Çerçeve yasa Meclis’te: PKK/KCK dosyalarına erteleme, Demirtaş’a tahliye yolu

“Terörsüz Türkiye” süreci kapsamında hazırlanan 12 maddelik teklif, PKK/KCK bağlantılı soruşturma, dava ve cezaların infazını belirli şartlarla 5 veya 10 yıl ertelemeyi öngörüyor. Düzenleme bir “otomatik tahliye” ya da doğrudan af getirmiyor. Teklif mevcut haliyle yasalaşırsa, Kobani davasında 42 yıl hapis cezası verilen Selahattin Demirtaş için güçlü bir tahliye yolu açılacak.

Kısa Dalga - “Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun Teklifi”, “Terörsüz Türkiye” sürecinin yargı ve infaz ayağının nasıl yürütüleceğini belirlemek üzere TBMM Başkanlığına sunuldu.

Kısa Dalga’nın incelediği teklif, PKK/KCK ile bağlantılı kişiler hakkında yürütülen soruşturma ve davalar ile kesinleşmiş mahkûmiyet kararları bakımından özel bir “erteleme” sistemi kuruyor.

Teklifin hükümleri, yasa Resmî Gazete’de yayımlandığı anda uygulanmayacak. Önce güvenlik kurumlarının, PKK/KCK’nin ve buna bağlı bütün oluşumların fiilî varlığına son verdiğini ve kontrolündeki silah ve mühimmatı teslim ettiğini tespit etmesi gerekecek. Bu tespitin Millî Güvenlik Kurulu tarafından teyit edilmesi ve MGK kararının Resmî Gazete’de yayımlanmasıyla uygulama süreci başlayacak.

Kimler ve hangi suçlar kapsamda?

Teklif yalnızca PKK/KCK ve buna bağlı oluşumlarla ilgili dosyaları kapsıyor. Diğer örgütlerle ilgili terör soruşturmaları ve mahkûmiyetler düzenlemenin dışında tutuluyor.

Kapsama giren suçlar şöyle sıralanıyor:

  • PKK/KCK’yi kurmak veya yönetmek,
  • Örgüte üye olmak,
  • Örgüte bilerek ve isteyerek yardım etmek,
  • Örgüt propagandası yapmak,
  • Örgütün faaliyeti kapsamında işlendiği kabul edilen diğer suçlar,
  • PKK/KCK lehine terörizmin finansmanı suçları.

Düzenlemeden yararlanmak için kişinin mutlaka örgüt üyeliğinden mahkûm edilmiş olması gerekmiyor. “Örgüte yardım” veya “örgüt faaliyeti kapsamında suç işleme” nitelendirmesi de kapsama girmek için yeterli olabilecek.

Teklifte, yararlanacak kişiler bakımından pişmanlık beyanı, ifade verme, bilgi paylaşma ya da örgütle bağlantısını kestiğini ayrıca kanıtlama şartı bulunmuyor. Temel bireysel şart, MGK kararından sonra altı ay içinde yazılı başvuru yapılması ve erteleme döneminde yeni bir terör suçu işlenmemesi.

Kasten öldürme suçları kapsam dışında

Teklif iki grubu açıkça kapsam dışında bırakıyor:

Birincisi, örgüt faaliyeti çerçevesinde işlenen kasten öldürme suçları. Bu suçlardan yürütülen soruşturmalar ve davalar ertelenmeyecek; bu suçlardan verilen cezaların infazına devam edilecek.

İkincisi, 1 Haziran 2005’ten önce işlenmiş ve müebbet ya da ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasını gerektiren suçlar. Bu tarihten önceki bu nitelikteki suçlar da erteleme hükümlerinden yararlanamayacak.

Devam eden soruşturma ve davalar ertelenecek

MGK kararının yayımlanmasının ardından, teklif kapsamındaki suçlardan yürütülen soruşturma ve davalar iki farklı süreyle ertelenecek.

