İslam‟ı anlatmak” ifadeleriyle tepki gösterdiği dile getirildi.

“Bazı sapıklar, kadını erkeğe eşit, erkeği de kadına eşit anlıyor”

“Timurtaş Hoca” adıyla bilinen Timurtaş Uçar’a ait olan ve YouTube’da “Kadın erkek eşit değildir” başlığıyla yayımlanan video da incelendi. Araştırmada, 2016’da yayınlanan ve 273 bin görüntülenmeye ulaşan videoda kadın erkek eşitliği konusunun ele alındığı belirtildi. Videoda, Allah kadınları erkeklere eş olarak yaratmıştır. Kadını erkeğe, erkeği de kadına eş yaratmıştır. Bunu yanlış anlamış olacaklar ki dikkatinizi rica ediyorum, bunu yanlış anlamış olacaklar ki bazı sapıklar, kadını erkeğe eşit, erkeği de kadına eşit şeklinde anlamaya çalışmışlardır” ifadelerinin kullanıldığı tespit edildi.

“Her geçen gün İslam’dan soğuyorum”

Araştırmaya göre içeriklerde alaycı, suçlayıcı dil kullanıldı. Ayet ve hadis gibi dini kaynaklara atıf yapılmadı. Bir izleyicinin “Kadın erkek eşit değildir. Erkek kadından üstündür. Kadın erkeğe emanettir” yorumuyla videoyu desteklediği, bazı izleyicilerin ise bu tür söylemlerin tehlikeli sonuçlara yol açabileceğini savunduğu aktarıldı. Akademik analizde, “Her geçen gün İslam‟dan soğuyorum hatta artık islamafobi falan edineceğim” ifadelerinin yer aldığı bir yoruma da yer verildi.

“Kadının görevi annelik, hadislere yer yok”

2019 yılında yayımlanan ve 875 bini aşkın görüntülenme sayısına ulaşan “Kadınların çalışması haram mı?/ Kerem Önder” adlı videoda, kadının çalışması konusu evli ve çocuk sahibi kadınlar üzerinden ele alındı. Araştırmaya göre, konuşmacının Kerem Önder’in olduğu videoda, kadının asıl görevinin annelik ve çocuklarının eğitimiyle ilgilenmek olduğu vurgulandı. İçerikte Kerem Önder’in, “İslam diyor ki hanımını çalıştırma, evde boş vakti çok olsun, kendisini ilme versin, çocuklarınız doğduğunda da hocalık yapsın ama şimdi kadın çalışıyor, çocukları doğunca da bakıcı çağırıyor sonra her akşam haberlerde bakıcı vahşeti…” ifadelerine yer verdiği belirtildi. Araştırmada, anlatıcının hadis ifadesiyle fıkıh kitaplarında yer alan bilgileri yorumladığı, ancak doğrudan hadis kaynaklarına yer verilmediği tespit edildi.

“İş sahiplerinin istedikleri kıvamda genç kızları sekreter olarak çalıştırmalarına karşıyız”

Çalışma kapsamında değerlendirilen bir diğer video olan 2015 tarihli “Kadının çalışması - Fetva Meclisi / Nureddin Yıldız” başlıklı içerik, eylül 2024 itibarıyla 793 bin görüntülenmeye ve 14 bin beğeniye ulaştı. Araştırmada, videonun Sosyal Doku Derneği’nde gerçekleştirilen sohbetlerden biri olan “Fetva Meclisi” adı verilen ders serisinin bir kesitinden oluştuğu belirtildi. Videoda, “Bizim kadınlarımız çalışamaz demiyoruz. Kapitalizme kurban edemeyiz kadınlarımızı diyoruz. İhtiyacı olduğu için çalışan kadın ayrı. İş sahiplerinin istedikleri kıvamda genç kızları sekreter olarak çalıştırmalarına karşıyız” ifadelerinin kullanıldığı aktarıldı. Araştırmacıya göre videoda konu hakkında ayet, hadis gibi dini kaynaklara yer verilmedi.

