DEM Parti: Vartinis Katliamı cezasızlıkla kapatılamaz, geçmişle yüzleşmek kurmak istediğimiz geleceğin de bir parçasıdır

Muş Vartinis’te 3 Ekim 1993’te Öğüt ailesinin evinin ateşe verilmesi sonucu 7’si çocuk 9 kişi yaşamını yitirdi. Davanın 2023’te zamanaşımı gerekçesiyle düşürülmesine tepki gösteren DEM Parti, “Cezasızlıkla kapatılamaz. Geçmişle yüzleşmek, hakikati ortaya çıkarmak kurmak istediğimiz geleceğin de bir parçasıdır” açıklaması yaparken, Eş Genel Başkan Tülay Hatimoğulları, zamanaşımı kararına karşı yapılan bireysel başvurunun Anayasa Mahkemesi’nde olduğunu belirterek “Vartinis’i unutmadık" dedi.

Kısa Dalga- DEM Parti, Vartinis’te 1993 yılında Öğüt ailesinin evinin ateşe verilmesi sonucu 7’si çocuk 9 kişinin yaşamını yitirmesine ilişkin açıklama yaptı. Hukuk ve İnsan Hakları Komisyonu tarafından yapılan açıklamada, yıllarca süren yargılamanın Yargıtay’ın bozma kararına rağmen uzatıldığı ve davanın Aralık 2023’te zamanaşımı gerekçesiyle düşürüldüğü hatırlatıldı.

Açıklamada, 1990’lı yıllardaki çatışma ortamında yaşanan ağır insan hakları ihlallerinin faillerinin etkin şekilde soruşturulmadığı savunuldu. Vartinis Davası gibi davaların başka illere nakledilerek mağdur ve yakınlarının takibini zorlaştırdığı, yargılamaların uzaması sonucunda da bazı dosyaların zamanaşımına uğradığı ifade edildi.

DEM Parti, geçmişle yüzleşmenin, hakikatin ortaya çıkarılmasının ve sorumluların hesap vermesinin barış ve demokratik toplum açısından önemli olduğunu belirterek, Öğüt ailesinin 33 yıldır süren adalet arayışının takipçisi olacaklarını bildirdi.

Hukuk ve İnsan Hakları Komisyonu tarafından yapılan açıklamada şu ifadeler kullanıldı:

"Öğüt ailesinin adalet arayışı halen sürüyor"

“Muş’un Korkut ilçesi Vartinis (Altınova) köyünde 3 Ekim 1993’te Öğüt ailesinin evi askerler tarafından ateşe verildi, aynı aileden yedisi çocuk dokuz kişi katledildi. Aradan 33 yıl geçti, Öğüt ailesinin adalet arayışı halen sürüyor.

Yıllarca devam eden yargılamada, Yargıtay’ın askeri birlik komutanının sorumluluğuna dair bozma kararına rağmen yargılama zamana yayılmış ve Aralık 2023’te Kırıkkale Ağır Ceza Mahkemesi tarafından zaman aşımı kararıyla sonuçlanmıştı. Davayı Muş Barosu ve insan hakları örgütleriyle izleyen partimiz Vartinis Katliamının 29. yılında, davanın zaman aşımına terk edilmemesi gerektiğine dikkat çekmiş ve bu konuda çağrıda bulunmuştu. Bugün o çağrının neden önemli olduğunu çok daha ağır bir biçimde görüyoruz.

“Geçmişle yüzleşmek, hakikati ortaya çıkarmak kurmak istediğimiz geleceğin de bir parçası”

Kürt sorununun çözümsüz bırakıldığı, “düşük yoğunluklu savaş” diye tabir edilen 1990’lardaki çatışma ortamında çok sayıda ağır insan hakkı ihlali gerçekleştirilmiştir. Türkiye’nin birçok yerinde işlenen insanlığa karşı suçların faillerine siyasal iktidar, güvenlik bürokrasisi ve özellikle yargı mekanizması koruma şemsiyesi oluşturmuş; failler hakkında etkin, nitelikli ve hızlı bir soruşturma yürütülmemiştir. Aksine failler korunup kollanmış, katliamları aklama yoluna gidilmiştir. Çatışmanın sona ermesi ve barış arayışlarının getirdiği olumlu atmosferde büyük çabalarla açtırılabilen Vartinis Davası gibi onlarca dava ise yer bakımından yetkili mahkemelerden güvenlik gerekçesiyle kaçırılmış, mağdur ve mağdur yakınlarının ekonomik ve coğrafi olarak takip edemeyecekleri başka illere nakledilmiştir. Nakledilen bu mahkemeler de dosyalardaki somut, bilimsel ve maddi delillere rağmen sanıkları ya cezasızlıkla ödüllendirmiş ya da yargılamaları sürüncemede bırakarak davaların zaman aşımı nedeniyle düşmesine sebep olmuştur.

