Kısa Dalga - DEM Parti Sözcüsü Ayşegül Doğan, Genel Merkez'de düzenlediği basın toplantısında gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
Sürece ilişkin konuşan Doğan, "Meclis çalışmalarına ara vermeden ilk yasal adımın atılması yönünde oluşan fikir birliğinin, mutabakatın ve bu yönlü siyasi iradenin ne kadar önemli olduğunu daha önce de ifade ettik. Bundan memnuniyet duyuyoruz dedik. Çünkü geç kalmış bir sürecin nihayet içine girebildik. İlk hukuki adım için hazırlıklar yapılıyor ve söz konusu yasa kritik bir değerde. Çünkü bu yasa, düzenlemenin devamını getirecek bütünlüklü bir süreç iradesi açısından da çok kritik bir önem taşıyor. Sürece yönelik tartışmaların odağında artık hangi hukuki güvencelerle nasıl kurumsallaştırılacağı var. Bu da önemli. Çünkü en çok bundan yoksundu süreç ve şimdi artık tam da bunun merkezine doğru ilerlediğimiz tartışmalar sürüyor" dedi.
"Tarihsel sorumluluğumuzun farkında olarak hareket ediyoruz"
Sürecin Meclis’te bir yasanın çıkmasından veya yalnızca silah bırakanların Türkiye'ye dönüşünden ibaret olmadığını vurgulayan Doğan, şu ifadeleri kullandı:
"Bundan daha fazlasını tartışmayı gerektirdiğini de zaten sizlerle konuştuk. 50 yıllık bir çatışmayı sonlandırmaya çalışıyoruz. 100 yıllık devasa bir sorunun çözümüne kapı aralayacak, tarihi bir kardeşlik hukukunun kurulmasını sağlayacak bir süreçten geçiyoruz. Biz bu anlamda tarihsel sorumluluğumuzun farkındayız ve bu tarihsel sorumluluğun farkında olarak hareket ediyoruz. Tüm siyasilerden de beklentimiz buna uygun bir hassasiyetle ve ciddiyetle yaklaşmaları. Biz çalışmalarımızı bugüne kadar karşılıklı hassasiyetleri gözeterek ve tüm toplumsal fay hatlarını dikkate alarak sürdürdük. Basit, dar, sıradan siyasi çıkar ve ikbal hesaplarına göre değil, ülkenin tamamının kazanacağı bir barış ve demokratik toplum tasavvuruna uygun şekilde sürdürdük. Yani biz çalışmalarımızı bu hassasiyetleri gözeterek ve ince eleyip sık dokuyarak sürdürdük. Şimdi de öyle devam ediyoruz.
Taslağa dair belirtilen çok sayıda görüş var, yasaya dair istişareler sürüyor. Ancak bu görüşmeler henüz tamamlanmadı. Takdir edersiniz ki yasaya dair farklı yaklaşımlar, görüş ayrılıkları söz konusu. Tabii ki farklı öneriler var. Bunu bizatihi Meclis Başkanı Sayın Kurtulmuş da siyasi partilere yaptığı ziyaretlerden sonra ifade etmişti kamuoyuna açık bir biçimde. Bu son derece olağan, son derece normal bir farklılık. Bu farklılıkların giderilmesi, bu farklılıklardan ortak bir konsensüsün ortaya çıkması için de çalışmalar sürüyor. Ancak geldiğimiz aşamada bu konudaki belirsizliklerin artık giderilmesi gerekiyor. Bugüne kadar hukuki belirsizliklerin yarattığı güven yoksunluğunu çokça konuştuk, bunun aslında bir güvence yoksunluğu olduğunu söyledik. Güven ve güvence ilişkisini böyle değerlendirmek gerektiğini ifade ettik ve hukuki belirsizliğin giderilmesi yönünde bu yasal adımın da bizim için ne kadar önemli olduğunu ifade ettik."
