DİN REFLÜSÜ

Konuşulan her konu bir yerde dine bağlanıyor ve buna itiraz edenler hemen dinsizlik ve vatan hainliğiyle itham ediliyor. Meseleye iktisat politikalarıyla değil eğilip bükülmüş teolojik hamasi nutuklarla cevap veriliyor.

Reflü mide salgılarının ağza kadar gelmesidir.  Bazen göğüs ağrısı gibi şikayetlere neden olduğundan kalp hastalıklarıyla da karıştırılabilir. Bunun dışında  ağrılı yutkunma ya da hıçkırık gibi şikayetlere de neden olabilir.

İlahiyatçı Profesör Mustafa Öztürk geçen yaz tası tarağı toplayıp Almanya’ya gitti ve Türkiye’deki ilahiyat çalışmalarını durdurduğunu açıkladı. Giderken de şöyle bir açıklama yaptı: 

“Cinnet noktasındayım; zira lanet olası dinbazların bizi kafir, müşrik, ateist diye yaftalamaları yüzünden hem dindarlardan hem de din alanında çalışıp çabalamaktan artık iğrendim.”

Devamında verdiği bir röportajda şöyle devam etti: “Din kültürüne boğazımıza kadar battık. Hatta din reflüsü yaşıyoruz ve kusmak üzereyiz. Bugüne kadar dinin tüm detaylarıyla öğrendik. Öğrenmediğimiz bir şey kalmadı 1400 yıldır. Hepimiz din bilgisinde 5 üzerinden 10 aldık ama ahlâk konusunda sınıfta kaldık.”

Mustafa Öztürk ömrünü ve kariyerini din-diyanet meselelerine vermiş biri olarak cinnet geçirmiş bir akademisyen. Çok az insan onun kadar dinle akademik seviyede haşır neşir bir hayat yaşıyor ama memleketin çoğunun dindar olduğu da aşikâr. 

Yapılan araştırmalar ve dindar kesimin kaygıları gösteriyor ki özellikle gençler arasında dindarlıktan uzaklaşma hızla artıyor. 20 yıl önce “Adalet ve Kalkınma” diyerek başlayan AKP yolculuğu bugün cemaatten aldığı ve MHP ile keskinleştirdiği “Silivri soğuktur” metaforuyla ülkeyi yönetmeye devam ediyor.

Ülke boğazına kadar dine, diyanete ve bayrak-ezan hamasetine batmış durumda.

Bu yazıyı yazarken dolar 17 TL’ye dayanmıştı ve Merkez Bankası doların yüzüne tükürerek yangını söndürmeye çalışıyordu.

Ekonomi direksiyonda çok yersiz ve promilli davranışlar sergileyen hükümet temsilcileri varken AKP’li Numan Kurtulmuş TUİK’i eleştirenleri yerli ve milli olmamakla suçlayıp "TÜİK’e güvenmeyeceksin de masada oturup içki içerken fikir söyleyen adamlara mı güveneceksin?" diyor ve “Devletin kendisine vermiş olduğu Türk Lirasını gidip dövize yatırmak bir ahlaksızlıktır” diye ekliyordu.

İlahiyatçı yazar ihsan Şenocak serbest piyasa ekonomisinin teorisyeni Adam Smith’i şirk koşturup Serbest piyasanın kurucusu olan Allah Rasulü(sav) arz-talep dengesini koruma noktasında önlemler aldı; faizci sistemle köleleşen fakiri stok yaparak fiyatları yükseltip daha da sömüren “karaborsacı lanetlidir” buyurdu. Çare kapitalizmaya paydos, İSLAM İKTİSADINA buyur demektedir” diyordu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Dolmabahçe Sarayı'nda düzenlenen İslam Ülkeleri Parlamento Konferansı'nda Bakara Suresi 155'inci ayetini okuyarak, "Rabbimiz Kuran’ı Kerim’de 'Muhakkak ki sizi biraz korku ve açlıkla; mallardan, canlardan ve ürünlerden eksiltmekle deneriz. Sabredenleri müjdele' bu şekilde buyurmaktadır" diyordu.

Dolar/TL'nin yükselmesinin ve girilen ekonomik krizin ardından AKP çevrelerinin sosyal medyada #kazanacağız etiketiyle başlattığı ve bir dizi hamasi, ajitatif cümlelerle sürdürülen kampanyaya Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş da bir ayetle katıldı. Erbaş, Kuran'daki Ali İmran suresinden bir ayet paylaşarak, sonuna #kazanacağız etiketini koydu. 

