Kısa Dalga - Gazeteci Kemal Öztürk, katıldığı televizyon programında, Suriye’deki gelişmelere ilişkin konuştu. Esad döneminde İdlib, Afrin ve Halep’te yapılanları dinlediğini söyleyen Öztürk, “Öyle hikayeler dinledim ki Sedney Hapishanesi’nde. Orada çalışmış çöpçüyü bile assalar, kurşuna dizseler yeridir dersiniz. Öyle korkunç hikayeler. İdlib’de, Afrin’de ve Halep kırsallarında öyle korkunç hikayeler dinledim ki, bu Nusayrilerin hepsini katletseler, yeridir diyesiniz geliyor. Ama bakın intikam almadılar” dedi.
Türkiye Alevi Federasyonu'ndan yapılan açıklamada, Kemal Öztürk'ün Suriye'de yaşayan Nusayri/Alevi toplumuna ilişkin kullandığı ifadelerin kabul edilemez olduğu belirtilerek, şöyle denildi:
"Alevi inancı; insanı, yaşamı ve insan onurunu esas alır. Hiçbir halka, inanca ya da kimliğe yönelik şiddeti kabul etmediğimiz gibi, Nusayri/Alevi toplumunun yaşam hakkını tehdit eden, toplumsal şiddeti körükleyen ve katliamları meşrulaştırabilecek söylemler karşısında da sessiz kalmayacağız.
Bir televizyon ekranından bir inanç toplumunun tamamını hedef alan sözler, sıradan bir siyasi değerlendirme olarak görülemez. Söz konusu olan insanların siyasi tercihleri değil, yaşam hakkıdır. İnsanları inançları ve kimlikleri üzerinden kolektif biçimde suçlayan, düşmanlaştıran ve onlara yönelik şiddetin zeminini hazırlayan dilin geçmişte nelere yol açtığını Aleviler çok iyi bilmektedir.
Biz bu hafızayı kin taşımak için değil, bir daha hiçbir halk aynı acıları yaşamasın diye taşıyoruz. Gazetecilik, halkları hedef göstermek değildir. İfade özgürlüğü de insanların yaşam hakkını değersizleştiren ve bir toplumun güvenliğini tehlikeye atan söylemlerin sorgulanmasına engel değildir."
Açıklamada, "Biz yaşamdan yanayız. Biz barıştan yanayız. Biz insanın insana kıymasına karşıyız. Nusayri/Alevilerin de, Sünnilerin de, Hristiyanların da, Dürzilerin de, Kürtlerin de; inancı ve kimliği ne olursa olsun her insanın yaşam hakkı aynı derecede kutsaldır. Bir canın yaşam hakkını savunurken başka bir canın yaşam hakkını yok saymayız. Çünkü bizim yolumuzda insan insandır, can candır. Nereden ve kimden gelirse gelsin, bir toplumu hedef alan şiddet ve katliam söylemlerinin karşısında durmaya devam edeceğiz" denildi.
"Maraş, Çorum ve Madımak katliamlarının arkasındaki nefret dili bugün yeniden üretiliyor"
Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu (AABK) Başkanı Hüseyin Mat, yaptığı açıklamada, Öztürk’e tepki göstererek, Alevileri düşmanlaştıran zihniyetin yabancı olmadığını kaydetti. Mat, "IŞİD ve benzeri barbarlıkların sorumluluğunu perdelemek, toplumsal öfkeyi başka bir hedefe yöneltmek ve karanlık geçmişlerin üzerini örtmek amacıyla Aleviler yeniden hedef tahtasına oturtuldu" dedi.
Maraş, Çorum ve Madımak katliamlarının arkasındaki nefret dilinin bugün farklı biçimlerde yeniden üretildiğini belirten Hüseyin Mat, Alevileri suçlu, tehdit veya günah keçisi olarak gösteren her söylemin geçmişte yaşanan katliamların hafızasını yeniden yaraladığını ve bedeli ağır olmuş bu dilin normalleştirilmesine asla izin verilmemesi gerektiğini belirtti.
Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu, Alevi kurumları, demokratik kitle örgütleri ve kanaat önderleri başta olmak üzere toplumun tüm kesimleri arasında güçlü bir dayanışma ve iletişim ağının kurulması gerektiğini kaydeden Mat, demokratik ve hukuki yollarla birlikte mücadele etmenin tarihsel bir sorumluluk olduğunu ifade etti.
"Tek bir insan için dahi bu ifadenin kullanılması korkunç"
DEM Parti İstanbul Milletvekili Celal Fırat da bir halkın tamamını hedef alan söylemlerin asla kabul edilemeyeceğini, tek bir insan için dahi bu ifadenin kullanılmasının korkunç olduğunu söyledi. Fırat, tüm bir halkı hedef almanın nefretin siyasete tercüme edilmiş hâli olduğunu belirterek Halep, Lazkiye ve Tartus’taki Alevilerin ya da Nusayrilerin yaşananlardan sorumlu tutulamayacağını ifade etti.
Bir rejimin işlediği suçların bir halka miras bırakılamayacağının altını çizen Fırat, "Sizi öldürebilirdik ama öldürmedik" anlayışının arkasında kendisini muktedir, karşısındakini ise hayatı bağışlanmış gören fetihçi bir aklın yattığını ifade etti. Bu zihniyetin Kerbela’dan, Dersim’den, Maraş’tan, Çorum’dan ve Sivas’tan tanıdık olduğunu kaydeden Fırat, kullanılan kelimelerin hayati önem taşıdığını vurguladı.
Suriye’de sadece belirli bir kesim için değil; Sünni, Alevi, Kürt, Arap, Dürzi, Hristiyan ve Ezidi ayırt etmeksizin herkes için barış istediklerini ifade eden Celal Fırat, Suriye’nin ihtiyacının yeni fatihler değil; kimsenin efendi ya da bağışlanmış olmadığı, herkesin yalnızca eşit insan olarak yaşayabileceği bir düzen olduğunu söyledi.