Kısa Dalga - ABD ve İsrail'in İran'a saldırmasıyla başlayan savaş 35 günü geride bıraktı. ABD Başkanı Donald Trump, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada İran’a yönelik askeri operasyonların henüz başlangıç aşamasında olduğunu savundu. Trump, “Dünyanın açık ara en büyük ve en güçlü ordusu olan ordumuz İran'da geriye kalanları yok etmeye henüz başlamadı bile” ifadelerini kullanarak ABD ordusunun kapasitesine vurgu yaptı. Açıklamasının devamında hedeflere ilişkin detay veren Trump, “köprüler ve ardından elektrik santralleri” ifadesini kullandı ve İran yönetimine yönelik olarak “Yeni rejim liderliği neyin yapılması ve hızlı yapılması gerektiğini biliyor” dedi.
Trump’ın bu sözleri, özellikle sivil altyapının hedef alınabileceğine yönelik tartışmaları artırırken, İran cephesinden peş peşe sert tepkiler geldi. İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, ABD Başkanı’nın daha önce dile getirdiği “Taş Devri” tehdidine dikkat çekerek, “Günümüz ile Taş Devri arasında çarpıcı bir fark var. O zamanlar Orta Doğu’da petrol veya doğalgaz pompalanmıyordu. ABD Başkanı ve onu göreve getiren Amerikalılar zamanı geriye çevirmek istediklerinden eminler mi?” ifadelerini kullandı.
“Tamamlanmamış köprülerin hedef alınması İranlıları teslim olmaya zorlamaz"
Arakçi ayrıca ABD ve İsrail’in İran’daki saldırılarına ilişkin değerlendirmesinde özellikle altyapıyı hedef alan eylemlerin sonuç vermeyeceğini vurguladı. “Tamamlanmamış köprüler gibi sivil yapıların hedef alınması İranlıları teslim olmaya zorlamaz.” diyen Arakçi, bu tür saldırıların İran toplumunun direncini kırmayacağını ifade etti. İranlı Bakan, yıkılan yapıların yeniden inşa edileceğini ancak ABD’nin itibarında oluşan zararın onarılamayacağını da dile getirdi.
İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan ise özellikle sağlık altyapısına yönelik saldırılara sert tepki gösterdi. Hastaneler, ilaç şirketleri ve araştırma merkezlerinin hedef alınmasını “insanlık suçu” olarak nitelendiren Pezeşkiyan, uluslararası topluma çağrıda bulundu. Pezeşkiyan, “İran'daki hastanelere, ilaç şirketlerine ve tıp araştırma merkezi olan Pasteur Enstitüsü'ne yapılan saldırılar ne mesaj veriyor?” ifadelerini kullanırken, “Bir uzman hekim olarak tüm uluslararası sağlık kuruluşlarını ve hekimleri bu insanlık suçuna karşı ses yükseltmeye davet ediyorum” dedi.
Avrupa'dan Hürmüz Boğazı çıkışı
Bölgedeki gerilim sadece askeri boyutta değil küresel ekonomi açısından kritik öneme sahip Hürmüz Boğazı üzerinden de derinleşiyor. ABD tarafı boğazın kontrolüne yönelik daha sert adımların atılmasını savunurken Avrupa ülkeleri bu yaklaşımı desteklemiyor. Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron askeri müdahale seçeneğine karşı çıkarak, “Bu asla tercih ettiğimiz bir seçenek olmadı ve bunu gerçekçi bulmuyoruz” açıklamasını yaptı.
Boğazdan 150 yerine 5 gemi geçiş yapabiliyor
Hürmüz Boğazı’nda yaşanan aksama küresel ticareti de doğrudan etkilemeye başladı. Son 24 saatte normal şartlarda yaklaşık 150 geminin geçmesi gerekirken sadece 5 geminin geçiş yapabildiği belirtiliyor. İngiltere, Fransa ve diğer ülkelerin katılımıyla gerçekleştirilen uluslararası toplantılarda boğazdaki güvenliğin nasıl sağlanacağı ele alınırken henüz ortak bir askeri ya da diplomatik çözüm üzerinde uzlaşma sağlanamadığı ifade edildi. Görüşmelerde gemi trafiğinin güvenliğinin sağlanması ve sigorta maliyetlerinin düşürülmesi gibi başlıklar öne çıkıyor.
ABD halkının İran'a saldırıya yönelik desteği azalıyor
Öte yandan ABD iç siyasetinde de İran’la süren çatışmanın etkileri hissedilmeye başladı. TIME dergisinde yer alan değerlendirmeye göre, Trump yönetimi savaşın uzamasının siyasi sonuçlarından endişe duyuyor. Haberde yapılan anketlerin İran’a yönelik askeri operasyonlara kamuoyu desteğinin giderek azaldığını ortaya koyduğu belirtilirken, Beyaz Saray içinde de bu sürecin siyasi maliyetine ilişkin uyarıların arttığı ifade ediliyor. Başkan’a sunulan analizlerde, savaşın uzamasının kamuoyu desteğini zayıflatabileceği ve yaklaşan seçimler açısından risk oluşturabileceği değerlendirmesine yer veriliyor.
Uzmanlara göre tüm bu gelişmeler ABD ile İran arasındaki krizin yalnızca askeri bir çatışma olmaktan çıkarak çok boyutlu bir güç mücadelesine dönüştüğünü ortaya koyuyor. Uzmanlar, tarafların söylemlerindeki sertlik, sahadaki hedeflerin genişlemesi ve diplomatik çözüm arayışlarının henüz sonuç vermemesi, gerilimin daha da tırmanabileceğine işaret ediyor..