Türkiye’de barışı, demokratik toplumu ve birlikte yaşamı konuştuğumuz bu dönemde geçmişle yüzleşmek, hakikati ortaya çıkarmak, acıları tanımak ve adalet arayışlarının karşılıksız kalmamasını sağlamak, kurmak istediğimiz geleceğin de bir parçasıdır. Yıllarca sonuçlandırılmayan bir davayı, geçen zamanı gerekçe göstererek kapatmak yaşanan katliamları geçmişte bırakmaz; adaletsizliği bugüne taşır. Barış, geçmişten bugüne taşınan bu ağır hak ihlallerini görmeden, konuşmadan ve onlarla yüzleşmeden toplumsallaşamaz.

Vartinis’te katledilen Öğüt ailesini saygıyla anıyor, 33 yıldır süren adalet arayışının takipçisi olacağımızı bir kez daha ifade ediyoruz. Geçmişle yüzleşen, hakikatin üzerinin örtülmediği ve adalet talebinin zamana bırakılmadığı bir Türkiye için adalet mücadelemiz sürecektir.”

Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları,: Vartinis’i unutmadık, unutmayacağız

DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, "Vartinis'te ve nicesinde hakikatin açığa çıkarılması, geçmişle yüzleşilmesi ve adaletin sağlanması toplumsal barışa karşı tarihsel bir sorumluluktur. Vartinis'i unutmadık, unutmayacağız. Katledilen canlarımızı saygıyla anıyorum" dedi. Hatimoğulları, Vartinis Davası'na ilişkin X hesabından yaptığı paylaşımda şu ifadeleri kullandı:

“33 yıl önce Vartinis’te bir ev ateşe verildi; 7’si çocuk 9 insan katledildi. O yangın sönmedi, adalet arayışımız bitmedi. Vartinis de insanlığa karşı işlenen diğer suçlarda olduğu gibi cezasızlığa terk edildi. İnsanlığa karşı suçlar zamanaşımına sığdırılamaz, cezasızlıkla unutturulamaz.

Davanın zamanaşımıyla düşürülmesine karşı yapılan bireysel başvuru bugün Anayasa Mahkemesi’nin önünde. Vartinis’te ve nicesinde hakikatin açığa çıkarılması, geçmişle yüzleşilmesi ve adaletin sağlanması toplumsal barışa karşı tarihsel bir sorumluluktur. Vartinis’i unutmadık, unutmayacağız. Katledilen canlarımızı saygıyla anıyorum.

Vartinis katliamı nedir?

Muş’un Korkut Altınova beldesinde 3 Ekim 1993’de çıkan çatışmada Jandarma Karakol Komutanı Astsubay Mustafa Uçar ile bir PKK’li hayatını kaybetti. Aynı gün köye düzenlenen operasyon sırasında bir evde “yangın çıktı.” Mehmet Nasır Öğüt ile hamile eşi Eşref ve yaşları 3 ile 13 arasında değişen 7 çocuğun cesetleri kömürleşmişti. Muş Başsavcılığı evi PKK’nin yaktığını savunarak dosyayı kapattı.

Olaydan 10 yıl sonra ailenin hayatta kalan tek ferdi Öğüt’ün kızı Aysel Öğüt, Korkut Başsavcılığı’na evin askerler tarafından yakıldığını belirten bir dilekçe verdi. Çatışmadan dönen askerler köy meydanında topladıkları halka ‘Bu gece köyünüzü yakacağız’ demişlerdi. O gece bir akrabalarının evinde kaldığını anlatan genç kadın “Pencereden baktım. Bir panzer evimizin penceresinin önünde durmuştu. Evin ışıkları yanıyordu ve bir anda evi ateş sardı. Dışarı çıktık, feryat figan yalvardık ama askerler bizi bırakmadılar, amcamın oğlu Remzi’yi dövdüler. Eve getirip onunla ilgilendik. Zannettik ki içindekileri çıkarıp öyle yakmışlar.”

Savcının sorguladığı Üsteğmen Hanefi Akyıldız, olayı ertesi gün duyduklarını söylerken; Özel Harekât Şube Müdürü Şerafettin Uz ile diğer şüpheliler de “görmedim”, “haberim yok” gibi ifadeler veriyordu. Olayla ilgili bilgi, belge ve kayıtların tamamı da jandarmada imha edilmişti. Öğüt ailesinin evi yanarken müdahale etmek isteyenlerin engellendiğini anlatan diğer tanıklar ise küçük çocukların pencere korkuluklarına tırmanmalarına rağmen evden dışarı çıkmalarına izin verilmediğini söylediler. Askerler, köyden ayrılırken belediye binasını taramış ve iki aracı da ateşe vermişlerdi. Savcılığın operasyona katılan asker ve polislerin isimlerinin bildirilmesi için yaptığı yazışmalarda da engeller çıkarıldı ve savcılığa “listelerin imha edildiği” bildirildi. Soruşturma 2013’te bitti ve Muş Başsavcılığı, 3 jandarma subayı ve bir özel harekâtçıya 9’ar kez “ağırlaştırılmış müebbet” istemiyle dava açtı. Muş’taki dava Kırıkkale Ağır Ceza’ya gönderildi. 2015’teki duruşmada savcı sanıkların 180 ila 230 yıl arasında hapisle cezalandırılmasını istedi. 21 Aralık 2015’te karar çıkması beklenirken dava ertelendi.

