Berrak Yurdakul anlatıyor: Sahte benlikten nasıl kurtulunur?

“Sadece hayat zorken değil, her zaman kullanılması gereken pratiklerdir. Bir insan evine ekmek bile götüremezken bu bunun ne işine yarar? Şimdi bir kere hepimiz aynı sorunları yaşıyoruz. Benim de çok büyük ekonomik sıkıntılar çektiğim oldu hayatımda. Ve o noktada zihinsel tavrın işleri daha da zorlaştırabilir veya sana daha az sorun çıkarabilir. Zihin eğitimi her şey yolundayken, paran da cebindeyken, sağlığında iyiyken yapacağın bir lüks tüketim maddesi değildir."

Kısa Dalga’dan Yeşim Özdemir’in hazırlayıp sunduğu 3K: Kitap-Konuk-Kahve’nin bu haftaki konuğu Yazar Berrak Yurdakul… Yazarlık serüveni 2005 yılında Destek Yayınlarından çıkan “Konuşmayan Tavus Kuşu Camio” kitabı ile başlayan Berrak Yurdakul “yazar olmak gibi bir niyetim yoktu ama o hikaye kafamda oluşunca anlatma isteği duydum dayanılmaz bir şekilde, şunu anlatayım sonrasına bakarız diye başladı” diyor…

Mindfulness Nedir?

Konuşmayan Tavus Kuşu Camio’nun ardından Altıncı Irk, İki Cihanın Bekçisi kitapları ardı ardına geldi. Bir üçleme olan son üç kitabı; Ev Yapımı Bir Paraşüt (2015), Senin Hakkında Yedi Şey Düşündüm (2018), Elleri Titremeden Ateşi Tutabilene (2021) kitaplarında ağırlıklı olarak meditasyon ve mindfulness pratiklerini merkeze alan Berrak Yurdakul, mindfulness’u şöyle açıklıyor:

“Zihninin içeriğine kendini kaptırmadan, geçmişe ve geleceğe gitmeden şimdiki anda kalma becerisidir. Düşüncelerinle özdeşleşmeme becerisidir. Duyularınla ve duygusal olarak içerde ne olduğunla, zihninden hangi düşünceler geçtiğiyle bütün bu bilgilere vakıf olmak ama hiç birine kendini-dikkatini teslim etmeden kalabilmek demektir”

“Paraşüt bizi büyük düşüşlerden kurtarır”

Kitaplarında Budist öğretilere sıklıkla yer veren yazar, çok beğenilen ve üçlemenin ilk kitabı olan “Ev Yapımı Bir Paraşüt” isimli kitabının adını Budist felsefeden etkilenerek belirlediğini anlatıyor:

“Paraşüt Budist Felsefe’de çok kullanılan bir analojidir. Çünkü paraşüt bizi büyük düşüşlerden kurtarır, yere çakılmamızı engeller. Evde düzenli olarak mindfulness ve meditasyon pratiği yapmak kendine bir paraşüt dikmek gibidir, düşerken ona tutunursun, deriz. Sadece pratiğine tutunabilirsin, içsel bir güç kazanabilirsin. Tek sığınağın budur. Tek paraşütün budur. Ama ilerleyen zamanlarda anlıyorsun ki, zihnin üzerinde çalışınca, kendini tanıyınca, biraz bakış açın değişince, derinleşince anlıyorsun ki aslında çakılacak bir yer de yok”

Sahte benlikten nasıl kurtulunur?

