Ahmet Şık’tan Osmanlı’dan günümüze Kürt sorunu kitabı

Türkiye İşçi Partisi Milletvekili ve gazeteci Ahmet Şık, yeni kitabı Ayna/Helî Kürt Meselesi: Kimlik İnkarı, Devlet Zihniyeti ve Yurttaşlık Krizi kitabında Osmanlı’nın son döneminden başlayarak günümüze kadar Kürt sorunuyla ilgili bir derleme sunuyor.

Kısa Dalga - TİP Milletvekili ve TBMM’de kurulan "Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu” üyesi Ahmet Şık, komisyona sundukları raporun genişleterek kitap haline getirdi. TİP Genel Başkanı Erkan Baş ve milletvekili Sera Kadıgil’in de katıldığı toplantı İstanbul Beyoğlu’nda yapıldı. Toplantıda, komisyon çalışmaları sonucunda beklenen yasal düzenleme hakkında değerlendirmeler yapıldı.

Toplantıda ilk sözü alan Erkan Baş, örgütlenme çalışmalarından ve dünya gündeminden bahsetti. Türkiye’de “anayasasızlaştırma” gündemi olduğuna değinen Baş, Erdoğan’ın önceki seçimde yeniden aday olmasının, Can Atalay’ın mevzusunun ve güncel erken seçim tartışmasının bu konuyla ilgili olduğunu söyledi ve “Bunların karşısında Erdoğan’ın iki dudağı var” dedi.

“Kürt mevzusu bizim her zaman gündemimizdi” diyen Erkan Baş, “Kürt halkı vardır” sözünün birinci TİP’in dördüncü kongresinde geçtiğini ve partinin bu sebeple kapatıldığını aktardı. Bu nedenle bu konuya tarafsız kalamayacaklarını aktaran Baş, ‘barış’ lafı edilmeye başladığından bu yana ne yapabilecekleri üzerine konuştuklarını söyledi ve şöyle ekledi: “AKP ile mücadeleye ‘Hayır’, barışa tereddütsüz ‘Evet’ diyoruz.”

Daha sonra söz hakkı kitabın yazarı Ahmet Şık’a geçti. Şık, kitabın çıkış sürecini şöyle anlattı:

“Süreci, herkes gibi biz de 1 Ekim 2024’teki Meclis açılışı sırasında Bahçeli’nin sıkılı yumruğunu tokalaşma haline getirmesiyle öğrendik. Gidişata da bakarak aslında yeni bir şeyin ortaya çıkacağını öngörerek ‘Bu meseleyi bir anlatmamız lazım’ diye yola çıktık. Aslında kitap fikrinden ziyade ‘Türkiye İşçi Partisi’nin Kürt meselesi nedir ve partinin bu konudaki yaklaşımı nedir’i insanlara anlatmak üzerine bir rapor olarak yazmaya gayret ettik. Başlangıçta böyleydi ve sonra komisyon kuruldu. Ben o komisyona girdim. Hatta Erkan’la da çok tartıştık. Dedik ki ‘Bu biraz uzun olacak ama komisyona rapor olarak biz bunu sunalım.’ Çok bilinmedik bir şey yok aslında, ama derli toplu bir araya gelsin. Komisyondaki toplantılardaki genel gidişat, siyasal iklime bakarak benim kişisel kanaatim şu oldu. Bu raporu o komisyon üyelerine sunmanın gerçekten bir manası yok. Gelinen süreçteki tutuma da baktığımızda gerçekten manasız. Zaten konunun ilgilisi burada anlatılan ve anlatılamayan bir dolu gerçeği bence biliyor. İdeolojisinden bağımsız bir şey söylüyorum.”

