Kısa Dalga - Adalet Bakanı Akın Gürlek, A Haber’de katıldığı programda gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
TBMM’deki yemin töreninin sorulduğu Gürlek, “Anayasa’nın 81’inci maddesi uyarınca bir yemin yapılması gerekiyor. Bu sadece usuli bir işlem” dedi. Programda, “Silivri’den gelen talimat doğrultusunda CHP’nin Anayasa kitapçığı fırlatıldığı söyleniyor. Duyumunuz var mı?” sorusuna Gürlek, “Ben bunun örgütlü bir iş olup olmadığını bilemem. Ama ben o gün şahsım adına üzüldüm. Çünkü burası bir görev yeri. Burada şahısların önemi yok. Biz kurumlar adına bir yemin yapıyoruz. Gazi Meclis’te, Atatürk’ün kurduğu Meclis’te bunu yaşamamak üzücü. Metin okunurken birden ortalık karıştı. Birden kürsüye saldırılar başladı. Daha önceden özellikle AK Partili vekiller beni uyardılar, ‘Bir karışıklık bekliyoruz, sen de biraz dikkatli olur musun?’ dediler. Daha sonraki olayları ben de televizyondan izledim. Bunlar keşke yaşanmasaydı. Bizim kurumları yıpratmamamız lazım. Buradaki şahıs Akın Gürlek değil, Adalet Bakanlığı. Bu tartışmalarla kürsüyü işgal etmek bize yakışmadı, seçkin milletvekillerine, onları seçen milli iradeye yakışmadı” diye yanıt verdi.
“CHP’li vekiller de tebrik etti”
Yemin töreninden önce CHP’li vekillerden de kendisini tebrik edenlerin olduğunu söyleyen Gürlek, “Ben şahıs olarak hangilerinin tebrik ettiğini bilmiyorum ama orası çok nezaketli, nazik bir ortamdı. Herkes iyi niyetlerini söyledi, el sıkıştık. Birden bir kapı ve koridordan geçtikten sonra değişmesi beni özellikle o şaşırttı. Meclis’in kürsüsüne geliyorsunuz, birden insanlar üzerinize geliyor. Hatta ben sonradan gördüm, bir de kitapçık fırlatılmış. Bunlar keşke yaşanmasaydı. Özellikle şunu ifade etmek istiyorum. Ben naçizane bir insanım, Akın Gürlek’im ama burada Meclis çok önemli, bizim göz bebeğimiz” dedi.
"İBB soruşturmasında sanık beyanlarına dayanarak işlem yapmadık"
Gürlek, İstanbul Büyükşehir Belediyesi'ne yönelik operasyonlara ilişkin şunları söyledi:
"Soruşturmaya başladıktan sonra maddi delillere ulaşmanız gerekiyor. Maddi deliller ise MASAK raporları, telefon trafikleri, daha sonra tanık beyanları, ihbarcı beyanları… Soruşturmalar bu şekilde oluyor. Sadece bu İBB soruşturması değil, genel anlamda bütün soruşturmalarda delil durumuna göre savcılık takdir eder, ya kamu davası açar ya da kamu davası açmayıp takipsizlik dediğimiz kararı verir.
İBB soruşturmasında çok ciddi iddialar vardı. Para kuleleri dosyasını zaten inceleme yapıyorduk. Oradaki şahıslar bizim için önemliydi. Çünkü buradaki şahıslar daha sonra İBB dosyasında yönetici olarak karşımıza çıktı. Bu şahısları araştırdığımız zaman Beylikdüzü ekibi olduklarını, daha sonra eski belediye başkanı Ekrem Bey ile birlikte bir yerlere gelmiş olduklarını, görev verildiğini fark ettik. O görüntülere yansıyan kişiler aslında aynı zamanda o dosyanın ana karakteriydi.
