Ahmet Şık’tan fon krizinde kritik sorular: 10 ay neden beklendi, kapalı fonlardan kimler çıktı?

TİP İstanbul Milletvekili Ahmet Şık, 131 yatırım fonunun tasfiyeye alınmasıyla büyüyen fon krizini Meclis gündemine taşıdı. Şık, TLY fonunun kapalı dönemine ilişkin olarak Adalet Bakanı Akın Gürlek, Cumhurbaşkanı danışmanı Hasan Doğan, BTK üyesi ve eski Kültür ve Turizm Bakan Yardımcısı Batuhan Mumcu, AKP Milletvekili Mehmet Ali Çelebi ile Hüseyin Emre Sezer ve Alper Özbilen’in kendileri veya yakınları aracılığıyla fonda yer aldığı yönündeki bilgilerin soruşturulup soruşturulmadığını da sordu.

Kısa Dalga - TİP İstanbul Milletvekili Ahmet Şık, Tera Portföy ve Pusula Portföy başta olmak üzere bazı portföy yönetim şirketlerinin fonlarında yaşanan temerrüt ve likidite krizini, 21 Eylül tarihli yazılı soru önergesiyle TBMM’ye taşıdı.

Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’in yanıtlaması istemiyle verilen önerge; SPK’nın denetim sorumluluğundan kapalı fonlarda olağanüstü kazanç sağlayan yatırımcıların kimliğine, kriz öncesi para çıkışlarından siyasi ve bürokratik bağlantılara kadar uzanan sorular içeriyor.

Şık, yaşananların yalnızca bir likidite sorunu olarak ele alınamayacağını belirterek, bazı fonların düşük fiili dolaşıma sahip hisselerde yoğunlaşması, gerçek ekonomik verilerle açıklanamayan fiyat hareketleri ve kısa sürede olağanüstü büyüyen portföy şirketleri üzerinden kapsamlı bir ilişkiler ağının araştırılması gerektiğini kaydetti.

131 fon tasfiyeye alındı

Fon krizi, Pusula Portföy ve ardından Tera Portföy’ün bazı fonlardaki katılma payı iade taleplerini karşılayamamasıyla görünür hale geldi. Yoğun para çıkışları, fonların portföylerindeki hisseleri satmak zorunda kalacağı beklentisini güçlendirdi; BIST 100 endeksi 16 Eylül’de yüzde 5’in üzerinde geriledi.

Tasfiye kapsamındaki fonların toplam portföy büyüklüğü 891 milyar liraya, yatırımcı sayısı ise yaklaşık 353 bine ulaşıyor. SPK ayrıca Katılımevim’deki işlemler nedeniyle 38 kişi hakkında suç duyurusunda bulundu; bu kişilere iki yıl işlem yasağı getirdi. Pusula Portföy de aynı süreyle işlem yasağı kapsamına alındı.

SPK başlangıçta tasfiyenin en fazla üç ayda tamamlanmasını öngörmüştü. Kurul, 21 Eylül’de bu süreyi altı aya çıkardı. Açıklamada, sürenin uzatılmasının fonlardaki varlıkların piyasa koşulları gözetilerek mümkün olduğunca uygun fiyatlardan satılmasını sağlamak amacı taşıdığı belirtildi.

SPK riski 2025’te gördüğünü açıkladı

Şık’ın önergesindeki temel tespitlerden biri, kamu otoritelerinin fonlardaki riskleri krizden aylar önce bildiği halde etkili müdahalede bulunmaması.

SPK da 18 Eylül tarihli açıklamasında, 2025’in son çeyreğinde bazı serbest yatırım fonları ile para piyasası fonlarının düşük fiili dolaşıma sahip hisselerde ekonomik gerçeklikle açıklanamayacak fiyat hareketlerine yol açtığının gözlemlendiğini kabul etti.

Açıklamaya göre konu 2 Aralık 2025’te Mehmet Şimşek başkanlığında yapılan Finansal İstikrar Komitesi toplantısında ele alındı; SPK bünyesindeki çalışma grubu 3 Aralık’ta kuruldu. Buna rağmen yatırım fonlarına ilişkin kapsamlı rehber ancak 28 Ağustos 2026’da yayımlandı.

Şık: Neden yaklaşık 10 ay beklendi?

Ahmet Şık, Bakan Şimşek’in Kasım 2025’te fonlarda manipülasyon bulunduğu yönünde uyarı yaptığını hatırlatarak, düzenleme için neden yaklaşık 10 ay beklendiğini sordu.

Şık, bu dönemde gerçekleştirilen denetimlerin ve hazırlanan raporların açıklanmasını isterken, Hedef Holding hissesindeki fiyat hareketlerini de örnek gösterdi. Önergeye göre hisse, Şimşek’in açıklamasından önce 10 liradan 50 liraya çıktı; açıklamanın ardından 25 liraya geriledi, daha sonra ise 400 liraya kadar yükseldi.