"Sayın Öcalan bu sürecin asli muhatabı ve belirleyici öznesidir"
"Sayın Öcalan bu sürecin asli muhatabı ve belirleyici öznesi. Sürecin ilgili tarafları da bu verili durumu gözeterek, yapılan hazırlıklara ilişkin gerekli bilgilendirmeleri ve değerlendirmeleri dikkate almalı. Bu hem güveni güçlendirir hem sürecin kalıcılığına katkı sağlar hem de olması gerekendir" diyen Ayşegül Doğan, şöyle konuştu:
"Sürecin gereği, temposu ve ruhuna uygun olan da budur. Daha açık ifade etmek gerekirse; Sayın Öcalan'ın sürece etkin katılımı ancak hukuki ve pratik şartların değişmesiyle mümkün. Bunu yine daha önce çok konuştuk. Hukuki durumuna ve konumuna ilişkin tartışmaları da biz bu demokratik çözüm perspektifi içerisinde değerlendiriyoruz. Mevcut şartların Öcalan’ın konumuna ve rolüne uygun bir şekilde yeniden düzenlenmesi gerekir. İşlevler, roller, sorumluluklar ve yetkiler yasal düzenlemelerle belirginleştirilmeli ve gerekli mekanizmalar oluşturulmalıdır. Sürecin ihtiyaç duyduğu tempo her zaman doğru bir hatta ilerlemese de iniş çıkışlar olabileceğini biliyoruz. Bir yasal düzenlemeyle 100 yıllık bir sorunun çözülemeyeceğini biliyoruz. Ancak şunu da biliyoruz ki bu yasal düzenlemeyle birlikte bu süreçte gereken mekanizmalar ve kurullar oluşturulabilir, sürecin temposu bir ritme oturtulabilir, oluşabilecek krizlere ve birtakım sorunlara ilişkin tedbirler alınabilir. Yani yasa Meclis’ten geçtikten sonra yeni bir dönem başlıyor derken hepimiz için de yeni sorumluluklar ortaya çıkıyor. Aslında yeniden başlıyor olacağız bu süreçle ilgili çabalamaya, tempomuzu artırmaya, gayret göstermeye.
Çokça vurguladığımız bir başka konuyla da bu basın toplantısını sonlandırmak istiyorum. Geçen haftaki basın toplantımızda özellikle vurgulamıştık. Neredeyse hemen her dönemde özellikle süreç bağlamında ve bundan öncesinde de ifade etme ihtiyacı hissettiğimiz dil meselesi. Dilden kastımızı da açalım. Bizi takip edenler dil meselesinin neden önemli olduğunu bilirler. Bizi takip edenler, DEM Parti gönüllüleri ve yıllardır barış, eşitlik, özgürlük, adalet mücadelesi vermiş herkes şunu bilir: Dil çok önemlidir. Dil barışın en önemli taşıyıcı unsurlarından biridir. Dil artık bir barış diline dönüşmelidir. Ötekileştiren, yargılayan, sorgulayan bir dilden uzaklaşılmalıdır. Kullandığımız tüm kelimeler politik, dolayısıyla politik çağrışımları var. O yüzden ince eleyip sık dokuyoruz, o yüzden karşılıklı hassasiyetlerin özellikle altını çiziyoruz. O yüzden biz bunu yapıyoruz, siz de yapın diyoruz. Bunu yapanların sayısı çoğalırsa nasıl bir değişim ve dönüşüme kapı araladığını, nasıl bir değişim ve dönüşümün itekleyici gücü olduğunu hep birlikte göreceğiz. Şunu unutmayalım ki Türkiye'de 86 milyon kazanacak derken demek istediğimiz tablo aslında açıkça ortada. Bu ülkede neredeyse hanesine acı düşmemiş kimse kalmadı, hanesinde acının ve yoksulluğun olmadığı insan kalmadı Türkiye'de. Artık bu dönemi kapatıp yepyeni bir döneme başlamak istiyoruz. O yepyeni dönemi de yepyeni bir dille oluşturabiliriz. Kucaklayıcı ve kapsayıcı bir dille. Yeniden tanımlayacağımız bazı ilişkilerin işte böyle bir yapıcı dile ihtiyacı var. Demokratik esaslara dayalı bir yasama sürecinden bahsediyoruz ve buna uygun bir kapsayıcı dil ihtiyacının da zorunlu olduğunun altını çizmek gerekiyor."
"Takvimle ilgili Meclis Başkanlığı'nın gerekli açıklamayı yapmasını bekliyoruz"
Ayşegül Doğan, şunları ekledi:
"Yasa geçici mi, süreli mi olacak gibi tartışmalar var. Yasa geçici de olabilir süreli de olabilir. Mesele bu değildir. Mesele bu yasanın yaratacağı etkilerdir. Bu yasa barışa dönük, demokrasiye dönük, adalete dönük kalıcı etkiler yaratmalı. Yasa geçici olabilir ancak etkileri kalıcı olmalı. Öyle kalıcı olmalı ki bu tarihsel ilişkiyi yeniden tanımlayabilecek gücü ortaya çıkartabilmeli. Takvimi soracaksınız, siz sormadan ben söyleyeyim. Takvimle ilgili tabii ki bu çalışmaların tamamlanmasını bekliyoruz. Henüz bu çalışmalar tamamlanmadı. Tarafların yaptığı açıklamalardan da takip ediyorsunuzdur. Takvimle ilgili de en kısa sürede Meclis Başkanlığının gerekli açıklamayı yapmasını bekliyoruz. Meclis çalışması 6 Ağustos'a kadar uzatıldı. Dolayısıyla Türkiye kritik günler ve saatlerden, tarihsel bir dönemden geçiyor. Bu tarihsel dönemin ruhuna uygun bir yasa dönemiyle kapatmayı temenni ediyoruz DEM Parti olarak. Çalışmalarımızı da bunun için sürdürüyoruz."