14 Şubat’ta yapılan Kabine Toplantısı sonrası AKP Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Erdoğan depremde hayatını kaybedenlerin yakınlarına 100 bin TL nakdi yardım verileceğini söylemişti. O gün ve ertesinde 100 bin lira müjde olarak sunuldu ancak açıklamanın üzerinden yaklaşık 2 ay geçmesine rağmen sonrasında konuya dair herhangi bir gelişme olmadı. Erdoğan nakdi yardımını şu sözlerle duyurmuştu:
“İlk etapta oturulamaz hale gelen hane başına 15 bin lira taşınma ve 5 bin lira ile 2 bin lira arasında kira yardımı, ayrıca yine hane başına 10 bin lira destek yardımı yapacağımızı zaten açıklamıştım. Ailelerini deprem bölgesi dışındaki illere kendi araçları ile götüren vatandaşlarımızın yakıt masraflarını karşılıyoruz. Ayrıca depremde hayatını kaybeden vatandaşlarımızın yakınlarına acil ihtiyaçları için 100 bin lira nakdi yardımda bulunuyoruz.”
Öte yandan Erdoğan 100 bin TL’lik yardımı sosyal medya Platformu Twitter üzerinden de paylaşmış ve şunları yazmıştı:
“Yılgınlığa, bezginliğe, yorgunluğa, yeise asla kapılmadan, beraberce bu felaketin acısını dindirecek, yarasını saracak, kayıplarını telafi edeceğiz. Devlet ve millet olarak, ele ele vererek hiçbir mağdur ve mazlumu sahipsiz bırakmayacağız.”
100 bin liralık destek için başvuruların il valiliklerince alınacağı açıklanırken, yaşamını yitirenlerin yakınlarına verilecek destek süreci miras hukukuna göre ilerleyeceği ve nüfusta görünen aile fertlerinin yakınlarının destek talebinde bulunabileceği belirtildi.
Yetkililerden henüz bir açıklama gelmedi
Depremde evi az, orta ve ağır hasarlı olan yurttaşlara 10 bin liralık yardımın verilmeye başladığı yetkililer tarafından yapılan pek çok açıklama ile duyuruldu. Buna rağmen 100 bin liralık desteğin verilmeye başlandığına dair ise henüz bir açıklama yapılmadı.
Başvurular sonuçsuz
Ayrıca Hatay'da meydana gelen depremde eşini kaybeden Süham Miroğlu da kızlarının 100 bin liralık nakdi destek yardımına başvurduklarını ancak henüz almadıklarını ifade etti. Hatay'da yaşayan ve eşini kaybeden Samiye Mansuroğlu da depremde eşini kaybetti ancak 100 bin lira destek yardımından faydalanamadı. Yine Hataylı bir başka depremzede Ali Kanaat ise babasını kaybetmesine ve başvuruda bulunmasına rağmen henüz bir dönüş yapılmadığını ifade etti.
Beştaş: 'Bu iktidar hangi sözünü tuttu ki?'
HDP Grup Başkanvekili Meral Danış Beştaş konuya ilişkin Kısa Dalga'ya değerlendirmede bulundu. "Bu iktidar bugüne değin hangi sözünü tuttu ki bundan sonra tutsun" diyen Beştaş "Halkta bir beklenti de kalmadı. Bugüne değin bu ülkede hangi krizde iktidar yurttaşın yanında oldu ki? Soma katliamında işçileri tekmeleten biz zihniyet, darbeyi fırsata çeviren bir akıl, yoksul halka “ananı da al git” diyebilen bir bakış açısı, pandemi döneminde halktan para isteyen “IBAN” paylaşan iktidar için halkın yaşadığı kıyametler bir şey ifade etmiyor ki!" dedi. Beştaş şöyle devam etti:
"Deprem anında yurttaşın yanında olmayanın, sonradan herkese nakdi yardım yapacağına dair sözlerinin bir karşılığı yok. Bu halk bu iktidardan bir şey beklemeyi çoktan unuttu. Bakın deprem anında o yıkımın ortasında insanlar yapayalnızdı, yapayalnız! Enkazı gezen iktidar mensupları, o yıkıntılara rant gözüyle bakıyordu. Ki bu söylemim boş değil, daha cenazeler yerden kalkmadan yandaş müteahhitler enkaz kaldırma derdine düşmüştü."
