GÜLSEVEN ÖZKAN
Anayasa Mahkemesi’nin (AYM), Türk Tabipleri Birliği Kanunu’nun disiplin cezalarını düzenleyen maddesini iptal etmesinin ardından Meclis’e tanınan yasal sürenin 29 Ocak’ta dolmasına rağmen yeni bir düzenleme yapılmadı. Bu nedenle TTB’nin disiplin mekanizması fiilen kilitlendi.
TTB Başkanı Prof. Dr. Alpay Azap, aralarında “Yenidoğan Çetesi” soruşturmasının da yer aldığı yaklaşık 2 bin dosyanın beklemede olduğunu, süreçlerin ilerletilememesi nedeniyle zamanaşımı tehlikesi bulunduğunu vurguladı. Prof. Dr. Azap, Yenidoğan dosyasına adı karışan bir hastanenin mesul müdürü ve hekimleri hakkında 2022’de verilen meslekten men cezalarının dayanak gösterilen kanun maddesi iptal edildiği için üst mahkeme tarafından bozulduğunu belirterek, “Bu durum etik ihlallerin tamamen cezasız kalmasına yol açıyor” uyarısında bulundu.
“Yenidoğan Çetesi” dosyamızın bu bölümünde hekimler hakkında yürütülen disiplin süreçleri var…
Türkiye’nin en büyük sağlık skandallarından biri olarak gösterilen “Yenidoğan Çetesi” davasında bir yılı aşkın süre geride kaldı. İstanbul'da bebek acil hastalarını önceden anlaştıkları özel hastanelerin yenidoğan ünitelerine sevk edip ölümlerine neden oldukları öne sürülen 10’u tutuklu 63 sanığın yargılandığı davada bebeklerin neden öldüğü henüz kesin olarak ortaya çıkmadı.
Bakırköy 22. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen davanın 38’inci celsesinde mahkeme heyeti Adli Tıp Kurumu (ATK) raporlarını çelişkili bulduğu gerekçesiyle ATK Üst Kurul’dan yeni rapor istedi. Öte yandan sanık Dr. Dursun Eryılmaz’ın avukatının talebiyle İstanbul Cerrahpaşa Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı’nda görevli 2 adli tıp profesörü tarafından hazırlanan mütalaada “6 bebeğin ölümünde tıbbı ihmal olmadığı” yönündeki rapor dava dosyasına girdi.
Mağdur ve sanıklar açısından süreç devam ederken, Sağlık Bakanlığı tarafından Şubat 2025’te alınan kararla 34 sağlık personeline 3 yıl meslekten men cezası verildi. Öte yandan davada yargılanan hekimler hakkında Türk Tabipleri Birliği (TTB) Disiplin Yönetmeliği kapsamında İstanbul Tabip Odası tarafından soruşturma başlatıldı
AYM’nin Meclis’e tanıdığı süre doldu
Yenidoğan disiplin soruşturması devam ederken farklı bir dosya kapsamında daha önce meslekten men edilen bir hekimin itirazı üzerine mevzuat Anayasa Mahkemesi’ne (AYM) taşındı. AYM, Türk Tabipleri Birliği Kanunu’nun disiplin cezalarını düzenleyen 39. maddesini "hukuki belirlilik" ilkesine aykırı bularak iptal etti. Karar 29 Nisan 2025’te Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girdi. Bu süreçte iptal edilen yönetmelik maddesine dayalı disiplin soruşturmaları yürütülmedi. AYM, doğacak hukuki boşluğun kamu yararını zedelememesi gerekçesiyle yeni bir düzenleme yapılması için TBMM’ye de 9 ay süre tanıdı. Ancak Meclis’e tanınan süre 29 Ocak’ta doldu. Kararın etkisi ve gelinen süreci Türk Tabipleri Birliği (TTB) Başkanı Prof. Dr. Alpay Azap anlattı.