Cezasının üst sınırı 15 yıl veya daha az olan suçlara ilişkin soruşturma ve kovuşturmalar beş yıl; 15 yıldan fazla hapis, müebbet veya ağırlaştırılmış müebbet gerektiren suçlarla ilgili dosyalar ise on yıl ertelenecek.

Erteleme süresince dava zamanaşımı işlemeyecek. Dosyalar ve deliller muhafaza edilecek. Müsadereye konu eşya ve malvarlığı değerleri ise erteleme kararıyla birlikte tasfiye edilerek Hazineye geçirilecek.

Soruşturma aşamasındaki erteleme kararını savcılık, açılmış davalardaki kararı ise mahkeme verecek. Bu kararlara karşı iki hafta içinde itiraz edilebilecek.

Erteleme süresi herhangi bir terör suçu işlenmeden tamamlanırsa soruşturma dosyasında kovuşturmaya yer olmadığına, açılmış davada ise davanın düşmesine karar verilecek.

Buna karşılık kişi erteleme döneminde yeni bir terör suçu işlerse eski dosya yeniden açılacak ve yargılamaya kaldığı yerden devam edilecek.

Yeni soruşturmalar Kurulun iznine bağlanıyor

MGK kararından önce işlendiği ileri sürülen ancak bu karardan sonra ortaya çıkarılan fiiller hakkında yeni soruşturma açılması, teklifle kurulacak Kurulun iznine bağlı olacak.

Böylece savcılıklar, MGK kararından sonra geçmişe dönük olarak teklif kapsamındaki suçlar hakkında kendiliğinden soruşturma başlatamayacak. Bu hüküm, soruşturma yetkisi üzerinde idari nitelikte yeni bir izin mekanizması kurulması anlamına geliyor.

Tutukluluk kendiliğinden kalkmayacak ama yeniden incelenecek

Teklif, kapsama giren dosyalardaki tutuklama ve adli kontrol kararlarının yetkili yargı mercii tarafından yeniden değerlendirilmesini öngörüyor.

Dosyanın bulunduğu aşamaya göre bu incelemeyi sulh ceza hâkimliği, davaya bakan mahkeme, bölge adliye mahkemesi veya Yargıtay yapacak. Teklifte tedbirlerin “koşullarının bulunması halinde” kaldırılacağı belirtiliyor.

Dolayısıyla yasanın veya MGK kararının yayımlanması doğrudan tahliye kararı anlamına gelmeyecek. Ancak hakkındaki dava ertelenen bir kişinin tutukluluğunun sürdürülmesi hukuken büyük ölçüde dayanak kaybedecek.

İstinaf ve Yargıtay’daki kararlar bozulacak

Teklifin en dikkat çekici hükümlerinden biri, henüz kesinleşmemiş mahkûmiyet kararlarıyla ilgili.

Kapsama giren suçlara ilişkin dosya istinafta veya Yargıtaydaysa, kanun yolu mahkemesi hakkında “bozma kararı” verecek. Dosya daha sonra ilk derece mahkemesine dönecek ve yargılama beş veya on yıl süreyle ertelenecek.

Ancak sanık lehine beraat ya da zamanaşımı nedeniyle düşme ihtimali varsa dosya doğrudan bozulmayacak; daha lehe bir sonuç çıkıp çıkmayacağı yönünden esastan incelenmeye devam edilecek.

Kesinleşmiş cezaların infazı da duracak

Teklif yalnızca devam eden soruşturma ve davaları değil, kesinleşmiş mahkûmiyet kararlarını da kapsıyor.

Toplam 15 yıl veya daha az hapis cezası bulunanların cezalarının infazı beş yıl; 15 yıldan fazla hapis, müebbet veya ağırlaştırılmış müebbet cezası bulunanların infazı ise on yıl süreyle durdurulacak.

Bu kararı infaz hâkimliği verecek. Karara karşı itiraz edilebilecek.

