Kısa Dalga - Komedyen Deniz Göktaş’ın Harbiye Cemil Topuzlu Açık Hava Tiyatrosu’nda sahnelediği “Ölü Deniz” adlı gösterideki sözleri nedeniyle yargılandığı davanın ilk duruşması başladı.
Göktaş hakkında “halkı kin ve düşmanlığa alenen tahrik etme”, “Cumhurbaşkanına hakaret” ve “suçu ve suçluyu övme” suçlamalarından 12 yıl 2 aya kadar hapis cezası isteniyor.
İstanbul 14. Asliye Ceza Mahkemesi’nce görülen davanın ilk duruşması, İstanbul 4. Ağır Ceza Mahkemesi’nin salonunda yapılıyor.
Çorlu’daki Karatepe Yüksek Güvenlikli Kapalı Ceza İnfaz Kurumu’nda tutuklu bulunan Göktaş, duruşma salonunda hazır bulundu.
Adliye girişinde kısıtlama
Duruşma öncesinde adliye çevresinde yoğun güvenlik önlemleri alındı. Sabah saatlerinden itibaren adliyeye yalnızca çalışanlar, basın kartı sahibi gazeteciler ve duruşması bulunan kişiler alındı.Adliye binasında da güvenlik önlemleri artırıldı. Duruşma salonunun önünde Çevik Kuvvet ekipleri bekledi. Duruşmayı izlemek isteyenler ise duruşma başlamadan önce salona alınmadı.
Göktaş'ın savunması: Politik mizah yasak değilse diktatör demek suç değildir.
Duruşmanın başlaması ardından Göktaş savunma yaptı. TİP İstanbul Milletvekili Ahmet Şık'ın aktardığına göre Göktaş mahkemede suçlamaları kabul etmedi.
Duruşmanın 1,5 saat geç başladığını ifade eden Şık, Göktaş'ın söze, “Suçlama konusu yapılan 4 cümlem için 88 gündür kuyu tipi hapishanedeyim. Cümle başına 22 gündür hapisteyim” diyerek başladığını aktardı. Duruşmayı takip eden Ahmet Şık sosyal medya hesabı üzerinden Göktaş'ın yaptığı savunmayı aktardı. Göktaş, mutlak butlan kararı ardından CHP Genel Başkanlığı'na getirilen Kılıçdaroğlu ile görüşmesinin perde arkasını da anlattı. Göktaş şu ifadeleri kullandı:
"Daha önce 198 kez yaptığım gösteride 100 binden fazla insanın izlediği/duyduğu cümlelerim suçlama konusu yapıldı. Gösterilerimi yaptığım 3 yıl boyunca şikayet ya da suçlama konusu edilmedi bu dört cümlem.
Gösterimin YouTube kanalında yayınlamasının ardından ilk iki gün çeşitli yerlerden suçlamalar üretilmeye çalışıldı. Üçüncü gün din üzerinden suçlama uydurulmaya karar verilerek ‘dini değerleri aşağılama’ suçlamasıyla organize bir saldırı kampanyası başlatıldı.
Her yıl düzenli olarak yurtdışına giderim. Bu rutin program dahilinde yurtdışındayken kaçtığımı söylediler. Ben kaçmam, aksine orada yaşayan arkadaşlarımı geri dönmeye ikna etmeye, beyin göçünü engellemeye çalışıyorum arkadaşlarıma dönün diyerek."
"4 kez ayrı çekim yapıldı"
"Kendi rızamla geldiğim halde gözaltında kelepçe takıldı. Zaten 4 saniye sürdü. Bir kurgu hazırlandığını farkettim ve 4 kez ayrı çekim yapıldı. Çünkü her çekimde kameralara gülümseyerek poz verdim. Arada polisler bana neden geri döndüğümü soruyordu çünkü kendileri gitse dönmeyeceklerini anlatıyordu.
Uyuşturucu testi için kan, idrar, saç teli örnekleri alındı. Ne içtiysem artık 88 gündür sonucu çıkmadı.
Adliyeye getirildiğimde zorla Kemal Kılıçdaroğlu ile görüştürdüler. 3 kez reddetmeme rağmen ellerim kelepçeli halde iken yanıma getirildi. Halbuki kendisinin benim üzerimden reklam yapmaması için görüşmek istemiyordum. Ama getirdiler tanıma ve bana, “neden döndün ki ülkeye” dedi. Ben de kendisine “CHP’yi salın” dedim.
Cem Küçük’ün hücre komşusu olarak hapishanede bekledim. 4 cümle için iddianame hazırlamak 57 gün sürdü."
"Diktatör sözcüğü hakaret değildir"
"Hapishanede SEGBİS üzerinden duruşmaya çıkarıldım. Önce 'tahliye' dediler ama özgürlüğüm 37 saniye sürdü. ‘Daltonlar suç örgütünü övmekten’ yeniden tutuklandım.
