CHP'li Günaydın: İşlevsiz hale getirilmiş PM’de figüran olmanın amacı yoktur

Gökhan Günaydın, "PM yoksa onun içinden seçilmesi ve oylanması gereken MYK da yoktur. Böyle bir PM’de figüran olmanın amacı yoktur" dedi.

Kısa Dalga - CHP Grup Başkanvekili Gökhan Günaydın ve Ankara Milletvekili Aylin Yaman, bugün 7577 Sayılı Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un yürürlüğünün durdurulması ve iptali istemiyle Anayasa Mahkemesi'ne (AYM) başvurdu.

Günaydın, başvurunun ardından Ahlatlıbel Parkı’nda yaptığı açıklamada, şunları söyledi:

"CHP Grubu olarak bugün, 17 Nisan tarihinde Resmi Gazete'de yayınlanmış olan torba yasada düzenlenen Anayasa’ya aykırı hükümlerin öncelikle yürütmesinin durdurulması ve her halükarda iptali için başvurumuzu yapmış bulunuyoruz. Bu düzenlemelerden birincisi vakıf üniversitelerinin kurmuş oldukları, bünyelerinde faaliyet gösteren sağlık kuruluşları var. Bu sağlık kuruluşları bugüne kadar katma değer vergisi (KDV) ve kurumlar vergisi düzenlemelerinden istisna tutuluyordu. Getirilen bu torba kanunla bu muafiyetler ve istisnalar tümüyle kaldırıldı. Şimdi Türkiye'de çok ciddi bir iktisadi kriz son sekiz yıldır varken, bu krizin de sağlık sektörüne etkileri bu derece büyük olarak hissediliyorken, herhangi bir ayrım gözetmeksizin sağlık kuruluşlarının yatak kapasitesine, niteliğine, niceliğine bakmaksızın tümüne ilişkin bu istisna ve muafiyetlerin kaldırılmasının hem kamu düzenine hem de sağlık hizmetlerine erişim hakkına büyük bir engel getirdiğini düşünüyoruz. Dolayısıyla bu çerçeve içerisinde bu düzenlemenin iptalini talep ediyoruz.

İkinci olarak BOTAŞ'ın Ticaret Bakanlığı’na olan borçları mahsup ediliyor. Türkiye'de maliye bürokrasisinin ve enerji bürokrasisinin bu çerçevede bir talebi olabilir. Ancak bunu bütçe hakkı çerçevesinde değerlendirmek ve Bütçe Kanunu TBMM’de görüşülüyorken bunun kapsamında düzenlemek gerekir. Yoksa canınız her istediğinde bütçe hakkını ihlal ederek düzenleme yapamazsınız. Bu bütçe hakkının ihlal edilmesi anlamına gelmektedir. Dolayısıyla bunu da iptali için AYM’ye taşıdık."

"Memlekette özelleştirilecek bir şey kalmayınca kamu mallarına kadar erişti"

"Artık bu memlekette özelleştirilecek bir şey kalmayınca bu kamu mallarına kadar erişti. Yapılan düzenlemeyle YÖK'ün, üniversitelerin, özel bütçeli idarelerin, bağımsız denetleyici kurumların, Türkiye İş Kurumu’nun ve diğer tüm kamu idarelerinin malları, talepleri halinde özelleştirilmeye açılıyor" diyen Günaydın, şu ifadeleri kullandı:

"Peki bunun gereği ne? Hangi kamu ihtiyacıyla bunu eşleştiriyorsun? Bunu bütçede tanımlamak yerine, adeta yangından mal kaçırır gibi kamunun bütün mallarını haraç mezat satmaya yönelik bir düzenlemenin herhalde kamu yararıyla hiçbir bağdaşır yanı yoktur. Dolayısıyla bunun da iptalini talep ediyoruz.

Dördüncü önemli konu, engelli yurttaşlarımızı çok yakından ilgilendiren bir düzenleme. Şu anda yanımızda Türkiye Barolar Birliği'nin (TBB) Engelli Hakları Komisyonu yöneticileri var, Görme Engelli Evrensel Hukukçular Derneği’nin yöneticileri var, Engellilerin Haklarına Erişim Platformu’nun başkan ve yöneticileri var. Peki bu düzenleme nedir ve engelli yurttaşlarımız neden bu derecede önemli bir kurumsal itirazı dile getiriyorlar? Kamu, sosyal devlet ve eşitlik ilkesi uyarınca bedeli 2 milyon 873 bin 900 TL'ye kadar olan, motor silindir hacmi 2 bin 800 santimetre küpe kadar olan taşıtların 10 yılda bir ilk iktisabında tüm engellilere yönelik ÖTV istisnası tanıyordu. Bu düzenlemeyi iptal ettiler, bu düzenlemeyi daralttılar. Bazı engelli tiplerine daralttılar. AYM, bir somut norm denetimi çerçevesinde kendisine gelen bir başvuru üzerine dedi ki ‘Sosyal devlet ilkesi bu alanda bir kısıtlamayı kaldırmaz. Dolayısıyla bu alanı tüm engellilere açmanız lazım.’ AYM’nin bu kararına rağmen torba yasa kapsamında bu kez yüzde 40’a kadar ortopedik engellilere yönelik bu hak tanındı ve geriye kalan tüm engelli grupları bu haktan istisna tutuldu, bu haktan yararlandırılmadı. Bu son derece aykırı, engelli yurttaşlarımızın hakları aleyhine bir düzenlemedir. Dolayısıyla bunun da daha fazla mağduriyete yol açmaması açısından öncelikle yürütmesinin durdurulmasını ve derhal iptalini talep ediyoruz.