Soruşturma başladı diye kimse suçlu değildir. Soruşturma gerçeği ortaya çıkarmak adına başlar ve savcı hem sanık lehine hem de sanık aleyhine delilleri toplamakla yükümlüdür. Bakın biz bunu yaptık İBB dosyasında. Delilleri ayrıştırdık. Yani biz şahsın hem lehine olan delilleri topluyoruz hem de aleyhine olan delilleri topluyoruz. Yani takipsizlik kararı verdiğimiz, tutuklama kararı vermediğimiz, daha sonra delil durumu değişen ve tahliye ettiğimiz kişiler de oldu. Bunun özellikle altını çizmek istiyorum. Burada şahıslarla soruşturmayı karıştırmamak lazım.
Buradaki şahısların unvanları, makamları, belediye başkanı olması bunlar Cumhuriyet savcısını ilgilendirmez. Cumhuriyet savcısı soruşturmayı gerektirecek şüphe var mı yok mu ona bakar. Bizim başladığımız soruşturmada da ciddi deliller vardı ve bu deliller daha sonradan maddi deliller olarak ortaya çıktı. Biz daha sonra sanıkların lehine olan delilleri de topladık. Bunu yaptık. Delil durumu değiştiğinde de bunları lehlerine değerlendirdik. Bunları da yaptık.
143 tane eylem var. Tek bir eylemden dolayı gizli tanığın beyanından ceza alınan bir eylem yok. Gizli tanık elbette tanık beyanıdır ve biz tek başına gizli tanık beyanına dayanarak bir işlem yapmadık. Gizli tanığa baskı diye de bir şey yok. Çünkü mahkeme gizli tanıkları huzurda da dinleyecek. Savcılık dinliyor, mahkeme de dinleyecek ve tanıklar dinlendikleri sırada sanık müdafileri, katılanlar, tanıklara doğrudan soru sorma haklarına sahip. Kesinlikle biz tanık beyanlarına dayanarak işlem yapmadık. Kesinlikle bunların teyitleri yapıldı. Bu gizli tanıklar mahkeme huzurunda da dinlenecek."
"Tutukluların cezaevinden not göndermesi konusunda yasal düzenleme lazım"
Gürlek, cezaevinden avukatlar aracılığıyla dışarıya mektup veya notlar gönderilmesine ilişkin şöyle konuştu:
“Burada bir mevzuat boşluğumuz var maalesef. Ben Adalet Bakanlığı sürecimde bu konuyla ilgili arkadaşlara talimat verdim. Bir yasal düzenleme yapacağız. Tutuklu ve hükümlü ayrımı var biliyorsunuz. Tutuklular cezaevinde avukatları ile istedikleri zaman 24 saat görüşebilirler. Ama hükümlülerde böyle bir şey yok. Tutuklularda böyle bir boşluk var. Avukatlar tutuklularla görüşebiliyorlar, tutuklular avukatlara şahsi notlarını verebiliyorlar, burada kanunda düzenleme yapılması gerekiyor. Tutuklularla avukatların görüşmesi, birbirlerine not vermesi ve bunların rahat bir şekilde dışarı gelip gitmesi konusunda bir eksiklik var. Normalde biliyorsunuz tutuklularda bütün mektuplar ve notlar cezaevi tarafından görüldü kaşesi yapılıyor. Eğer uygun değilse bunlar gönderilmiyor ama bunlar tutuklularda yasal mevzuat boşluğu olduğu için notlar rahat bir şekilde avukatlara verilebiliyor ve avukatlar aracılığıyla da diğer şahıslara veriliyor. Bu konuda da yasal bir düzenleme yapılması lazım. İnşallah bu konuda da düzenlemeyi Meclis irade gösterir.”
