Kısa Dalga- Avukat Akın Atalay, sosyal medya hesabından, müvekkili Üsküdar Belediye Başkanı Sinem Dedetaş'ın tahliyesine karar verildiğini duyurdu.
Atalay, "Yaptığımız tahliye başvurusu üzerine kendisinin ev hapsi şeklindeki adli kontrol talebiyle cezaevinden tahliyesine karar verilmiştir" ifadelerini kullandı.
Karar ardından Yeni Parti Grup Başkanvekili Murat Emir sosyal medyada şu açıklamayı yaptı:
“Üsküdar Belediye Başkanımız Sinem Dedetaş ev hapsi kararıyla tahliye edildi. Ancak kimse bu kararı bir adalet tecellisi ya da lütuf gibi sunmasın! En başından beri tek bir gün bile özgürlüğünden mahrum bırakılmaması gereken seçilmiş bir başkanı, şimdi de kendi evinde rehin tutulacak. Haksız ve mesnetsiz tutukluluk sürecini ev hapsi adı altında uzatmak, Üsküdarlıların sandıktaki iradesini gasp etmeye devam etmektir. Bu hukuk garabetine derhal son verilmeli, Sinem Dedetaş hiçbir kısıtlama olmaksızın bir an önce görevinin başına dönmelidir!”
Ne olmuştu?
İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı, Üsküdar Belediyesi’nde yapı ruhsatı ve iskân işlemlerinde usulsüzlük yapıldığı iddiaları üzerine soruşturma başlattı. 29 Temmuz 2026’da düzenlenen operasyonda Dedetaş’ın da aralarında bulunduğu altı kişi gözaltına alındı. Dedetaş, 31 Temmuz’da dört şüpheliyle birlikte tutuklandı; iki şüpheli ise adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı.
Savcılığın iddiasına göre, belediyenin iştiraki Kent A.Ş. üzerinden müteahhitlerle gerçekte verilmeyen danışmanlık hizmetlerine ilişkin sözleşmeler yapıldı. Müteahhitlerin ruhsat işlemlerini ilerletebilmek için bu sözleşmeleri imzalamaya zorlandığı, işlemlerin de bu anlaşmalara göre yürütüldüğü öne sürüldü.
Başsavcılık, MASAK verileri, müteahhitlerin beyanları ve diğer delillere dayanarak söz konusu sözleşmelerin toplam bedelinin 1 milyon 78 bin 870 lira olduğunu; bu yöntemle müteahhitlerden gayriresmî olarak 361 milyon 392 bin 264 lira elde edildiğini iddia etti. İskân ruhsatları karşılığında nakit para, bazı durumlarda da elden dolar talep edildiği öne sürüldü.
Savcılık: Kent A.Ş. üzerinden sistem kuruldu
Soruşturmanın sevk yazısında, Kent A.Ş. Genel Müdürü Nazım Akkoyunlu’nun belediyenin resmî hiyerarşisi dışında hareket ettiği ve “gölge başkan” gibi davrandığı iddia edildi. Savcılık, belediye personelinin kapalı devre iletişim ağı ve Excel tabloları üzerinden yönlendirildiğini, müteahhitlerin şirketle sözleşme imzalayıp imzalamamasına göre ruhsat işlemlerinin ilerletildiğini veya durdurulduğunu öne sürdü.
İskân ruhsatları bakımından da inşaatlardaki mevzuata aykırılıkların değerlendirildiği ve müteahhitlerden talep edilecek menfaatlerin belirlendiği toplantılar yapıldığı iddia edildi. Savcılık, bazı ödemelerin belediye çalışanlarına dağıtıldığını, bir kısmının da Dedetaş’ın özel kaleminin ihtiyaçları için teslim edildiğini ileri sürdü. Dedetaş hakkında rüşvet, irtikap ve suç işlemek amacıyla örgüt kurma ve yönetme suçlamaları yöneltildi.
Dedetaş: Suçlamaları kabul etmiyorum
Dedetaş, savcılık ifadesinde Kent A.Ş. Genel Müdürü Nazım Akkoyunlu’yu kendisinin atadığını, ancak şirketin işleyişi üzerinden kurulduğu öne sürülen iletişim ağı ve ruhsat işlemlerine ilişkin düzenlemelerden haberdar olmadığını söyledi.
