Bakırhan: Bu ülkenin 20 milyar doları gitti, hala yargının radarına takılan kimse yok

Tuncer Bakırhan, "Espri yapan gençleri bile gözaltına alan yargı düzeni, AKP'lileri neden gözaltına almıyor? 20 milyar doları gitti bu ülkenin, hala yargının radarına takılan kimse yok" dedi.

Kısa Dalga - DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, TBMM'de partisinin grup toplantısında konuştu.

Türkiye’nin günlerdir "Cumhuriyet tarihinin en büyük vurgunlarından, yolsuzluklarından, hırsızlıklarından birini" konuştuğunu belirten Bakırhan, şunları söyledi:

"Bir yandan geçinemediği için hayatına son veren emekliler ve aile bütçesine katkı sunmak için çalışıp yaşamını yitiren çocuklar var; diğer yandan ne var? Birini bin yapan, milyonunu milyona çeviren vurguncular var, hırsızlar var. Türkiye bir yandan Soma madeninde yaşamını yitiren beş emekçinin hazin hayat hikayelerini dinliyor, diğer yandan ise Tera Fonu'nun sahiplerinin özel jetiyle yolculuk yapan siyasetçileri ve bürokratları soruyor. Çiftçi mazotun, esnaf borcun, öğrenci geleceksizliğin, emekli geçim derdinin altında eziliyor. Takipteki alacaklar büyüyor, icra dosyaları 26 milyonu aşıyor. Yurttaş geleceğe umutla değil, büyük bir kaygıyla bakıyor.

Böylesi karanlık bir düzende milyar dolarlık vurguna takılan maskenin adı nedir biliyor musunuz? ‘Yerli ve milli finans’ diye milletimizi, halkımızı kandırdılar. Çok açık söyleyeceğim: Milli kelimesi halkın sırtından servet transferi yapanların maskesi haline getirildi maalesef. Yerli olan tek şey ise mağdur edilen 86 milyon insanımızın emeğidir, alın teridir."

"Espri yapan gençleri bile gözaltına alan yargı düzeni, AKP'lileri neden gözaltına almıyor?"

Fon krizinin yalnızca borsa ve fonlarla sınırlı kalmadığını, futbola da uzandığını söyleyen Bakırhan, Türkiye Futbol Federasyonu’nun son beş yılda aralarında büyük kulüplerin yöneticilerinin de bulunduğu 448 yöneticiyi bahis oynadıkları gerekçesiyle disipline sevk ettiğini belirtti.

Bakırhan, "Düşünün, Türkiye Futbol Federasyonu'nun 400-500'e yakın insanı bahis oynadığı için disipline sevk ediliyor. Yine Merkez Hakem Kurulu Başkanı sahtecilik soruşturmasında tutuklandığına hep birlikte şahitlik ettik. Rantın milletin formasına, sevincine, futbol tutkusuna kadar sızdığını ortaya koyan bir rezaletle karşı karşıyayız. İnsan tuttuğu takımın formasına, hakemin düdüğüne, oyunun temizliğine inanmak istiyor. Ama bugün görüyoruz ki takımlarımız bile sahada değil, masada oynanan bir oyunun parçası haline getirilmiş. Futbolda ortaya çıkan bu kirli manzara, genel kurumsal ve siyasal çürümenin aynı zamanda bir izdüşümüdür" diye konuştu.

Bakırhan, iktidarın fon krizinde sorumluluğu yokmuş gibi davrandığına dikkat çekerek, şöyle devam etti:

"Bundan önceki son bir ayda, birkaç ayda fonlardan yüklü miktarda para çekenler kimlerdir? Fon vurgununda milyarları, yani eski parayla trilyonları vuran Fatma Betül Sayan Kaya'nın mal varlığı donduruldu mu? Sabahın ilk ışıklarında insanların mahremiyetini kameralara alıp servis edenler, zahmet buyurup Fatma Betül Sayan Kaya'yı ifadeye çağırdı mı? Espri yapan gençleri bile gözaltına alan yargı düzeni, bu şahıs ve bu vurgunu yapan AKP'lileri neden hâlen gözaltına almıyor? Gözaltı listesi AK Parti'deki görev tanımlarına göre mi değişiyor? Nasıl oluyor da asıl sorumluların adı bir türlü hukuk radarına takılmıyor?

