ABD’nin Venezuela saldırısında son durum: Trump’tan yeni tehdit, 6 ülkeden bildiri

ABD Başkanı Donald Trump, Venezuela’da Devlet Başkanlığı görevini geçici olarak üstlenen Delcy Rodriguez hakkında, "Doğru olanı yapmazsa muhtemelen Maduro'dan daha büyük bir bedel ödeyecek" ifadelerini kullandı. ABD’nin saldırısına 6 ülkeden ortak bir bildiri ile kınama gelirken saldırının uluslararası politikaya etkisi tartışılmaya devam ediyor.

Kısa Dalga - Amerika Birleşik Devletleri'nin Venezuela'ya yönelik askeri müdahalesi, uluslararası siyaset arenasında sarsıcı bir etki yarattı.

Operasyonun ardından gelen açıklamalar, uluslararası kamuoyunda müdahalenin meşruiyetini sorgularken bu tür kaçırmaların olağanlaşmasına dair endişeler de dile getirildi.

Trump, The Atlantic dergisine verdiği mülakatta, Nicolas Maduro'nun ABD tarafından kaçırılmasından sonra Venezuela’da Devlet Başkanlığı görevini geçici olarak üstlenen Delcy Rodriguez’i tehdit etti. Rodriguez'in "ABD’nin isteklerine uyması gerektiğini" söyleyen Trump, "Doğru olanı yapmazsa muhtemelen Maduro'dan daha büyük bir bedel ödeyecek" dedi.

Venezuela’nın “cehenneme döndüğünü” ve “başarısız bir ülke” olduğunu savunan Trump, ülkenin geleceğiyle ilgili “Yeniden inşa ve rejim, ne derseniz... Şu anda eldekinden daha iyidir. Daha kötüye gidemez” şeklinde konuştu.

Venezuela son değil…

Trump, ABD’nin müdahale edeceği “son ülkenin Venezuela olmayacağına” vurgulayarak, Grönland’ın etrafının Rusya ve Çin’e ait gemilerle çevrili olduğunu ileri sürdü. Venezuela’ya olası bir askeri müdahalenin Grönland için ne anlama geleceğine ilişkin soruya yanıt veren Trump, bunun ABD yönetimi tarafından incelenmesi gerekeceğini söyledi.

ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio’nun “Trump’ın söylediklerini yaptığına” dair açıklamaları ve Grönland’a ilişkin iddialar da sorulan Trump “Marco bana çok cömert davrandı. O zaman Grönland’dan bahsetmiyordum ancak Grönland’a kesinlikle ihtiyacımız var. Savunma için ihtiyacımız var” dedi.

Trump, Venezuela’da istediği yeniden inşa ve rejim değişikliğinin, daha önce karşı çıktığını dile getirdiği Irak’taki benzer girişimlerden farkına ilişkin soruya, Irak savaşını kendisinin başlatmadığını söyleyerek yanıt verdi. Trump, “Irak’ı ben yapmadım. O, (eski ABD Başkanı) George Bush’tu. Bunu Bush’a tekrar sormanız gerekiyor çünkü Irak’a hiç gitmemeliydik. Bu, Orta Doğu felaketini başlattı” ifadelerini kullandı.

Daha önce ABD’nin Batı Yarımküre’deki hakimiyetine ilişkin açıklamaları da hatırlatılan Trump, Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro’nun alıkonulması kararının “yalnızca coğrafi sebeplerle alınmadığını” savundu.

6 ülkeden ortak bildiri

Güney Amerika ve Avrupa’dan altı ülke, Washington'ın askeri hamlesine karşı bir blok oluşturdu. İspanya, Brezilya, Şili, Kolombiya, Meksika ve Uruguay hükümetleri tarafından yayımlanan ortak bildiride, ABD’nin eylemlerinin barış ve bölgesel güvenlik için "son derece tehlikeli bir emsal" teşkil ettiği vurgulandı. Bildiride, müdahalenin sivil halkın güvenliğini hiçe saydığı belirtilirken, bu tepkinin Trump yönetiminin Venezuela’yı doğrudan "yönetme" ve petrol kaynaklarını denetleme niyetine yönelik bir yanıt olduğu ifade edildi.

Venezuela ordusu: "Kaçırmayı reddediyoruz"

Venezuela kanadında ise ordu safını belirledi. Savunma Bakanı General Vladimir Padrino López, yaptığı resmi açıklamada ordunun mevcut anayasal düzene bağlılığını yineledi. López, Nicolas Maduro ve eşi Cilia Flores’in ABD güçleri tarafından ele geçirilmesini "korkakça bir kaçırma" olarak nitelendirerek kategorik olarak reddettiklerini duyurdu. Savunma Bakanlığı, Başkan Yardımcısı Delcy Rodríguez’i ülkenin vekil başkanı olarak tanıdığını ilan etti.