Kitapta yakın sürecin olduğunu söyleyen Şık, “Ama aslında kitabın arkasında benden önce bu konuda kalem oynatmış çok sayıda değerli insan var. Onların yazdıklarına, makalelerine, dergilerde yayınlananlara bakarak iyi bir derleme oldu” dedi. Osmanlı’nın son döneminden başlayıp günümüzde de süren bu sorunu derli toplu anlatmak istediklerini söyleyen Şık, şöyle devam etti:

“Kitabın içerisinde ben ya da sizler ideolojik duruş olarak yoksunuz. Bir gazetecilik çalışması aslında, mesleğimden kaynaklı olarak. Çünkü bize özellikle bu Kürt meselesinin bir sonucu olan PKK üzerinden, yıllarca bir resmi söylem üzerinden birtakım yalanlar söyleniyor. O yalanların karşısında tarihsel süreç içerisinde birtakım olgular ve olaylarla resmi anlatının dışında ‘Bir de bu meseleyi böyle görmeye çalışın. Bakın, böyle bir bakış açısı da var’ demeye çalıştık.”

“Bir asrı aşan bir sorun”

Şık, mevzuyu siyasal anlatı ve ideolojik duruş üzerinden değerlendirmekten vazgeçen kişilere bir kaynakça olmasını dert edindiğini söyledi. Kürt meselesini “bir asrı aşan bir sorun” olarak tanımlayan Şık, şöyle devam etti:

“Osmanlı’nın son döneminden başlayıp günümüze kadar uzanan bir tarihsel akış var. O tarihsel akışın içerisinde cumhuriyetin kurulması, erken cumhuriyet dönemi, çok partili hayat, darbe dönemleri, Susurluk, aradaki birtakım barış girişimleri ya da sorunu çözme iddiasındaki birtakım girişimler, cumhuriyet tarihinin son 25 yılına imzasını atan AKP’li yıllar ve o yılların içerisindeki birtakım ittifaklar, Fethullahçılık, 28 Şubat’tan tutun da 15 Temmuz kalkışmasına kadar uzanan süreçte bu alengirli kavşakların hepsinin aslında kesişim noktasında Kürt meselesi var.”

“Kravatlı vesayet”

Vesayet odaklarının varlığını Kürt meselesi üzerinden kurduğunu ve sürdürdüğünü aktaran Şık, kitapla ilgili sözlerini şöyle tamamladı:

“Şimdi kravatlı bir vesayet üzerinden bu sürüyor. Bütün bu vesayet odakları aslında varlığını Kürt meselesi ve ondan kaynaklı çatışmalı sürece borçlu. Biraz ona da itirazı dile getirmeye çalışan, o siyasetteki kendini bunun üzerinden var kılanlara bir dur deme ihtiyacını anlatmaya çalışan bir kitap oldu. Kuvvetle muhtemel eleştiri de alacaktır, övgü de alacaktır. Eleştirilerin de övgülerin de başımızın üstünde yeri var ama eleştirecek arkadaşları hakkaniyetli olmaya davet ediyorum.”

“1,5 yıldır ne yapılıyor?”

Daha sonra gazetecilerin sorularına geçildi. Soru üzerine konuşan Şık, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli ve Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın süreçte farklı rolleri üstlendiğine dikkat çekti. Şık, DEM Parti Eş Genel Başkanı Pervin Buldan’ın gazeteci Cansu Çamlıbel’e verdiği söyleşiyi hatırlatarak “Mesela orada çok çarpıcı bir şey söylüyor Pervin Hanım. Henüz Öcalan'ın devletin bu konuda atacağı adımlara dair hiçbir bilgisi olmadığını söylüyor. Gerçekten bir buçuk yıldır ne yapılıyor? Tuhaf buluyorum” dedi.

Şık, komisyon çalışmalarından sonra beklenen “yasal düzenleme” hakkında da konuştu. Şık, Anayasa Mahkemesi ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarına uymak için bir yasal düzenlemeye ihtiyaç olmadığını belirterek şunları söyledi:

“Sadece samimi, gerçekten demokrasi ve hukuk normlarını gözeten bir yerden bir politik kavga ihtiyacı var. Ama o politik kavgayı vermiyoruz. Selahattin Demirtaş, Figen Yüksekdağ, Can Atalay, Tayfun Kahraman, Osman Kavala. Bu beş insanın gasp edilen özgürlüğüne kavuşması için herhangi bir yasal düzenleme ihtiyacı olur mu?”

Gündem Haberleri