Berlin istihbaratının Türkiye dosyası: MİT Almanya'daki Türklerden bilgi ve ihbar ağı kurmaya çalışıyor

SEMRA PELEK | Berlin Anayasayı Koruma Teşkilatı'nın 2025 raporuna göre istihbarat teşkilatı MİT, Almanya'da yaşayan devlet yanlısı Türk ve Türkiye kökenli kişilerden bilgi toplamak için aktif çaba yürütüyor. Raporda, “ MİT'in internet sitesinde, bilgilerin gizlilik güvencesi altında iletilebildiği bir iletişim formu bulunmaktadır. Bu araç, Türk devlet yönetimi tarafından düşman olarak görülen kişi ve kuruluşların ihbar edilmesine olanak sağlamaktadır” deniliyor.

SEMRA PELEK

Kısa Dalga - Berlin Anayasayı Koruma Teşkilatı'nın 2025 yılı raporu, Türkiye bağlantılı devlet, milliyetçi ve İslamcı yapılara ilişkin dikkat çekici değerlendirmeler içeriyor. Raporda Milli İstihbarat Teşkilatı'nın (MİT) Berlin'deki faaliyetleri mercek altına alınırken, Almanya'da “Gri Kurtlar” olarak bilinen Ülkücü hareket “aşırı sağcı”, Millî Görüş hareketi ise “legalist İslamcı” yapı olarak sınıflandırıldı.

Berlin Senatosu tarafından 2 Haziran’da kamuoyuna açıklanan raporda, Almanya’nın başkentinde faaliyet yürüten yabancı istihbarat servisleri, aşırı sağ hareketler ve İslamcı yapılanmalar ayrı başlıklar altında incelendi. Türkiye bağlantılı aktörler ise raporda farklı bölümlerde yer aldı: MİT yabancı istihbarat faaliyetleri başlığında, Ülkücü hareket aşırı sağ bölümünde, Millî Görüş ise İslamcı hareketler başlığında değerlendirildi.

Raporda Türkiye, Rusya, İran ve Çin ile birlikte Berlin’de aktif istihbarat faaliyeti yürüten başlıca ülkeler arasında sayıldı. Berlin Anayasayı Koruma Teşkilatı, bu ülkelerin faaliyetlerinin yalnızca klasik casuslukla sınırlı olmadığını, siyasi etki, dezenformasyon, siber saldırılar ve sabotaj ihtimalini de kapsayan geniş bir güvenlik alanı içinde değerlendirildiğini belirtti.

“MİT Berlin’de faaliyetlerini sürdürüyor”

Raporun “İstihbarata karşı koyma ve ekonomik güvenlik” başlıklı bölümünde MİT’e ayrı bir başlık açıldı. Berlin Anayasayı Koruma Teşkilatı, “Türk iç ve dış istihbarat servisi MİT’in Berlin’de faaliyetlerini sürdürdüğünü” belirtti.

Rapora göre MİT, diğer yabancı istihbarat servisleri gibi Berlin’de “legal residentura” olarak tanımlanan resmi temsilcilikler üzerinden de faaliyet yürütüyor. Bu kavram, büyükelçilik ve başkonsolosluklar gibi diplomatik temsilcilikler içinde yürütülen istihbarat faaliyetlerini ifade ediyor.

Berlin Anayasayı Koruma Teşkilatı, MİT’i “Türk güvenlik mimarisinin merkezi bir unsuru” olarak tanımladı ve teşkilatın doğrudan Cumhurbaşkanına bağlı olduğunu belirtti. Raporda, MİT’in “kapsamlı yürütme ve uygulama yetkileriyle donatıldığı” ifadesi kullanıldı.

Rapor, MİT’in hedef aldığı gruplara ilişkin de değerlendirmeler içeriyor. Buna göre teşkilatın ilgi alanı yalnızca PKK ve PKK ile bağlantılı görülen kişi ve yapılarla sınırlı değil. Raporda, MİT’in “Gülen hareketinin mensupları gibi sistem muhaliflerini” de takip ettiği ifade edildi.

MİT’in ‘ihbar mekanizması’ rapora girdi

Berlin Anayasayı Koruma Teşkilatı’nın MİT bölümündeki en dikkat çekici değerlendirmelerden biri, Almanya’da yaşayan Türkiye kökenli kişilerin bilgi toplama faaliyetlerinde kullanılabileceği iddiası oldu.

Raporda, “MİT, bilgi toplama faaliyetlerinde devlet ve hükümet yanlısı Türk veya Türkiye kökenli vatandaşların desteğini kazanmak için aktif biçimde çaba göstermektedir” denildi.

Bu kapsamda MİT’in internet sitesindeki ihbar mekanizmasına işaret edildi. Rapora göre bu sistem üzerinden bilgiler gizlilik vaadiyle iletilebiliyor. Berlin Anayasayı Koruma Teşkilatı, bu mekanizmanın “Türk devlet yönetimi tarafından düşman olarak görülen kişi ve kuruluşların ihbar edilmesine olanak sağladığını” savundu.

