ABD Çin'i çip savaşında yenebilecek mi?

Çin ileride ekonomik büyüklük açısından ABD’yi geçecek. Buna bir de teknolojik mağlubiyet eklenirse ABD’nin küresel hegemonya iddiasını sürdürmesi çok daha zorlaşacak.

ABD Başkanı Biden 7 Ekim’de Çin’e yönelik olarak çip teknolojisi alanında yeni yaptırımlar açıkladı. Teknoloji savaşları ya da çip savaşları da denen bu yeni hamle, genelde teknoloji, bilişim meraklıları dışında dış politika, güvenlikle ilgili çevrelerin yeterince dikkatini çekmedi. Bu yazıda, söz konusu kararın en az Ukrayna savaşı ve ABD’nin 2011’deki Pivot Asya stratejik dönüşümü kadar önemli olduğunu, ABD’nin Çin’i yalnızca askeri/stratejik olarak çevrelemekle yetinmeyip doğrudan günümüz ekonomilerinin merkezi bir unsuru olan çip alanını hedefleyerek açık ve doğrudan bir saldırıda bulunduğunu, bunun da ABD-Çin gerilimini yeni bir aşamaya taşıdığını tartışacağım. Yine ABD’nin Avrupa’yı Ukrayna savaşı üzerinden Rusya’dan uzaklaştırmasıyla, Uzak Doğu’daki müttefiklerini de çip savaşı üzerinden Çin’den uzaklaştırmaya çalıştığını ileri süreceğim.

Çipler neden önemli?

Çipler ya da bir çip türü olan yarı iletkenler (semi-conductor) günümüz teknolojik gelişiminde en önemli parçalarından biri ve bu özelliğiyle artık stratejik bir değer taşıyor. Konunun teknik yönü tabii ki çok derin. Ancak ne kadar önemli olduğunun anlaşılabilmesi için bazı temel verilerin aktarılması gerekiyor. Öncelikle bu çiplerin küçüğü makbul. Küçüldükçe daha hızlı, daha verimli oluyor ve az enerji tüketiyor. Ama lambalı radyolardan transistöre oradan çiplere giden teknolojik süreçte giderek daha küçüğünü yapmak teknolojik bir yarışa dönüşmüş durumda. Boyutları artık bizim gibi sıradan insanların aklının alması zor nanometre cinsinden ölçülüyor (1 nanometre 1 metrenin milyarda biri kadar oluyor, 1 cm ise 10 milyon nm ediyor). Basitlik olsun diye bunların günümüzde üretilebilen boyutunun en küçüğünün 5 nm olduğunu, 3 nm boyutunda çip üretimi için Tayvan TMSC ve daha çok bilinen Güney Koreli Samsung’un rekabet içinde olduklarını ve 3 nm üretim aşamasına geldiklerini söyleyelim.

Artık içinde çip olmayan bir elektrikli alet yok gibi. Yalnızca cep telefonu, bilgisayar değil, tost makinesinden arabaların fren sistemine herşeyin içinde çeşitli boyut ve nitelikte çip kullanılıyor. En son yaşanan çip arzındaki yetersizliğin otomotiv endüstrisi dahil birçok alanda tedarik zincirinde kırılmaya ve fiyatlarda yükselmeye yol açtığı biliniyor.
Yine kabaca belirtmek gerekirse bunun en az üç aşaması var: dizayn, çip üretiminde yer alan makineler ve üretim. Bütün çip dizayndan üretim, fabrika çıktısına dek süreç altı ülke tarafından domine ediliyor.

ABD sınırlı üretim, dizayn ve bazı girdi parçaları, Hollanda çip yapım makineleri, Tayvan küçük boy yüksek teknoloji çip üretimi, Güney Kore küçük boy hem dizayn hem çip üretimi, Japonya çip üretimi ve ara girdiler,
Çin hem kendi çip üretimi hem diğer şirketlerin üretim bandı sağlıyor.

Dünyanın en büyük çip üreticilerinin İntel (ABD), TMSC (Tayvan) ve Samsung (Güney Kore) olduğunu, Çin’in SMIC şirketinin de çok hızlı büyümesi ve teknolojik atılımıyla dikkat çektiğini belirtmek gerek.

ABD’nin çip üretimindeki yeri

Yarı iletken ve her türlü çip üretiminin ilk çıktığı yer ABD. Soğuk Savaş yıllarında California eyaletinde Stanford Üniversitesi (bilimsel bilgi) yatırım fonları (sermaye) girişimciler (içlerinde göçmenlerin sayısı ciddi yer tutuyor) ve Lockheed gibi şirketler ve arka planda Pentagon desteği ABD’nin 2000’lere kadar dünyanın en önemli bilişim ve çip üretim merkezi olmasını sağladı.