“Yedi Çeşit Evet” podcast yayını da olan Berrak Yurdakul, bu podcast serisinde de Budist öğretilerden, zihni yönetme-eğitme ve meditasyon pratiklerinden bahsediyor…

Üçlemenin ikinci kitabı olan “Senin Hakkında Yedi Şey Düşündüm” kitabı, kişisel ve içsel gelişim için rehber niteliği taşıyor. İnsanın mekanikleşmesi, insanın uykuda olma hali, zihinsel ve fiziksel acılarla baş edebilme gibi önemli konuları merkezine alıyor. İnsanın içsel dönüşümle, durup kendini sakince izleyerek taşıdığı ‘sahte benlik’ten kurtulmasının mümkün olduğunu belirten Yurdakul, sahte benlikle ilgili şunları söylüyor:

“İnsan kendini kayırır. Herkesten ayrı, farklı, üstün bir varlık olarak evren onun etrafında dönüyormuş gibi görür. Bu açık bir sırdır. Bunu herkes bilir. Herkes kendini dünyanın en önemli insanı zanneder. Bu egonun bize oynadığı bir oyundur. Ve herkes kendine zihninde olabilecek en iyi nitelikleri atfeder. Hep kötü başkasıdır. Beni çok kırdılar, beni çok incittiler, bana yalan söylediler, vefasızlık ettiler. Olmuştur belki bir bölümü ama bir bölümü de olmamıştır. Sen de birilerini kırmışsındır incitmişsindir. Hayat böyledir. Sen de diğer insanlara birçok açıdan benzersin. Kötücül nitelikler her insanın içinde mevcuttur. Kendisi üzerinde çalışan insan, sakin bir şekilde bu gerçeği kabul eder ve kendisini bir başkasını izler gibi izlemeye başlar. Neden bir başkasını izler gibi? Başkasının nasıl hemen yüz metreden olan-olmayan kusurlarını görüveririz ama kendimizinkini görmeyiz. Bizimkini de herkes bilir bu arda…”

Mindfulness ve toplumsal gerçekliğimiz

Mindfulness pratiklerinin insanların ızdıraplı yaşamına fayda sağladığına dikkat çeken yazar, Yeşim Özdemir’in siyasal krizlerin her gün yeni bir sorun-kaos yarattığı bir toplumda veya gündelik yaşamdaki en temel ihtiyaçların bile karşılanamadığı ciddi ekonomik sıkıntıların yaşandığı bir yaşam standardında, kişinin bireysel çabayla bu pratikleri uygulayarak daha ‘konforlu’ bir yaşam elde etmesinin nasıl mümkün olabileceğine, bu pratiklerin toplumsal gerçeklikle uyuşup-uyuşmadığına ilişkin eleştirisine şöyle cevap veriyor:

“Sadece hayat zorken değil, her zaman kullanılması gereken pratiklerdir. Bir insan evine ekmek bile götüremezken bu bunun ne işine yarar? Şimdi bir kere hepimiz aynı sorunları yaşıyoruz. Benim de çok büyük ekonomik sıkıntılar çektiğim oldu hayatımda. Ve o noktada zihinsel tavrın işleri daha da zorlaştırabilir veya sana daha az sorun çıkarabilir. Sen zaten gırtlağına kadar sorunlara batmışsın. Zihin eğitimi her şey yolundayken, paran da cebindeyken, sağlığında iyiyken yapacağın bir lüks tüketim maddesi değildir. Zihin eğitimi en çok da bu tip sorunlar yaşayan bizlere lazımdır. Kara sevdadan muzdarip, başarısızlık duygusu taşıyor, iflas etmiş, ölüm döşeğindesin… Esas sorun varken çalışman lazım. Sen o sorunla nasıl başa çıkacaksın? Bugüne kadar sorunlarla nasıl başa çıktın? Kolay oldu mu? Kendinle iyi dost musun? Zihnin sana işkence çektiriyor mu? Evime ekmek bile götüremiyorum, zavallı ben, bu hayat adaletsizliği korkunç bir şey, komşum zengin ama ben değilim… Böyle bir zihin mi istersin yoksa sessizce durumunu kabul etmiş ve çözüm odaklı. Bu kadar gürültü eden bir zihin sana çözüm de bulamaz…”

PODCASTİ DİNLEMEK İÇİN PLAY’E TIKLAYINIZ

Söyleşi Haberleri