Kısa Dalga - 6 Şubat depremlerinde yıkılan Hatay Eğitim ve Araştırma Hastanesi Ek Hizmet Binası'nda anne ve babasını kaybeden bir yurttaş, hastanenin yıkımında sorumluluğu bulunan kamu kurumları hakkında Hatay 2. İdare Mahkemesi'nde dava açmıştı.
Davada, 2 inşaat yüksek mühendisi, 1 jeoloji yüksek mühendisi, 1 yüksek şehir plancısı ve 1 yüksek mimar tarafından hazırlanan rapor dosyaya sunuldu. Raporda, Sağlık Bakanlığı'na yüzde 95, AFAD'a ise yüzde 5 kusur atfı yapıldı.
"Bilinen risk karşısında gerekli işlemler yeterli etkinlikte yerine getirilmedi"
Raporda, Sağlık Bakanlığı'na ilişkin yapılan değerlendirmede, şu ifadelere yer verildi:
"Dava konusu yapının kamu hastanesi olarak kullanıldığı dikkate alındığında, yapının güvenli şekilde hizmet vermesinin sağlanması, bakım-onarım süreçlerinin yürütülmesi, gerekli teknik incelemelerin yaptırılması ve bu incelemeler sonucunda ortaya çıkan risklere göre idari ve teknik tedbirlerin alınması, ilgili sağlık idaresinin görev ve sorumluluk alanında bulunmaktadır.
Dosya kapsamında yer alan bilgi ve belgeler ile teknik raporlar birlikte değerlendirildiğinde, dava konusu yapının deprem güvenliği bakımından yetersiz olduğu, hastane yapıları için gerekli performans düzeyini sağlamadığı, olası deprem etkisi altında göçme bölgesinde kaldığı ve yapıda güçlendirme yapılması ya da güçlendirme maliyetleri dikkate alınarak yıkılıp yeniden yapılması gerektiği hususlarının deprem tarihinden önce açıkça ortaya konulduğu anlaşılmaktadır. Bu tespitler karşısında, yapının mevcut haliyle kamu hastanesi olarak kullanılmaya devam edilip edilmeyeceğinin değerlendirilmesi, gerekli görülmesi halinde güçlendirme, tahliye, kullanımın sınırlandırılması, yenileme, kullanım dışı bırakma veya yıkım süreçlerinin başlatılması ilgili sağlık idaresinin sorumluluğundadır.
Hastane yapıları, afet anında ve sonrasında da hizmet vermesi beklenen, içerisinde sürekli olarak hasta, sağlık personeli, idari personel, refakatçi ve vatandaş bulunan kritik kamu yapılarıdır. Bu nedenle, bu tür yapılarda deprem güvenliği yönünden tespit edilen yetersizliklerin olağan yapılara göre daha öncelikli, ivedi ve hassas şekilde ele alınması gerekmektedir. Dava konusu yapının hastane yapıları için aranan performans seviyesini sağlamadığı ve göçme riski taşıdığı teknik raporlarla ortaya konulmasına rağmen, kamu hizmetinde kullanılmaya devam edilmesi, öngörülebilir ve bilinen risk karşısında gerekli önleyici ve düzeltici işlemlerin yeterli etkinlikte yerine getirilmediğini göstermektedir.
Bu kapsamda, dava konusu yapının deprem güvenliği yönünden yetersiz olduğu, hastane yapıları için gerekli performans düzeyini sağlamadığı ve olası deprem etkisi altında göçme riski taşıdığı hususlarının deprem tarihinden önce bilinir hale gelmesine rağmen, yapının kamu hastanesi olarak kullanılmaya devam edilmesi nedeniyle, yapının kullanımından, bakım onarımından, güçlendirme, yenileme veya kullanım dışı bırakma süreçlerinin yürütülmesinden sorumlu sağlık idaresinin asli ve belirleyici kusurunun bulunduğu kanaatine varılmıştır. Buna bağlı olarak Sağlık Bakanlığı'nın kusur oranının yüzde 95 olduğu değerlendirilmiştir."
"AFAD'ın kusur oranı yüzde 5"
Bilirkişi raporunda, Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı'na (AFAD) ilişkin de kusur değerlendirmesi yapıldı. AFAD'ın görev alanının, yalnızca afet sonrası müdahale ile sınırlı olmadığı, afet öncesi risk azaltma, il düzeyinde afet risklerinin belirlenmesi, kritik kamu yapılarının afetlere hazırlığı ve kurumlar arası koordinasyonun sağlanması süreçlerini de kapsadığı vurgulandı.
Raporda, şunlar kaydedildi:
"Hatay ili için hazırlanan İl Afet Risk Azaltma Planı kapsamında deprem tehlikesine ilişkin genel değerlendirmeler yapılmış olmakla birlikte, dava konusu olay bakımından kritik kamu yapılarının deprem risklerinin yapı bazında veya yeterli somutlukta ele alındığını, riskli yapı stoğunun belirlenmesine yönelik etkin bir koordinasyon mekanizması kurulduğunu ya da ilgili kurumlar nezdinde somut takip süreçlerinin işletildiğini gösteren yeterli veriye ulaşılamamıştır. Nitekim mevcut değerlendirmelerde, Hatay İRAP raporunda senaryo ve risk analizlerinin genel düzeyde kaldığı, etkilenecek bölgeler ve kurum bazlı önleyici faaliyetler yönünden yeterli somutlaştırma yapılmadığı belirtilmiştir.
Bu kapsamda AFAD yönünden değerlendirilebilecek sorumluluk, dava konusu yapının doğrudan güçlendirilmemesi, tahliye edilmemesi veya yıkılmaması şeklinde değil; afet risklerinin azaltılması, kritik kamu yapılarının risklerinin belirlenmesi, il düzeyinde risk azaltma planlarının somut ve uygulanabilir hale getirilmesi ve ilgili kurumlar arasında etkin koordinasyonun sağlanması hususlarında görevini yeterinde yerine getirmediği bu bağlamda kusurlu olduğu kanaatine varılmıştır. Buna bağlı olarak Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı'nın kusur oranının yüzde 5 olduğu değerlendirilmiştir."