Şık, “Bakan, hisse 50 lirayken uyardığı durumdan 400 liraya varan sürece neden göz yummuştur?” diye sordu.

Önergede ayrıca Pusula Portföy fonlarında, özellikle PRY kodlu para piyasası fonunda temerrüt ortaya çıkmadan önce SPK’ya veya diğer kamu kurumlarına ulaşan uyarı, şikâyet ve istihbarat bulunup bulunmadığının açıklanması istendi.

TLY fonunun kapalı dönemindeki yatırımcılar kim?

Şık’ın üzerinde durduğu başlıklardan biri de Tera Portföy Birinci Serbest Fon’un, TLY koduyla işlem gören fonun büyümesi oldu.

Önergede TLY’nin 16 Eylül 2024 ile 16 Eylül 2026 arasında değerini 400 kattan fazla artırdığı belirtildi. Şık, fonun TEFAS’a açılmadan önce kapalı bir yapıda faaliyet gösterdiğini; yatırımcı sayısının önce 12, ardından 159 kişi olduğunu kaydetti.

Şık, bu kişilerin kim olduğunun araştırılıp araştırılmadığını ve olağanüstü kazançların ardından kriz başlamadan önce fondan kimlerin çıktığının belirlenmesini istedi.

Önergede, Mart 2025’te 12 yatırımcıya ait fonun büyüklüğünün 10,5 milyar lira olduğu; fonun önce altı ayda yüzde 1900 yükselen Vişne Madencilik hisselerini, ardından Destek Finans’ın halka açılan paylarının önemli bir bölümünü aldığı ifade edildi. Fonun Temmuz 2025’te halka açıldığı, Kasım 2025’te ise yatırımcı sayısının 40 bini geçtiği kaydedildi.

Şık, kapalı dönemde oluşan olağanüstü getiri grafiğinin daha sonra küçük yatırımcıları fona çekmek için kullanılabildiğine dikkat çekti.

“SPK cezayı verdi ama neden müdahale etmedi?”

Önergede, Tera Portföy Genel Müdürü Alper Öztürk ile Genel Müdür Yardımcısı Ayşegül Kaya’ya Vişne Madencilik hisselerindeki piyasa bozucu işlemler nedeniyle toplam 8,8 milyon lira idari para cezası verilmesi de hatırlatıldı.

Şık, SPK’nın piyasa bozucu işlemi tespit ederek ceza uygulamasına rağmen fonun faaliyetlerine neden etkili biçimde müdahale etmediğini sordu:

“Yapılan spekülasyon fark edilip idari para cezası uygulandığı halde SPK neden etkili bir müdahalede bulunmamıştır? Süreci idari para cezasıyla geçiştiren SPK üyelerinin sorumluluğu tespit edilerek adli soruşturmaya dahil edilecek midir?”

Şık ayrıca Tera Portföy’ün, likidite krizinin ortaya çıkabileceği bilindiği halde OZATD kodlu hisseyi değerinin çok üzerinde tutarlarla THF fonuna aldığı tespitini aktararak, bu işlemlerle yurttaşların birikimlerinin fon dışına çıkarılıp çıkarılmadığının araştırılmasını istedi.

Düşük riskli fonlara en riskli hisseler mi taşındı?

Önergede, yatırımcılara en düşük risk grubunda gösterilen para piyasası fonlarının sığ ve fiyatı yapay biçimde yükseltilmiş hisselerle bağlantılı ters repo işlemlerinde kullanıldığı belirtildi.

Şık, risk derecesi 1 veya 2 olarak gösterilen ve günlük mevduata yakın güvenli yatırım araçları olarak sunulan para piyasası fonlarının katılma payı iadelerinde dahi temerrüt yaşandığına dikkat çekti.

“SPK’nın risk yönetim kriterleri anlamsız mıdır?” diye soran Şık, yatırımcıların düşük riskli bir fon aldıklarını düşünürken dolaylı olarak en riskli varlıklara yönlendirilip yönlendirilmediğinin açıklanmasını istedi.

Katılımevim’in müşterilerinden ev ve araç edinimi amacıyla topladığı kaynakların bu fonlarda kullanılıp kullanılmadığını da soran Şık, şirketin taahhütlerini yerine getirememe riski bulunup bulunmadığının ve BDDK’nın olası ihmalinin araştırılmasını istedi.

Emre Tezmen’in MKK yönetimindeki görevi

Şık, Tera Portföy’ün sahibi Emre Tezmen’in Ağustos 2023’ten bu yana Merkezi Kayıt Kuruluşu yönetiminde bulunduğu bilgisini de Bakan Şimşek’e sordu.