Bunun düz bir süreç olmadığını, her şeye rağmen bir piyasa mantığıyla işlediğini, örneğin çip endüstrisinin babası sayılan Fairchild gibi birçok şirketin silinip gittiğini, bir tür acımasız “dijital Darwinizm” mekanizmasının işlediğini hatırlatmak gerekir. Hatta, bilgisayar çipinin hem dizayn hem de üretimini yapan, günümüzdeki bilgisayarların yüzde 70’inde işlemcisi bulunan İntel gibi bir dev bile 1980’lerin ortasında Japon rekabetine dayanamayıp iflas etti ama yeni yatırımlarla gücünü toparladı.

Çip üretiminin "dostlararası küreselleşmesi"

Bir süredir ABD’nin küreselleşmeden geri çekildiğini, ona yeni bir biçim vermeye çalıştığını vurguluyorum. Bunun mantığı da Çin ve belki de bazı müttefiklerinin küreselleşmeden daha fazla faydalanıyor olması. Aynı sorunun çip konusunda da yaşandığı çok net belli oluyor.

ABD’li şirketler uzun bir süre çip üretimini stratejik değil piyasa ihtiyaçlarına göre belirlediler ve zaman içinde, diğer sanayi alanlarında üretimi başka ülkelere kaydırdıkları gibi çip üretimini de ya bıraktılar ya da müttefiklerine kaydırdılar. Aslında küresel ekonomik gelişim içinde ABD daha çok bilişim, yazılım alanında uzmanlaşmaya giderken, üretimi önemsememeye başlamıştı. Yüksek teknoloji gerektirenleri (3 nm) Güney Kore ve Tayvan 3 üretirken, Çin genelde daha geri kalmıştı. Son bilgiler ise Çin’in de 2022’de 7 nm boyutuna kadar indiğini gösteriyor. ABD’de ise bu boyuta hiç inilemedi. Hassas teknolojilerde rakiplerinden bir kaç jenerasyon önde olma politikası başarısız oldu.
ABD küreselleşmeyi bir tür “dostlararası küreselleşme” sürecine dönüştürerek Çin’i küresel teknolojik gelişimin ve teknolojik küreselleşmenin dışına itmek, izole etmek istiyor. ABD kendi başlattığı çip üretimi ve küreselleşme sürecinin kendi kontrolünden çıktığını, kendisi aleyhine çalışmaya başladığını düşünerek, süreci tekrar kontrolü altına almaya çalışıyor.

ABD yaptırımları

Teknoloji alanındaki birçok gelişme ABD için alarm zilleri çaldırmaya başladı. Çin öncellikle 5G internet ve yapay zeka alanında ABD’yi geçmeye başladı. Yazılım, dizayn ve bazı kritik parçaların üretiminde ABD çok ilerde ve güçlü olsa da ABD’nin dünya çip üretimindeki yeri yüzde 12’ye gerilemişti. Çin ise hızla yükseliyordu. Yılda 300 milyar dolara yakın çip ve çip üretiminde kullanılan ara mal ve girdi ithal etmeye başlamıştı. Bu miktar, petrol ithalinin üzerinde. ABD bu yüzden 2018 sonundan itibaren Çin’in Huawei ve ZTE firmalarını hedef alan yaptırımları uygulamaya koymuştu. Pekin yönetiminin “Çin Malı 2025” iddialı programı çerçevesinde ithalatını düşürüp, içte üretimi artırmayı hedeflemesi ise bir başka alarm zili oldu. Çin hala üretim girdilerinde vs Tayvan, ABD ve Güney Kore’den yaptığı ithalata bağımlı durumda. Eğer belirlediği bu hedef gerçekleşirse bu alanda bağımlılığı sona erebilir.

Bir süredir güvenlik çevrelerinden ve özellikle Pentagon’dan hassas teknolojilerde dışa bağımlılık konusunda uyarılar geliyor, raporlar hazırlanıyordu.

Sonunda ABD üç ayaklı bir politikaya geçti.

- Ağustos 2022’de CHIPS Act denen bir yasa geçti ve endüstriye 52 milyar dolarlık bir destek açıklandı. Biden açıkça “Tedarik zinciri burada başlayıp burada bitmeli” dedi. ABD çip üretiminde küreselleşme mantığından stratejik mantığa geçiyordu. Bunu da diğer ülkeler gibi sübvanse ederek yapacaktı. Buna Micron, İntel diğer bazı şirketler uydular. İntel Arizona ve Ohio’da her biri 20 milyar dolara yakın tutun yatırımlarla çip üretim merkezi inşa etmeye başladı bile.

