Kısa Dalga - İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, TBMM'de partisinin grup toplantısında gündeme ilişkin açıklamalarda bulundu.
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Abdullah Öcalan'a "Barış Süreci ve Siyasallaşma Koordinatörlüğü" statüsü önermişti.
Dervişoğlu, "Çözüm süreci adı altında, terör örgütü ile masaya oturmanın sadece bir ihanet projesi olmadığını, aynı zamanda fiili olarak gerçekleşmesi mümkün olmayan bir senaryoya da bel bağladığını bir buçuk senedir anlatmaya çalışıyorum" dedi.
Dervişoğlu, şu ifadeleri kullandı:
"Kimin bizden hangi manşeti aldığı, bizim neyi anlattığımız gerçeğini değiştirmez. Sözlerimiz oradadır, yaklaşımımız bellidir. Yurttaşlık, kardeşlik ve Cumhuriyet'ten başka bir şey söylemedik, söylemeyiz. Geldiğimiz noktada partimiz haklı çıkmıştır. Sözde münfesih terör örgütünün sözcüleri sürecin donduğunu ve bütün silahları bırakmanın söz konusu olmadığını söylemektedir. Bunlar satır arası yorumlar değil, ayan beyan açık haberlerdir. Ayrıca devletin raporları da bu yöndedir.
Öcalan’ın, Suriye’de yaptığı özerk yönetim planları, Şam hükumetinin askeri operasyonları neticesinde çökmüştür. İran’da ise, PKK bağlantılı gruplar, devam eden savaşı bir fırsat olarak görmüştür. Öyle ki, bırakın silah bırakmayı, Trump’ın iddiasına göre, İran’a gönderilen silahlara dahi el koymuşlardır. Yani, Öcalan’ın İran’da da bir hükmü yoktur. Ve son olarak, Öcalan, Türkiye PKK’sını da ikna edememiş, Kandil de Öcalan’ın statüsüne yönelik bir adım atılmadıkça, süreci dondurma kararı almıştır. Çünkü beklenen gerçekleşmemiş, İran düşmemiştir. Yeni Büyük Ortadoğu Projesinin meşruiyet pazarında, terörist başına da statü aranmaktadır."
"Bu deliliktir, aklınızı başınıza alın"
"Sürecin tetikçisi başka tekliflere açık olduğunu da söyleyerek diyor ki; 'Abdullah Öcalan Barış süreci ve Siyasallaşma koordinatörü olsun'. Şimdi bahsettiği kişi ağırlaştırılmış müebbet hapse mahkum edilmiş bir cani. Kendisine verilen bu statüyü düşündüğümde acaba bunu saldılar da bizim haberimiz mi yok? Yani bunu koordinatör yapacaklar" diyen Dervişoğlu, şöyle konuştu:
"Devlet buna bir büro tahsis edecek, görüşme ve ziyaretlerle alakalı olarak bir bütçe verilecek. Belki de maaş verilecek.. Bütün bu işlerin bir hükümlüyle gerçekleştirilebilmesi mümkün mü? Bu nasıl bir önermedir? Dünyanın hangi hukuk sisteminde hangi hukuk düzeninde bir hükümlüye Türkiye Cumhuriyeti Devletinde olduğu gibi bir resmi yetki alanı bahşedilebilir? Bu deliliktir, delilik... Aklınızı başınıza alın. Dünyayı kendinize güldürmeyin. Sizin adınıza ben utanıyorum. Allah sizi ıslah etsin. Hiç meseleyi bu yönüyle değerlendiren yok. Gazeteciler siyasilere soruyor konu hakkında ne düşünüyorsunuz? Bu sorulara cevap verebilmek için benim siyaset yapmam lazım doktorluk yapmam lazım. Doktorluk. Cevap vermeyeyim diyorum... Partime laf ediyor cevap vermiyorum. Şahsıma laf atıyorlar cevap vermiyorum. Sizleri temsil etmenin vakarıyla hareket etmeye çalışıyorum ama memlekete de bu kadar el atmanıza izin veremeyiz. Kusura bakmayın. Aklınızı başınıza alın.
Biz Terörsüz Türkiye diye ambalajlanan bu ihanet sürecine karşı çıkarken hep dedik ki; bir teröristin aklıyla iş yapmaya kalkıyorsunuz. İhanet komisyonu onun önerisi. Umut Hakkı onun beklentisi. Barış tarifi onun tarifi. Statü onun talebi. Her şeyi o koordine ediyor dedik. Öcalan tak diye söylüyor, siz şak diye yapıyorsunuz dedik ama bu millet bu kadar yok sayılmaz ki. Ben ne dersem o olacak diyerek hareket edilemez bu ülkede. Hayır, bu süreç devlet aklının süreci dediler. Bugün gelinen noktada, İmralı’daki terör hükümlüsüne önerdikleri görev ortada, koordinatör olsun diyorlar. 'Öcalan canisi koordine ediyor' dediğimizde bize etmedik laf bırakmayanlar, bugün 'Koordinatör olsun’ diyor. Bu bir itiraf değil de nedir? Onlar utanmıyor ama biz haklı çıkmanın hüznünü yaşıyoruz. Bu, belli ki Atlantik enstitülerinin raporlarından arayıp buldukları bir sıfattır. Belli ki kırmızı hatla, elden ele iletilmiş bir rica ve talimattır. Terör örgütünü kuran, yöneten, infaz emri veren caniye barış, Türkiye Cumhuriyeti devletini ortadan kaldırmaya çalışan teröriste siyasallaşma, hatta devlet içinde bir pozisyon bahşediyor."
