“Casusluk” davası… Ekrem İmamoğlu: Gözü dönmüş bir şekilde hareket ediyorlar

Ekrem İmamoğlu, "Eğer iddia makamı çıkıp deseydi ki, ‘Mevcut MİT Başkanı gelsin dinleyelim’, o zaman ‘Cesur bir iddia makamı’ derdim. Mesele hakikati ortaya çıkarmak değil. Bu insanlar gözü dönmüş bir şekilde hareket ediyorlar" dedi.

Kısa Dalga - CHP’nin Cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu, gazeteci Merdan Yanardağ, İmamoğlu’nun siyasi danışmanı Necati Özkan ve Hüseyin Gün hakkında “siyasal casusluk” suçlamasıyla açılan davanın ilk duruşmasının üçüncü günü görüldü.

İstanbul 25. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından Silivri’deki Marmara Kapalı Ceza İnfaz Kurumu yerleşkesinde yapılan duruşmada; İmamoğlu, Yanardağ ve Gün duruşmada hazır bulundu. Necati Özkan ise açık görüş nedeniyle ailesiyle görüştükten sonra duruşmada yerini aldı. Duruşma, savcının ara mütalaasını sunmasıyla başladı.

"İddia makamı siyasi iktidara bağlı bir ofis gibi çalışıyor"

Ekrem İmamoğlu, duruşma savcısının sanıkların tutukluluk halinin devamına karar verilmesine ilişkin ara mütalaasına karşı söz aldı.

"İddia makamı ne yazık ki siyasi bir iktidara bağlı bir ofis gibi çalışmaktadır. Bunu açıkça ifade etmek isterim" diyen İmamoğlu, şöyle konuştu:

"Bu siyasi dava, iktidarını korumak isteyen bir zihniyetin, yargı içerisindeki aparatlarıyla hazırladığı bir kurgudur. Üstelik kötü bir kurgudur. Gerçekten absürt, gerçekten akıl dışı bir tabloyla karşı karşıyayız. Ne bir delil ne de somut bir beyan olmayan bir yerde, 'deliller ortada' diyebilen bir iddia makamının gerçek dışı bir süreç yürüttüğü de ortadadır. Aslında bu işin aylar öncesinden nasıl planlandığını, kapalı kapılar ardında nasıl konuşulduğunu, bazı insanlara 'casusluk dosyası hazırlanıyor' denilerek nasıl gözdağı verildiğini daha dün başka salonlarda da dinledik, hâlâ dinlemeye devam ediyoruz. Dolayısıyla şaşırmadığımı ifade etmek istiyorum. Ancak aynı zamanda büyük bir üzüntüyle, Yüce Türk yargısının bu şekilde itibarsızlaştırılmasına katkı sunan bu yaklaşımı da esefle kınıyorum. Tekrar ediyorum Sayın Başkan; bu iddianame gerçekten bir hukuk cinayetidir. Lütfen bu tespitimizi dikkate alın. Bu iddianame; bir iftiraname, bir gıybetname, bir menfaatname, bir terfiname… Kısacası gerçekten bir hukuk cinayetidir. Yazıktır, günahtır; bu memlekete günahtır.

Bu iddianameyi hazırlayanlar kötü niyetlidir. Talimat doğrultusunda hareket eden, her şeyi yapabilecek, her türlü baskıyı ve hukuksuzluğu uygulamaya hazır insanlardır. Onlar için önemli olan şey talimat, menfaat ve elde edecekleri makamdır. Nitekim bir kısmı açısından bu hedeflere ulaşıldığını da görüyoruz; kimi bakan olmuş, kimi bakan yardımcısı, kimi genel müdür, kimi başka görevlere gelmiş. Peki mesele bu mudur? Yaşadığımız Türkiye bu mudur? Bu ülke bunun için mi kuruldu? Cumhuriyet bunun için mi var? Biz bunun için mi büyüdük? Sizler bunun için mi o koltuklarda oturuyorsunuz, bizler bunun için mi buradayız? Ama şükürler olsun ki bütün bu düzenin karşısında duran insanlar da var. Belki bir avuç kadarlar ama varlar. Bugün burada yaşanan tabloyu da bu küçük ama vicdanlı insanların duruşu ayakta tutmaktadır.