Diktatör sözcüğü hakaret değildir. Bir başka komedyen cumhurbaşkanı için diktatör yerine demokrattır dese benden daha çok güldürür.
Cumhurbaşkanı için terapiye gitmesi yönünde ifadelerim de hakaret olarak niteleniyor. Ben psikoloji mezunuyum ve terapiyi hakaret olarak görmem ve kullanmam.
Meslek büyüklerim ( isimlerini saydı) gösterimi izlese benim yumuşak dilli olduğumu söylerdi. Kendilerinin yaptıkları daha sert mizahın ve ağır eleştirinin suçlama konusu edilmediği bir dönemde işlerini yaptılar. Ama şimdi tersi yaşanıyor.
Politik mizah yasak değilse diktatör demek suç değildir.
Bir emekli polis geçinemediği için intihar ederken diğer yandan Fatma Betül Sayan Kaya fon vurgununda usulsüzce kazandığı paralarla ilgili görevinden affını istedi.
Yaptığım söylediğim her şey politik mizahi eleştiridir. Ve çıktığımda buna devam edeceğim.
Gösteri 4 milyon kez izlenmiş, 100 binden fazla kişi anlık izlemiş. Hakkımda 185 ayrı CİMER şikayeti olmuş dini değerleri aşağılama suçlamasından ise sadece bir tek kişi şikayetçi olmuş. Onu da kırpılarak manipülatif hale getirilmiş videolarla yapmış. Ve bu bir kişinin şikayeti haklı bulunmuş.
Beni kin ve düşmanlığa tahrikle suçlayarak CİMER'e şikayet eden ikisini anlatacağım. Birisi idam edilmemi istemiş, diğeri bizde olmadığı için idam cezası olan bir ülkede idam edilmemi istemiş. Ben kin ve tahrikle suçlanıyorum ama bu iki kişide tüm Ortadoğu’ya yetecek kadar kin var.
Kutsal kitaba saygısızlık ederek, inançlı insanların değerlerini aşağılayarak şehir şehir gezip gösteri yapmaya devam edebilmem hayatın olağan akışına aykırıdır. Suçlama doğru değildir.
Dalgıçlarla ilgili cümlemde eleştirdiğimin tam tersiyle yargılanıyorum. Suçlamayı savcılık sorgusunda öğrendim. Savcı da izlememiş zaten. Ben neyle suçlandığımı anlamadım. Savcı da haşemalıları aşağıladığımı söyledi.
Haşemalılara dönük bir ayrımcılık değil bu ayrımcılığı yapanlara dönük eleştiri var söylediklerimde.
Mizahçı yargılamak sadece bize özgü değil. 1963’te ABD'de de dava açılmış. 40 yıl sonra ise dava açıldığı için özür dilenmiş.
Dalgıç, esprim nedeniyle birisi benden şikayetçi olmuş. Şikayetçi olan dalgıç arkadaş ne dediğimi iddianameyi yazandan daha doğru anlamış. Çünkü hakaret varsa (küfürlü cümleye atıfla) dalgıçlara var.
Muhafazakar kesime şakam nedeniyle din değerleri aşağılamaktan yargılanıyorum. Bu şakadan bu anlamı çıkarmak mümkün değil.
Savcılık sorgusuna dair iddianamede, ‘Şüpheli savcılık sorgusunda dalgıç derken haşemalıları kastettiğini söyledi’ diye yazılmış. Eğer yanlışlık yoksa kesinlikle kötü niyetli bir tutumdur."
Başkan'san süre itirazı
Duruşmada mahkeme başkanı, “Stand up gösterin bile 1 saat sürüyor. 1,5 saattir konuşuyorsun bitir artık" ifadelerini kulandı.
Göktaş ise, "Kaçma isteğim yok, yurtdışından kendi isteğimle döndüm. Delilleri karartma ihtimalim yok. Hayatımdan 3 ay çalındı ama sigarayı bıraktım hapishanede ve bu şekilde o 3 ayı telafi edeceğim. Beraatimi ve tahliyemi talep ediyorum” diyerek beyanını sonlandırdı. Salondaki izleyiciler Göktaş'a alkışlarla destek verdi.
Komedyen Deniz Göktaş’a ceza ve tahliye istemi
Savunma ardından duruşma savcısı esas hakkında mütalaasını açıkladı. Komedyen Deniz Göktaş’ın “Cumhurbaşkanına alenen hakaret”, basın ve yayın yoluyla “halkı kin ve düşmanlığa alenen tahrik” ile “suçu ve suçluyu övme” iddialarından cezalandırılmasını ve tahliye edilmesini talep etti.
Duruşmaya karar arası verildi.