"Sosyal medyada bir şahıs yorum yapacaksa kesinlikle kimliği belli olacak"
Sosyal medyada yorum yapanların kimliklerinin belirleneceğini ifade eden Gürlek, şunları kaydetti:
"Sosyal medyada maalesef çok bilgi kirliliği var. Ben hakimlik savcılık yaptığım süreçte de gördüm. Şimdi biliyorsunuz yargılamalar yapılıyor sosyal medyada. Yani hükümler veriliyor, kararlar veriliyor. Öyle değil. Gerçekte ki öyle değil. Yani burada hakim savcı arkadaşlar da özellikle linç ediliyor. Ya böyle bir şey yok. Yani hakim dosyadaki delillere göre karar veriyor ama sosyal medyada vay efendim o niye bırakıldı? Vay işte niye şu kadar ceza aldı? Ya burada sosyal medyada bilgi kirliliği var. Yani sosyal medyayla ilgili bildiğim kadarıyla bir yasa çalışması var. Yani sosyal medyada bir şahıs yorum yapacaksa bir yazı yayınlayacaksa kesinlikle kimliği belli olacak. Yani bu kimliği doğrulanmadan sahte hesapla ya da yurt dışından bir fake hesapla bunu yapmayacak. Yani biliyoruz itibar suikastları oluyor. Herkes itibar suikastı oluyor. Hakim savcı arkadaşları oluyor. Yargılamayı etkilemeye çalışıyorlar. Bunlar yanlış. Eğer sosyal medyada şahıs bir açıklama yapıyorsa, bir hedef gösteriyorsa o kişinin kimliği belli olduğu için artık onun da cezai sorumluluğu başlayacak. Bu konuda sosyal medyayla ilgili yasa çalışmasına önem veriyorum."
"Alo Adalet Hattı kuracağız"
Şu an en büyük sorunun yargılamaların gecikmesi olduğunu söyleyen Gürlek, şöyle devam etti:
"Vatandaş çok mağdur. Yani bana talepler geliyor sürekli olarak size de talepler geliyor. Bir boşanma davası, bir kira davası, bir kadastro davası çok uzun sürüyor. Kadastro davasını dede açıyor, torunu zamanında bitmiyor. Biz bu konuda çalışmalarımız var. HSK ile birlikte çalışıyoruz. Sıfır gecikme diye bir proje başlattık. Özellikle nerede problem varsa o dosyaları bazlı olarak bakıyoruz. Şimdi benim yeni Adalet Bakanlığı döneminde şu şekilde bir sistem kurmayı düşünüyorum. 'Alo Adalet Hattı' kuracağız. İlk kez açıklıyorum. Biliyorsunuz zaten. Cimer var, bimer var. Bir şekilde ben alo adalet diye bir hat kuracağım. Bunu faaliyete geçirmeyi düşünüyoruz. Yani bu özellikle vatandaş doğrudan bize ulaşacak. Yani ben şahsi olarak da diyorum benim bütün telefonum da açık, bütün kapım da açık. Yani yargıdaki mağduriyetleri inşallah kısa sürede gidereceğiz."
"Hedef gösterildim diye görevimi yapmayacak değilim"
Kişisel tartışmalara girmek istemediğini belirten Gürlek, şunları ekledi:
"Ben İstanbul Başsavcılığı yaptım. Şimdi de Allah nasip etti, Sayın Cumhurbaşkanımız uygun gördü, Adalet Bakanlığı görevini yapıyorum. Burada şahısları eleştirmemek lazım. Yani burada Akın Gürlek değil, yani burada özellikle kurumların yıpratılmaması lazım. Şimdi onlar beni eleştirdi, ailemi hedef gösterdi, çocuklarımı tehdit etti diye ben görevi yapmayacak değilim. Ben birilerinin gönlünü hoş etmek için dosyadaki delileri görmezden gelemem. Burada benim şahsım önemli değil. Önüme soruşturma dosyası geldiği zaman dosyanın kapağına bakmıyorum. Dosya bizi ilgilendirmiyor. Suç var mı yok mu? Makul şüphe var mı yok mu? Yani orada onların beni tehdit etmesi, ailemi hedef göstermesi, şahsi olarak bana hakaret etmesi vesaire bunları ben olaylara şahsileştirmiyorum. Yani burada önemli olan kurumlarımızın yıpratılmaması. Yani ne derlerse desinler, ne yaparlarsa yapsınlar. Zaten biz görevimizi yaptık. Yani birilerinin gönlü olacak diye, birileri işte memnun olacak diye bir savcı yani dosyadaki delilleri görmezden gelemez. Ben gerekli tazminat davalarını açtım zaten."