Kişi erteleme süresini yeni bir terör suçu işlemeden geçirirse cezası “infaz edilmiş” sayılacak. Böylece cezanın cezaevinde çekilmeyen bölümü bir daha uygulanmayacak. Yeni bir terör suçu işlenmesi halinde ise erteleme kaldırılarak cezanın infazına devam edilecek.

Adı “af” değil ama sonucu affa yaklaşıyor

Teklif, düzenlemeyi “af” olarak değil, soruşturma, kovuşturma ve infazın ertelenmesi olarak tanımlıyor. Ancak erteleme döneminin sonunda davaların düşmesi ve kesinleşmiş cezaların infaz edilmiş sayılması, düzenlemeye koşullu bir af sonucu kazandırıyor.

Bu nedenle teklifin hukuki niteliği ve Meclis’te hangi çoğunlukla kabul edilmesi gerektiği tartışma yaratabilir. Anayasa’nın 87’nci maddesine göre genel ve özel af kararları, TBMM üye tam sayısının beşte üç çoğunluğunu, yani en az 360 milletvekilinin oyunu gerektiriyor. Düzenlemenin özü itibarıyla af sayılıp sayılmayacağı, olası bir Anayasa Mahkemesi incelemesinin de konusu olabilir.

Siyasi yasaklar hemen kalkmayacak

Soruşturma, dava veya mahkûmiyet nedeniyle ortaya çıkan hak yoksunlukları doğrudan kaldırılmayacak.

Cumhurbaşkanı Yardımcısının başkanlık edeceği Kurul, gerekli görürse hak yoksunluklarının bütün sonuçlarıyla kaldırılmasını ilgili mahkemeden veya infaz hâkimliğinden isteyebilecek. Son kararı yine yargı mercii verecek.

Kesinleşmiş mahkûmiyetlerde bu başvurunun yapılabilmesi için beş yıllık erteleme kararlarında iki, on yıllık erteleme kararlarında ise üç yıl geçmesi gerekecek. Bu hüküm; seçilme hakkı, kamu görevine girme ve bazı meslekleri yapma önündeki yasaklar bakımından önem taşıyor.

Süreci Cumhurbaşkanı Yardımcısının başkanlığındaki Kurul izleyecek

Teklif, uygulamayı takip etmek üzere Cumhurbaşkanı Yardımcısının başkanlığında yeni bir Kurul oluşturuyor.

Kurulda Adalet, Dışişleri, İçişleri ve Millî Savunma bakanları ile Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreteri, MİT Başkanı ve MGK Genel Sekreteri yer alacak.

Kurul, örgütün tasfiyesine ilişkin gözlem raporlarını değerlendirecek, gerekli gördüğü adli, idari ve yasal düzenlemeler konusunda talepte bulunabilecek. TBMM Başkanlığı bünyesinde ayrıca tavsiye yetkisine sahip bir İzleme Komisyonu kurulacak.

Teklif kapsamındaki görevleri yerine getiren kişilerin bu görevleri nedeniyle hukuki, idari veya cezai sorumluluğunun doğmayacağı da hüküm altına alınıyor.

Teklif yürürlüğe girerse Selahattin Demirtaş tahliye olur mu?

Kısa yanıt: Teklif mevcut haliyle yasalaşır, silah teslimine ilişkin MGK kararı Resmî Gazete’de yayımlanır ve Demirtaş süresi içinde başvurursa, Kobanî dosyası bakımından tahliye edilmesinin önünde güçlü bir yasal yol açılır. Ancak yasa yayımlanır yayımlanmaz otomatik tahliye gerçekleşmez.

Selahattin Demirtaş’a Ankara 22. Ağır Ceza Mahkemesindeki Kobanî davasında, “devletin birliğini ve ülke bütünlüğünü bozmaya yardım” suçundan 20 yıl, suç işlemeye tahrikten 4 yıl 6 ay ve çeşitli konuşmaları nedeniyle verilen cezalarla birlikte toplam 42 yıl hapis cezası verildi. Dosya henüz kesinleşmedi ve istinaf incelemesinde bulunuyor.