"Böylesi çıkarcı ve halkını gözetmeyen bir iktidarın sözünü tutmasını beklemek de safdillik olur. Bakın, 6 Nisan itibariyle depremin üzerinden 2 ay geçti. Bu 2 ayda depremzedeler dondurucu soğuğu yaşarken çadır bulamadı, meğer aranan çadırları Kızılay satmakta imiş. Halkın dişinden tırnağından artırıp gönderdiği yardım tırlarındaki kıyafetler çeşitli şirketlere satıldı. İktidar halka halkın gönderdiği yardımdan dahi fayda sağlama derdindeydi."
'Erdoğan, seçim arifesinde tutamayacağı sözler veriyor'
"Deprem bölgesinde hala çadırı olmayanlar var, cenazesini kefensiz gömen yaralı aileler var. Bölgede sel oldu, fırtınalar oldu, depremden sağ kurutulanlar selde yaşamını yitirdi. Bu kaosun, bu katliamın tek sorumlusu Erdoğan tam seçim arifesinde iktidarı uğruna halka tutmayacağı sözler vermeye devam ediyor, çünkü tutmayacağı bu sözler son sermayesi. Bu vaatlerle seçim kazanacağını zannediyor, ama yanılıyor. Depremin yarattığı yıkım, bu iktidarın bu halka ne kadar zarar verdiğini göstermiştir."
Deprem anından itibaren halkların dayanışma ve destek duygusunu iliklerine kadar hissettiklerini ifade eden Beştaş, sözlerini şöyle sonlandırdı:
"Bu çok önemliydi. Herkes elinde olduğunda deprem bölgesine yardımda bulundu. Her ilden tırlar dolusu eşya bölgeye gitti, herkes o kadar iyi organize oldu ki, yemek dağıtımından sağlık desteğine, enkaz kaldırma çalışmalarından sonraki rehabilitasyon sürecine değin halklar örnek bir tavır gösterdi. Bunu iktidarın yarattığı tüm bürokratik zorluklara ve baskılara rağmen başardı. Acılardan geçtik, geçiyoruz. Son yıllarda bu iktidarın yarattığı kaos toplumsal olarak da bireysel olarak da halkımızı epey yıprattı. Fakat herkes aydınlık bir geleceğin özlemi içerisinde. Buna muktediriz şüphesiz. Tüm bu yaraları saracağımız iklim çok yakındır. 14 Mayıs bir dönüm noktası olacak ve yaralarımızı birlikte sarıp birlikte iyileşeceğiz. Bundan kimsenin kuşkusu olmasın."
Avukat Çınar: Böyle bir yardım alanla karşılaşmadık
Geçtiğimiz hafta Hatay'da yurttaşlarla buluşan ve hukuki bilgilendirme çalışması yapan Ankara Barosu ve Yurttaş Hukuku üyesi Avukat Gökberk Çınar da bu buluşmalarda yakınlarını kaybeden pek çok aile ile görüştüğünü ve bu ailelerden henüz hiçbirisinin böyle bir yardım almadığını aktararak "Yakınlarını kaybeden ailelerden henüz böyle bir yardım alanla karşılaşmadık" dedi.
Çınar, "İdare hiyerarşisi üzerinde en üst makama sahip kişi olan Cumhurbaşkanı tarafından toplumun tamamına duyurulan bu yardıma ilişkin kanuni bir düzenleme ya da fiili bir hamle henüz görmedik. Hukuk devleti varsayımında idarenin en üst hiyerarşik amirince yapılan bu açıklama karşısında yurttaşların beklenti içerisine girmesi, dolayısıyla bu ödemeyi alacaklarını düşünmesi olağandır. Nitekim bu duyuru karşısında idarenin ivedilikle hareket ederek bu söyleme hukuki zemin kazandırması gerekmektedir" dedi ve şu sözlerle konuşmasını sonlandırdı:
'Tazminat davalarının önü kapatılmak isteniyor'
"Deprem öncesi zemin etüdü, riskli bina tespiti gibi sorumluluklarını yerine getirmeyen; deprem sonrası ise zamanında müdahale ve hayatta kalan yurttaşların yaşamlarını idame ettirmelerini sağlamak için gerekli organizasyonu kuramayan idarenin hizmetin geç, eksik ve bazı bölgelerde hiç işlememesi sebebiyle idarenin tazmin yükümlülüğünden doğacak tazminat davalarının da önü kapatılmak istenmektedir."