Gazeteci Kemal Can: “Akşener’in tavrı belirleyici olacak”

Gazeteci, yazar Kemal Can İYİ Parti’deki gerilimi  “Akşener’in bu meseleyi nasıl aşacağı İYİ Parti’nin bu tür sorunlarla ne yoğunlukta karşılaşacağının işareti olacak. Eğer Akşener bir liderlik gösterip kendi üzerine de gelmekte olan sorunu görerek onunla muhatap olmayı kabul ederse Ümit Özdağ’ı ihraç etmesi gerekiyor” sözleriyle değerlendiriyor

Gazeteci, yazar Kemal Can, gazeteduvar.com.tr’de yayımlanan “Bitmeyen İyi Parti operasyonları” başlıklı yazısında kurulduğundan bugüne parti içindeki tartışmaları gündeme getirmişti. Kısa Dalga’nın sorularını yanıtlayan Kemal Can, son isyanın sonucunun Meral Akşener’e bağlı olduğunu söylüyor.  

“Siyasi rüştünü ispat etti”

İYİ Parti’nin partileşme sürecini tamamlayamadığını belirten Kemal Can, şöyle konuşuyor: “İYİ Parti Kuruluşu itibariyle son derece sıkışık bir dönemde hem Türkiye siyasetinin geneli açısından hem bu partiyi kuran ana dinamikler itibariyle çok sıkışık bir dönemde ve zor koşullarda kuruldu. Hemen peşine iki tane seçim deneyimi geçirdi, önemli bir ittifak süreci yaşadı. Dolayısıyla bütün bunların sonucu olarak partileşme sürecini tamamlayamadı. Zaten aslında bir parti içi muhalefet olarak doğdu. MHP içerisinden bir hareketin mecburen partileştiği ve hemen ertesinde de önemli siyasi sınavlara zorlandığı bir süreci yaşadı. Dolayısıyla bunun içerisinde partileşme sürecini tamamlaması çok beklenemezdi. Fakat bu dönemde siyasi rüştünü kabul ettirerek önemli bir başarı elde etti. İlk girdiği seçimde yüzde 10 barajının üzerinde oy aldı, ikinci yerel seçimde de kazanan, kazandıran ittifakın en önemli parçalarından biri olduğunu gösterdi.  

“İktidarın dikkatini çekti”

“Yapılan son araştırmalar bu oy desteğini koruduğu hatta kısmen arttırdığını gösteriyor” diyen Can’ın değerlendirmeleri şöyle: “Bütün bunlar İYİ Parti’nin genel siyasi tablodaki fonksiyonunu önemini arttıran dolayısıyla iktidarın da problem olarak dikkatini çeken durumunu güçlendiriyor, belirginleştiriyor. Ama buna karşılık parti olamama, politik çizgisini, kadro profilini netleştirememeden doğan zayıflıkları da giderek daha belirgin hale geliyor. Şimdi bu ikisinin birden etkili olduğu bir süreç yaşıyor. Hem kendi zayıflıkları kendi içerisinden bir tür patlamalar şeklinde kendini dışa vuruyor hem de dış müdahaleler; işte bunun bir iktidar operasyonu olduğunu söyleyen İYİ Parti sözcüleri de var, dış politik dinamikler partiyi zorluyor. Şimdiye kadar yürüttüğü muğlak pozisyonu sürdürmeyi güçleştiriyor. Bunun önümüzdeki dönemde muhtemelen artması beklenebilir, bu konuda başta Akşener olmak üzere İYİ Parti’nin güçlü bir direnç iradesi göstermemesi durumunda.”  

Özdağ’ın çıkışı rastlantısal mı?

CHP’de Muharrem İnce, HDP’de Ayhan Bilgen ve ardından İYİ Parti’de Ümit Özdağ krizleri. Üç durum tesadüf mü? Kemal Can, şöyle yanıtlıyor:
“İYİ Parti’de yaşananların parti içerisinden doğan yönleri var ama söylediğiniz paralellikleri düşündüğünüz zaman kısa bir süre önce Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın muhalefet blogu ‘Millet İttifakı dağılmalı’ hedefini de dikkate aldığımızda ayrıca iktidar sözcülerinin, çevrelerinin ve medyasının bu konulara yaklaşımın baktığımızda bunların rastlantısal olduğunu düşünmek pek mümkün görünmüyor.
Özellikle Özdağ’ın partinin kuruluş sürecinden itibaren en çok uğradığı suçlamayı bir tür içerden tazeleyen bir atak yapması, üstelik de çok kısa bir süre önce hem Bahçeli hem Erdoğan tarafından İYİ Parti’nin bu tür suçlamalardan aklanabileceği imasıyla yaptığı çağrının hemen sonrasında böyle bir çıkış yapması, baştan itibaren iktidar çevrelerinin kullandığı iddiaları tazeleyen bir çıkış yapmasının rastlantısal olmadığını düşünmek için çok fazla neden olduğu söylenebilir. Ümit Özdağ tabii sadece politikacılıkla tarif edilemeyecek yönleri de olan bir aktör. Hem MHP’de hem İyi Parti’de açıkçası teşkilattaki tabanı, örgütçülük açısından desteği çok güçlü olan bir aktör değil. Ama çeşitli çevrelerle teması olan dolayısıyla sadece siyasetten ibaret olmayan bir tecrübesi olan, aile geçmişi açısından da babasının kimliği dolayısıyla başka bir sembol anlamı da var. Dolayısıyla onun bu meselede öne çıkıyor olması sadece parti içi bir politik mesele olarak düşünmeyi zorlaştırıyor. O kimliğin kendisi de yani başka birinin iddiası değil doğrudan onun iddiası olması tabii ki tereddütleri şüpheleri büyüten bir şey.  

“Akşener sorunlara doğrudan müdahale etmiyor”

Bu sürecin sonunda bir ihraç olup olmayacağı sorumuza da şu yanıtı veriyor Kemal Can: “Bu, krize İYİ Parti’nin ama asıl olarak Akşener’in nasıl karşılık vereceğine bağlı. Şimdiye kadar izlediği tavır, daha önceki sorunlarda da aynı şekilde davrandı Akşener, sorunlara doğrudan müdahale etmekten kaçınan bir tutum alıyor. Bu son olayda da, olayı bir tür Buğra Kavuncu’nun kişisel meselesiymiş gibi, biraz onun üzerine bırakan, onun suç duyurusu yapmasıyla yetinilen, Akşener’in hem içerden hem dışarıdan artık sorunları görmezden gelerek ya da sorunlara doğrudan müdahale etmeyerek muğlaklıkla idare etmesi daha zor bir sürece sokuyor. Akşener’in bu meseleyi nasıl aşacağı İYİ Parti’nin bu tür sorunlarla daha sonra ne yoğunlukta karşılaşacağının işareti olacak. Eğer Akşener bir liderlik gösterip bu konuya müdahil olursa kendi üzerine de gelmekte olan sorunu görerek onunla muhatap olmayı kabul ederse tabi ki Ümit Özdağ’ı ihraç etmesi gerekiyor. Çünkü Özdağ’ın sorunu koyuş biçimi sadece Buğra Kavuncu’nun kişisel olarak suçlanmasıyla ilgili değil. Çünkü Akşener’i de doğrudan meselenin içine çeken bir biçimde olayı ortaya koyuyor.”
İyi parti dosyasını okumak için tıklayın.

Podcast Haberleri