Daha önce de ifade ettim; bu iddianameyle yapılmak istenen şey açıktır: 'Ekrem İmamoğlu’nu siyaseten imha edelim, bunun devamı için yeni dosyalar üretelim. Necati Özkan’a ek tutuklama yaratalım. Merdan Yanardağ’ın kanalına çökelim. Fırsat bulursak onu da başka birine devredelim' Mesele budur. Manzara bu kadar acıdır."

"İddia makamı, 'MİT Başkanı gelsin dinleyelim' deseydi 'Cesur bir iddia makamı' derdim"

Duruşmada insanların anlattıklarını büyük bir üzüntüyle dinlediğini, iddia makamının bunları nasıl dinlediğini, ne anladığını, nasıl yorumladığını tahayyül etmenin mümkün olmadığını ifade eden İmamoğlu, şöyle konuştu:

"Siz çok kutsal bir makamda oturuyorsunuz Sayın Başkan, Sayın Heyet. Geçenlerde bir avukat bu makamı tarif ederken şunu söyledi: 'Bu makam öyle bir makam ki, kimseye bağlı olmaması gereken, yalnızca hukuka bağlı olan bir makamdır' Gerçekten de öyledir. Siz 86 milyon insan adına karar veriyorsunuz. Hiçbir etkinin altında kalmamanız, hiçbir talimat almamanız gereken bir makamdasınız. İşte tam da bu nedenle, temsil ettiğiniz bu koltukta; bu ağır hukuksuzluğa, bu bir avuç muhterisin işlediği suça ortak olmamalısınız. Hem şahsınız adına, hem bu millet adına hem de bu milletin geleceği adına bu zulmü bir an önce bitirmelisiniz. İki gündür tüm detayları dinlediniz. Ben buradan yine bir masal çıkarılmaya çalışılacağını biliyorum ama sizlerin bir masal dinlemediğinizin de farkındayım. Lütfen bizi yanıltmayın.

Sayın Başkan, Sayın Heyet; daha hangi bilgiye ihtiyacınız var? Gerçekten soruyorum, geçelim artık. Eğer iddia makamı çıkıp deseydi ki, 'Mevcut MİT Başkanı gelsin dinleyelim', o zaman 'Cesur bir iddia makamı' derdim. Ya da geçmişte devletin en üst makamlarında bulunmuş insanlar, bakanlık yapmış, Cumhurbaşkanı yardımcılığı yapmış isimler gelsin, dinlensin deseydi; 'Evet, burada bir ciddiyet arayışı var' derdim. O zaman bir mantık kurulabilirdi. Ama bunların hiçbiri yok. Çünkü mesele hakikati ortaya çıkarmak değil. Bu insanlar gözü dönmüş bir şekilde hareket ediyorlar. Menfaatleri doğrultusunda her şeyi yapabilecek durumdalar. Dediğim gibi; makam, mevki, terfi ya da iktidar zinciri içerisindeki konumlarını korumak adına hareket ediyorlar. Kendilerini dokunulmaz sanıyor olabilirler. Ama buradan açıkça söylüyorum: Kimse dokunulmaz değildir. Kimse sonsuza kadar dokunulmaz kalamaz. Gün gelir herkes millet huzurunda hesap verir. Bunun istisnası yoktur. Bu süreçte İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı eliyle yürütülen bütün bu hukuksuz işlemlerde; imza atanlar, talimat verenler, sürecin içinde yer alan herkes anayasal düzeni zedeleyen bir sorumluluğun altındadır. Ve ne yazık ki bunu sürdürmeye devam etmektedirler."