Disiplin soruşturmaları yarım kaldı, mahkemeler cezaları iptal ediyor
Prof. Dr. Alpay Azap, AYM’nin disiplin cezasını düzenleyen kanun maddesini iptal etmesinin ardından hekimler hakkında yürütülen etik soruşturmaların fiilen durduğunu söyledi. Prof. Dr. Azap, aralarında “Yenidoğan Çetesi” davasına adı karışan hekimlerin de bulunduğu dosyalarla ilgili disiplin soruşturmalarının sonuçlandırılamadığını, geçmişte verilen cezaların ise mahkemelerce iptal edilmeye başlandığını açıkladı.
TTB’nin etik dışı davranan hekimlerle ilgili uzun yıllardır disiplin soruşturmaları yürüttüğünü hatırlatan Prof. Dr. Azap, bu soruşturmaların tabip odaları bünyesindeki yönetim ve onur kurulları tarafından yapıldığını belirtti. Prof. Dr. Azap, “Şikâyetlerin bir bölümünde hekimler aklansa da etik ihlal saptandığında da ihlalin ağırlığına göre kınamadan geçici meslekten men cezasına kadar çeşitli yaptırımlar uygulanır” dedi.
Sürecin bir hekim hakkında verilen disiplin cezasının idare mahkemesine taşınmasıyla başladığını aktaran Prof. Dr. Azap, “Mahkeme, önüne gelen bir dosya üzerinden suçların ve cezaların yönetmelikle değil kanunla düzenlenmesi gerektiği gerekçesiyle konuyu Anayasa Mahkemesi’ne taşıdı. Bu bireysel başvuru değil mahkemenin yaptığı bir başvuruydu” diye konuştu.
AYM’nin bu başvuru üzerine 6023 sayılı Türk Tabipleri Birliği Kanunu’nun disiplin cezasını düzenleyen 39. maddesini iptal ettiğini söyleyen Prof. Dr. Azap, kararın teknik bir gerekçeye dayandığını vurguladı. Prof. Dr. Azap, “Anayasa Mahkemesi, 'hangi suça hangi ceza verileceği yönetmelikle değil kanunla belirlenmelidir’ dedi. Bu nedenle maddeyi iptal etti” ifadelerini kullandı.
TTB dışında diğer meslek örgütleri de etkilendi
Prof. Dr. Azap, bu durumun yalnızca TTB’ye özgü olmadığını belirterek, “Türkiye Barolar Birliği, Türk Mimar ve Mühendis Odaları Birliği, Eczacılar Birliği, Veteriner Hekimler Birliği, Diş Hekimleri Birliği için de benzer iptal kararları verildi” dedi. AYM’nin iptal kararını verirken Meclis’e 9 aylık süre tanıdığını hatırlatan Azap, “Bu süre 29 Ocak’ta doldu. Barolarla ilgili düzenleme geçtiğimiz ay çıktı. Ancak Türk Tabipleri Birliği için hâlâ yeni bir kanun çıkarılmadı” diye konuştu.
“9 aydır soruşturma yapamıyoruz”
Yasal boşluk nedeniyle TTB’nin yaklaşık 9 aydır disiplin süreçlerini tamamlayamadığını söyleyen Prof. Dr. Azap, “Etik ihlalde bulunan hekimlerle ilgili incelemeyi başlatıyoruz ancak devam ettiremiyoruz. Devam eden soruşturmaları da sonuçlandıramıyoruz” dedi.
Durumun daha ağır sonuçlar doğurduğunu belirten Prof. Dr. Azap, geçmişte verilen disiplin cezalarının da iptal edilmeye başlandığını ifade etti. Prof. Dr. Azap, “Onur kurullarının verdiği cezalar normalde idari yargı denetimine tabidir. Disiplin cezasının hukuka aykırı olmadığına dair idari mahkemesi kararlarını üst mahkeme, dayanak olan kanun maddesi iptal edildiği için daha önce verdiğimiz cezaları da bozuyor” diye konuştu.
“Yenidoğan Çetesi” dosyaları kilitlendi, zaman aşımı endişesi var
TTB’nin “Yenidoğan Çetesi” dosyasına yönelik disiplin soruşturmalarını başlattığını ancak mevcut durumda sonuçlandırmasının mümkün olmadığını söyleyen Prof. Dr. Azap, “Anayasa Mahkemesi kararı öncesinde verdiğimiz cezalar bile iptal edilirken bu dosyalarla ilgili disiplin sürecini tamamlamamız mümkün değil” dedi.
