İBB davasında İmamoğlu’nun savunma talebine önce red sonra kabul: Özgür Özel “Göstermelik yargılama bile yapılmıyor” dedi

İBB davasında 40 günlük aranın ardından başlayan ikinci celsesinde, Ekrem İmamoğlu’nun savunma yapabilmesi için avukatları tarafından yapılan talep mahkeme heyetince reddedildi. 53’ü tutuklu 414 sanığın yargılandığı davada mahkeme, tutuksuz sanıkların listesinin daha önce belirlenmediğini gerekçesiyle bugün savunma alınmayacağını açıkladı. Ancak itirazlar ardından İmamoğlu'nun savunma yapabilmesine karar verildi. Özgür Özel ise yaşananlara yönelik, “Göstermelik yargılama bile yapılmıyor" dedi.

Kısa Dalga - İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) davasında 40 günlük aranın ardından ikinci celse başladı. İstanbul 33. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen davanın ikinci duruşmasının ilk oturumunda Ekrem İmamoğlu’nun savunma yapabilmesi için avukatları tarafından yapılan talep mahkeme heyeti tarafından kabul edilmedi.

53’ü tutuklu toplam 414 sanığın yargılandığı davada, İmamoğlu’nun avukatı Hasan Fehmi Demir, müvekkiline savunma hakkı tanınmasını istedi. Demir, aksi durumda adil yargılanma hakkının ihlal edileceğini belirtti.

Mahkeme heyeti ise tutuksuz sanıkların listesinin daha önce belirlenmemiş olmasını gerekçe göstererek bugün savunma alınmayacağını açıkladı. Bu kararın ardından duruşmada avukatların diğer talepleri görüşülmeye devam edildi.

Ancak itirazlar ardından mahkeme başkanı, İmamoğlu’nun savunmasını “uygun yerde, makul bir sürede alacaklarını” söyledi.

ANKA'nın haberine göre, 65’inci gününde devam eden duruşmada İmamoğlu’nun savunma talebi değerlendirildi. “Sanık, susma hakkından her zaman feragat edebilir” diyen mahkeme başkanı, 40 gün önceki oturumda savunma yapılmadığı için susma hakkı olarak değerlendirdiklerini dile getirdi. Savunma sırasının bu aşamada belirlendiğini belirten mahkeme başkanı, İmamoğlu için “uygun yerde, makul bir süre içinde savunmayı alacaklarını” bildirdi.

Duruşmayı Özel ve İmamoğlu ailesi de takip etti

Duruşmaya İmamoğlu’nun eşi Dilek Kaya İmamoğlu’nun yanı sıra Yeni Parti Genel Başkanı Özgür Özel, Yeni Parti Grup Başkanvekili Murat Emir, İBB Başkanvekili Nuri Aslan ve Yeni Parti İstanbul İl Başkanı Özgür Çelik de katıldı.

Ekrem İmamoğlu ise salona “cumhurbaşkanı İmamoğlu” sloganları eşliğinde geldi.

Duruşma öncesinde açıklama yapan Özgür Özel, İmamoğlu’nun kendisini savunmasının engellenmek istendiğini savunarak, “Ekrem Başkan'ın kendisini savunmasına izin vermemeyi tek çare olarak görüyorlar” dedi.

Mahkeme bugün savunma almayacağını açıkladı

Duruşmanın başlamasının ardından mahkeme heyeti, tutuksuz sanıkların listesinin daha önce belirlenmediğini belirterek savunmaların bugün alınmayacağını bildirdi.

Savunma yapacaklar listesinde bulunan 314 sanık arasında, etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanan yaklaşık 70 kişinin sorgu ve savunmalarının ise bu celsede alınacağı açıklandı.

İmamoğlu’nun avukatı Hasan Fehmi Demir, müvekkilinin savunma hakkını kullanabilmesi gerektiğini yineledi. Demir, savunma hakkının kısıtlanmasının adil yargılanma hakkı bakımından sorun oluşturacağını ifade etti.

Yeni duruşma salonuna yönelik itirazlar

Duruşmada yalnızca savunma hakkına ilişkin talepler değil, yeni duruşma salonunun fiziki koşulları da gündeme geldi.

