İBB davasında avukattan para dolu çantayla savunma: Rüşvet verdim desem kendinizi nasıl aklayacaksınız?

CHP'nin Cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu'nun tutuklu olduğu İBB davasında sanık avukatı rüşvet suçlamasına ve HTS kayıtlarının delil olarak kabul edilmesine karşı dikkat çekici uygulamalı bir beyanda bulundu. Avukat, yanında getirdiği para dolu çantayla mahkeme heyetine seslenerek “Size tahliye karşılığında para verdim, desem kendinizi nasıl aklayacaksınız” dedi.

Kısa Dalga - CHP’nin cumhurbaşkanı adayı ve İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun da aralarında bulunduğu 92'si tutuklu 414 sanığın yargılandığı “yolsuzluk” davasının 19. oturumu bugün yapılıyor.

İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesi’nin Silivri’deki cezaevi kampüsünde gördüğü davanın bugünkü oturumu İmamoğlu’nun dün savunma yapan İBB iştiraki İSTTELKOM A.Ş.’nin genel müdürü Melih Geçek’in beyanlarıyla ilgili soru sorma hakkını kullanmasıyla başladı.

İmamoğlu sözlerine “Bir kurgu yapıp ona göre bir senaryo yazmak için bir yol yöntem içinde olmaları hicap duyulacak bir İmamoğlu davasıyla bizi buluşturdu. Sayın heyetin ve bizi izleyen herkesin önünde bazı konuları teyitleşmeyi önemli buluyorum” diyerek başladı. Melih Geçek’e iddianamede İmamoğlu’nun gözaltına alınması sırasında kullanımındaki telefonlarını teslim etmediği iddiasıyla “suç delillerini gizleme” suçlaması yöneltiliyor. İmamoğlu da bu sebeple telefonunun artık gündemde olmaması gerektiğini ve telefonda yapılan incelemeyle ilgili bir yıldır sonuç çıkmadığını hatırlattı. Geçek’e “Bir cep telefonu incelenmesi bir yıl sürer mi? Hala tek bir kelimenin bile mahkeme heyetinin önüne gelmemesini nasıl yorumlayabilirsin” diye sordu. Geçek de dosya ekinde cep telefonu ile ilgili bir detay görmediği, inceleme talebi yazısı da olmadığı yanıtını verdi. İmamoğlu da karşılık olarak şunları söyledi:

“Bir cep telefonu yüzünden bir insanın karakteriyle oynanmış, yalan ifadeler kurgulanmıştır. Haysiyeti, geçmişi ve geleceği zarara uğramıştır. Bunu yöntem olarak belirleyen iddia makamını bir kez daha kınıyorum.”

“Savcının da mikrofonu kapatılmalıydı"

Söz hakkı daha sonra Geçek’in avukatı Yiğit Gökçehan Koçoğlu’na geçti. Koçoğlu, soruşturmaya ilişkin evrakları basına kimin servis ettiğini, soruşturmanın gizliliğini kimin ihlal ettiğini sordu. Avukat Koçoğlu, dosyanın etkin pişmanlık ifadeleri üzerinden yürütülmek istendiğini ve belli insanların hedef seçildiğini savundu. Koçoğlu, duruşma savcısının geçtiğimiz gün İmamoğlu’na “Haddinizi bildiririz” sözlerine de tepki gösterdi:

“Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı zaten bir soruşturma açtı. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'na bağlı bir savcının yetkisi olmayan bir alanda Ekrem Bey’e hesap sorar gibi soru sorması uygun değildir. Savaş Bey'in de (savcı) mikrofonunun kesilmesi gerekiyordu.”

Hüseyin Gün ayrıntısı

Koçoğlu’nun müvekkili Geçek, iddianamede İstanbul Senin ve İBB Hanem uygulamalarıyla ilgili de suçlanıyor. Aynı eylemde suçlananlardan biri de casusluk soruşturması kapsamında itirafçı olup tutuklanan Hüseyin Gün. Gün, İBB davasında tutuklu değil. İmamoğlu, Geçek’e Gün’ü bir toplantıdan dolayı tanıdığını söylediğini hatırlatarak, bunun dışında bir tanışıklığı olup olmadığını sordu. Geçek de başka bir tanışıklığı olmadığını söyledi. İmamoğlu da bunun üzerine “Hiçbirimizin tanımadığı Hüseyin Gün’ü örgüt yöneticisi yapıp buradan suç örgütü çıkartmak bu iddianamenin çöp değil, çöpün içinde çöp olduğunun beyanıdır” dedi.

İmamoğlu’ndan sonra onun siyasi danışmanı Necati Özkan’a soru sorma hakkı kullandırıldı. Özkan, Geçek’e Gün’ün manevi annesi olduğu iddia edilen Seher Alaçam’la dava dosyasında yer alan konuşmasını sordu. Geçek de şöyle anlattı:

“Necati Bey, Fatih Altaylı'ya çıkmış. Annesi Gün’e 'Neco Fatih Altaylı'ya çıktı. Benim bahçe işimi konuştun mu’ diye soruyor. Sarıyer’de anladığım kadarıyla bir bahçesi var, bahçesiyle de ilgili bir sorunu var, onu çözmek istiyor. Hüseyin Gün de, daha içeri girmediğini söyleyerek ‘İçeri bir gireyim. Altın vuruş yapacağız. Hem programı satacağım hem de senin bahçe işini çözeceğim' diyor. Bu adam pazarlamacı, çantacı ve bu adam bizim yöneticimiz! Bütün seçim kampanyasını yönetmiş, bize de yönetici olmuş. Bir de beraber casusluk yapacağız. Fıkra gibi! Ben yazmadım bunları, kendi yazışmaları.”

Para çantasıyla uygulamalı savunma

Geçek’in avukatı Yiğit Gökçehan Koçoğlu, davadaki “rüşvet” suçlamasıyla ve delil olarak kabul edilen HTS kayıtlarıyla ilgili de dikkat çekici uygulamalı bir beyanda bulundu. Avukat, mahkeme başkanına hitap ederek kendisini başka bir dosyadan tanıdığını belirterek şöyle devam etti:

“Şimdi ben o dosyada tahliyeler karşılığında heyetinizin tamamına para verdim desem, ne lazım? Çanta lazım, burada var. Para lazım, 500 bin lira para var. Para nerede? Burada. Çanta nerede? Burada. Ben hepinizle burada baz verdim. Şimdi ben iki sene sonra çıkıp benim müvekkilimi tahliye ettiler desem, kendinizi nasıl aklayacaksınız? Buradaki insanlar böyle yargılanıyor. Benim müvekkilim rüşvetten neden tutuklandı? HTS bazlarla bunu çözemezsiniz. Kendinizi nasıl aklayacaksınız? Bir deli çıkıyor, ‘Ben para verdim’, diyor ispatı yok. Buradaki insanlar kendilerini aklayamadılar. Ben savcıya da desem aynısını nasıl aklayacak kendini? Her gün Çağlayan’dayım, baz veriyorum. Savcı Bey nasıl aklayacak?”

Duruşma sanık savunmaları ve avukat beyanlarıyla devam ediyor.

Gündem Haberleri