"Bu şarlatanların, kalpazanların sonu belli"
Dervişoğlu, şöyle devam etti:
"Devlet, bir kanlı katilin aklıyla hareket etmez. Komisyon, katilin aklı. Umut hakkı, katilin aklı. Olmayan savaşa barış, katilin aklı. Cumhuriyetin eşit yurttaşı Kürtlere vasilik, katilin aklı. Yahu bütün bunları terör örgütü ve bu terörist yapıyorsa, siz nesiniz, siz kimsiniz? Neyin Cumhurbaşkanısınız? Neyin siyasi parti lideriniz? Neyin Meclis Başkanısınız? Herkes rahat olsun Türk milleti bitmemiştir son Türk ölmemiştir. İktidar ya da muhalefet, kim neyi anlarsa anlasın, bir kez daha altını çizerek söylüyorum; bu ihaneti derhal terk edin! Türk Milleti’nin varlığına kastetmiş bir katile statü arayanlar, bu deliliği durdurun. Bakın bu işin arkasında başka şeyler de arıyorum. Hiç kimse bana bu konuda ne düşünüyor diye sormasın. Devlet Beyin açıklamalarıyla ilgili Recep Tayyip Erdoğan ne düşünüyor onu söylesinler. Açıktır ki, Meclis'te kurulan korsan komisyonun raporunu gerçekten okuyan tek parti İYİ Parti olmuştur. Bu masaya oturan aktörler, altına imza attıkları raporun içeriğini hiç okumamış gibi hareket etmektedir. Bu rapor, her şeyden önce sürecin devamını PKK’nın silah bırakması koşuluna bağlamaktadır. Bunun altına DEM Parti de imzasını atmıştır.
Durum böyleyken, örgütün silah bırakmak için ilave şartlar öne sürmesi sürecin bizzat Kandil tarafından tanınmadığının ilanıdır. Peki, hiçbir silahlı gruba hükmedemeyen, söz geçiremeyen İmralı Canisi Öcalan’a bu kadar iltifat etmenin ne gereği vardır? Benim en büyük duam, insanların rezil olmadan yaşamasıdır. Bu 1,5 senelik süreçten geriye büyük bir rezillik ve utanç kalmıştır. Türkiye’nin ulusal güvenliğini Öcalan’ın iki dudağı arasına sıkıştırmak bir rezilliktir. Öcalan’ı Kürtlere kayyım atamaya çalışmak bir rezilliktir. Cumhuriyetin vatandaş ve devlet arasında kurduğu ilişkiyi ortadan kaldırmaya çalışmak, Öcalan gibi komisyonculara paye vermek bir alçaklık ve rezilliktir. Bu eli kanlı katili meclis kürsüsüne davet etmek ve onu bir statüyle korumaya almaya çalışmak bir alçaklık ve rezilliktir. Ben buradan aklı evvellere değil, aklıselime sesleniyorum. Ve o aklıselimin kahir bir ekseriyet olduğunu da biliyorum. Türk Milleti de biliyor. Suflör kim, belli. Aktör kim, belli. Rejisör kim, bellidir. Garantör kim, bellidir. Moderatör kim, bellidir. Herkesin statüsü var, herkesin statüsü bellidir. Bu şarlatanların, bu kalpazanların sonu da belli. Bu milletin onurunu kim nasıl çiğnediyse, bu millet de onu öyle çiğnemiştir. Tarih bellidir, akıbet bellidir."
Ne olmuştu?
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, dün partisinin grup toplantısında, Abdullah Öcalan’a statü meselesinin konuşulmasının önemli olduğunu belirterek, şunları söylemişti:
"Bu mesele yokmuş gibi davranarak sürecin sağlıklı işlemesi mümkün değildir. Sürecin yürütülmesini istiyorsak, çağrımızın bağlayıcı olmasını temenni ediyorsak, örgütün tüm unsurlarıyla feshi ve silahların teslimini takip eden bu süreçte bunun hukuki, siyasi ve vicdani ölçüler içinde açıkça değerlendirilmesi gerekir.
Tartışmalara son vermek için bunun adının 'Barış Süreci ve Siyasallaşma Koordinatörlüğü' olmasını öneriyorum. Fakat elbette başka alternatifler de üretilebilir. Temennimiz PKK’nın kurucu önderliğinin bir tanım altında görev yapmasıdır. Çünkü meselenin esası; terörün tamamen tasfiye edilmesi, silahların susması, terörün gündemimizin dışına kesin biçimde çıkarılması, siyasetin terör vesayetinden arındırılması ve toplumsal bütünleşmenin sağlanmasıdır."