Ankara'dan Kars'a gittiğinizde bir kilometre daha fazla hız yaptığınızda radara takılıyorsunuz ama 20 milyar doları gitti bu ülkenin, hala yargının radarına takılan kimse yok. Bu da çok düşündürücü. Bazı AKP yöneticilerinin yakınlarının mal varlığına tedbir konuldu ama birkaç saat sonra kaldırıldı. Soruyoruz, niye koydunuz, niye mal varlığına koyduğunuz tedbiri 2-3 saat sonra kaldırdınız? Bu vurguna rağmen SPK Başkanı nasıl hala görevinde? Bu nasıl bir utanmazlıktır, bu nasıl bir aymazlıktır? 20 milyon- milyar dolar gitmiş, 500 bine yakın insan mağdur olmuş, Sermaye Piyasası Kurulu Başkanı hala görevinin başındadır. Böyle aymazlık, böyle utanmazlık olmaz. Bunu Türkiye toplumu, bunu hiçbirimiz kabul etmiyoruz."

"450 bin-550 bin yurttaşın kaybı nasıl karşılanacak?"

Bakırhan, Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimkşek'inr 2025 yılının Kasım ayında "Borsada haksız kazanç elde edenler var" dediğini belirterek, "Bir yıl önce bunu söylediniz Sayın Bakan, madem vurgun vardı niye bugüne kadar müdahale etmediniz? Niye bu vurgunun önüne geçmediniz? Niye gereğini yapmadınız? 450 bin-550 bin yurttaşın kaybı nasıl karşılanacak? Bugüne kadar duydunuz mu? Hep hamaset... Mağdurların zararını kim ödeyecek, nasıl ödeyecek sorusunu grubumuzdan soruyoruz" diye konuştu.

Fon krizinin bütün boyutlarıyla ortaya çıkarılmasını istediklerini belirten Bakırhan, Meclis’te araştırma komisyonu kurulması çağrısı yaparak "Bu vurgunun bütün boyutlarıyla ortaya çıkmasını istiyoruz. Bunun için de Meclis'te bir araştırma komisyonu kurulması talebimize acaba iktidar ‘evet’ diyecek mi, onu da bekleyip göreceğiz ve soruyoruz; bu rant, fon ittifakının gerçek sahipleri kimlerdir? Bu talanın arkasındaki kişiler kimlerdir, bir an önce açığa çıkarılmalıdır" dedi.

"Öcalan'ın özgür çalışma, görüşme ve iletişim koşulları sağlanmalı"

Çerçeve yasanın 467 oyla TBMM'de geçtiğini, yasa kapsamında bir koordinasyon kurulu oluşturulduğunu ve bu kurul bünyesinde dört alt komisyon kurulduğunu söyleyen Bakırhan, "Artık bu kurulan komisyonların çalışmalarını ve sonuçlarını görmek istiyoruz. Kürtçede bir söz var; ‘Gavek ji hezar gotinan çêtir e’ diyorlar. Yani 'bir somut adım, bin sözden iyidir' diyorlar. Biz de artık sözler yerine somut adım beklediğimizi belirtmek istiyoruz" dedi.

Bakırhan, silahsızlanma ve stratejik koordinasyon kurulunun etkin çalışmasının sürecin başarıyla tamamlanması açısından tarihi önemde olduğunu ifade ederek "Bu kurul bir an evvel Sayın Öcalan'ın koordinatörlüğünde çalışmalara başlamalıdır. Kurulun bu tarihi sorumluluğu yerine getirebilmesi için iktidarın ve devletin cesur, ciddi adımlar atmasının zamanı artık gelmiştir. Bir kefeye fesih konulduysa öbür kefeye hukuk, hukuki güvence ve siyaset konulmalıdır. Tek kefesine yük binen bir terazi doğru çalışmaz, doğru tartmaz. Eğer bir sorumluluk isteniyorsa o sorumluluğun yerine getirilebileceği koşullar da oluşturulmalıdır. Barışın matematiği budur. Bir sorumluluk isteniyorsa onun koşulları yaratılmalıdır" ifadelerini kullandı.

Bakırhan, barış sürecinin ilerlemesinin "gerçek bir kardeşlik sözleşmesi"nin önünü açacağını belirterek şöyle devam etti:

"Mesela Sayın Öcalan'dan böylesine ağır bir sorumluluk üstlenmesini bekliyorsunuz, o sorumluluğu yerine getirebileceği imkânları ve hukuku oluşturmak gerekmiyor mu? Ondan dolayı diyoruz ki Sayın Öcalan'ın özgür çalışma, görüşme ve iletişim koşulları sağlanmalı; ilgili taraflarla kendi temas kurabilmesinin önü açılmalıdır.

Çerçeve yasanın öngördüğü izleme komisyonu en kısa zamanda kurulmalı ve çalışmalarına başlamalıdır. Meclis uygulamayı izlemeli, aksayan noktaları gündemine almalı, taraflarla görüşmeli, ihtiyaç duyulan yasal düzenlemeler için harekete geçmelidir."

Gündem Haberleri