Evlerini yakıp, kurşuna dizdiler

Tuğgeneral Mete Sayar, 1993’te bir gazeteye “Yufka yürekli komutan” başlığıyla yayımlanan bir röportajda “Bir köyün imamı bir eylem sırasında öldürüldü. Boynunda haç kolye çıktı. İmam bildiğimiz adam Ermeni çıktı” demişti. Sayar’ın bu sözlerinin sırrı 2013 yılında açılan Görümlü davasında ortaya çıktı. Savcı Tayyip Eroğlu’nun, 14 Haziran 1993’te 6 köylünün kaybedilmesi ile ilgili iddianamesinde olay şöyle anlatılıyordu:

Tuğgeneral Mete Sayar o tarihte Tekirdağ Ulaş’tan gelen piyade tugayı ile Kayseri’den gelen komando tugayına komutanlık ediyordu. PKK’nin 13 - 14 Haziran’daki saldırıları sonucu 5 er ile 1 uzman çavuşun şehit olmasının ardından Sayar, Görümlü taburuna 9 köylünün gözaltına alınması talimatı verdi. Askerler, Görümlü ve Koyunören köylerinden 9 köylüyü önce gözaltına aldılar, ardından evlerini yakarak köyden ayrıldılar. Köylülerden Özdemir ailesine mensup olanlar ile Ömer Kurtay ve Abdurrahman Kayek, Karakol Komutanı’nın “devlet yanlısı” olduklarını söylemeleri üzerine serbest bırakıldı. Ancak serbest bırakmadan önce bu kişilere yine de işkence yapılmıştı.

Tanıklara göre Mete Sayar “Bu şerefsizleri öldürün” emrini verdikten sonra taburdan ayrıldı. Askerler, Tabur Komutanı’nın emriyle içtima alanında köylüleri önce dövdüler. Bir yüzbaşı, bir üsteğmen, bir teğmen ile iki astsubay 6 köylünün dizlerinin aşağısından vurdu, ardından askerler tarayarak öldürdü. Cesetler bilinmeyen bir yere gömüldü. O dönem asker olan Yusuf Özdemir, ifadesinde askerlerin yaralı köylüleri Land araçlarına bağlayarak dolaştırıldıklarını anlatıyordu. Özdemir, “Köylülerden birinin boynunda haç vardı. Bu haçı alarak bir başka köylünün boynuna taktılar” dedi. Öldürülen köylülerden biri Süryaniydi ve ondan alınan haç kolye, köy imamının boynuna takılmıştı.

Yakınlarının dönmediğini gören ailelerin savcılığa yaptıkları başvuru sonuçsuz kaldı. Savcılık “köylülerin dağa gittikleri” gerekçesiyle takipsizlik kararı vermişti. Ancak aradan yıllar geçtikten sonra Mete Sayar, Albay Hasan Basri Vural ile 4 subay hakkında açılan dava 2 yıl sürdü. Şırnak’tan Ankara’ya nakledilen davada Ankara 9. Ağır Ceza Mahkemesi ‘delil yetersizliğinden beraat’ kararı verdi.

Hayatını kaybedenler anıldı

Vartinis Katliamı’nın 33. yılında Muş’un Korkut ilçesine bağlı Vartinis’te anma yürüyüşü düzenlendi. Mezopotamya Ajansı'nın haberine göre, Muş Demokratik Kurumlar Platformu tarafından gerçekleştirilen yürüyüşte Vartinis Müzesi’ne gidilirken, Türkçe ve Kürtçe “Vartinis Katliamı’nı unutmayacağız ve unutturmayacağız” pankartı açıldı. Anmanın ardından müze önünde basın açıklaması yapıldı.

Katliamda ailesinden 9 kişiyi kaybeden ve olaydan sağ kurtulan Aysel Öğüt, 33 yıldır acısının devam ettiğini belirterek, “Ailem ne yaptı? 33 yıldır acısı yüreğimde. En küçük kardeşim süt emiyordu. Ne yapmış olabilir? Katliamı kabul etmiyorum” dedi. Öğüt, ailesinin askerler tarafından yakılarak öldürüldüğünü ifade etti.

DEM Parti Muş İl Eşbaşkanı İlyas Aslan ise davanın zamanaşımı gerekçesiyle kapatılmasına tepki gösterdi. Aslan, “Katliamın zaman aşımı olmaz. Dava bugün AYM’de” diyerek Anayasa Mahkemesi’nden adil karar ve faillerin cezalandırılmasını istedi. Aslan ayrıca devlet yetkililerine katliamla yüzleşme ve özür dileme çağrısında bulundu.

Anma programında Vartinis Müzesi ziyaret edilerek yaşamını yitirenler için dua okundu ve saygı duruşunda bulunuldu.

Gündem Haberleri