Prof. Dr. Azap, disiplin soruşturmalarında zamanaşımı riski bulunduğuna da dikkat çekerek, “Başlatılamayan dosyalar açısından ciddi bir zamanaşımı tehlikesi var. Bu da etik ihlallerin tamamen cezasız kalması anlamına geliyor” diye konuştu.
“Yenidoğan soruşturmasına adı karışan hastanelerdeki hekimlere verilen eski cezalar bile iptal ediliyor”
TTB Başkanı Prof. Dr. Azap, yalnızca bireysel başvuruların değil, kamu kurumlarından gelen taleplerin de biriktiğini belirtti. Prof. Dr.Azap, “Bireysel başvuruların yanısıra Sağlık Bakanlığı, il sağlık müdürlükleri ve SGK müfettişleri tarafından tespit edilen etik ihlallerle ilgili bize gönderilmiş soruşturulmayı bekleyen yaklaşık 2 bine yakın dosya var. Bunların tamamı şu anda durmuş durumda” dedi.
Prof. Dr. Azap, Bu dosyaların yanı sıra hekimlerin birbirleri hakkında yaptığı başvurular ve hastaların şikayetlerinin de bulunduğunu ifade eden Prof. Dr. Azap, “Elimizde çok ciddi bir dosya yükü var ama sistem şu an tamamen kilitlenmiş durumda” diye konuştu.
Kanun teklifi hazır, Meclis’te bekliyor
TTB’nin Anayasa Mahkemesi kararının hemen ardından yeni bir kanun taslağı hazırladığını belirten Prof. Dr. Azap, “Sağlık Bakanlığı Hukuk Hizmetleri Genel Müdürlüğü ile görüşerek, metin üzerinde mutabakata vardık. Bakanlığın da olumsuz bir görüşü yok aslında ancak yasa hala Meclis gündemine gelmedi” dedi.
Ocak ayı başında Meclis’te grubu bulunan siyasi partileri ziyaret ettiklerini aktaran Prof. Dr. Azap, “Bu yasanın bir an önce çıkması gerektiğini anlattık. Bekliyoruz ama ne zaman çıkacağı belli değil” ifadelerini kullandı.
“En büyük zarar hastalara ve mesleğe”
Yaşanan sürecin en büyük zararının hastalara ve hekimlik mesleğine olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Azap, “Etik ihlallerin cezasız kalması hem hasta güvenliğini hem de mesleğimizin itibarını zedeliyor. Asıl endişemiz bu. Bu nedenle düzenlemenin bir an önce çıkarılmasını bekliyoruz” dedi.
“Süre uzadıkça adalet sorunu doğuyor”
İstanbul Tabip Odası Başkanı Osman Küçükosmanoğlu ise, “Yasal dayanak ortadan kalktığı için disiplin soruşturmasını sürdürme imkânımız kalmadı. Bu durum ciddi bir hukuki boşluk yaratıyor” diye konuştu.
Yargı süreçlerinin uzamasının hem kamu vicdanı hem de yargılanan kişiler açısından sorun yarattığını dile getiren Küçükosmanoğlu, geciken adaletin yeni hak ihlallerine yol açabileceğini ifade etti. Disiplin soruşturmalarının yalnızca ceza vermek için değil, suçsuz hekimlerin aklanmasını sağlamak açısından da önemli olduğunu vurguladı.
“Sorun münferit değil, sistemsel”
Yenidoğan dosyasının tekil bir olay gibi ele alınmaması gerektiğini söyleyen Küçükosmanoğlu, asıl sorunun sağlık sisteminin yapısından kaynaklandığını savundu. Yenidoğan yoğun bakım yataklarının büyük bölümünün özel sektörde olmasına dikkat çeken Küçükosmanoğlu, kamu hizmetinin hizmet satın alma modeliyle yürütülmesinin bu tür sorunlara zemin hazırladığını söyledi.
Özel sektörde şirketleşme ve taşeronlaşma uygulamalarının denetimsiz kaldığını belirten Küçükosmanoğlu, kapatılan hastaneler nedeniyle çok sayıda sağlık emekçisinin işsiz kaldığını, bu hastanelerin kamuya devredilerek hizmete devam etmesi gerektiğini ifade etti.
