KISA DALGA - İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne yönelik davanın 8 Temmuz 2026 tarihli duruşmasında Ekrem İmamoğlu ile mahkeme başkanı arasında savunma süresi ve duruşmanın 9 Temmuz’da bitirilmesi planı üzerinden sert bir tartışma yaşandı.
İmamoğlu, kürsüye savunmasına başlamak için değil, mahkemenin zaman planlamasına, savunma düzenine ve kendisine yeterli süre bırakılmadığına ilişkin itirazlarını dile getirmek için çıktığını söyledi.
İmamoğlu, “Ben sorgu için gelmedim sayın heyet, sayın başkan. Sorgu için gelmedim. Bazı düşüncelerimi, sorgu düzenine, zaman kısıtlamasına yönelik bazı düşüncelerimi ve bazı kendime göre tespitlerimi, talep ve itirazlarımı dile getirmek için kürsüye geldim” dedi.
Hakim ise, “Ekrem bey, savunma alacağız, planlamamız o şekil” karşılığını verdi.
Mahkeme 9 Temmuz’da bitirmek istiyor, İmamoğlu “savunma için zaman kalmadı”diyor
Duruşmadaki tartışmanın merkezinde mahkemenin ilk celseyi 9 Temmuz’da bitirme planı yer aldı. İmamoğlu, bu takvim nedeniyle kendisine gerçek anlamda savunma yapabileceği bir süre bırakılmadığını söyledi.
Kendisinden önce bazı sanık avukatlarının beyanlarının tamamlanmadığını, önceki gün duruşmaya getirilmediği için sanıkların sorgularını dinleyemediğini belirten İmamoğlu,“ağır bir hak ihlali” içinde olduğunu ifade etti.
İmamoğlu, mahkemenin “9 Temmuz’da bitireceğim”yaklaşımını şu sözlerle eleştirdi:
“Bu manada bir ‘suç örgütü lideri’ diye tariflendiğim, bana göre asrın hukuksuzluğu iftirasının yüklü olduğu bir iddianamede, beni bu kürsüde sizin daha önce ‘9 Temmuz’da bitireceğim, bu konuda kararlıyım’ dediğiniz noktada, yaklaşık 10 saatlik, 11 saatlik zaman diliminin, verimli zaman diliminin kaldığı bir atmosferde, beni kürsüye çağırıp ‘sorgunuza başlayın’ dediğinizde şunu bilmem lazım.”
İmamoğlu, kalan süre içinde kendi savunmasının, üç avukatının savunmasının, mahkeme heyetinin sorularının, sanıkların ve avukatların sorularının tamamlanmasının mümkün olmadığını belirtti.
“Bunlara baktığımda, yukarıdan aşağı topladığımda ve ettiğimde, sayın başkan, sayın heyet, 6-7 saatlik bir süre kalıyor. Eğer sizin bu kararınız net ise, bu takvim değişmez diyorsanız, benim burada bir sorguya tabi tutulmam diye bir şey gerçekten düşünülemez” dedi.
Demirtaş ve Ümit Özdağ örneği
İmamoğlu, savunma süresi konusundaki itirazını anlatırken Selahattin Demirtaş ve Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ’ın yargılamalarını örnek gösterdi.
İmamoğlu, Ümit Özdağ’ın yalnızca Cumhurbaşkanı’na hakaret suçlamasıyla yargılandığı davada bir tam gün savunma yaptığını belirtti:
“Bakınız, bir iki örnek vereyim size; komşuluk yaptım, Zafer Partisi Genel Başkanı Sayın Ümit Özdağ, sadece Cumhurbaşkanına hakaretten dolayı tam gün savunma yaptı, hiç kesilmedi.”
İmamoğlu, Selahattin Demirtaş’ın ise 14 gün kesintisiz savunma yaptığını hatırlattı:
“Sevgili Demirtaş, sevgili Selahattin Demirtaş yani ağır bir hukuksuzluğa maruz bırakılıyor ve ne yazık ki serbest bırakılmıyor Edirne’de. 14 gün kesilmeden Selahattin Demirtaş, Sayın Selahattin Demirtaş savunma yaptı, 14 gün kesilmeden.”
İmamoğlu, İBB davasında ise 143 eylem, 109 tutuklu sanık ve 400’ün üzerinde isnat bulunduğunu belirterek, bu dosyada birkaç saatlik savunma süresinin yeterli olamayacağını savundu.
“Bu dava bu mahkemeye sığacak bir dava değil”
İmamoğlu, davanın kapsamına dikkat çekerek, yalnızca kendisinin değil çok sayıda sanığın çok sayıda eylemden yargılandığını söyledi.
“Bu dava, tek başına bir dava olmadığı için Sayın Başkan, Sayın Heyet; bu dava, tam 143 eylem, 109 tutuklu arkadaş, 400’ün üzerinde bir işten mesul tutulan ve ‘sanık’ diye yargılanan insanların olduğu bir dosyada” dedi.
İmamoğlu, davanın siyasi niteliği olduğunu ileri sürerek şu ifadeleri kullandı:
“‘Ekrem İmamoğlu’ davası yani İBB davası Ekrem İmamoğlu suç örgütü diye tarif edilen edilen dava burada bu mahkemeye sığacak bir dava değil zaten. Biz burada her mahkemede yüce millete konuşuyoruz yüce Türk milletine dönük konuşuyoruz. Türk milletini ilgilendiren bir konu. Tümüyle siyasi bir davadır.”