Raporda, bu tür ihbarların Türkiye’ye seyahat eden kişiler açısından sonuç doğurabileceği de ileri sürüldü. Buna göre ihbar edilen kişiler, Türkiye’ye giriş ya da Türkiye’den çıkış sırasında pasaport kontrolünde kısıtlayıcı işlemlerle karşılaşabilir. Rapor, bu kişilere örneğin “terör propagandası” suçlaması yöneltilebileceğini belirtti. Raporun ilgili kısmı şöyle:

“MİT, bilgi toplama faaliyetlerinde devlet ve hükümet yanlısı Türk vatandaşları ile Türkiye kökenli vatandaşların desteğini kazanmak için aktif biçimde çaba göstermektedir. Örneğin MİT'in internet sitesinde, bilgilerin gizlilik güvencesi altında iletilebildiği bir iletişim formu bulunmaktadır. Bu araç, Türk devlet yönetimi tarafından düşman olarak görülen kişi ve kuruluşların ihbar edilmesine olanak sağlamaktadır.

Bu tür ihbarların sonucunda, Türkiye'ye giriş veya çıkış sırasında pasaport kontrolü kapsamında kısıtlayıcı tedbirler uygulanabilmektedir. Söz konusu kişiler hakkında örneğin terör propagandası suçlaması yöneltilebilmektedir.”

Ülkücü hareket “aşırı sağcı” kategorisinde

Raporun aşırı sağ bölümünde ise Almanya’da “Gri Kurtlar” olarak bilinen Ülkücü hareket yer aldı. Berlin Anayasayı Koruma Teşkilatı, hareketin Türkiye’de ortaya çıktığını ve siyasi olarak büyük ölçüde Milliyetçi Hareket Partisi’ne (MHP) dayandığını belirtti.

Raporda Ülkücü ideoloji, Alman aşırı sağıyla karşılaştırılarak tanımlandı. Teşkilat, hareketin “Türk olarak görülmeyen insanlara karşı şovenist bir üstünlük duygusuna” dayandığını ifade etti. Raporda özellikle Kürtlerin bu ideolojinin hedefleri arasında yer aldığı vurgulandı.

Hareketin en önemli sembolünün “Bozkurt” olduğu belirtilen raporda, bu nedenle hareket mensuplarının Almanya’da halk arasında “Gri Kurtlar” olarak anıldığı kaydedildi. Raporda Bozkurt sembolünün İslam öncesi Türk kuruluş mitlerine dayandığı, bu tür mitolojik sembollerin Türk aşırı sağında özel bir yere sahip olduğu ifade edildi.

Berlin Anayasayı Koruma Teşkilatı, Bozkurt işaretinin siyasi muhalifleri provoke etmek veya milliyetçi kimliği vurgulamak için de kullanıldığını belirtti. Raporda, bu işaretin PKK gösterilerinin çevresinde ya da spor etkinliklerinde görülebildiği ifade edildi.

Ülkücü hareketin diğer sembolleri arasında üç hilal ve Orhun/Göktürk yazısıyla yazılan “Türk” ifadesi de sayıldı.

Berlin’de 450 kişilik potansiyel

Rapora göre Berlin’de Ülkücü harekete bağlı kişi potansiyeli 450 olarak hesaplanıyor. Bu sayı 2024 yılıyla aynı düzeyde kaldı. Rapor, ülkücü çatı örgütleri ve yerel uzantılarının kamuoyu önünde daha “ihtiyatlı” davrandığını, faaliyetlerini çoğunlukla kendi üyelerine dönük toplantılar ve etkinlikler üzerinden sürdürdüğünü belirtti. Berlin Anayasayı Koruma Teşkilatı’na göre bu, Ülkücü hareketin Türkiye kökenli topluluk içinde “kabul görme ve bağlantı kurma” stratejisinin bir parçası.

Raporda, örgütlü yapılar dışında Berlin’de bağımsız hareket eden Türkiye kökenli aşırı sağcı bir çevrenin de aktif olduğu belirtildi. Bu çevrenin ana faaliyet alanının sosyal medya olduğu ifade edildi.

Teşkilata göre sosyal medya paylaşımlarında özellikle Türkiye’yi eleştiren siyasetçiler, gazeteciler, Kürt gruplarının destekçileri hedef alınıyor.

Millî Görüş “legalist İslamcı” olarak tanımlandı

Raporun İslamcılık bölümünde Türkiye kökenli Millî Görüş hareketine de yer verildi. Berlin Anayasayı Koruma Teşkilatı, Millî Görüş’ü “şiddet kullanmayan legalist İslamcı” hareketler arasında sınıflandırdı.

Raporda “legalist İslamcılar” için, şiddetten kaçındıkları ancak hedeflerine parlamenter ve sivil toplum yollarıyla ulaşmaya çalıştıkları değerlendirmesi yapıldı. Teşkilata göre bu yapılar camiler, dernekler ve çatı örgütleri üzerinden tüm Müslümanları temsil ettikleri iddiasında bulunuyor ve İslam üzerinde yorum tekeli kurmaya çalışıyor.

Berlin Anayasayı Koruma Teşkilatı, bu tür yapıların temel hedefinin “İslamcı pozisyonları kamusal tartışmalara yerleştirmek” olduğunu savundu.

Raporda, “Erbakan’ın Büyük Türkiye modeli, Türk milliyetçiliği (‘Millî Görüş’) ile İslamcılığı (‘Adil Düzen’) birleştirir; halk egemenliği ya da parti çoğulculuğu gibi demokratik ilkeleri reddeder ve antisemitiktir” denildi.

Berlin Anayasayı Koruma Teşkilatı, bu ideolojik mirasın Erbakan’ın 2011’deki ölümünden sonra da Millî Görüş hareketi içinde geçerliliğini koruduğunu ileri sürdü.

Rapora göre Berlin’de Millî Görüş hareketinin kişi potansiyeli 450 olarak hesaplanıyor. Bu sayı da 2024 yılıyla aynı seviyede kaldı.

Dünya Haberleri