Kısa Dalga - TBMM’de, emeklilere yapılması öngörülen artışlarla asgari ücrete yapılacak zam ve kademeli emeklilik bekleyenlerin talepleri kulislerde konuşuluyor.
Emekli maaşlarına enflasyonun yanı sıra yapılacak “refah payı” artışı konusunda esas alınacak kriterlerin belirlenmesine yönelik çalışma sürüyor. 65 yaş üstündekilere daha yüksek artış yapılması öngörülürken, emeklilerin prim gün sayılarına ve yaşlarına göre çalışma yapılacak. Ayrıca 65 yaşın altındaki çalışan ve çalışmayan ayrımı yapılması öngörülüyor. Bu kapsamda belirlenecek her bir kıstasta kaç emekli olduğuna ilişkin etki analizlerinin hazırlanmasının ardından refah payı belirlenecek.
Emekli maaşlarına yapılacak refah payı artışına ilişkin düzenlemenin yer alacağı mali kanun teklifinin bütçe görüşmelerinin ardından Meclis’e sunulması ve ocak ayından itibaren geçerli olması öngörülüyor.
"Kademeli emeklilikle ilgili düzenleme yapılması gündemde değil"
AKP'li yetkililer, kademeli emeklilik bekleyenlerle ilgili bir düzenleme yapılmasının gündemde olmadığını belirtti.
Halen 17 milyon 900 bin emekli olduğuna işaret eden yetkililer, “Bu konuda yapılacak bir düzenleme emeklilik sistemine yeni yükler getirir. Kademeli emeklilik dediğimiz şey kişinin normal yaşından çok daha önce emekli olması, erken emeklilik demek, yeni EYT’liler demek. Şu anda Avrupa’da birçok ülke emeklilik yaşını yükseltmek istiyor. Emeklilik yaşıyla ilgili birçok Batılı ülke yaşı yükseltmek isterken bizim erken yaştakileri emeklilik sistemine dahil etmemiz mümkün değil. Bu durumun bütçe imkanlarıyla sürdürülebilirliği de mümkün değil. Bunun sürdürülebilmesi için doğru bir sistemle doğru adımlar atmamız lazım” dedi.
"Asgari ücret konusunda istihdamın korunmasının öncelikli olmalı"
İşçilerin 2027 yılı asgari ücretinin belirlenmesi için görüşmeler yaklaşırken, halen 28 bin 75 lira olan asgari ücrete ne kadar zam yapılacağı merak konusu. Kamuoyunda asgari ücretin 35 bin-36 bin 500 aralığında olacağına yönelik tahminler yapılırken AKP'li yetkililer bu konuda istihdamın korunmasının öncelikli olması gerektiğini vurguluyor.
Yetkililer, Avrupa'da otomotivden makine ve kimya sanayine kadar birçok sektörde kriz yaşandığına işaret ederek, şöyle konuştu:
“Bazı ülkelerde büyük sektörlerde sendikalar bırakın maaş artışını, işverenlere ‘biz maaş indirimine gidelim siz de istihdamı koruyun, işçi çıkarmayın’ diye uzun vadeli planlar yapıyor. Emek yoğun iş gücünün olduğu tekstil, kimya, çelik sanayi gibi alanlarda bölgemizde rekabet çok sert.
Ayrıca bölgedeki gelişmelerden dolayı enerji maliyetleri çok yükseldi. Tedarik zincirinde ciddi sıkıntılar yaşanıyor. Petrol, doğal gaz fiyatlarında aşırı oynaklıklar var. Enerji maliyetleri ve işçilik maliyetlerinin yüksek olduğu yerde işveren açısından da sıkıntılı bir durum ortaya çıkıyor. Sektörel açıdan baktığımızda çevremizdeki ülkelerle de çok yıkıcı bir rekabet ortamındayız. Dolayısıyla onlarla da rekabeti sürdürecek, koruyacak bir yaklaşımı hem işverenler hem işçi temsilcileri ortaya koyabilmeli. Hem rekabet korunsun hem işçi hem işveren korunsun.”