- İkinci ayakta ABD, müttefiklerini ABD’ye yatırım yapmaya zorladı ve bu konuda istediğini aldı. Tayvan merkezli dünyanın en hassas çiplerini üreten firması TMSC Arizona’da çip üretimi için 12 milyar dolarlık fabrika inşasına hem de inşa ve üretim maliyetleri Tayvan’dan yüzde 50 daha fazlayken, başladı. Samsung da Teksas’ta 17 milyar dolarlık bir yatırıma başladı. Eyaletler de arsa vs gibi alanlarda yatırım kolaylıkları sağlıyorlar.

- Üçüncü ayakta ABD yukarıda sözünü ettiğim yaptırım kararını aldı. Bununla hem ABD kaynaklı çip ve yazılım, çip üretiminde kullanılan girdi, hem başka ülke şirketlerinin Çin’e bunları satışı ve ABD vatandaşlarının Çin’e ait çip firmalarında çalışması yasaklandı. İçinde teknik detayının da bulunduğu bu yasanın çok kapsamlı olduğu ve Çin’in teknolojik gelişmesini baltalamayı hedeflediği çok açık. Şimdiden birçok ABD vatandaşı Çin’i terk etmeye başladı.

- Dördüncü ayakta ABD, aşağıda daha detaylı değineceğim Chip 4 İttifakını kurma girişiminde bulundu.

Dünya jeopolitik bir çekişmeye doğru giderken ve rekabet yoğunlaşırken ABD, Çin ile belki ileride yaşanacak büyük kapışmaya çip alanında Çin’den geri bir şekilde girmek istemedi.

ABD’nin büyük kumarı

Tahmin edilebileceği gibi bu çok ciddi bir hamle ve aynı zamanda çok riskli. Öncelikle Çin çip alanında en büyük pazar. Dolayısıyla, ABD şirketleri büyük bir pazardan vazgeçmek zorunda kalacaklar, daha şimdiden borsada şirket hisselerinde düşüşler yaşandı. Bunun telafisi için 52 milyar dolarlık bütçe çok yetersiz.

İkinci büyük risk ABD müttefiklerinin bu kararlara ne ölçüde uyacakları. Dünyada en gelişmiş (en küçük) çip üreten makineleri yapan Hollanda’daki bir şirket, ASML. Bu şirket ABD’nin ileri teknoloji çip yapım makinesini satmaması yolundaki baskısına boyun eğmişti. Ama çip üretimi ve ihracı için Çin pazarına ihtiyaç duyan Tayvan ve G. Kore için durum farklı.

Üçüncü risk, yaptırımla karşılaşan Çin’in kendi üretim sistemini kurması. Uzmanlar bunun kolay olmadığını, zaman alacağını ileri sürüyorlar. Yalnız ABD’nin bu hamlesi, Rusya’ya uygulanan ekonomik yaptırımlara benzerse iki taraflı kayıp olur. Hem kendi ve müttefik ülke şirketleri zarar eder hem de Çin bu alanda atılım yapabilir. Her durumda Çin’in böyle bir hamleyi beklediği ve çip stoku yaparak geçiş dönemini hafif atlatmaya çalıştığı biliniyor.

Yine de ABD’nin istediği gibi uygulanabilirse Çin’i beş ila on yıl geriletecek bir hamle olacak ve ABD bu arada, kendi ülkesindeki yatırımlarla çip üretiminde üstünlüğü geri almaya çalışacak. Plan bu, işler mi, zaman gösterecek.

Dördüncü risk ise Çin’in bu yaptırımlara lityum ve nadir metaller, önde olduğu güneş panelleri gibi alanlarda misilleme yapması ihtimali. Çin yönetimi şimdilik sert açıklamalarla yetindi ama bu konunun Çin’de iç gündemi belirlediğini, büyük tartışma yarattığını belirtmek gerek.

Çip 4 İttifakı ya da 'demokratik çipler' 'otoriter çiplere' karşı

2021 yazında ABD tarafından tarihte görülmemiş bir ittifak girişimi başlatıldı. ABD buna Çip 4 İttifakı dedi. İçinde kendisi, Japonya, Tayvan ve Güney Kore’nin olduğu bir ittifak kurarak Çin’e karşı beklenmedik bir hamle yaptı. Bu ülke hükümetleri ve endüstri temsilcileri biraraya gelerek hem teknolojik işbirliği yapacak, işgücü yetiştirme, ortak AR-GE, karşılıklı yatırım imkanlarını değerlendirecek hem de Çin’e karşı politikalarda eşgüdüm yapacak. Taraflar ilk toplantılarını geçtiğimiz Ağustos ayında yaptılar.