Cumhuriyetçi senatörlerden geri adım

Trump yönetiminin "ülkeyi biz yöneteceğiz" şeklindeki sert çıkışları, ABD Kongresi’ndeki Cumhuriyetçi isimler arasında temkinli karşılandı. Aralarında senato komite başkanları Tom Cotton ve Jim Jordan’ın da bulunduğu isimler, müdahalenin hemen ardından yapılan "yönetimi devralma" açıklamalarını yumuşatma yoluna gitti. Cumhuriyetçi senatörler, doğrudan bir yönetim yerine, Venezuela’nın gelecekteki tutumu konusunda ABD taleplerine uyulması için liderlik üzerinde baskı kurulması gerektiğini savundu.

Papa’dan açıklama

Tarihin ilk Amerikalı papası olan Papa Leo, yaşanan gelişmeler üzerine Vatikan’da kalabalığa seslendi. Yıllarca Peru’da misyonerlik yapmış olmasıyla bölgeyi yakından tanıyan Papa, Maduro’nun yakalanmasının ardından insan haklarına saygı duyulması gerektiğini vurguladı. Venezuela’nın bağımsız bir ülke olarak kalması gerektiğinin altını çizen Papa Leo, "Sevgili Venezuela halkının iyiliği, diğer her türlü mülahazanın üzerinde tutulmalıdır" mesajını verdi.

İstanbul Ticaret Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Haluk Alkan. Fotoğraf: ANKA
Uluslararası hukuk rafta

ABD’nin Venezuela’ya yönelik askeri müdahalesi ve Devlet Başkanı Nicolas Maduro’nun derdest edilerek Washington’a götürülmesi, küresel sistemde "güç siyaseti" döneminin en sert örneği olarak kayıtlara geçti. İstanbul Ticaret Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Haluk Alkan, yaşanan süreci "uluslararası hukukun tasfiyesi" olarak nitelendirerek, dünyanın artık normların değil, kaba gücün konuştuğu bir evreye girdiğini vurguladı.

Prof. Dr. Haluk Alkan, ANKA’ya yaptığı değerlendirmelerde, Venezuela saldırısının arka planında Trump yönetiminin ilan ettiği "2025 Ulusal Güvenlik Stratejisi"nin yattığını belirtti. Alkan'a göre bu tablo, sadece bir liderin söylemi değil, ABD’nin yeni küresel doktrini.

ABD'nin dış politikasında "Monroe Doktrini"ne dönüş sinyalleri verdiğini kaydeden Alkan, bu yeni stratejiyi "seçici çok taraflılık" olarak tanımladı. Bu yaklaşımda küresel aktörlerin mevcut uluslararası statükoyu tanımadığını belirten Alkan, "Küresel aktörler 'benim önceliklerim esastır' diyor. Güç dengelerini yeniden şekillendirmek için dünya siyasetine müdahale edebileceklerini açıkça ilan ediyorlar. Zayıf aktörlere ise tek bir seçenek sunuluyor: 'Ya benim istediğim şekilde hareket edersin ya da cezalandırılırsın" dedi.

Ukrayna örneği: İmzalar güvence vermiyor

ABD’nin Ukrayna krizinde izlediği tutumu örnek gösteren Alkan, zayıf devletlerin küresel güçlerle yaptığı anlaşmaların bir koruma sağlamadığına dikkat çekti. ABD’nin Ukrayna’ya maden anlaşmalarını dayattığını ancak gelinen noktada Rusya işgaline karşı toprak tavizini içeren bir barışa zorladığını hatırlatan Alkan, Venezuela müdahalesinin bu "araçsallaştırılmış müdahale" siyasetinin son halkası olduğunu ifade etti.

Uluslararası hukukun artık dünya sisteminde en alt sıralara itildiğini savunan Prof. Dr. Alkan, bu dönüşümün sadece ABD ile sınırlı olmadığını; Rusya'nın Gürcistan müdahalesi, Çin'in Tayvan politikası ve İsrail'in Gazze'deki soykırım saldırılarının da aynı tablonun parçası olduğunu vurguladı.

Alkan, "Artık diplomatik söylemlere veya demokrasi vurgusuna gerek bile duyulmuyor. Dünya siyasetinde şu an güç belirleyici. Güç, maalesef sadece güçten anlıyor. Bu revizyonist politikalara yönelik popüler desteğin yüksek olması, bu dalganın tersine dönmesini zorlaştırıyor" dedi.

Venezuela’da direniş ekseni gelişebilir mi?

Latin Amerika'daki toplumsal desteğin zamanla bir "direniş ekseni" oluşturabileceğini öngören Alkan, bölge ekonomilerinin küresel güçlere olan bağımlılığına da dikkat çekti. Bölgede milli kaynakları yönetmek isteyen siyasi otoritelerin tarih boyunca cezalandırıldığını belirten Alkan, "Latin Amerika, ekonomik milliyetçilik ile siyasi elitlerin yolsuzlukları arasına sıkışmış durumda. Ancak halkın bu sert müdahaleye tepkisi zamanla şekillenecektir" değerlendirmesinde bulundu.

Dünya Haberleri