Pervin Buldan'dan Gezi kararına tepki: Düşman hukuku bile kalmamış

HDP Eş Genel Başkanı Pervin Buldan, Gezi Davası'nda verilen mahkumiyet kararlarıyla ilgili, "Ortada bağımsız bir yargı yok, hukuk hiç yok, bir düşman hukuku bile kalmamış durumda" dedi.

HDP Eş Genel Başkanı Pervin Buldan, Gezi Davası'nda Osman Kavala, Mücella Yapıcı, Çiğdem Mater, Hakan Altınay, Mine Özerden, Can Atalay, Tayfun Kahraman, Yiğit Ali Ekmekçi hakkında verilen mahkumiyet kararına, "AKP-MHP iktidarının hukuksuzluk karanlığı" diyerek tepki gösterdi.

Partisinin Meclis grubu toplantısında konuşan Buldan'ın açıklamasından satır başları şöyle:

'TAM BİR SAVAŞ HALİNDELER'

"Kobani'de insani dayanışma ve yardımlaşmayla, Gezi'de kolektif toplumsal itirazla, sokakta kadınlarla, gençlerle, emekçilerle, siyasette ise HDP ve demokrasi güçleri ile tam bir savaş halindeler. Gezi Davası, Kobani Davası, HDP'yi kapatma davası, siyaseti biten ancak emrindeki yargı gücü ile ayakta durmaya çalışan AKP MHP iktidarının yarattığı hukuksuzluk karanlığıdır.

'HEPSİNE SELAMLARIMI GÖNDERİYORUM'

Dün Gezi Davasında karar çıktı. Beraatle sonuçlanan Gezi Davasını kumpaslarla yargılamaya dönüştürdüler. Kavala'ya müebbet, 7 arkadaşımıza 18 yıl ceza verdiler. Hepsine ayrı ayrı selamlarımı gönderiyorum. Hukuk ve adalet mücadelesinde yalnız değilsiniz. Türkiye'nin demokratik vicdanı sizinle. Gezi davasının hâkimini biliyorsunuz, AKP'nin vekil aday adayı çıktı. Kobani kumpas davasının mahkeme başkanı da çete üyesi çıkmıştı. Ortada bağımsız bir yargı yok, hukuk hiç yok, bir düşman hukuku bile kalmamış durumda. AKP'nin ele geçirip yönettiği mahkemelerin kendileri de yargılamaları da kararları da asla hukuki değildir, siyasi kararlardır, siyasi mahkemelerdir, bu yapılan duruşmalar siyasi duruşmalardır.

'BU KUMPASI DELİLSİZ KOBANİ DAVASINDA DA GÖRDÜK'

Mahkeme üyesinin karara düştüğü şerh her şeyi izah ediyor. 'Her türlü kuşkudan uzak, somut başka delil yoktur' tespiti, hukuksuz, delilsiz yargılamanın bir kumpas olduğunu ortaya koyuyor.

Aynı kumpası biz delilsiz Kobani davasında da gördük. 20 arkadaşımızı hukuksuzca tutukladıklarını gördük, ortada bir delil yok, bir belge yok.

Gezi'de verilen cezalar tüm topluma yönelik verilen bir gözdağı. Hak, eşitlik, özgürlük taleplerini; yargı kumpaslarıyla engelleme girişimidir. Gezi'de verilen cezanın ardan AKP Genel Başkanı, yargı mensuplarıyla iftar yemeğinde çıkıp, 'adaletin olmadığı yerde huzur olmaz' dedi bir de! Bunu söyleyen AİHM kararını tanımayan zihniyet!

Adalet duygusunu zedeleyen de, toplumda huzur bırakmayan da, barışı yok eden de sizin iktidarınızdır, sorumluyu başka yerlerde aramayın

Şimdi adalet, hukuk ve eşitlik mücadelesini, Gezi’nin umuduyla birlikte daha da büyütmek için daha fazla ortak mücadele zamanıdır. HDP adalet mücadelesinin sözüdür, gücüdür, yoludur. Sözümüzdür; Berkinlerin, Ali İsmail Korkmazların, Ethem Sarısülük’lerin hayalleri yaşam bulana kadar bu mücadele sürecektir.

ÇATIŞMACI SİYASET

İktidarın, ayakta kalmak için sürdürdüğü savaşın bir diğer ayağı da biliyorsunuz komşu ülke topraklarında hala sürmektedir. Ukrayna savaşı için ‘Savaşın kazananı olmaz’ diyen iktidar, bir takım emperyal hedeflerle sınırın diğer tarafında, Federal Kürdistan Bölgesi’nde yeni bir çatışma dalgasını başlattı. Uluslararası hukuku yok sayarak, komşu ülkenin topraklarına girerek, o ülkenin iradesini ve egemenlik haklarını yok saymak, yayılmacılıktır, bir savaş politikasıdır. Sürekli krizden ve çatışmadan beslenen iktidarın, Irak’a, Suriye’ye, Ortadoğu’ya savaş ihraç ederek, hem bu bölgeyi daha da istikrarsızlaştırmayı, hem de Kürt halkı başta olmak üzere tüm bölge halklarının barış içinde ortak geleceğini hedef aldığını biliyor ve görüyoruz. Ne yazık ki bu politikanın bedelini her zamanki gibi yine canıyla ve ekmeğiyle halka ödetecekler. Çatışmacı siyaset Kürt sorununu daha da derinleştirecek ve çıkmaza sürükleyecektir.

