Kısa Dalga - Libya’nın doğusundaki Temsilciler Meclisi, 20 Ekim’de Bingazi’de düzenlediği toplantıda, Türkiye ile dönemin Trablus merkezli Ulusal Mutabakat Hükümeti arasında imzalanan deniz yetki alanlarının sınırlandırılmasına ilişkin mutabakatı onayladı. Yıllardır anlaşmaya karşı çıkan Meclis, 2020 tarihli ret kararının yanı sıra Türkiye ile siyasi ilişkilerin kesilmesini öngören kararını da iptal etti.
Karar, Doğu Akdeniz’de deniz sınırları ve enerji kaynakları üzerindeki anlaşmazlıkta yeni bir diplomatik tartışma başlattı. Türkiye, mutabakatın uluslararası hukuk ve hakkaniyet ilkelerine uygun olduğunu belirtirken, Yunanistan ve Avrupa Birliği üçüncü ülkelerin egemen haklarının ihlal edildiğini savundu.
Ankara: Mutabakat 2019’dan beri yürürlükte
Dışişleri Bakanlığı, Libya Temsilciler Meclisinin kararını memnuniyetle karşıladığını açıkladı. Bakanlık, mutabakatın 2019’dan beri yürürlükte olduğunu vurgulayarak iki ülkenin karşılıklı hak ve çıkarlarını gözettiğini, Türkiye ile Libya arasındaki işbirliğinin derinleşmesine katkı sağladığını bildirdi.
Açıklamada, Türkiye’nin Akdeniz’de güvenlik, istikrar ve barış için ortaklarıyla çalışma iradesini sürdüreceği belirtildi.
AB’den Yunanistan ve Kıbrıs’a destek
Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen ile Avrupa Konseyi Başkanı António Costa, ortak açıklamalarında Libya’daki onaydan derin üzüntü duyduklarını bildirdi.
AB’nin 2019’da açıkladığı tutumun değişmediğini belirten iki başkan, mutabakatın üçüncü devletlerin egemen haklarını ihlal ettiğini, deniz hukukuyla bağdaşmadığını ve geçersiz olduğunu savundu. Açıklamada Yunanistan ve Kıbrıs’la dayanışma vurgulanırken, Libya’ya dış müdahaleye karşı çıkıldığı da belirtildi.
Ortak açıklamada yeni bir yaptırım kararı duyurulmadı.
Yunanistan: Parlamento kararı tutumumuzu değiştirmiyor
Yunanistan Dışişleri Bakanlığı, Libya Meclisinin onayını reddettiğini açıkladı. Bakanlık, kararın mutabakatın hukuki niteliğine ilişkin Yunanistan’ın görüşünü değiştirmediğini belirterek anlaşmanın bölge ülkelerinin egemen haklarını ihlal ettiğini ileri sürdü.
Atina, Yunan adalarının konumu nedeniyle Türkiye ile Libya arasında bu şekilde sınırlandırma yapılmasına imkân veren karşılıklı veya bitişik kıyılar bulunmadığını savunuyor. Mutabakatın adaların deniz yetki alanlarını göz ardı ettiğini belirten Yunanistan, ortaklarını ve müttefiklerini bilgilendirdiğini, haklarını korumak için gerekli girişimlerde bulunacağını duyurdu.
Güney Kıbrıs Rum Yönetimi yönetimi de kararı kınadı. Dışişleri Bakanlığı, mutabakatın adaların münhasır ekonomik bölge ve kıta sahanlığı haklarına ilişkin uluslararası hukuk ilkelerine aykırı olduğunu savundu.
Türkiye’nin Libya’daki desteği genişledi
Onayın Türkiye açısından başlıca siyasi sonucu, mutabakata desteğin Trablus yönetiminin ötesine taşınması oldu. Anlaşmayı yıllarca reddeden doğu merkezli Meclisin tutum değiştirmesi, Ankara’nın Libya’nın rakip siyasi güçleriyle geliştirdiği ilişkilerde yeni bir aşamaya işaret ediyor.