MKK’nın sermaye piyasasındaki yatırımcı ve menkul kıymet kayıtlarını tutan en kritik kurumlardan biri olduğuna dikkat çeken Şık, işlemleri uzun süredir tartışılan bir portföy şirketinin sahibinin MKK yönetiminde bulunmasına neden müdahale edilmediğinin açıklanmasını istedi.

Önergede ayrıca SPK yöneticileri ile yakınlarının tasfiye kapsamındaki fonlarda işlem yapıp yapmadığının ve MASAK’ın bu kişilerin hesap hareketlerini inceleyip incelemediğinin açıklanması talep edildi.

Siyasi ve bürokratik bağlantılar araştırılacak mı?

Şık, fon şirketlerinin çevresinde siyasi ve bürokratik nüfuza sahip isimlerden oluşan bir ağ bulunduğu tespitini de önergeye taşıdı.

Cumhurbaşkanlığı Akademik İstişare Konseyi’nde görev yapan Prof. Dr. Emre Alkin, eski büyükelçi Prof. Dr. Kerem Alkin, eski Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Fecir Alptekin ve MKK yöneticisi Emre Tezmen’i sıralayan Şık, bu kişilerin nüfuzlarını kullanıp kullanmadıklarının araştırılmasını istedi.

Şık, TLY fonunun kapalı dönemine ilişkin olarak Adalet Bakanı Akın Gürlek, Cumhurbaşkanı danışmanı Hasan Doğan, BTK üyesi ve eski Kültür ve Turizm Bakan Yardımcısı Batuhan Mumcu, AKP Milletvekili Mehmet Ali Çelebi ile Hüseyin Emre Sezer ve Alper Özbilen’in kendileri veya yakınları aracılığıyla fonda yer aldığı yönündeki bilgilerin soruşturulup soruşturulmadığını da sordu.

Önergede bu kişilerin fonda bulunup bulunmadığının açıklanması ve işlemlerin siyasi nüfuz kullanılarak gerçekleştirilip gerçekleştirilmediğinin araştırılması istendi.

Şık ayrıca Tera Portföy ve bağlantılı fonlara Lüksemburg merkezli şirketler üzerinden yapılan işlemler ile İsviçre bankalarına aktarılan yüksek tutarların şüpheli işlem denetimine girip girmediğini sordu.

“Krizden önce çıkan büyük yatırımcılar kim?”

Şık, SPK’nın 28 Ağustos’taki düzenlemesinden önce söz konusu fonlardan çıkan büyük yatırımcıların açıklanmasını istedi.

Bu kişilerin Hazine ve Maliye Bakanlığı ya da SPK yöneticileriyle yakınlık bağı bulunup bulunmadığını soran Şık, Ağustos sonundan bu yana fonlardan çıktığı belirtilen 130 milyar lirayı aşkın tutarın ne kadarının küçük yatırımcıya, ne kadarının büyük ve kurumsal yatırımcılara ait olduğunun da ortaya konulmasını talep etti.

Önergede, Tera Portföy’ün iki fonundaki temerrüt ve altı fonda iade sürelerinin uzatılması nedeniyle kaç yatırımcının etkilendiği, toplam iade talebinin ne kadar olduğu ve ödemelerin ne zaman tamamlanacağı da soruldu.

Kazananlarla zarar edenler aynı havuza mı konulacak?

Şık, fonların tasfiyesi sırasında olağanüstü kazanç sağlayanlarla fonda parasını kaybeden küçük yatırımcıların aynı şekilde değerlendirilmemesi gerektiğine dikkat çekti.

Şık, krize yol açan işlemlerden kazanç elde eden fon yöneticileri, şirket sahipleri, yönetim kurulu üyeleri ve yatırımcıların malvarlıklarıyla zarardan sorumlu tutulup tutulmayacağını sordu. Yatırımcı Tazmin Merkezi’nin devreye girip girmeyeceğinin de açıklanmasını istedi.

Tasfiye sürecinde kamu bankaları, Türkiye Varlık Fonu veya diğer kamu kurumlarının kaynaklarının kullanılıp kullanılmayacağını soran Şık, Finansal İstikrar Komitesi’nde alınan kararların açıklanmasını istedi ve şu soruyu yöneltti:

“Daha önceki krizlerde olduğu gibi ‘Kâr özelin, zarar kamunun’ mu denecektir?”

Uyarıda bulunanlar neden yargılandı?

Önergede, fon şirketleri hakkındaki işlemleri kamuoyuna duyuran, yatırımcıları uyaran veya eleştirel yazılar kaleme alan kişilerin gözaltı ve davalarla karşılaştığına ilişkin örnekler bulunduğu belirtildi.

Şık, konuyla ilgili sosyal medya paylaşımlarına ve uzman açıklamalarına kısa sürede erişim engeli kararları verilmesinin gerekçesini sorarak, yatırımcıları korumaya yönelik uyarıların yargı yoluyla neden engellendiğinin açıklanmasını istedi.

Gündem Haberleri