İncelenen “Haram olan 10 giyinme şekli- tesettür / Mehmet Yıldız” adlı videonun 2020 yılında yayımlandığı, 3 milyon 100 bini aşkın görüntülenmeye ulaştığı, 72 bin beğeni aldığı tespit edildi. Hayalhanem kanalı tarafından üretildiği belirtilen videoda; “Hanımların tesettür ölçüleri nasıl olmalıdır?” sorusu kapsamında “bedenin tamamını örtmesi”, “giyimin dikkat çekici olmaması”, “ilgi uyandıracak şekilde koku sürülmüş olmaması” ve “vücut hatlarını belli etmemesi” gibi ölçütlerin sıralandığı dile getirildi.

Araştırmada, videoya yapılan yorumlar da değerlendirildi. Bir izleyicinin, “Mehmet abi, senin bu videon sayesinde yaklaşık dört gün önce tesettüre girdim” ifadelerini kullandığı aktarıldı.

“Topluluğa vaaz veriliyor, suçlayıcı dil kullanılıyor”

Çalışmada yer alan ve 565 bin izleyiciye ulaştığı ifade edilen “Açık gezen kadınlar hakkında hadis / Timurtaş Hoca” adlı videoda, Timurtaş Hoca (Uçar) olarak bilinen kişinin bir topluluğa vaaz verdiği dile getirildi. Araştırmacıya göre videoda, okunan hadisin kaynağına yer verilmediği ve hadiste geçen “kadın” kelimesinin “nikâhlı Müslüman kadın” olarak yorumlandığı tespit edildi. Araştırmacı, videonun genelinde sert ve suçlayıcı bir anlatımın hâkim olduğunu belirterek, Timurtaş Hoca adlı kişinin “Müslüman milletini rezil etmeye ne hakkınız var. Müslümanları rezil etmeye ne hakkınız var, bu milletin iffeti milletin namusu bu milletin dini ve imanı bu milletin vicdanı, bu milletin Kur‟an-ı, bu milletin Muhammed Mustafası (sav) yok mudur? Yapmayınız, yapmayınız kötüye gidiyorsunuz felakete gidiyorsunuz cehenneme gidiyorsunuz” sözlerini örnek olarak aktardı.

İzleyiciden “Böyle bir hadis-i şerif yok ki” tepkisi

Araştırmada, Timurtaş Hoca adlı kişiye ait başka ifadelere de yer verilerek, “Bütün Türkiye'nin kadınları Eurovision şarkı yarışmasına temsilci olarak gönderilen şarkıcı gibi fiziğiyle müziğiyle şekliyle kalıbıyla kılıfıyla en seçkin olarak gönderdikleri o kadının hayatı gibi hayatlansalar, onun gibi olsalar ona benzeseler onun şekline onun kalıbına onun kılıfına onun makyajına onun dansına onun kalçasına onun salçasına benzemeye çalışsalar Avrupa yine sizi sevmeyecek. Sizi Allah rezil edecektir” sözlerinin kullanıldığı belirtildi. Bu ifadelere yönelik izleyici tepkilerinin de araştırmada yer aldığı, bazı izleyicilerin “Böyle korkunç konuşmak daha çok günah” ve “Böyle bir hadis-i şerif yok ki” , “Hadis uyduruyorsunuz” yorumlarıyla içeriği eleştirdiği kaydedildi.

“Yüz çevirmek” ifadesini “vurun” ile açıklıyor

Çalışmada, kadına şiddet teması kapsamında Hayalhanem kanalı tarafından üretilen 2017 tarihli “Kur’an’daki kadınları dövün ayeti gerçeği | Mehmet Yıldız” başlıklı videonun incelendiği belirtildi. 824 bin görüntülenmeye ulaşan ve 36 bin beğeni alan videoda Mehmet Yıldız’ın ayete atıfta bulunarak, “….. ‘darabe’ fiilini yüz çevirmek yani terk etmek, ayrılmak manasındadır diyen bir görüş mevcut” ifadelerini kullandığı aktarıldı.

Araştırmacıya göre, videoda “darabe” kelimesinin “dövün” olarak anlaşılması yönündeki bilgiye de yer verildi. Bu kapsamda anlatıcının, “Vurun; darabe fiilinde, vurun diyor ama Yunus aması var inanamazsın. Bu halde bile kafaya vuramazsın. Hadislerde geçiyor bunlar, bir yerini kızartacak şekilde vuramazsın. Ne biliyor musun Yunus? Kendine gel şu ha. Dürtme hali….. şu misal veriyorum, dirsek sabitken bir kendine gel uyarısı” ifadelerini kullandığı belirtildi.