Avukatlar, sanıklarla avukatlar ve diğer kişiler arasındaki mesafenin iletişimi güçleştirdiğini dile getirdi. Aykut Erdoğdu ve Ramazan Gülten’in avukatı Hüseyin Ersöz de salondaki mikrofonların ses kaydı yapıp yapmadığını sordu.

Mahkeme başkanı, avukatların taleplerine ilişkin değerlendirme yapmak üzere duruşmaya bir saat ara verdi.

Özel’den Silivri’de sert açıklamalar

Duruşmayı salondan takip eden Özgür Özel, daha sonra Silivri’de basın mensuplarına açıklamalarda bulundu. Özel, İmamoğlu’nun daha önce savunma hakkının kısıtlandığını, bu kez ise savunma yapacağı tarihin belirsiz bırakıldığını savundu.

Özel’in açıklamalarından biri şöyle:

"Silivri’de hep birlikte geçen celsenin bitişinde savunma hakkının nasıl kısıtlandığını konuşmuştuk ve bunun ne 1960 darbesinde ne 12 Eylül darbesinde ne Almanya’daki Nürnberg Mahkemelerinde ne 12 Eylül dönemindeki DİSK’in yargılandığı süreçlerde yaşanan ki onların hepsi darbe dönemlerinin yargılamalarıdır, hiç birisinde yaşanmayan bir şey yaşandı ve burada Ekrem İmamoğlu’na şöyle söylendi, hakkında 150’ye yakın işte örgüt kurucusu olmakla, örgüt lideri olmakla suçlandığı için güneşin altında gerçekleşen her olaydan, her iddiadan Ekrem İmamoğlu’nu da mesul tutuyorlar. Bu konular görüşülürken İmamoğlu itiraz ettiğinde savunma zamanınızda geldiğinde sınırsız savunma hakkınız var demişti. Sonra tutturdu, 9 Temmuz günü bu davayı bitireceğim, 8 Temmuz'da sözü al, beş-altı saatte ne yapacaksınız yapın dedi. Yahu beş-altı saatte ben ve avukatlarım nasıl böyle bir şey yapabilir deyince dedi ki 'O zaman savunma hakkında feragat ediyorsun.' Savunma hakkını kullanmak istiyorsun deyince de 'Yok ediyorsun, tutanağı öyle tuttuk!' Paldır küldür çekti gitti.

Bugünü işaret ettiler. Bugün Sayın İmamoğlu'nun avukatları yapılan yanlışı ve işin doğrusunu hukuki bir dille anlattı. O gün 'Bir daha savunma hakkı vermem' diye çok iddialıydı. Biz de söyledik, doğrudan bozma sebebi. Bu mahkemeyi bozdurmaya mı çalışıyor? Demek ki iddiaları dile getirip İmamoğlu ve arkadaşlarımızın yüzüne, cevapları almaya cesaretleri yok.

Geçen zamandan sonra bugün de gördüğünüz gibi oyalıya oyalıya en son şimdi kararını verdi. Diyor ki 'Savunma hakkını kullandıracağım ama belirsiz bir gün, benim bildiğim bir gün...' Sonra avukatlara diyor ki 'Önceden söyleyeceğim'. Bir de söylemeseydin. Savunma yapacağı günü bilmeyecek. Bir ara diyor uygun yerde, makul zamanda. Yani yerine, zamanına, süresine hâkim karar verecek. Oysa ki asla kısıtlanamaz savunma hakkı. 'Bu haktan yararlandıracağım' deyip bahşetti beyzade. Gerçekten burada artık göstermelik bir yargılama bile yapılmıyor.

Geçen sefer savunma hakkını kısıtladığı zaman Ankara'da NATO toplantısı vardı. 'Tüm televizyonlar NATO'ya kilitlenmişken burada tüm iftiralara o kadar sürede cevap ver.' Tabii sürdüremez o tutumunu, savunma hakkını verecek ama uygun gördüğüm gün ve saatte, benim uygun gördüğüm kadar diyor. Bu rezaletin daniskasıdır, dik alasıdır."