ABD bununla Hint-Pasifik’te kurduğu QUAD’ı (ABD-Hindistan-Japonya-Avustralya) teknolojik bir ittifakla tamamlamak istiyor. Ama bu hamle, askeri ittifak kadar kolay olmayacak, burada ciddi zorluklar yaşıyor. Hatta, ABD’nin Afganistan’dan çekilmesinin de anlamı buydu. Artık bir yandan Çin’i denizden çevreleme, öte yandan teknolojik olarak geriletme politikasına geçmişti. Afganistan’ı kontrol etmek, bir toprak parçası olarak anlamını yitirmişti.

Öncelikle Çin, hem Güney Kore hem de Tayvan’ın genel olarak çok büyük bir pazarı. Ayrıca, çip ihracatlarının da en büyük alıcısı.

ABD’nin Asya’daki müttefikleri genelde daha uysal oldular. Burada bir Fransa, hatta bir Türkiye, Yunanistan çıkmadı, askeri kanattan çıkan, üsleri kapatan vs bir müttefiki yok. ABD küresel stratejisinin dümen suyunda gidip, bütün enerjilerini ekonomik büyümeye veren ülkeler.

Ama bu kez ABD’nin girişimine çok ihtiyatlı yaklaştılar. Gerek Samsung, gerekse TMSC hem Çin’e büyük miktarda ihracat yapıyorlar hem de Çin’de fabrika açmışlardı. Bütün bunlar çok sorunlu alanlar ve belirsizlikler taşıyor. Hükümetler ABD ile Çin arasında kalmaktan şikayet etmeye başladılar, ki haklılar.

İkincisi şirketlerin işbirliği yapması zor görünüyor çünkü Tayvanlı TMSC ile Güney Koreli Samsung birbirinin rakipleri, ticari sırlarını paylaşmak istemiyorlar. Bu rahatsızlığı çok açık bir şekilde dile getirdiler.


Avrupa'da Ukrayna, Asya'da çip

ABD’nin Rusya’yı Ukrayna’daki vekalet savaşı aracılığıyla askeri ve stratejik olarak zayıflatma ve Rusya ile Avrupa ülkeleri arasındaki başta enerji olmak üzere ekonomik ve siyasal bağları zayıflatma politikasının başarılı bir şekilde yürüdüğünü savaşın başından beri savunuyorum.

ABD’nin benzeri bir hamleyi şimdi de çipler üzerinden Çin ile kendi müttefiki ülkeler arasında denediğine dair güçlü belirtiler var. ABD bu hamle ile bir yandan Çin ile Tayvan, Güney Kore ve Japonya gibi önemli Asya müttefiklerinin arasını bozmayı hedeflerken, Çin’in teknolojik kapasitesini de aşağıya çekmeye çalışıyor. Dolayısıyla, Avrupa’da Rusya’yı zayıflat, AB ile arasını boz, Avrupa’yı kendi gazına muhtaç kıl politikasının Asya’daki karşılığı Çin’i zayıflat, Asyalı müttefikler ile arasını boz, ABD çip endüstrisini güçlendir şeklinde iki coğrafyaya iki farklı ama aynı kapıya çıkan bir politika izliyor.

ABD bir şekilde elindeki ekonomik imkanlar, yetişmiş insan gücü, geçmişten gelen teknolojik birikim, her şeye rağmen karmaşık çip üretim sürecinin birçok aşamasında sahip olduğu kapasite ile çip üretimini ülkesine çekecek güce sahip ve büyük bir ihtimalle ihmal ettiği üretim alanında üstünlüğü önümüzdeki beş on yıl içinde geri alacak.
Ama iki konu hala çok tartışmalı. Birincisi Asya’da uygulamak istediği planın işleyip işlemeyeceği belirsiz. ABD burada Asya’daki müttefikleri üzerindeki gücünü test etmiş olacak.

İkincisi Çin’i teknolojik alanda kısa vadede yavaşlatacak. Ama küresel sistemin birçok alanında olduğu gibi çip üretimi, 5G, yapay zeka gibi konularda teknolojik üstünlüğü artık Çin ile paylaşacak, onunla rekabet edecek.

ABD geleneksel sanayii (örneğin otomotiv, beyaz eşya vs) müttefiklerine bırakıp yüksek teknoloji gerektiren uzay, havacılık, yazılım gibi alanlara yoğunlaşmıştı. Eğer çip alanında Çin’den geri kalırsa ABD üstünlüğü orta vadede büyük darbe yiyecek, güçlü olmayı beklediği, ihmal ettiği çip üretiminde hem dışa bağımlı hem de Çin’den geri kalacak. Çin ileride ekonomik büyüklük açısından ABD’yi geçecek. Buna bir de teknolojik mağlubiyet eklenirse ABD’nin küresel hegemonya iddiasını sürdürmesi çok daha zorlaşacak.

Köşe Yazıları Haberleri