Araştırmada, videoda ayette arsız ve ahlaksız bir kadından bahsedildiğinin özellikle vurgulandığı kaydedildi. Bu bağlamda anlatıcının, “Ayette bahsedilen kadın profili arsız ve ahlaksız bir kadın. Ben size diyorum ki sosyal hayatta herhangi bir insan bile bırakın evlilik durumunu sevdiği haram bir ilişkisini bile başka birinin yanında gördüğü anda işler % 80 oranının üzerinde cinayete giderken arsız ve ahlaksız birisine, Nisa suresinin koyduğu düsturlar ve öneriler muazzam bir çözüm haline getirecek olayı” sözlerine yer verildi. Öte yandan vurma eyleminin son başvurulacak yol olduğu ifade edildiği belirtilerek anlatıcının, “…Ortada bir cinnet hali var… Ayet diyor ki, önce konuşman lazım diyor, bak ne kadar da şiddeti indirgiyor, absorbe ediyor. İkinci halde de diyor ki; ‘Yatağı ayır’ arsızlaşmış ve ahlaksızlaşmış diyor ve üçüncüsünde ‘vurun’ darabe fiilinde vurun diyor” yönünde ifadeler kullandığı aktarıldı.

“Videoda vurma eylemi ahlaksız ve arsız kadın için geçerli olduğu söylenmiş”

Çalışmada, kadına şiddet temasının Nisa 34. Ayeti bağlamında ele alındığı videolara ilişkin değerlendirmelere de yer verildi. Ayette bahsedilen durumun normal olmayan bir hâl için geçerli olduğunun özellikle vurgulandığı, “vurma” emrinin ise “nüşuz”, yani ahlaksız ve arsız olarak tanımlanan kadın için geçerli olduğunun belirtildiği kaydedildi. Araştırmada, videolarda vurmanın sınırlarının hadislerde açıklandığının ifade edildiği, ancak doğrudan herhangi bir hadise atıf yapılmadığı sonucuna varıldığı belirtildi.

Araştırmada ayrıca, anlatıcı Fatih Toprakoğlu’na ait bir videoya da değinildi. Maksat 114 kanalının “Kafamda deli sorular” başlığı altında içeriler yayınlandığı ifade edildi. Çalışmada, videoya başlarken kullanılan “Ben Müslümanım abi ayeti eğip bükemem, kabul ederlerse böyle kabul etsinler bu ayette dövün olarak geçiyor” ifadelerinin bazı izleyiciler tarafından eleştirildiği aktarıldı. Buna karşılık bazı izleyicilerin ise ayette “dövün” kelimesinin açıkça ifade edildiği yönünde görüş bildirdiği ifade edildi.

“Kadın veya erkek yatağa gelmezse melekler onlara lanet okur”

Araştırmada, “Eşlerin birbirileri üzerindeki hakları” başlığı altında değerlendirilen içeriklere de yer verildi. Araştırmacının tespitine göre, “Ömer Döngeloğlu ile Önden Gidenler” adlı televizyon programındaki yayından alınan bir kesitten oluşan 2021 tarihli videoda, eşlerin birbirleri üzerindeki hakları hadislerden örneklerle ele alındı.

Araştırmacı, videoda toplumda sıkça aktarılan, kocanın yatağa çağırmasına rağmen kadının gelmemesi durumuna ilişkin rivayetin, erkek için de geçerli olduğunun ifade edildiğini belirtti. Ayrıca, konuşma sırasında kısmen Buhari’nin ve Müslim’in Sahih’inde yer alan hadislere atıf yapıldığını, ancak hadisin kaynağına dair açık bir bilgi verilmediğini aktardı.

Çalışmada 640 bin görüntülenmeye ulaştığı belirtilen 2015 tarihli “Kadının eşini reddetme hakkı var mıdır” adlı videoda; kadının kocasının cinsel taleplerine karşı gelmemesi gerektiğinin ifade edildiği, ancak hastalık veya psikolojik dengesizlik gibi istisnai durumların bu kuralın dışında tutulduğunun belirtildiği tespit edildi.