Küçükosmanoğlu, “Bu yalnızca Yenidoğan dosyasıyla sınırlı bir mesele değil. Yoğun bakım hizmetlerinden görüntüleme hizmetlerine kadar pek çok alanda taşeronlaşma ve şirketleşme sağlık sisteminde ciddi yapısal sorunlar yaratıyor” dedi.
13 bin yenidoğan yoğun bakım yatağının yalnızca yüzde 36’sı kamuda
“Yenidoğan Çetesi” davası ile birlikte Türkiye’de bebek ölümleri tekrar kamuoyunun gündemine taşınırken Türk Tabipleri Birliği (TTB) Sağlıkta Ticari Çeteleşme Çalışma Grubu tarafından Nisan 2025’te “Sağlıkta Ticari Çeteleşme Bebek Ölümleri Raporu” yayımlandı. Yenidoğan ölümlerinin başlıca sebebinin erken doğum olduğu belirtilen raporda, Türkiye’de yüz canlı doğumda 11 olan erken doğum sıklığının Avrupa (7,1), Afrika (9,9) ve Asya (10,4) ülkeleri ortalamasının üstünde olduğu ifade edildi.
Rapora göre Türkiye'de 2023’te bebek ölüm hızı 1000 canlı doğumda 9.8, yenidoğan ölüm hızı ise 6,0 olarak kaydedildi. Bu oranların gelişmiş ülkelerin oldukça gerisinde olduğu ifade edilen raporda, Türkiye’de prematüre doğum oranının üst-orta gelir grubundaki ülkelerin 1,5 katı olduğu kaydedildi. Çalışmada ayrıca 13 bin 657 yenidoğan yoğun bakım yatağının yalnızca yüzde 36’sı kamu hastanelerinde olduğu tespiti yapıldı.
“Yenidoğan yoğun bakımda farklı alanda uzman hekimler de bulunmalı”
Çalışmaya göre Türkiye’de yenidoğan ölüm nedenlerinin başında erken doğum (preterm) geliyor. Raporda yenidoğan servisinin önemine yönelik şu ifadeler kullanıldı:
“Prematürite, doğrudan kendi başına yenidoğan bebeklerde en önemli risk nedeni. Bu bebekler henüz organ gelişimlerini tamamlayamadıklarından ötürü, doğum haftaları ve birlikte eşlik eden anomali ya da tıbbi sorunlara bağlı olarak kimi zaman ayları bulan uzun sürelerde yoğun bakıma gereksinim duyabiliyor. Bu süre içerisinde sadece yenidoğan uzmanı değil bebekte gelişen diğer sorunları tedavi edilebilmesi için de farklı uzmanlık alanlarında destek gerekebiliyor. Bu nedenle yenidoğan bakımı aslında bir ekip işi. Hastane içerisinde sadece yenidoğan yoğun bakım birimi değil, farklı uzmanlıkta hekimler (çocuk cerrahisi, beyin ve sinir cerrahisi, kalp ve damar cerrahisi gibi) ve gerek duyulacak tedavilerin gerçekleştirilebileceği olanaklar da bulunmalı.”
Sorunlara yönelik öne çıkan çözüm önerileri ise şöyle:
Kamuya ait yenidoğan yoğun bakım yatakları artırılmalı ve özel hastanelerden hizmet alımı uygulamasına son verilmeli.
Sağlık hizmetlerinde taşeronlaşma kaldırılmalı, tüm süreçler kamusal olarak yürütülmeli.
Yenidoğan uzmanı ve nitelikli sağlık personeli sayısı artırılmalı.
Sağlık çalışanlarının özlük hakları iyileştirilmeli.
Sağlık hizmetleri düzenli ve bağımsız denetimlere tabi tutulmalı.
Tabip odaları denetim süreçlerine dahil edilmeli.
Sağlık sisteminde piyasa odaklı yaklaşımlar terk edilerek, eşit, ücretsiz ve nitelikli bir sağlık sistemi oluşturulmalı.