Kısa Dalga - Hatay’ın Yayladağı ilçesine bağlı Çaksına Köyü'nde yaşayan Nurullah Şengül, 43 anaç ve 22 yavrunun birdenbire titremeye başladığını ve kusarak öldüğünü anlattı.
Keçilerin iki ay önce otladığı yerin yakınındaki taş ocağının atık su birikintisinden su içtiğini belirten Şengül şöyle konuştu: “Muhtarı, jandarmayı, İlçe Tarımı aradık. Numuneler alındı. O gün bugün hiçbir sonuca varamadık. İlçe Tarım, İl Sağlık Müdürlüğü’nden numune aldılar. Çevre Şehircilik de zaten 10 gün sonra aldı" diye konuştu.
Şengül, şirket yetkilisi bir kişinin olaydan 24 saat sonra arayarak, “Olay sonuçlansın. Size destek çıkacağız, yardım edeceğiz” dediğini ama sonrasında "hiç ses çıkmadığını" ifade etti. Şirket yetkililerinin "Biz siyanür kullanmıyoruz" dediklerini aktaran Şengül, şirkettekilerin "topu köy sakinlerine attıklarını" söyledi.
Şengül, "mahalle sakinlerinin ise kesinlikle siyanür kullanmayacaklarını" ifade etti.
'Her şey yok oluyor'
Antakya Çevre Koruma Derneği Başkanı Nilgün Karasu da Çaksına'da hayvanları ölen aileyi ziyaret etti. Karasu, ardından yaptığı açıklamada şunları söyledi:
“9 kişilik aile hayvancılıkla geçiniyor. Meralar taş ocaklarına teslim edildi. Hayvancılıkla geçimini sağlayan ailelerin hayvanlarını otlatacağı alan kalmadı. Meralara çıkan hayvanlar içtikleri suyun içindeki kimyasaldan dolayı öldüler. Taş ocaklarının çevreye ve insana verdiği zarar tartışılmayacak boyutta. Özellikle bu bölgelerde taş ocaklarının sayısı arttıktan sonra hayvancılık, tarım, zeytincilik yok olma aşamasında. Hayvancılık yapılamıyor artık. Taş ocağında yapılan patlamalardan dolayı inekler düşük yapıyor. Günde 30 kilo süt veren bir ineğin sütü 10 kiloya kadar düştü. İlaç olarak nitelendirdiğimiz, salatasını yaptığımız, çayını içtiğimiz ve hastalandığımızda kullandığımız dağ kekiğini yakında bulamayacağız.”
Antakya Çevre Koruma Derneği Yönetim Kurulu Üyesi Nidal Özdemir ise “Buradaki halk, aşağıdaki köylerdeki halk bu suyu içmeyecek mi? Burada gerçekten bir yaşam hakkı meselesi var. Biz bu kentte böyle giderse nasıl yaşayacağız? Biz güvenli gıdaya nasıl ulaşacağız? Dağımızı, meralarımızı, tarım alanlarımızı koruyarak sağlıklı bir nesil yetiştirip sürdürülebilirliği sağlayabiliriz” dedi.