Merkez Bankası, adaleti nasıl bitirdi?

Öyle bir ülke ki, TCM politika faizine karar verenler, “Benim anam ağlayacağına, benim düzenim bozulacağına, alacaklının anası ağlasın, düzeni bozulsun.” şiarıyla iş tutuyor…

KEMAL VURALDOĞAN


Gönül ister ki hobilerimizi, hayallerimizi yazalım. Gönül ister ki 2100 yılında Dünyanın nasıl bir yer olacağına dair serbest sallayalım. Gönül neler istiyor ama zalim sistem izin vermiyor diyerekten meseleye girelim.

Zamanın Hazine ve Maliye Bakanı, “Merkez Bankası'nı ve politika faizini önemsizleştirdik.” dese de alacaklıların, alacaklı avukatlarının gözü TCMB politika faizinde.

Çünkü ticari davalarda uygulanan ve adliyede kendisine avans faizi dediğimiz, son 10 yıllık performansına baktığımızda faizden başka her şeye benzeyen faiz oranı TCMB politika faizine + 1 veya 1,5 puan eklenerek tespit ediliyor. (Bankacılık jargonunda 100 veya 150 baz puan)

Veya veya demek yerine kesin formül verirdim de TCMB’nin de elinde kesin formül yok. 2013 ve 2014 yıllarında 150 baz puan, 2016 ve 2018 yıllarında ise 100 baz puan eklemişler. Soran yok da biri sorsa “Niye yüz, niye 150, nedir bunun sırrı?” diye, cevabı tahmin edebiliyorum, “Valla ne sırrı, biz önümüze geleni imzalıyoruz…”

Velhasıl makyajlı ve de kamuflajlı TÜİK enflasyonları dahi % 50’leri geçerken TCMB faiz indirmeye devam edince, ticari davaların faizleri de 2016’da 9,75’leri, 2022’de 10,75’leri gördü. Avukat, kitabın ortasından konuşma, Kemal’e, Bilal’e anlat gibi anlat dediğinizi duyuyorum. Anlatacağım da neresinden nasıl başlayayım bilemiyorum.

31 Aralık 2021’de ödenmesi gereken alacağınızı 31 Aralık 2022’de tahsil ettiniz diyelim. Borçlu size 1 yıllık gecikmesi nedeniyle yıllık sadece % 9,75 faiz ödeyecek. Yani alacağınız 100.000,00 TL ise ödenecek faiz sadece 9.750,00 TL. Peki 1 Ocak 2022’de 100.000,00 TL’ye aldığınız malı 1 Ocak 2023’te 109.750,00 TL’ye alabilir misiniz? Sözü TCMB enflasyon hesaplama programına bırakalım.

TCMB enflasyon hesaplayıcısına göre 2021 yılı Aralık ayında 100.000,00 TL aldığınız mal sepetini 2022 Aralık ayında 164.269,60 TL alabiliyorsunuz. Ama aynı TCMB’ye göre 2021 yılı Aralık ayında tahsil etmeniz gereken alacağı 1 yıl gecikmeli tahsil etiğinizde size ödenecek faiz 9.750,00 TL. Yani TCMB kararıyla (cumhurbaşkanlığı da diyebiliriz) alacaklının 54.519,60 TL’lik serveti borçluya transfer edilmiş olmuyor mu? (64.269,60 – 9.750,00 = 54.519,60) Bir de uyuşmazlığının 5-10 yıl sürdüğünü düşünün…

Bozuk düzende sağlam çark olur mu? Memleketin borçluları da düşük faiz yüksek enflasyon icadını görünce borçlarını ödememeye, avukatlarına, “Davayı uzat uzatabildiğin kadar.” demeye başladılar. Haksızlar mı? Borçlu ben olsam ben de,

“Büyüklerime zeval gelmesin,

faizler inim inim inlesin,

duruşma, keşif derken,

aman davalar hiç bitmesin”

türküsünü çığırırdım…

Adliye tozu yutanlar bilir. Öyle 1-2 yılda biten dava pek azdır. Nisan 2023’te 2016 yılında açtığım bir dava kesinleşti ve alacaklı 7 yıl sonra alacağını tahsil etti. Mahkeme kararına göre 75.000,00 TL 3 Şubat 2016’dan işleyecek TİCARİ yani avans faiziyle alacaklıya ödenecekti ve 15 Mayıs 2023’te ödendi de. Borçlu bu 7 yıl için sadece 73.000,00 TL faiz ödedi.