"Türkiye’nin gerçekten bir anayasası var mı?"

Yaklaşık 14 aydır bu ülkede yaşananların maliyetinin 250 ila 300 milyar dolar arasında olduğunun söylendiğini vurgulayan İmamoğlu, şunları söyledi:

"Bunu ben değil; Türkiye’nin ve dünyanın saygın ekonomistleri söylüyor. Ekonomi neden düzelmiyor? Avrupa’da enflasyonda son sıradayız, dünyada ilk sıralardayız. Çünkü hukuk yoksa güven olmaz, güven olmazsa yatırım olmaz, yatırım olmazsa refah olmaz. Dolayısıyla toplum sadece adaletsizliğe mahkûm edilmiyor; aynı zamanda insanların ekmeği çalınıyor. Yurttaşlarımız işinden, huzurundan, mutluluğundan ve geleceğinden mahrum bırakılıyor. Siyasal iktidar, meşruiyetini kaybetmeye başlayan mevcut düzenini korumak için harekete geçmiş ve bu doğrultuda önümüze birbiri ardına davalar koymuştur. Huzurdaki davanın amacı da Türkiye’yi demokrasiden koparma pahasına bir kişinin koltuğunu korumaktır. Ama olmaz. Dünya fanidir. Yarın ne olacağını hiçbirimiz bilmiyoruz. Demokraside koltuk kimsenin değildir; süresi vardır ve günü geldiğinde bırakılır. Ben yıllardır hep aynı şeyi söyledim: 'İnşallah insanlar giderken arkalarından kötü konuşulmadan giderler.' Çünkü bu ülkenin başındaki hiç kimsenin zedelenerek gitmesi beni mutlu etmez. Tarihte bunun kötü örnekleri vardır ve kara lekeler olarak kalmışlardır. Ama bugün maalesef Türkiye o yöne doğru sürükleniyor. Bu nedenle artık şu soruları sormak gerekiyor: Türkiye’nin gerçekten bir anayasası var mı? Türkiye demokratik, laik, sosyal bir hukuk devleti midir? Bunlar artık yalnızca siyasetçilerin değil; bu ülkeden sorumlu her yurttaşın sorması gereken sorulardır. Bana tutuklamaya karşı beyanım soruldu. Böyle bir iddianameyle, tamamen siyasi saiklerle hazırlanmış böyle bir dosyada neyin tutuklaması Allah aşkına? Gerçekten neyin tutuklaması? Böyle trajikomik bir durum olabilir mi? Yazık. Gerçekten yazık.

Şunu açıkça ifade edeyim: Biz de bu mücadeleyi kararlılıkla sürdüreceğiz. Ve inanıyorum ki bu mücadelenin sonunda kazanan millet olacaktır. Eğer bana tutuklamanın devamı yönündeki mütalaaya karşı ne diyeceğim soruluyorsa cevabım çok nettir: Sayın Necati Özkan ve Sayın Merdan Yanardağ tahliye edilmelidir. Benim tutuklamaya ilişkin görüşüm budur. Türk yargısının şerefli ve namuslu mensupları olarak bu yüz kızartıcı tablodan bu milleti kurtarmak zorundasınız. Çünkü bu yükle insan başını yastığa rahat koyamaz. Bu ülkenin rayından çıkmış yargı düzeninin yeniden düzelmesine katkı sunmak zorundasınız. Hukukun, adaletin ve vicdanın onurunu koruyun. Bu salonda görülen dava sıradan bir dava değildir. Bu yalnızca uydurma bir casusluk ya da vatana ihanet davası değildir. Bu dava, doğrudan doğruya bu milletin geleceğiyle, demokrasiyle ve hukuk devletiyle ilgilidir. Bu nedenle sizlerden ricam; bu ızdırapa, bu eziyete ve bu utanç verici tabloya artık son vermenizdir."

Gündem Haberleri