Kısa Dalga - DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, partisinin Erzurum İl Başkanlığı Kongresi’nde konuştu.
Kongrelerin yalnızca yönetim belirlemek amacıyla yapılmadığını belirten Hatimoğulları, "Bizim açımızdan kongreler dönemin siyasal ve toplumsal ihtiyaçlarını karşılamak üzere aynı zamanda kendimizi yeniden yapılandırdığımız dönemlerdir. Özellikle bütün Türkiye’deki siyasetin yeniden yapılandığı bir dönemde, barış ve demokratik toplum sürecini inşa ettiğimiz bir dönemde gerçekleştirdiğimiz her bir kongre aynı zamanda bir siyasi atılımdır" dedi.
Varlık Fonu üzerinden yaşanan tartışmalara da değinen Hatimoğulları, şunları söyledi:
"Bugün Türkiye’de hangi televizyon kanalını açarsanız ya da sosyal medyada hangi sayfaya tıklarsanız karşınıza Varlık Fonu üzerinden gerçekleşen yüzyılın hırsızlığı karşınıza çıkar. Banker Kastelliler şu an Türkiye’de iş başında. Türkiye 80’lerde Banker Kastellilerin soygununu gördü. 90’larda iktisadi hortumlamalar, hayali ihracatları ve vurgunları gördü. Bu çapta bir vurgunu ama belki de ilk defa bu kadar büyüklükte bir vurgunla karşı karşıyayız. 90’larda bile Meclis’te çok sayıda araştırma komisyonları kuruldu. Şimdi iktidar haberi yokmuş gibi davranıyor. Sanki bu hırsızlık, bu dev hırsızlık kendi ülkesinde yaşanmıyor gibi davranıyor iktidar ve soruları yanıtsız bırakıyorlar, tepkileri yanıtsız bırakıyorlar.
Bunun sorumlusu çok net. Denetlemeyen kurumlar, bunun sorumlusu bunun önünü açan siyasetçiler, bunun sorumlusu tam da iktidarın önünü açmış olduğu bu yolsuzluk furyasıdır."
Yaklaşık 500 bin yurttaşın mağdur olduğunu anımsatan Hatimoğulları, "Borsadaki vurgun bas bas bağırarak geldi. Sermaye Piyasası Kurulu bunu biliyordu, devlet biliyordu, iktidar biliyordu; herkes biliyordu ama buna göz yumdu. Bu derhal araştırılmalı, derhal bu konuda gerekli soruşturmalar ucu nereye varırsa varsın... Eski bakana mı varıyor, başkasına mı varıyor mutlaka bu soruşturmalar etkin bir biçimde başlatılmalı ve yürütülmeli" diye konuştu.
"Barış süreci altın tepsiyle sunulmayacak, mücadele ede ede kazanacağız"
Hatimoğulları, "Çerçeve yasa şu anda bütün Türkiye’ye çok önemli bir fırsat verdi. Ama hakkıyla uygulanması şartıyla bir fırsattır bu. Şayet bu çerçeve yasanın ortaya koyduğu, koyacağı ve pratik süreçlerde somut adımların atılması gerçekleşmezse biz bu süreci hep birlikte kaybetmiş oluruz. Dolayısıyla burada sorumlular, başta devlet ve iktidar olmak üzere sorumlular, taraflar görev ve sorumluluklarını yerine getirme bilinciyle davranmak durumundalar" dedi.
Hatimoğulları, "107 yıl önce Erzurum Kongresi’nde hedef olarak işaret edilen eşitliğe dayalı kardeşlik sözleşmesinin hâlâ hayata geçmeyi beklediğini" belirterek, şöyle konuştu:
"Bizler Türkiye’deki yurttaşlar olarak, 86 milyon yurttaş olarak şunu beklemekteyiz: Bu ülkede yaşayan Kürtler, Aleviler, bütün farklı halklar ve inançlar kendi dilleriyle konuşabilmeli, kendi dilleriyle ana eğitimlerini yapabilmeli, kendi kültürlerini özgürce yaşayabilmeli, inançlarını kimse kimseye karışmadan yaşayabilmeli. İşte bunun adı eşit yurttaşlıktır.
Bir adım ileri atıp sonra beş adım geriye atılacak bir süreci inanın ki Erzurumlu da kaldırmaz, Amedli de kaldırmaz, Ankaralı da İzmirli de İstanbullu da kaldırmaz. Dolayısıyla yüzümüzü bu süreci başarıya taşımak için dönmek ve ileriye adım atmak zorundayız."
Hatimoğulları, ekim ayının silahların sustuğu bir dönemin başlangıcı olmasını istediklerini belirtti.Hatimoğulları, bunun için "teyit tespit sürecinin" hızla tamamlanması, çerçeve yasanın Milli Güvenlik Kurulu kararına resmi olarak bağlanması ve bunun Resmî Gazete’de yayımlanması gerektiğini ifade etti.
Hatimoğulları, sürecin izlenerek beklenemeyeceğini vurgulayarak, "Bu sürecin başarısı izleyerek, görerek, 'acaba ne olacak' diye DEM Parti’de mücadele yürüten değerli yoldaşlarımızın, canlarımızın bekleyeceği bir durum yok. Bize barış süreci altın tepsiyle sunulmayacak, mücadele ede ede kazanacağız" dedi.
"Figen Yüksekdağ ve Selahattin Demirtaş’ın serbest bırakılması konusunda MGK kararına ihtiyaç yok"
Türkiye’de "derin bir demokrasi krizi" olduğunu savunan Hatimoğulları, iktidarın süreçte sürekli tek taraflı adım beklediğini söyledi. Hatimoğulları, Figen Yüksekdağ ve Selahattin Demirtaş’ın serbest bırakılması konusunda Milli Güvenlik Kurulu kararına ihtiyaç olmadığını belirterek, AİHM kararlarının hayata geçirilmesi gerektiğini vurguladı.
Kayyum uygulamalarına da değinen Hatimoğulları, "Ahmet Türk, Devrim Demir ve yerlerine kayyım atanmış bütün belediye eş başkanlarımızın görevlerine geri dönmesi için Milli Güvenlik Kurulu kararına mı ihtiyaç var? Hayır. Kayyum yasası çekilecek. Hatta kayyum yasası fiilen çekilmeden uzatmalar yapılmayacak ve kayyumlar el çektirilecek gasp ettikleri görev yerlerinden ve seçilmişler, atanmışların yerine geri gelecek" dedi.
Hatimoğulları, gazeteci, yazar, siyasetçi ve derneklerin sosyal medya hesaplarının kapatıldığını anımsatarak, "Eğer bu söylenenlerde ciddiyseniz, eğer bu söylenenlerde samimiyseniz gerçekten, muhalefete olan baskılara, farklı sese olan baskılara, düşünce, ifade ve örgütlenme üzerindeki baskılara son vermek zorundasınız, bitirmek zorundasınız" diye konuştu.