İmamoğlu, kendisinin “2500-3000 yılla yargılandığını”belirterek, savunmasının birkaç saatle sınırlandırılmasının yargıya zarar vereceğini söyledi:
“Şimdi gelip Ekrem İmamoğlu’nun yani 2500-3000 yılla yargılanan Ekrem İmamoğlu’nu ben kısıtluıyorum demek size kesinlikle zarar verir kürsünüze zarar verir Türk yargısına zarar verir.”
Hakim: Programda değişiklik yapmayacağız
Mahkeme başkanı ise yargılamanın dört aydır sürdüğünü, programın önceden belirlendiğini ve takvimde değişiklik yapılmayacağını söyledi.
Hakim, savunmaların 9 Temmuz’da bitirileceğini belirterek şu ifadeleri kullandı:
“Biz, 9 Temmuz olarak bitireceğimizi belirttik savunmaların. Avukatlarımıza da bunu söyledik. Ancak ısrarla devam ettiler bu şekilde savunmalarını sürdürmeye. O yüzden biz programda bir değişiklik yapmayacağız. Yargılamayı belirlediğimiz takvimde, ilk celsesini sona erdireceğiz. Savunma yapıp yapmamak sizin takdiriniz. Savunma yapmak istemiyorsanız ‘susma hakkımı kullandım’ şeklinde zapta geçer, celseyi kapatırım.”
Bu sözler üzerine İmamoğlu, susma hakkını kullanmadığını söyledi:
“Sayın Başkan, ben susma hakkımı kullanmıyorum. Beni susturacak insan… Allah…”
Hakim ise, “Savunma yapacaksanız savunmanızı alalım yoksa zapta geçeriz….” dedi.
İmamoğlu, “Hayır efendim ne alakası var? Hayır ben susma hakkımı… Ona siz karar veremezsiniz, böyle siz pazarlık yapacağınız mecra değil” karşılığını verdi.
Hakim de “Ya savunma yaparsınız ya susma hakkınızı kullanırsınız” dedi.
Hakim: Savunma hakkı sınırsız değil
Mahkeme başkanı, İmamoğlu ve avukatlarının yargılamayı uzattığını savundu. Hakim, savunma hakkının sınırsız olmadığını belirterek şöyle konuştu:
“Bu anlamda da savunma hakkım kısıtlandı algısı yaratarak böyle şey yapmayın yani. Biz burada hangi soruyu sormanızı engelledik? Ya avukatlarınız niye ısrarla ses çıkarıyorlar ya? Yani niye? Şimdi hangi soruyu hangi soruyu sordunuz engelledik? Ya ısrarla takvimi bu hale getirmek için elinizden geleni yaptınız hep beraber.”
Hakim, “Savunma hakkı bu kadar sınırsız da bir şey değil yani bunun makul bir süresi var yani” dedi.
İmamoğlu ise sanıkların hak aradığını belirterek, “Kimin kısıtlanmasından bahsediyorsunuz? Buradaki sanıklar hak arama derdinde” karşılığını verdi.
“Savunma yapmıyorsanız salondan çıkartacağım”
Tartışma ilerledikçe hakim, İmamoğlu’ndan savunmasına başlamasını istedi. İmamoğlu ise mahkemenin 9 Temmuz ısrarının savunma hakkını ihlal ettiğini söyledi.
Hakim, İmamoğlu’na şu uyarıda bulundu:
“Ekrem Bey savunmanızı yapıyorsanız savunmanıza geçelim. Savunma yapmayıp bu şekilde dönüp buraya pazarlık yapmak için geldiyseniz salondan çıkartacağım.”
İmamoğlu ise, “Siz ağır bir hak ihlali yapıyorsunuz. Siz Türk yargısına büyük bir zarar veriyorsunuz. Siz açıklanamaz bir şekilde 9 Temmuz’u milat koydunuz” dedi.
“Ben yargılayacağım” — “Sen yargılayacak makamda değilsin”
Diyaloğun sonunda hakim, İmamoğlu’ndan kimlik tespitine geçmesini ve savunmasını yapmasını istedi. İmamoğlu ise“Ben savunma yapmam. Ben yargılayacağım, yargılayacağım” dedi.
Hakim, “Sen yargılayacak makamda değilsin” karşılığını verdi.
İmamoğlu, “Ben iddianameyi yargılamaya geldin. İddianame yapanlar…” diye konuştu.
Bunun üzerine hakim, İmamoğlu hakkında CMK 203 uygulanmasına ve salondan çıkarılmasına karar verdi:
“Sen buraya yargılanmaya geldin, burası senin yargılayacağın makam değil. Burası senin yargılayacağın makam değil, biz de senin yargılayacağın makamda oturmuyoruz. Biz seni yargılayacak makamda oturuyoruz. Hakkında 203 uyguladım, salondan dışarı çıkartın. Alın, dışarı çıkartın.”
Salondan çıkarılırken İmamoğlu şu sözleri söyledi:
“Benim Ankara’da yargılayacaklarım, buradaki yargıyı yürütmeye çalışıyor. Adalet Bakanlığı bir çöküş bakanlığıdır. Adalet millete aittir. Ben millete konuşuyorum. Millete yüzümüzü dönelim.”