Kısa Dalga - DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, partisinin TBMM Grup Toplantısı'nda konuştu.
Hatimoğulları, sürecin bir süredir durağan olduğunu belirterek, şunları söyledi:
"Bu yavaşlama halinden mutlaka ama mutlaka çıkılmalı, bunun bir yolu bulunmalıdır. İvmenin artması için bizler DEM Parti olarak yoğun bir çaba içindeyiz ve somut önerilerimizi ortaya koyuyoruz. Geçen hafta sürecin ilerletilmesi için bazı mekanizmaların kurulması ile ilgili çeşitli açıklamalar yaptık. İsim tartışılabilir, içerik tartışılabilir ama bir gerçek var ki o tartışılamaz, siyaset kurumu taraflar, aktörler ve ve sivil toplum arasında köprü kuracak, mekik dokuyacak bir mekanizma ihtiyaçtır ve bu hızla oluşturulmalıdır. Hem bugünkü tıkanıklığı giderecek, hem de süreç içerisinde, ileride oluşma ihtimali olabilecek sorunları da çözmek, o sorunlardan da başarıyla çıkabilmek için de bu tür mekanizmalara ihtiyaç var."
"Süreç barışın ihtiyacına göre şekillenmek durumunda"
"Bu iki mesele eş güdüm içerisinde birbirini tamamlayarak pekala ilerleyebilir. Birini diğerinin bekletilmesi için bir gerekçe haline getirmemek lazım. Bakın komisyonun yayınladığı sonuç raporunda altıncı bölümde komisyonun bir diğer önemli görevi örgütün silah bırakma süreci ile birlikte ortaya çıkacak durumu yönetecek yasal bir çerçevenin belirlenmesidir. Yani açık bir şekilde adımların birlikte ifa edilmesi belirtilmiştir" diyen Hatimoğulları, şöyle devam etti:
"Özellikle buradan yetkililere bu sürecin muhataplarına seslenmek istiyorum. Bu süreç benim ihtiyacım, senin ihtiyacın diye sürüncemede bırakılamaz. Süreç barışın ihtiyacına göre şekillenmek durumunda. Barış adına adım atılmayan her gün, bu ülkeden çalınıyor. Bu ülkenin ekonomisinden, barış umudundan, özgürlük ve demokrasi umudundan çalınıyor. Allah muhafaza bizler bu tarihi fırsatı kaçıracak olursak, bu tarihi eşiği başarıyla atlayamazsak, bunun hesabını kim, nasıl verecek? Bunu hiç düşünüyor musunuz? Bayram sonrası dendi. Bir dönem döndü, ikinci bayram geldi Kurban Bayramı. Zaman kaybetmeksizin yasal düzenlemeler gündeme alınmalı. Sayın Kurtulmuş'a önerimiz lütfen bütün programlarınızı bir süreliğine bir kenara bırakın. Meclis'in başında durun. Yasallaşması için itici güç olun. Meclis'te istişare edelim hep birlikte, olmazları sonraya bırakalım, olurları öne alalım ve buradan ilerleyelim. Bu tıkanıklığı aşalım. Yaz mevsimine barışın güçlü umuduyla girelim hep beraber."
Zaman kaybetmeden bu hafta, sürece ilişkin somut adımların atılmasıyla ilgili mutlaka bir pratiğin gerçekleşmesi gerektiğini söyleyen Hatimoğulları, "Bir yol haritası çıkarılmalıdır. Bu konuda sorumluluk alalım. Hep birlikte sorumluluk alalım ki memleket rahatlasın. DEM Parti olarak 16 Mayıs'ta Türkiye genelinde 'Barış İçin Adım At' şiarıyla Türkiye'nin Kürdistan coğrafyasının dört bir yanında alanlarda olacağız, meydanlarda olacağız. Buradan bütün halkımıza barışın sesini daha güçlü kılabilmek için, barışın toplumsallaşmasına katkı sağlayabilmek için bu sürecin en sağlıklı şekilde ileriye adım atmasını sağlamak için 16 Mayıs'ta alanlara, meydanlara davet ediyorum" dedi.
"ODTÜ'deki bahar şenliklerinde karanlık bir provokasyon senaryosu devreye girdi"
Hatimoğulları, ODTÜ'de İlkay Akkaya konserinde yaşanan bayrak provokasyonuna ilişkin de şunları söyledi:
"İktidar durdukça süreç karşıtı karanlık odaklar provokasyonlarına hız veriyor. Geçen hafta ODTÜ'deki bahar senliklerinde karanlık bir provokasyon senaryosu devreye girdi. Bu öyle milliyetçi hassasiyeti olan birkaç gencin yaptığı bir şey değil. Bayrak üzerinden provokasyon gerçekleştirerek barış sürecinin ortaya çıkardığı siyasi iklimi zehirlenmek istiyor. Buradan barışa gönül veren bu ülkenin aydınlık yüzü olan gençlere sesleniyoruz. Sakın provokasyonlara gelmeyin.
Unutmayın, karşınızda milliyetçi akranlarımız yok. Karşınızda karanlık güçlerin kurduğu tuzaklar var. İktidara ve istihbarat başta olmak üzere güvenlik bürokrasisine sesleniyorum. Üniversitelerde medyaya, tribünlerden mahkemelerin ceza yağdıran kararlarına kadar geniş bir yelpazede sürecin zehirlenmesi ile ilgili çok sayıda provokasyonla karşı karşıyayız. Hem kendi içimizdeki karşıt güçlere bakın hem de bu provokasyonları önleyin. Barışa giden yolun temizlenmesi için bu çok önemli bir pratik adım olacaktır. Bakın bu sorumluluk iktidardadır. Bu sorumluluk devlettedir ve güvenlik güçlerindedir."