Erivan'da "Niye Türkçe konuşuyorsun" tepkisiyle karşılaşa Paylan: Ön yargıları aşmanın tek yolu sınırları açmak

Erivan'da "Niye Türkçe konuşuyorsun" tepkisiyle karşılaşan eski HDP milletvekili Garo Paylan, "Sınırın her iki tarafında da ciddi ön yargılar var. Yüz yıllık kopukluğun üç günde bitmesini bekleyemeyiz" dedi. Paylan, travmaların önüne geçilmesinin tek yolunun, Türkiye-Ermenistan normalleşme sürecini hızlandırmaktan geçtiğini" belirtti.

Kısa Dalga - Washington'da yaşayan ve Kafkasya'daki barış süreçlerine katkı sunmak amacıyla bölgeyi düzenli ziyaret eden eski HDP Milletvekili Garo Paylan, Ermenistan'daki sivil toplum kuruluşları ve hükümet yetkilileriyle temaslar yürütüyor.

'Türkiye’ye gelemiyorum ama sürecin ilerlemesi için temas halindeyim'

2023 Türkiye genel seçimlerinin ardından siyasi baskılar ve hapse girme riski nedeniyle Türkiye'yi terk etmek zorunda kaldığını belirten Garo Paylan, "Arkadaşlarım hapse girmemin bir anlamı olmadığını, Amerika’dan Türkiye-Azerbaycan-Ermenistan barış süreci için daha faydalı olabileceğimi söylediler ve iyi ki de beni ikna etmişler. Son 3 yıldır Washington’da yaşıyorum ve 3-5 ayda bir Ermenistan’ı ziyaret ediyorum. Maalesef Türkiye’ye gelemiyorum ama süreçlerin ileri götürülmesi için Türkiye ile de temas halindeyim" dedi.

'İlk kez böyle bir tepkiyle karşılaştım'

Ermenistan ziyaretleri sırasında sokakta ilk kez milliyetçi bir tepkiyle karşılaştığını ve "Niye Türkçe konuşuyorsun?" eleştirisine maruz kaldığını aktaran Paylan, şunları söyledi:

"Türkiye’de milletvekiliyken Türklerin ve Kürtlerin büyük bölümünün sevgisini kazandım. Ermenistan’a her geldiğimde de barış mücadelemden dolayı el üstünde tutuldum. Ancak ilk kez böyle bir tepkiyle karşılaştım. İronik olan şu ki, yanımdaki teyzem Malatya’da büyüdüğü ve o dönem Ermenice konuşmak yasak olduğu için Ermenice bilmiyordu. Ben ona Ermenistan’ı anlatırken bu tepki geldi. Bana saldıran, provokatörlük yapan kadına dahi tepki göstermiyorum. Çünkü sınırın her iki tarafında da ciddi ön yargılar var. Yüz yıllık kopukluğun üç günde bitmesini bekleyemeyiz. Türkiye toplumunun belki binde biri Ermenistan’ı görmüştür, Ermenistan halkının ise en fazla yüzde 5'i Türkiye’de bulunmuştur. Bu ön yargıları aşmanın tek yolu sınırları açmak, ilişkileri geliştirmek ve halkların kucaklaşmasını sağlamaktır."

'Türkiye "büyük abi" rolünü oynamalı'

Rusya’nın, 35 yıl boyunca hem Ermenistan’a hem Azerbaycan’a silah satarak iki ülkeyi birbiriyle kavga ettirdiğini ve hegemonyasını sürdürdüğünü söyleyen Paylan, Türkiye’nin bu oyunu bozmak için tarihi bir fırsat penceresine sahip olduğunu ancak Ankara'nın adımlarında geç kaldığını savundu. Paylan, şöyle devam etti:

"Türkiye, sınırları açarak, Orta Asya’ya doğru enerji, data ve demiryolu koridorlarını hayata geçirerek bölgedeki etkisini barış yoluyla artırabilir. Ancak Cumhurbaşkanı Erdoğan siyasete çok kısa vadeli, "ne kazanıyorum, ne kaybediyorum" mantığıyla bakıyor. Türkiye, en son 3. ülke vatandaşlarına sınırı açmak için Mart ayı adına söz vermişti ancak gene açmadı. Bu yavaşlık Ermenistan halkındaki travmayı derinleştiriyor ve güveni zedeliyor. Aliyev’in Türkiye’de ciddi yatırımları var. Erdoğan ne zaman sıkışsa Azerbaycan seçimlerden önce de dahil olmak üzere maddi destek sağladı. Erdoğan bu ilişkiyi bozmak istemiyor ancak Türkiye "büyük abi" rolünü oynamalı ve tek taraflı davranmayı bırakıp barışı hızlandırmalıdır."

'Paşinyan’ın yüzde 50 civarında bir oy alacağını düşünüyorum'

Ermenistan'daki parlamento seçim atmosferini değerlendiren Paylan, Başbakan Nikol Paşinyan’ın seçimi kazanacağını öngördüğünü ancak anayasayı değiştirecek çoğunluğa ulaşmasının zor olduğunu belirtti. Paylan, "Paşinyan’ın yüzde 50 civarında bir oy alacağını düşünüyorum. Bu, yaşanan savaş ve travmalara rağmen büyük bir başarıdır. Türkiye ve Azerbaycan sınırları açıp barış sürecini hızlandırsaydı, Paşinyan bu seçimi, yüzde 70’le kazanabilirdi" dedi.

'Erdoğan ve Bahçeli güçlü liderler, tüm gücü ellerinde konsolide ettiler'

Paylan, çözüm süreçine ilişken de şunları söyledi: "Türkiye demokrasisi pirince giderken bulgurdan oldu. Bundan büyük üzüntü duyuyorum. Ancak şu an önümüzde yeni bir durum var. Erdoğan ve Bahçeli güçlü liderler, tüm gücü ellerinde konsolide ettiler. Türkiye tarihinde bu denli gücü sadece Atatürk, İnönü ve şimdi Erdoğan toplayabildi. Şimdi 70'li yaşlarında olan bu iki lider, siyasi kariyerlerinin sonuna gelirken arkalarında nasıl bir hikaye bırakacaklarına karar vermeliler. 2028 seçimlerini kazanıp kazanmamaktan ziyade, Kürt meselesini ve Ermeni meselesini çözmüş, toplumsal barışı sağlamış liderler olarak mı tarihe geçmek istiyorlar? Kürt hareketi ve Abdullah Öcalan bu barış iradesini her zaman ortaya koyuyor. Ancak Erdoğan bence hala anketlere bakıyor ve tam olarak karar vermiş değil. Geçmişle yüzleşmeyi başaramadık, bari sınırları açarak ve insan insana ilişkiler kurarak geleceğimizi inşa edelim."

Gündem Haberleri