Mahkeme, Demirtaş ve diğer sanıkların Yasin Börü’nün de aralarında bulunduğu altı kişinin öldürülmesi ve diğer yaralamalardan sorumlu olduklarının kanıtlanamadığına karar vererek bu suçlardan beraat hükmü kurdu. Bu nedenle teklifin “kasten öldürme suçundan mahkûm olanlar yararlanamaz” şeklindeki istisnası Demirtaş bakımından uygulanabilir görünmüyor. Kobanî davasındaki ceza ve beraat kararlarının ayrıntıları Kısa Dalga tarafından yayımlanmıştı.

Teklifin dördüncü maddesi, kapsam içindeki suçlara ilişkin istinaf ve temyiz dosyalarında bozma kararı verilmesini emrediyor. Bu hüküm Demirtaş’ın dosyasına uygulanırsa Ankara Bölge Adliye Mahkemesi, 42 yıllık mahkûmiyet hükmünü bozacak ve tutukluluk durumunu ayrıca değerlendirecek.

Dosya ilk derece mahkemesine döndüğünde yargılama on yıl süreyle ertelenecek. Demirtaş’ın tutukluluğunun yalnızca bu dosyaya dayanması ve başka bir kesinleşmiş ceza veya tutuklama kararının bulunmaması halinde tahliye edilmesi gerekecek.

Demirtaş’ın örgüt üyeliğinden değil, “devletin birliğini ve ülke bütünlüğünü bozmaya yardım” gibi başka suçlardan ceza almış olması tek başına düzenlemenin dışında kalmasına yol açmıyor. Çünkü teklif, yalnızca örgüt üyeliğini değil, PKK/KCK’ye yardım suçlarını ve “örgütün faaliyeti kapsamında işlendiği” kabul edilen bütün suçları kapsıyor. Kobanî mahkemesi de mahkûmiyet kararını fiillerin PKK ile bağlantılı olduğu kabulü üzerine kurdu.

Demirtaş hakkında kesinleşmiş 4 yıl 8 aylık “örgüt propagandası” cezası da teklifin açık kapsamına giriyor. Bu ceza hâlen infaz hesabında etkiliyse, infaz hâkimliği tarafından beş yıl süreyle ertelenebilecek.

Buna karşılık Demirtaş’a Ocak 2026’da “cumhurbaşkanına hakaret” suçundan verilen 1 yıl 5 ay 15 günlük hapis cezası PKK/KCK ile bağlantılı bir suç olmadığı için teklif kapsamında değil. Bu kararın kesinleşmesi ve infaz edilmesi gereken bağımsız bir cezaya dönüşmesi halinde tahliyeyi ayrıca etkileyebilir. Bu mahkûmiyet henüz ilk derece mahkemesi kararı niteliğinde.

Demirtaş hakkında kesin tahliye hesabı yapılabilmesi için bütün dosyalarındaki tutuklama kararlarının, kesinleşmiş cezaların ve infaz durumunun birlikte görülmesi gerekiyor.

AİHM Büyük Dairesi 2020 yılında Türkiye’nin Demirtaş’ın derhal serbest bırakılmasını sağlamasına karar vermişti. AİHM, Temmuz 2025 tarihli Demirtaş/Türkiye (No. 4) kararında da Kobanî olayları nedeniyle sürdürülen tutukluluğun makul şüpheye dayanmadığını ve siyasi tartışmayı sınırlama amacı taşıdığını belirledi. AİHM’in kararına göre Demirtaş’ın konuşmalarıyla şiddet olayları arasında tutuklamayı haklı gösterecek yeterli bağ kurulamadı.

Sonuç olarak teklif, Demirtaş’ın adını açıkça anmasa da özellikle Kobanî dosyası bakımından tahliyeye elverişli bir mekanizma kuruyor. Teklifteki bütün koşullar tamamlanır ve kapsam dışında kalan bağımsız bir infaz engeli bulunmazsa Demirtaş tahliye olacak ve hakkında siyasi yasak da olmayacak.

Gündem Haberleri