AKP Konya Milletvekili Gülay Samancı, bütçe görüşmelerinde "Milletimizi bölemeyeceksiniz. Bayrağımızı indiremeyeceksiniz. Vatanımızı parçalayamayacaksınız. Devletimizi yıkamayacaksınız. Ezanlarımızı susturamayacaksınız. Bu ülkeye diz çöktüremeyeceksiniz" ezberini kâğıttan okuyordu.

Meclis kürsüsünde bu yerli-milli sloganlar atılırken yeni Hazine ve Maliye Bakanı Nureddin Nebati’ “Sorunun dış güçlerin saldırısından değil, ekonomik politikaya duyulan güvensizlikten kaynaklandığını” söylüyordu.

Babası yıllarca milli piyango kumardır diye vaazlar veren eski tarikat liderinin oğlu Milli Piyango Genel Müdürü oluyor.

Böyle onlarca yüzlerce örnek verebiliriz. Sosyal medyayı gezin AKP’li ilçe belediye meclis üyeleri bile doların yükselmesine karşı harıl harıl yeni dini metinler bulma peşinde.

Gerçeklikten kopuk ve içine girilen girdabı anlamamak için Kur’an-ı Kerim ve hadis kitapları yeni teknolojik imkanla bir dakikada taranıyor. Meseleye uygun ayet-sure veya hadis bulunuyor. Bulunmasa bile eğilip bükülüyor ve sorunlar yine din süpürgesiyle halkın halısının altına süpürülüyor.

Sonuç olarak konuşulan her konu bir yerde dine bağlanıyor ve buna itiraz edenler hemen dinsizlik ve vatan hainliğiyle itham ediliyor. Meseleye iktisat politikalarıyla değil eğilip bükülmüş teolojik hamasi nutuklarla cevap veriliyor.

Evet haksızlık etmeyelim “Çin modeli” var. Halkımızın anlamadığı her şeye “Çin işi Japon işi bunu bilen iki kişi” demesi gibi kimsenin bilmediği o modeli de zaten 1 kişi biliyor.

Feci bir ekonomik kriz yaşanırken önüne gelen fakirlere öğütler veriyor...

İslam’da Budizm rüzgarları estiriliyor. Kast sisteminde en altta olan insan isyan etmesin diye “bir daha dünyaya geldiğinde kralsın” diyerek sistemde nasıl tutuyorlarsa bizim son ayet bükücüler de “burada asgari ücretle sürüneceksin ama bak sonra cennette neler var neler!!!” diyerek her gün haksızlığa omuz veriyorlar.

Çoğumuz din ve İslam konusunda derin bir bilgi birikimine sahip değiliz ama şunu biliyoruz.

Dini metinleri yorumlaya yorumlaya Mevlevilikten, IŞİD karanlığına bile ulaşabilirsiniz.

Adnan hocanın kedili disko ortamı bile sonuçta bir din yorumu.

Yeter ki okuduğunuzu iyi bükün. Din kisvesiyle her şeyi istediğiniz şeye çevirmek mümkün.

Din insanlığın en elastiki ideolojisidir.

Ekonomi ise dünyanın en katı ideolojisidir.

Para nerde? Araba nerde? Bu kadar basit.

AKP şuna karar vermek zorunda: Milleti Allah mı sınıyor?  Stokçular mı hain? Dış güçler mi saldırıyor?

Yoksa siz artık yönetemiyor musunuz?

Artık fakirin sınandığı şey fakirliğin kendisi kadar AKP-MHP iktidarının gerçeklikten kopması değil mi?

Reflü gibi sinsi bir hastalığı şekerli suyla geçirmeye çalışmak dövizin her patladığında da “Google-Kuran-Faiz-Borç-Ücret ENTER” yapmaktan farklı mı sanıyorsunuz?

Millet din reflüsü oldu.

Sonuç olarak “Halk arasında sık görülen bir rahatsızlık olan reflü, tedavi ihmal edildiğinde kalıcı ses kısıklığı, nefes alamama ve yutma bozuklukları gibi daha büyük sorunlara yol açabiliyor.”

Şiddetli ve yıllar boyunca tedavi edilmemiş reflüde ise sonuç, yemek borusu ve gırtlak kanserlerinin gelişmesine kadar varabiliyor.

AKP’nin siyasal İslam anlayışı 20 yılımıza mal oldu; ama bunu yaşamasaydık, daha 100 yıl belki bunu halka umut olarak pazarlarlardı.

Bizim kuşak yandı, umarım ileriki kuşaklar daha aydınlık günler yaşarlar demek dışında aklıma bir şey gelmiyor.

Selam olsun Pollyanna’ya.

 

Köşe Yazıları Haberleri