Duruşma salonunun yapısına da tepki gösterdi

Özel, yeni duruşma salonunun fiziki yapısının da savunma hakkının etkin biçimde kullanılmasını zorlaştırdığını ileri sürdü. Sanıklarla avukatlar arasındaki mesafeye ve salondaki bariyerlere dikkat çeken Özel duruşma düzenine ilişkin eleştirilerini şöyle sürdürdü:

"Ayrıca şuna da değinmem lazım, bu meşhur yeni duruşma salonunda ilk gün bugün. Seyircilerden dürbün getirenler var çünkü mahkeme salonunda seyirciler ile sanıklar arasında neredeyse iki futbol sahasına yakın mesafe var. Avukatlar diyor ki 'Müvekkilimle göz temasım yok. Benimle yok, sizin sanıkla göz temasınız yok.' Savcı mahkeme salonuna doğru bakıyor. Oysa hâkime yüzü dönük ve ne söyleyecekse hâkime söyleyecek. Onun sözünü hâkim uygun görüyorsa yerine getirecek.

Avukatlar marangozluk hatalarından mı bahsetmediler? Yargılamanın güya yüz yüze yapılıyormuş gibi olduğu ama İmamoğlu veya herhangi bir arkadaşımız cezaevinde kamera karşısında olsa, ailesi evden televizyonda izlese, avukatı bürodan katılsa, hâkim bey çok isteyip de koşa koşa gittiği tatilinden dönmemiş olsa bir yargılama yine buradaki kadar yapılır. Bir mekanda olunmuş değil burada. Mekânı büyütmek, araları açmak, bariyer koymak suretiyle bu devasa mekanda bir mekânsızlık yaratılmış.

Korktukları tek şey var; etkili savunmalar yapılıyor ve en etkilisi İmamoğlu tarafından yapılacak. Bu savunmanın etkisinden, gerçekleri ortaya koymasından, iftiraları çürütmesinden, yalancılarla yüzleşmesinden korkuyorlar."

"Bu devran böyle sürmez"

Özel, duruşma salonunda kendilerine yönelik uygulamalara ilişkin de uzun değerlendirmelerde bulundu. Yerlerinin birkaç kez değiştirilmesini ve salon içerisindeki bariyerleri eleştiren Özel, yaşananları yargı sürecinin genel işleyişiyle ilişkilendirdi.

"Biz dedikleri yere oturduk, bir daha kaldırdılar bir daha yerimizi değiştirdik, bir daha kaldırdılar bir daha yerimizi değiştirdik... Gittik geldik oturduğumuz yere bariyer çekip daha başka bir yere koymuşlar bizi. Bekliyor ki biz sinirlerimize hakim olamayıp burada bağırıp çağıracağız, ona hak ettiği gibi davranacağız. Bu kadar kini nerede biriktirdiyse. Tanımayız bilmeyiz. Bize bu kadar düşman nereden olduysa; bana, Dilek habıma kini neredense... İstanbul Büyükşehir Başkanvekili ile ne derdi, tasası varsa... Mesele İmamoğlu'nun ilk ifadesinin alındığı gün şu anda Ankara'da Adalet Bakanlığı'nda görevlendirilmiş o zamanki bir başsavcı vekilinin 'Ekrem Bey bu işler böyle. Gün gelir siz iktidar olursunuz, biz oraya geçeriz, bu işler böyle' dedi. Yani adaleti aramak yok da biz ve onlar var. Nerede, ne zaman bu kini biriktirdiler? Biz onlara ne yapmışız? Bizim yaptığımız bir tek şey var. Demokrasilerde olduğu gibi üstüne o cübbe giydirmiş, tokmak vermiş, altına araba çekmişse bize de muhalefet etme, milleti ikna edersek gün gelince iktidar olma hakkı vermiş. Aynı yerden gücü alıyoruz.

Biz iktidarı değiştireceğiz diye son seçimlerde Tayyip Erdoğan’ı yendik diye kendilerini milletin, devletin, Cumhuriyet’in savcısı değil de hükümetin savcısı görenler, hakimi görenler, kendilerini zaten o zaman da öyleydi şimdi öyle, bakanlık göreviyle başsavcılık görevini birbirinden ayrı görmeyenlerin biriktirdiği ve bunlara öğrettiği kinle izlemeye geldiğimiz ya, 1,5 yıldır eşinden ayrı bir hanımefendiyi dört kere yer değiştir, en son aradan sonra geldiğimizde bu kadar bariyer çekmiş. ‘Ne oluyor?’ dedik ya, ‘Bu bariyer ne, bu bariyeri niye koyuyorsun?’ ‘Başkan öyle talimat verdi’ diyor. Başkan kim ya? Başkan kim? Başkan cirmi kadar yer yakar. Başkan dediğin burada sessizce gelmiş, bunu izleyen aileye, siyasetçiye, avukata, gazeteciye zulmetmek için mi var? Adalet dağıtmak için mi var? Kendisine tarih önünde teessüf ediyorum. Tarih önünde teessüf ediyorum. Bir kere daha demiştim bu cümleyi. Bakın ikinci kez kullanıyorum.