Türkiye, 2019–2020’de Halife Hafter’in Trablus’a yönelik saldırısı sırasında batıdaki hükümeti desteklemişti. Sonraki yıllarda Ankara ile doğudaki yönetim arasındaki temaslar ve ekonomik ilişkiler gelişti. Reuters’a konuşan Sadeq Enstitüsü Başkanı Enes el-Gumati, Meclisin kararını Ankara ile Bingazi arasındaki ilişkinin derinliğini gösteren bir dönüş olarak değerlendirdi.
Doğudaki Meclisin de mutabakatı benimsemesi, anlaşmanın Libya iç siyasetindeki dayanağını güçlendiriyor. Yunanistan ise deniz yetki alanları konusunda artık Libya’nın iki rakip kanadının desteklediği bir anlaşmaya karşı diplomatik girişimlerini sürdürüyor.
Anlaşma neyi düzenliyor?
Türkiye ile Libya arasında 27 Kasım 2019’da imzalanan mutabakat, iki ülkenin Akdeniz’deki deniz yetki alanları arasında bir sınır belirliyor. Birleşmiş Milletler kayıtlarında anlaşmanın yürürlüğe giriş tarihi 8 Aralık 2019 olarak yer alıyor.
Mutabakat, deniz tabanındaki petrol ve doğal gaz kaynaklarının araştırılması ve işletilmesine ilişkin haklar bakımından önem taşıyor. Son onayla yeni bir sınır çizilmedi; mevcut anlaşmaya Libya Temsilciler Meclisinin desteği eklendi.
Uyuşmazlığın merkezinde ise adaların deniz sınırlandırmasında nasıl dikkate alınacağı bulunuyor. Yunanistan, adalarının deniz yetki alanlarının anlaşmayla göz ardı edildiğini savunurken, Türkiye mutabakatın hakkaniyete uygun olduğu görüşünü koruyor.
Enerji projeleri gerilimin yeni odağı olabilir
Kararın ardından dikkatler, denizde yürütülecek araştırmalara ve bölgesel enerji bağlantılarına çevriliyor. Bunlardan biri, Avrupa elektrik şebekesini Girit üzerinden Kıbrıs’a, ilerleyen aşamada İsrail’e bağlamayı amaçlayan Great Sea Interconnector projesi.
Reuters’ın 15 Ekim tarihli haberine göre, projenin güzergâhını belirlemek için deniz tabanı araştırmalarının yeniden başlatılması gündemde. Türkiye, güzergâhın Libya ile yapılan mutabakat kapsamındaki bir alandan geçtiğini belirterek önceden koordinasyon gerektiğini savunuyor. Yunanistan ise bu yaklaşımı kabul etmiyor. Araştırmaların ilerlemesi, karşıt deniz yetki iddialarını yeniden sahaya taşıyabilir.
Deniz hukuku, doğal kaynakların işletilmesi ile seyrüsefer, denizaltı kabloları ve boru hatlarını farklı kurallara bağlıyor. Bu nedenle parlamento onayı, Türkiye’ye bölgedeki bütün enerji bağlantılarını durdurma yetkisi sağlamıyor. Projelerin güzergâhı ve yapılacak faaliyetin niteliği, hukuki ve diplomatik tartışmaların belirleyici unsurları olmaya devam ediyor.
Deniz sınırları üzerindeki anlaşmazlık sürüyor
AB, 2019’dan bu yana Türkiye–Libya mutabakatının üçüncü devletler bakımından hukuki sonuç doğuramayacağını savunuyor. Anlaşmanın BM’de kayıtlı olması da sınırlandırmanın BM tarafından hukuken onaylandığı anlamına gelmiyor. BM Sekretaryası, kayıt işleminin anlaşmaların hukuki niteliği hakkında hüküm oluşturmadığını belirtiyor.
Bundan sonraki sürecin yönünü, tarafların diplomatik girişimleri ve denizdeki faaliyetleri belirleyecek. Türkiye ile Libya’nın araştırma ve enerji işbirliğini genişletmesi, Yunanistan ve Kıbrıs’ın itirazlarıyla yeni gerilimler yaratabilir. Sınırlandırma görüşmelerinin ilerlemesi ise müzakere imkânını artırabilir. Ankara’nın işbirliği vurgusu ile Atina’nın haklarını korumak için girişimlerini sürdüreceğini açıklaması, önümüzdeki dönemin iki temel diplomatik hattını oluşturuyor.