İzlanda’nın alıkoyduğu gemideki İngiliz aktivistler: Gemide mahsur kaldık

İzlanda açıklarında balina avını engellemeye çalışırken güvenlik güçlerince durdurulan Bandero adlı protesto gemisindeki 21 çevre aktivisti, günlerdir gemiden çıkmalarına izin verilmediğini ve temel haklarının ihlal edildiğini öne sürdü. Mürettebatta iki Britanyalı aktivist de bulunuyor.

Kısa Dalga - Hayvan hakları savunucusu Paul Watson’ın kurduğu Captain Paul Watson Foundation’a ait Bandero, geçen perşembe gecesi İzlanda Sahil Güvenliği tarafından durduruldu. Aktivistler, bir balina avcılığı gemisinin faaliyetlerini engellemeye çalışırken silahlı özel timlerin gemiye çıktığını belirtiyor.

Gemide bulunan Türk asıllı Britanya vatandaşı, deniz çevrecisi Manolya Adan, İngiliz gazetesi Metro’ya yaptığı açıklamada operasyonu “korkutucu ve gereksiz” olarak nitelendirdi.

Adan, “Her şey bize karşı işliyor gibi hissediyoruz. Ne olacağını bilmiyoruz. İzlanda’nın dünyanın en iyi cezaevi sistemlerinden birine sahip olduğu söyleniyor ama yaşadıklarımız bununla bağdaşmıyor” dedi.

“Silahlı tim gemiye çıktı”

Adan’ın anlatımına göre, özel timler gemi hareket halindeyken gece yarısı operasyon düzenledi. Mürettebatın cep telefonlarına el konuldu, gemi Reykjavik Limanı’na çekildi ve aktivistlerin gemiden ayrılmasına izin verilmedi.

Aktivistler yalnızca polis sorguları için gemiden çıkarıldıklarını, bunun dışında sürekli gözetim altında tutulduklarını belirtiyor.

Mürettebat, taze gıda stoklarının tükenmek üzere olduğunu, atık tanklarının boşaltılmaması nedeniyle tuvaletleri dahi kullanmakta zorlandıklarını öne sürdü.

“Telefonlarımız alındı, ailemizi arayamadık”

Vakfa göre aktivistlerin cep telefonlarına el konuldu, aileleriyle iletişim kurmaları engellendi ve kendi seçtikleri avukatlarla görüşmelerine izin verilmedi.

Aktivistler, bunun yerine polis tarafından görevlendirilen avukatları kabul etmek zorunda bırakıldıklarını iddia ediyor.

Manolya Adan, sorgu sırasında anlamadığı İzlandaca belgeleri imzalaması için baskı gördüğünü öne sürerek şunları söyledi:

“Önüme İzlandaca hazırlanmış belgeler koydular. Çok yorgundum ve baskı altında hissettiğim için imzaladım.”

Gemide bulunan Britanya-Fransa çifte vatandaşı Lucien Richardson da “Yasadışı biçimde alıkonulduk. Telefonlarımız elimizden alındı. Ne ailemizi ne de avukatımızı arayabildik” dedi.

Vakıf ayrıca bir kadın mürettebatın uyurken silahlı bir görevli tarafından izlendiğini, üç kişinin ise saatlerce iç çamaşırlarıyla bir polis hücresinde bekletildiğini iddia etti.

Balina avını durdurmaya çalışıyorlardı

Bandero, İzlanda’nın ticari balina avcılığı yapan gemilerinden Hvalur 9’un faaliyetlerini engellemeye çalışıyordu.

1986’dan bu yana dünyada ticari balina avcılığı büyük ölçüde yasak olsa da İzlanda, Norveç ve Japonya bu uygulamayı sürdüren ülkeler arasında yer alıyor. İzlanda’da avlanan balina etinin önemli bölümü Japonya’ya ihraç ediliyor.

İzlanda Sahil Güvenliği ise Hvalur 9’un yardım çağrısı yaptığını, Bandero’nun İzlanda karasularını terk etmesi yönündeki uyarıları dikkate almadığını açıkladı.

İzlanda: Hakları korunuyor

İzlanda Adalet Bakanlığı ise iddiaları reddetmedi ancak soruşturmanın hukuk kuralları çerçevesinde yürütüldüğünü savundu.

Bakanlık açıklamasında, her mürettebat üyesine yasa gereği avukat atandığı, tercüman sağlandığı ve hak ihlali olduğunu düşünenlerin Polis Denetim Komitesi’ne şikâyette bulunabilecekleri belirtildi.

İzlanda basınına göre polis, 21 aktivistin sınır dışı edilmesini ve ülkeye yeniden girişlerinin yasaklanmasını talep etti.

Paul Watson gemide değil

75 yaşındaki çevre aktivisti Paul Watson olay sırasında gemide bulunmuyordu. Watson, 2024 yılında Japonya’nın talebi üzerine Grönland’da gözaltına alınmış ve balina avcılığına karşı yürüttüğü eylemler nedeniyle yaklaşık beş ay tutuklu kalmıştı.

Dünya Haberleri