Bir tüccar, Şubat 2016’da 75.000,00 TL olan alacağını Mayıs 2023’te 148.000,00 TL olarak tahsil etti. Sözü yeniden TCMB avans hesaplama programına bırakalım, TCMB’ye göre Şubat 2016’da 73.000,00 TL’ye aldığınız mal sepetini, Mayıs 2023’te 474.014,14 TL’ye alabiliyormuşsunuz. (yerseniz, bizim arkadaşın Eylül 2016’da 78.000,00 TL’ye aldığı daire Mayıs 2023’te 900.000,00 TL oldu. Araba, İphone hesabına hiç girmiyorum) 474.014,14 – 148.000,00 = 326.014,14 TL ettiğine göre TCMB kararıyla ve de TCMH hesabına göre alacaklının 326.014,14 TL’si borçluya transfer edilmiş oldu.

Ki hepimizin bildiği gibi TCMB enflasyon hesabı makyajlı, kamuflajlı yani doğru değil. Şubat 2016’da alacaklı 75.000,00 lirasıyla 25.360,00 dolar alabiliyordu. Mayıs 2023’te eline geçen dahil 148.000,00 TL’si ile ancak 7.510,00 dolar alabildi. TCMB kararı ile en az 17.850,00 Doları borçluya transfer edildi.

Sizleri teknik açıklamalarla sıktığımın farkındayım ama doğru söylediğimi ispatlamak için yukarıdaki örnekleri vermek zorundaydım.

Şimdi anladınız mı bankaların, elektrik, gsm veya parekende şirketlerinin neden tüketicilere kötü davrandığını? Neden davalık, mahkemelik olmaktan korkmadıklarını? Şimdi anladınız mı davaların neden arttığını?

Bir ülkeyi yönetenler, düşük faiz yüksek enflasyon sarmalındaki o ülkenin davalarında uygulanacak faizleri enflasyonun altında tutarsa borçlu borcunu neden ödesin? Sıradan bir davanın en az 3-5, çoğu zaman 5-10 yılda kesinleştiği bir düzende borç ödemeye gerek var mı?

Zaten enflasyon alacaklının alacağını duruma göre üçte birine, beşte birine bazen onda birine düşürüyor.

Öyle bir ülke ki, Hazine ve Maliye Bakanı, TCMB politika faizinin adalet faizi olduğundan bihaber.

Öyle bir ülke ki, TCM politika faizine karar verenler, “Benim anam ağlayacağına, benim düzenim bozulacağına, alacaklının anası ağlasın, düzeni bozulsun.” şiarıyla iş tutuyor…

Avukatlar da ama adalet ama adalet diyerek hunisi eksik memleketin delisi gibi feryat ediyor…

Serbest Kürsüm

İktidara haksızlık etmişim, seçimler bitip de 2023’ün ikinci yarısına gelince gerçekten de Türkiye yüzyılına girdiğimi hissettim.

2023 yılında başlayan Türkiye yüzyılı biz Türkiyeliler için devleti, devletten geçinenleri besleme yüzyılıymış.

Böyle sağlı sollu, maktu, arabalı benzinli vergilerle uğraşmaya ne gerek var. TYV yani Türkiye Yüzyılı Vergisi ne güne duruyor… Vergiyi kelle başı salın ki (kişi başı maktu vergi alınsın anlamında) zenginim daha zengin olsun ve de mağdur olmasın…

Köşe Yazıları Haberleri