Kısa Dalga - Türkiye’de emeklilerin yaşadığı ağır ekonomik zorluklar gündemden hiç düşmüyor. Forum Enstitüsü’nün “Türkiye’de Emekli Yoksulluğu” araştırmasının ortaya koyduğu rapora göre emekli yalnızca yoksullaşmıyor, artık “emekli” kavramı da anlamını da kaybediyor. Çünkü Türkiye’de emekliler giderek “çalışmaya devam etmek zorunda kalan yaşlı işçilere” dönüşüyor.
Çünkü modern emeklilik sistemlerinin temel mantığı, insanın çalışma hayatının sonunda belli bir güvenceye kavuşmasıydı. Emeklilik; dinlenme, çalışma temposundan çekilme ve görece güvenceli bir yaşlılık anlamına geliyordu. Oysa araştırma, Türkiye’de artık bunun tersinin yaşandığını ortaya koyuyor.
“Çalışmazsak giderleri karşılamayız”
Bugün milyonlarca insan emekli olduktan sonra çalışmaya devam ediyor. Ama daha önemlisi, bunu tercih ettiği için değil, mecbur olduğu için yapıyor. Araştırmaya göre emeklilerin yüzde 89’u çalışmadan “temel ihtiyaçlarını karşılayamayacağını” söylüyor. Emeklilerin yüzde 76’sı ise “maaşı artsa çalışmayı bırakacağın” belirtiyor. Rapora göre bu iki veri birlikte okunduğunda emeklilik sonrası çalışma artık “aktif kalma isteği” değil, doğrudan geçim stratejisi.
Emeklilik, yaşlılıkta da çalışma rejimi
Bu nedenle de Türkiye’de emeklilik, çalışma hayatının sonu olmaktan çıkıyor. Emekli maaşı artık insanı işgücü piyasasının dışına taşıyamıyor. Tam tersine, insanlar emekli maaşını ancak “ek işlerle, gündelik çalışma biçimleriyle ya da kayıt dışı gelirlerle” tamamlayabiliyor. Böylece emeklilik, ücretli emeğin sona erdiği bir dönem değil, yaşlılıkta devam eden başka bir çalışma rejimine dönüşüyor.
Emeklilik kavramı anlamını yitirdi
Araştırmanın asıl çarpıcı tarafı ise bunun yalnızca “çok düşük maaş alanların sorunu” olmadığını göstermesi. Rapora göre görece daha yüksek maaş alan memur emeklileri bile çocuklarının eğitimi, kira, sağlık harcamaları ve gündelik yaşam maliyetleri nedeniyle çalışmaya devam etmek zorunda kaldıklarını anlatıyor. Yani Türkiye’de artık yalnızca yoksullar değil, emeklilik fikrinin kendisi anlam kaybediyor.
Emeklilik: Eksik gelir rejimi
Bu nedenle de rapor emekliliği “eksik gelir rejimi” olarak tanımlıyor. Çünkü emekli maaşı tek başına yaşamı sürdürebilecek bir gelir olmaktan çıkmış durumda. İnsanlar eksik kalan kısmı çalışarak tamamlamaya çalışıyor. Emeklilik böylece bağımsız bir yaşam statüsü olmaktan uzaklaşıyor. Bu dönüşümün ekonomik boyutu kadar toplumsal sonuçları da ağır.
Emekliler evini ısıtamıyor
Araştırma, emeklilerin yalnızca gelir kaybetmediğini, aynı zamanda sosyal olarak da geri çekildiğini gösteriyor. İnsanlar sağlık harcamalarını erteliyor, sosyal etkinliklerden vazgeçiyor, evini ısıtamıyor, borç içinde yaşamaya çalışıyor. Üstelik bu durum yaşlılıkta çok daha sert hissediliyor. Çünkü çalışma kapasitesi azalırken geçim baskısı büyüyor. Derinlemesine görüşmelerde “Mahcubiyet”, “yük olma korkusu”, “geçinememe”, “çocuklara bağımlı hale gelme”… en çok kullanılan kavramlar arasında.
Psikolojik olarak da emekli olamıyorlar
Raporda “Emeklilik yalnızca ekonomik değil, psikolojik olarak da çözülüyor” ifadesine yer veriliyor. İnsanlar emekli olmasına rağmen “emekli gibi yaşayamadıklarını” anlatıyor. Raporda bu durum için ise “Bir türlü emekli olamama hali” kavramı kullanılıyor. Araştırmanın ortaya koyduğu bir başka kritik nokta ise emeklilerin artık yalnızca kendilerini değil, çocuklarının da ekonomik yükünü da taşımaya çalışması.
Çocukları için de çalışıyorlar
Birçok emekli, çocuklarının eğitimini sürdürebilmesi, işsiz kaldıkları dönemi atlatabilmesi ya da ev kurabilmesi için çalışmaya devam ettiğini anlatıyor. Böylece emeklilik maaşı, yaşlılık güvencesinden çok aile içi ekonomik dayanışmanın merkezi haline geliyor. Bu tablo aslında Türkiye’de ekonomik krizin kuşaklar arasında nasıl yayıldığını da gösteriyor. Genç işsizliği ile emekli yoksulluğu aynı evin içinde birleşiyor. Araştırmanın belki de en önemli tarafı, bütün bunları yalnızca bireysel hikâyeler olarak anlatmaması. Rapora göre mesele tek tek emeklilerin kötü yönetilmiş bütçeleri değil; yapısal bir dönüşüm.
“Yaşlı işçilik”
Çünkü Türkiye hızla yaşlanan bir topluma dönüşüyor. Buna rağmen emeklilerin milli gelirden aldığı pay küçülüyor, aylık bağlama oranları düşüyor ve sosyal koruma sistemi zayıflıyor. Dolayısıyla ortaya çıkan yeni toplumsal figür emekli maaşıyla yaşayamayan, yaşlandığı halde çalışmaya devam eden, güvencesiz işlerde tutunmaya çalışan “yaşlı işçi”.
Araştırmada “Türkiye’de emeklilik artık çalışma hayatının sonu değil. Yoksulluğun ileri yaşlarda devam eden biçimi” değerlendirmesinde bulunuyor.