MHP listesinde bir ‘Matador’ sanığı: Urfi Çetinkaya'nın dava arkadaşı

MHP Adana milletvekili adayları arasında yer alan Ahmet Reha Yereşen’in, Cumhuriyet tarihinin en kapsamlı uyuşturucu operasyonlarından olan “Matador Operasyonu” olarak bilinen operasyon sonunda açılan davada uyuşturucu baronu Urfi Çetinkaya ile birlikte yargılandığı ortaya çıktı. Urfi Çetinkaya ve Yereşen’in davası zamanaşımı nedeniyle düştü. Yereşen yargılandığı davayı değerlendirirken, “Benim önüme pudra şekerini koyun, o maddeyi (esrar) koyun, ayırt edemem, o dava yanlışlıkla açıldı” dedi.

ERSAN ATAR

Milletvekili aday listesi, siyasi cinayet sanıkları nedeniyle gündem olan MHP’nin, uyuşturucu baronu Urfi Çekintaya ile birlikte yargılanıp zamanaşımından kurtulan bir isme de listesinde yer verdiği ortaya çıktı. Adana’dan milletvekili adayı gösterilen Ahmet Reha Yereşen’in, Türkiye Cumhuriyeti tarihinin en büyük uyuşturucu kaçakçılığı davalarından “Matador Operasyonu Davası”nın sanıkları arasında yer aldığı belirlendi. Yereşen hakkındaki bu davayı, "O dava yanlışlıkla açıldı benim önüme pudra şekeri koyun, o maddeyi (esrar) koyun, ayırt edemem" sözleriyle değerlendirdi.

MHP’nin milletvekili aday listeleri ilk olarak partinin Genel Başkan Yardımcısı Semih Yalçın tarafından sosyal medyadan açıklanmıştı. Bu listede Adana adayları arasında 10. sırada “Ahmet Reha Yerleşen” ismi yer aldı. MHP’nin ertesi gün Yüksek Seçim Kurulu’na verdiği listede bu ismin, “Ahmet Reha Yerleşen” değil, “Ahmet Reha Yereşen” olduğu ortaya çıktı.

Ahmet Reha Yereşen ismi, 2000’li yılların başında dönemin İçişleri Bakanı Sadettin Tantan tarafından yapılan uyuşturucu operasyonlarından hatırlanan bir isimdi. Bu operasyonlardan en önemlisine -hem Urfi Çetinkaya’nın yakalanması hem de mali hacmi yönüyle- Matador Operasyonu adı verilmişti.

Operasyonun soruşturmasını, dönemin Devlet Güvenlik Mahkemesi Savcısı Talat Şalk yürüttü.

“Ağa”nın listesinden adaylık listesine

Soruşturma sonunda, MHP milletvekili adayı Ahmet Reha Yereşen’in de aralarında bulunduğu 9 sanık hakkında, “Teşekkül (çete) oluşturmak suretiyle birçok defa yurt dışına eroin ihraç ve imal etmek” suçundan 36’şar yıla kadar hapis istemliyle dava açıldı.

Urfi Çetinkaya’nın çete içinde “ağa” ve “ağabey” olarak bilindiği belirtilen iddianamede, soruşturmanın başlangıcının İspanya polisi tarafından, bu ülkede düzenlenen bir uyuşturucu operasyonu olduğu belirtildi.

İddianamede, İspanya’da yakalanan eroinin Urfi Çetinkaya ve Cemal Nayır’ın yönettiği organizasyon tarafından Türkiye’den gönderildiği, Çetinkaya, Nayır ve suç ortaklarının, suç delilleri ile yakalanabilmesi için İspanya, Hollanda, Almanya ve Portekiz makamları ile bilgi alışverişinde bulunulduğu kaydedildi. İddianamede, “Sanıklar Urfi Çetinkaya ve Cemal Nayır’ın yurt dışına devamlı eroin ihraç eden ve uluslar arası örgütlenen bir teşekkülün yöneticisi oldukları, Çetinkaya, Nayır organizasyonunca Türkiye’den çıkarılan eroinin Hollanda, İspanya, Almanya ve Portekiz’e sokulduğu anlaşılmıştır” denildi.

Uyuşturucu parasının belli döviz büroları aracılığıyla Türkiye’ye sokulup Urfi Çetinkaya ve Cemal Nayır’a verildiği belirtilen iddianamede, yakalanamayan çete elemanı Ahmet Özdemir ile 30 Eylül 1999 tarihinde Esenboğa Havalimanı’ndan gönderilen eroin parası ile yakalanan Mustafa Gedikli’nin Şenol Kabak’ın kuryeleri olduğu işaret edilerek, sanıklar Ahmet Reha Yereşen, Bülent Nayır ve Hediye Sekman’ın eroin çetesinin içinde oldukları ve faaliyetlerde bulundukları kaydedildi.

Uyuşturucu trafiğinin nasıl işlediğine ve yurt dışındaki bağlantılarına yer verilen iddianamede, Urfi Çetinkaya ve Cemal Nayır’ın müebbet hapsi istenirken, sanıklar Şahin Sekman, Ali İnal, Mahmut Atalay, Ayhan Taş, Ahmet Reha Yereşen, Bülent Nayır ve Hediye Sekman haklarında, 18 yıldan 36’şar yıla kadar hapis cezası talep edildi.

Zamanaşımından düştü

İlk olarak Ankara’da açılan ve daha sonra İstanbul ve Ankara mahkemeleri ile Yargıtay arasında gelip giden dava, suç vasfının değişmesi ihtimalinin de etkisiyle zamanaşımına uğradı. Böylelikle Urfi Çetinkaya ile birlikte Ahmet Reha Yereşen’in yargılanması da mümkün olamadı.

MHP listesinde yer alan Ahmet Reha Yereşen, “karapara aklama” davasından da aynı sanıklarla birlikte İstanbul 10. Asliye Ceza Mahkemesi’nde yargılandı. Yereşen hakkında bu davanın ilk aşamasında beraat kararı verildi ancak bu dava da daha sonra zamanaşımı nedeniyle düştü.

“Önüme o maddeyi koyun, pudra şekeri koyun ayırt edemem”

Hakkında daha önce açılmış olan davalara ilişkin Kısa Dalga’ya değerlendirmelerde bulunan Ahmet Reha Yereşen, Matador operasyonu sırasında gözaltına alınıp hakkında dava açıldığı bilgisini doğrularken şunları söyledi:

“O operasyonda yanlışlıkla gözaltına alınmıştım. Daha sonra da hakkımdaki davanın yanlışlıkla açıldığı ortaya çıktı ve o dava bitti gitti. Yargılama sırasında bana adım – soyadım gibi kimlik tespiti bilgilerinin dışında, 4 soru dışında soru bile sorulmadı. Daha sonra dönemin İçişleri Bakanı Sadettin Tantan ile bir araya da geldik. ‘Bakın bu operasyon nedeniyle başım belaya girdi’ dedim. Tantan da bana, ‘Kusura bakma oğlum, bu tür geniş çaplı operasyonlarda bunlar olabiliyor’ dedi.

Benim önüme pudra şekerini koyun o maddeyi (eroin) koyun ayırt edemem. Filmlerde gördüğümüzden, böyle poşetler bıçakla açılırken gördüğümüzden biliyorum.”

Özel Haber Haberleri