Öte yandan Sosyal Doku Derneği’nde gerçekleşen sohbetlerden “Fetva Meclisi” adıyla oluştuğu belirtilen ve 1 milyonu aşkın görüntülenme sayısına ulaşan “Kadın hangi şartlarda eşinden boşanmak isteyebilir? / Nurettin Yıldız?” içerikli videoda, boşanmanın meşru olacağı durumların ele alındığı aktarıldı. Videoda dini referans olarak “kitaplarımız” ifadesiyle fıkıh kitaplarına atıfta bulunulduğu, ancak kaynak hakkında ayrıntılı bilgi verilmediği; içerikte birçok kez rivayetlerin kaynağının belirtilmediği kaydedildi.

Araştırmanın sonuçlarıda neler var?

Araştırmaya göre, videoların yarısından fazlasında ayetlere doğrudan atıf yapılmadığı tespit edildi. İncelenen 21 videonun 10’unda ayetlere, 12’sinde hadislere atıf yapıldığı; 6 videoda hem ayet hem hadis kullanıldığı; 15 videoda ayet veya hadislerden en az birine yer verildiği; 6 videoda ise hiçbir dini kaynağa atıf yapılmadığı belirlendi. Ayetlerin olduğu videolarda ise, ayetlerin Arapça metni, meali ya da ayet bilgisine ilişkin unsurlardan en az birinin kaynak olarak ifade edildiği saptandı. Ayrıca bazı videolarda ayet ve hadis kaynak bilgileri verilirken hatalar yapıldığı da kaydedildi.

Akademik çalışmada, bazı Türkçe metinlerde dolaylı aktarımların yapıldığı ve bu aktarımlara ilişkin herhangi bir kaynak bilgisine yer verilmediği de tespit edildi. Ayet ve hadisler dışında üç videoda Bediüzzaman Said Nursi’nin eserlerine veya sözlerine atıf yapıldığı, bir videoda ise Mecelle ve İmam Gazali’ye gönderme yapıldığı belirtildi.

İçerik üreticilerinin üslup ve anlatım biçimlerine ilişkin sonuçlara bakıldığında, araştırmada incelenen videolarda genellikle günlük konuşma dilinin tercih edildiği görüldü. Özellikle bazı içeriklerde “ağabey” hitabının sıkça kullanılması dikkat çekti. Bununla birlikte, bazı videolarda eleştirel ve ötekileştirici bir dilin kullanıldığı da gözlemlendi. Öte yandan videoları beğenen çok sayıda kişinin de olduğu, üslubun anlaşılır ve basit olarak olduğu yönünde yorumlar da yer aldı. Araştırmada, videoyu izledikten sonra Müslümanlığa çektiğini dile getiren, bilgi sahibi olduğunu anlatan izleyicilerin de varlığına değinildi.

Araştırmada izleyici yorumları da değerlendirildi. Yorumlarda, kadının sosyal hayattaki rollerinin yalnızca anne ve eş olma üzerinden ele alınmasının eleştirildiği; kadına şiddet konusunda aldatma, psikolojik ve duygusal şiddet, sevgi ve saygı yoksunluğu gibi başlıkların ele alınmamasına dikkat çekildiği görüldü. Yorumlarda öne çıkan bir diğer eleştiri ise bazı içeriklerde atıf yapılan ayet ve hadislerin kaynaklarının açıkça belirtilmemesi oldu.

Araştırmada ayrıca, alanında uzman din hizmetleri personelinin de YouTube içeriklerini çalışmalarında kullandıklarına dair izleyici yorumlarına rastlandığı belirtildi.

Çalışmada, “İslam ve kadın” anlatımına ilişkin dikkat çeken hususlar ortaya konulmaya çalışıldı. Bu kapsamda ilk tema olan “kadın erkek eşitliği”nin, kadın ve erkeğin biyolojik, fiziksel ve yaratılış farklılıkları üzerinden ele alındığı, ancak çoğunlukla erkeğin üstünlüğünün vurgulandığı tespit edildi. Bu tema kapsamında incelenen videoların genel olarak cinsiyetçi bir söylem içerdiği, kullanılan dilin ise dini konularda yanlış anlamalara ve olumsuz algılara yol açabileceği sonucuna ulaşıldı.

Araştırmada ayrıca YouTube’un Aralık 2024 itibarıyla 2 milyar 491 milyon kullanıcıyla dünyada en çok kullanılan sosyal medya platformları arasında ikinci sırada yer aldığı, ilk sırada Facebook’un bulunduğu bilgisine yer verildi. 2024 verilerine göre Türkiye’de YouTube’un birinci sırada olduğu belirtildi.

Kadın Haberleri