Kent A.Ş.’nin kentsel dönüşüm süreçlerini hızlandırmak ve vatandaşlarla müteahhitler arasındaki anlaşmazlıkları gidermek amacıyla çalıştığını belirten Dedetaş, şirketin müteahhitlerden para topladığına ilişkin iddialar hakkında da savunma yaptı. Dedetaş, kendisine müteahhitlerden para toplandığı yönünde bir şikâyet ulaşmadığını savundu.
Savcılığın, bir belediye çalışanının kendisine müteahhitlerden para toplandığına ilişkin bilgi verdiği yönündeki beyanını hatırlatması üzerine Dedetaş, bunu o dönemde dedikodu olarak değerlendirdiğini söyledi.
Dedetaş, ifadesinde şu sözleri kullandı: “İskan ruhsatı verilmesi karşılığında benim veya özel kalemin ihtiyaçları nedeniyle herhangi bir şekilde Nazım Akkoyunlu’nun maddi menfaat talep etmesi yönünde kendisine bir talimatım veya talebim yoktur. Hakkımda isnat edilen eylemleri kabul etmiyorum. Benim kesinlikle belediyedeki ruhsat ve iskan işlemleri olan müteahhitlerden para alınması şeklinde talimatım ve söylemim olmamıştır.”
Tutuklandıktan sonra belediye başkanvekilliği seçimi yapıldı
Dedetaş’ın 31 Temmuz’da tutuklanmasının ardından İçişleri Bakanlığı 1 Ağustos’ta kendisini görevden uzaklaştırdı. Üsküdar Belediye Meclisi, 5 Ağustos’ta başkanvekilliği seçimi yaptı. CHP’nin adayı Sibel Tan Çetinkaya dördüncü turda 22 oyla seçimi kazandı. Ancak AKP’nin itirazı üzerine İstanbul 2. İdare Mahkemesi seçim kararının yürütmesini durdurdu. İtiraz da reddedilince seçimlerin yenilenmesine karar verildi.
Meclis üyeleri tutuklandı, dört üye parti değiştirdi
Yenilenecek seçim öncesinde CHP’li Ekrem Baki ile Yeni Partili Nihat Doğan ve Ali Aral’ın da aralarında bulunduğu bazı meclis üyeleri gözaltına alındı. CHP’li Amine Cansu Çelik ve Ekrem Baki’nin tutuklanmasıyla meclisteki dengeler daha da değişti. Ayrıca CHP’den dört meclis üyesinin istifa ederek AKP’ye geçmesi, başkanvekilliği seçiminin sonucunu etkileyen gelişmeler arasında yer aldı.
5 Eylül’de yapılması planlanan seçim, CHP ve Yeni Parti gruplarının gözaltındaki üyelerin oy kullanabilmesi gerekçesiyle katılmama kararı alması ve mecliste salt çoğunluğun sağlanamaması nedeniyle ertelendi.
8 Eylül’de yapılan yenileme seçiminde AKP’nin adayı Dündar Ziya Gültekin, dördüncü turda 23 oy alarak başkanvekili seçildi. CHP’nin adayı Sibel Tan Çetinkaya ise 19 oyda kaldı. Böylece 2024 yerel seçimlerinde CHP’nin kazandığı Üsküdar Belediyesi’nin yönetimi AKP’ye geçti.
Tehdit ve şantaj iddiaları gündeme geldi
Başkanvekilliği seçimi sürecinde meclis üyelerine baskı yapıldığı ve tehditlerde bulunulduğu iddiaları da gündeme geldi. YeniParti İstanbul İl Başkanı Özgür Çelik, meclis üyesi Ayhan Aydın’ın kendisini arayarak savcı tarafından tutuklanmakla tehdit edildiğini söylediğini ileri sürdü. Çelik, Aydın’ın ailesindeki engelli bireyleri gerekçe göstererek baskı altında kaldığını anlattığını aktardı.
Çelik ayrıca bazı meclis üyelerinin aileleri üzerinden tehdit edildiğini, üyelerin otelde tutulduğunu ve kendilerine çeşitli teklifler sunulduğunu iddia etti. Bu açıklamaların ardından İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, Çelik’in iddiaları üzerine resen soruşturma başlattı. Söz konusu tehdit ve baskı iddiaları, açıklamaları yapan kişilerin beyanları olarak kamuoyuna yansıdı.