Cinsel saldırıya uğrayan kadınlarda demans ve felç riski

ABD’de yapılan bir araştırma cinsel saldırıya uğrayan kadınların beyinde kalıcı hasar bırakan demans ve felç gibi hastalıkları geçirme riskinin daha yüksek olduğunu gösterdi.

ABD Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezi'nin (CDC) istatistiklerine göre, Kuzey Amerika'da yaşayan her üç kadından biri, yaşamı boyunca en az bir kez cinsel şiddete maruz kalıyor. Bu sayı son yıllarda dünya çapında da arttı. Dünya Sağlık Örgütü'nün yaptığı bir araştırmaya göre, dünyada toplamda 736 milyon kadın "hayatlarında en az bir kez, partneri, partneri olmayan kişi veya her ikisi tarafından" cinsel şiddete maruz kaldı. Bu sayı Kuzey Amerika’da 15 yaş ve üstü tüm kadınların yüzde 30'u demek. Yani sorun oldukça yaygın. ABD’de yapılan bir araştırmaya göre, cinsel şiddete maruz kalan kadınlar, sadece saldırı kaynaklı sorunlarla baş etmiyorlar. Aynı zamanda bunama ve felç gibi nörolojik hastalıklar için de yüksek risk altındalar.

Cinsel saldırı deneyimi fazla

Psikiyatri profesörü ve Pittsburgh Üniversitesi Kadın Biyodavranış Sağlığı Laboratuvarı'nda direktör. Rebecca Thurston yaptığı araştırmanın sonuçlarını, Kuzey Amerika Menopoz Derneği'nin 2021 toplantısında sundu ve çalışma, yakında Brain Imaging and Behavior dergisinde yayınlanacak. Araştırmada, Thurston ve ekibi ABD'de orta yaşlı 145 kadını inceledi. Katılımcıların yüzde 68'i en az bir travma deneyimi yaşadığını belirtirken, bunlar arasında en yaygın olan yüzde 23 ile cinsel saldırı kaynaklı travmalar.

Travma ile beyin hasarı bağlantılı

Araştırmacılar, travma ile beyaz cevher hiperintensiteleri arasında bir bağlantı olup olmadığını öğrenmek istediler. Beyaz cevher hiperintensitesi, kan akışındaki bozulmaya neden olup beyinde hasar bırakabiliyor. Beyaz cevher hiperintensiteleri, beyin taramalarında küçük beyaz noktalar olarak ortaya çıkıyor ve bunama, felç ve benzeri rahatsızlıkların erken belirtisi olarak kabul ediliyor. Beyin taramalarında, hastalıkların fiziksel koşulların ortaya çıkmasından on yıllar önce tespit edilebiliyor. Araştırmaya katılan kadınların beyin taramaları, travma yaşayan kadınların, travma yaşamayan kadınlara göre daha fazla beyaz cevher hiperintensitesine sahip olduğunu ortaya koydu. Sonuçta beyaz cevher hiperintensitesi ile cinsel saldırı kaynaklı travma yaşamak arasında bağlantı olduğu ortaya çıktı.

Depresyon ve anksiyete riski

2018'de yayımlanan daha önceki bir araştırmada Thurston, cinsel saldırıya uğramış kadınların, depresyon veya anksiyete geliştirme olasılığının, saldırıya uğramamış kadınlara göre daha fazla olduğunu ve daha fazla uyku problemi çektiğini bulmuştu. Depresyon, anksiyete ve uyku bozukluklarının tümü, genel sağlık durumunun kötü olmasıyla ilişkilendiriliyor. Ruh sağlığı bozuklukları aynı zamanda kalp hastalığıyla bağlantılı da olabilir. Örneğin uyku eksikliği ve yüksek tansiyonun, tip 2 diyabet ve obezite ile bağlantılı olabileceği biliniyor.

Thurston, yeni çalışmalarının önceki araştırmanın sonuçlarından da beslendiğini söylüyor. Araştırmacılar, yeni çalışmada zihinsel veya diğer sağlık koşullarını hesaba kattıklarında bile, saldırıya uğrayan kadınların, saldırıdan sonra depresyon veya travma sonrası stres bozukluğu gibi başka sağlık sorunları geliştirip geliştirmediklerine bakılmaksızın, daha fazla beyaz cevher hiperintensitesine sahip oldukları sonucuna ulaştılar. Sonuçta, araştırmada, demans hastalığının bu erken belirtilerinin doğrudan cinsel saldırıyla bağlantılı olabileceği ortaya çıktı.

Önleyici tedavi için önemli

Thurston, araştırmanın, cinsel saldırıları önlemek için daha çok çaba sarf edilmesine ihtiyaç olduğunu gösterdiğini söylüyor. Ayrıca doktorlara, bir kadın hastanın ileriki yaşamlarında felç ve bunama riskini değerlendirirken, cinsel saldırı faktörünü de göz önünde bulundurmaları gerektiğini de hatırlatıyor. Kuzey Amerika Menopoz Derneği'nin tıbbi direktörü Stephanie Faubion, yeni çalışmanın önleyici sağlık hizmetlerinde önemli bir rol oynayabileceği görüşünde. Faubion, "Felç ve bunamanın erken uyarı işaretlerini belirlemek, etkili müdahale sağlamak için çok önemli" derken "Bunun gibi araştırmalar, travmatik deneyimlerin, bir kadının refahı, ruh sağlığı üzerindeki uzun vadeli etkileri hakkında bize önemli bilgiler gösteriyor" yorumunu yapıyor.

Carla Bleiker

© Deutsche Welle Türkçe

Dünya Haberleri