AYM’ye aşağı yukarı TBMM’den geçen her yasal düzenleme için bu başvuruyu yapıyoruz. Hem parlamento pratiğini Anayasa’ya aykırı, kamu yararına aykırı düzenlemeler yapmaması konusunda AKP ve MHP bloğunu; Cumhur İttifakı bloğunu göreve ve duyarlılığa davet ediyoruz. Aynı zamanda AYM’yi de bu açık Anayasa aykırılıklarına daha fazla izin vermeyerek yürütmeyi durdurma ve iptal kararlarını hızlı şekilde vermesini talep ediyoruz."

"Yapılması gereken tek şey 45 gün içerisinde olağanüstü bir kurultaya gidilmesi"

Günaydın, Kılıçdaroğlu’nun bugün saat 13.00 için çağrı yaptığı PM toplantısı öncesi Özgür Özel’e yakın 28 PM üyesinin istifa etmesini ise şöyle değerlendirdi:

"Açıkça PM’nin yetkileri gasp edilmektedir MYK tarafından. Bugün de saat 13.00’te PM toplantısı yapılacaktır. Biz günlerdir bu PM’ye yönelik hazırlık yapıyoruz. 2020 yılında oluşturulmuş olan 60 kişilik PM’nin 15 kişilik de yedek üyesi vardır. Yani 75 kişiden bugüne kala kala tartışmalı 57 kişi kalmıştır. Yani yedek üye kalmadığı gibi üye tam sayısını toparlayacak 60 kişi de yoktur. Burada bizimle beraber davranan, partiyi iktidara taşımak için ahlakla, onurla gayret eden arkadaşlarımız var. Bu arkadaşlarımızın sayısı da belli. PM’nin toplantısından bir gün evvel, dokuz kişiyi tedbirli olarak disipline sevk et. Onların dördü de PM üyesi olsun. Bu yöntemle PM’de çoğunluğu, en azından eşitliği sağlamaya gayret et. Bunun hukukla, siyasi ahlakla anlatılabilecek, açıklanabilecek bir yanı var mıdır? Elbette yoktur. Bu çerçeve içerisinde PM’nin yalnızca yetkisi gasp edilmekle kalınmıyor, PM de işlevsiz hale getiriliyor. Böyle bir PM’de figüran olmanın amacı yoktur.

Bu çerçeve içerisinde 28 milletvekili arkadaşımız, istifa dilekçelerini hem ıslak imzalarıyla hem de noter marifetiyle CHP Genel Merkezi'ne ulaştırmışlardır. Bu çerçevede 57 kişilik bir PM, 30’un altına düşmüştür. İlgili tüzüğümüz üçte iki çoğunluğun altına düşerse PM’nin çalışamayacağını söyler. 60 kişilik üye tam sayısında bu sayı 40’tır. Bırakın 40’ı, şu an itibarıyla PM 30’un altına düşmüştür. PM yoksa onun içinden seçilmesi ve oylanması gereken MYK da yoktur. Bu çerçevede yapılması gereken tek şey 45 gün içerisinde olağanüstü bir kurultaya giderek partinin PM’sini ve Genel Başkanı'nı yeniden seçmesini sağlamaktır.

Bunun bir ikinci yolu da delegeler marifetiyle olağanüstü kurultay çağrısıdır. CHP’nin an itibarıyla bin 135 delegesi vardır. 1 Haziran tarihinde noter marifetiyle delege imzaları toplanmaya başlamıştır. İlk gün 700 imza toplanmıştır. Bu CHP’nin tarihinde yoktur. An itibarıyla imza sayısı 900’e ulaşmıştır. 15 günlük süre tamamlanınca bu teslim edilecektir. Dolayısıyla bu memlekette PM üyelerinin ekseri çoğunluğu, 'Kurultaya gidelim' diyor. Delegenin kahiri ekseriyeti, 'Kurultaya gidelim' diyor. Bunların hakemliği ortada. İsterseniz 2 milyon üyeye sorun, referandum yapın, dijital olarak oylama yapın; isterseniz de sokaklara sorun, herkes diyor ki 'CHP’yi işlevsiz, çalışamaz hale getiren bu çok iyi planlanmış hukuki kumpastan çıkmanın yolu kurultaydır.' Bu kurultay aşamasına hiç kimsenin duyarsız kalmaması gerekmektedir. Biz süreci izleyeceğiz ve gerekeni yapacağız."

Gündem Haberleri