SAVAŞ POLİTİKALARINA DUR DİYELİM

Savaş, sizin varlık nedeniniz olabilir ama halklar adına barışı savunmak da bizim varlık gerekçemizdir. Ve bundan asla geri adım atmayacağız. Sizin çatışmacı siyasetine karşı biz diyalog ve müzakereyi, demokratik çözümü her zaman ve her zeminde savunarak iktidarınızı rahatsız etmeye devam edeceğiz. Buradan tüm topluma, demokratik kamuoyuna, demokrasi güçlerine, sivil toplum örgütlerine, tüm vicdanlı insanlara seslenmek istiyorum. Bu ülkeyi yoksullaştıran, soframızdaki ekmeğe göz diken, kamuyu yolsuzluk çukuruna sokan bu adaletsiz ve vicdansız iktidar düzeninden kurtulmanın yolu, kendi iktidarları için başlattıkları savaşa karşı en güçlü şekilde karşı çıkmaktan geçer. Gelin hep birlikte savaş politikalarına da, talan düzenine de birlikte karşı çıkalım. Dur diyelim! Savaşsız, sömürüsüz, ortak ve eşit geleceğimiz için, demokrasi için, adalet için, ekmeğimiz ve alın terimiz için savaş karşıtı ittifakı hep birlikte büyütelim. Şimdi tam da bunun zamanıdır.

MUHALEFETİN İKTİDARIN ÖMRÜNÜ UZATACAK POLİTİKALARI

İktidarın çatışmacı-yayılmacı politikalarına karşı ses çıkarmayan siyasal muhalefetin de bu tutumunu gözden geçirmesi ve iktidarın ömrünü uzatacak politikalara hizmet etmekten kaçınması gerekir. Halkın beklentisi budur. Eğer ortak geleceği konuşmak istiyorsanız, savaş politikalarına karşı durmanız, barışın yanında yer almanız gerekir. Büyük bir ekonomik yıkım yaşayan bu halk, ne yeni bir savaşın ağır maliyetini, ne de bu iktidarın talan ve hukuksuzluklarını daha fazla kaldırabilecek durumdadır. Bu gerçeği herkesin iyi görmesi, net, ilkeli ve cesur olması gerekir.

SEFALET TÜRKİYE’Sİ YARATTILAR

Evlere şekerin, lokumun, çocuklara bayramlığın alınamadığı, emeklilerin torunlarına bayram harçlığı veremediği, ulaşım zamları nedeniyle insanların bir birini ziyarete dahi gidemediği bir sefalet Türkiye’si yarattılar. Halkın bayramını zehir ettiler. Yazıklar olsun size diyoruz! Bir de dün kabine toplantısında çıkmış, AKP Genel Başkanı, ‘2023, emeklerin karşılığını alma, hasadı yapma vaktidir’ diyor. Evet, ektiğinizi biçeceksiniz! Yaptığınız zulmün, hukuksuzlukların hasadını bir bir toplağınızı çok iyi biliyoruz! Halk sandıkta iki yakanıza yapışacak ve tarihin en büyük hesabını soracaktır! Bu tablo tabi ki kaderimiz değildir. Türkiye halklarının mahkum olduğu bir kader asla değildir. Ne yoksulluğa, ne de yoksulluğun temel sebebi olan savaş ve rant politikalarına mecbur da değiliz. Bu ülkede onurlu ve insanca bir yaşam sürmek elbette mümkündür. Bunun yolu da sömürüye ve adaletsizliğe karşı ortak mücadeleden geçer.

1 MAYIS ÇAĞRISI

Newroz’daki büyük halk iradesiyle, 1 Mayıs’ın direniş ruhunu birleştirerek, adalet mücadelesiyle, ekmek mücadelesini buluşturarak bu savaşı ve ekonomik yıkımı durdurabiliriz. O yüzden alanlarda, fabrikalarda, yaşamın her alanında emek, demokrasi ve adalet mücadelesini büyütmek hepimizin öncelikli gündemi olmak zorundadır. Birleşerek büyürüz, birleşecek kazanırız! Bunu hiç kimse aklından çıkarmasın. Değerli emekçi halkımız, hepinizi bildiği gibi önümüzdeki Pazar 1 Mayıs’tır.

Tıpkı 8 Mart mitingleri gibi, tıpkı halen konuşulan ve ülkenin dört bir yanında milyonların katıldığı Newroz’lar gibi, 1 Mayıs’ın da kitlesel geçmesi için alanlarda olacağız. Bu 1 Mayıs aynı zamanda demokrasi güçlerinin bir araya geleceği ve AKP-MHP iktidarına karşı omuz omuza mücadeleyi en fazla büyüteceği bir gün olacaktır. Bu ülkenin yoksulları, ezilenleri, emekçileri dayanışarak, birleşerek cesaret ve umut biriktiriyorlar. İşte bu cesaret ve umut karşısında duramayacaklarını bir kez daha belirtmek istiyorum. (MA-Kısa Dalga)

Politika Haberleri