Ergenekon davasında bir kere daha kullanmıştım bu cümleyi. Karardan önce bizi jandarmayla dışarı atmaya kalktığında demiştim, kendisine odasına gidip 'Sen geldiğinde locan hazır. Bizim sana yapmadığımız muameleyi, bu kadar kini nerede biriktirdin? Bugünkü aynı o günkü Zekeriya Öz'ün hık demiş burnundan düşmüş. Hepimizin haysiyetini ve hukukunu milletimize emanet ediyorum, başka kimseye değil. Çünkü tuz koktuktan sonra şimdi ben buradaki hakimi HSK'ya mı şikayet edeyim? Başında Akın Gürlek var. Bu zulmü başlatan, kurgulayan, sürdüren kişi. Adalet Bakanı olduğu gün AK Parti İl Başkanlığı toplantısına gidip 'Dün olduğu gibi bugün de partimiz için mücadeleye devam edeceğiz' diyor. Dün dediği gün başsavcıydı adam burada. O yüzden kimi, kime şikayet edeyim? Sayın Erdoğan'a mı edeyim atadıklarını? Ettiklerini bulsunlar. Zulümleri artsın ki sonları tez gelsin. Bu dünyada adaleti bulursak buluruz, bulmazsak öbür dünyada bütün bu masumların iki elleri yakalarındadır. Bu devran böyle sürmez. Ben daha güneşin doğmadığı bir gece, iyinin kötüyü yenmediği bir gün ve tarih önünde zalimlerin zulümleriyle sınanmadıkları bir süreci hiç görmedim, yine görmeyeceğiz inşallah."

Dava 40 günlük aranın ardından yeniden başladı

İBB davasında ilk duruşmanın sona ermesinin ardından verilen 40 günlük ara tamamlandı. İkinci celsenin başlamasıyla birlikte tutuklu sanıklar, avukatları ve gazeteciler yeniden duruşma salonundaki yerlerini aldı.

Davanın bu celsesinde tutuksuz sanıkların savunmaları ve sorgularının alınması beklenirken, etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanan bazı sanıkların da savunmalarının alınacağı belirtildi.

İlk duruşmada 64 oturum yapıldı

İBB davasındaki yargılama süreci 9 Mart’ta 107 tutuklu sanıkla başladı. İlk duruşma sürecinde toplam 64 duruşma yapıldı. Bu süreçte bazı sanıkların tahliye edilmesiyle tutuklu sanık sayısı 53’e geriledi. Davada toplam 414 sanık bulunuyor.

Ekrem İmamoğlu, 8 Temmuz’daki duruşmada mahkeme başkanıyla yaşadığı tartışmanın ardından salondan çıkarılmıştı. Aynı duruşmada, İmamoğlu’nun mahkeme heyetine yönelik sözleri nedeniyle hakkında “kamu görevlisini tehdit” iddiasıyla soruşturma başlatılmıştı.

İmamoğlu savunma yapamadan duruşma sona ermişti

İlk celsenin son bölümünde mahkemenin duruşmayı 9 Temmuz’da bitirme kararı alması üzerine İmamoğlu, kendisine ayrılan savunma süresine itiraz etmişti.

Mahkeme başkanı ile İmamoğlu arasında savunma ve susma hakkı üzerinden tartışma yaşanmış, İmamoğlu savunma yapmak istediğini belirtmesine rağmen mahkeme başkanı onun susma hakkını kullandığı yönünde değerlendirme yapmış ve savunmasına izin vermemişti.

Tartışma sırasında İmamoğlu, “Ben savunma yapmam. Ben yargılayacağım, yargılayacağım” demiş, mahkeme başkanının “Sen yargılayacak makamda değilsin” sözlerine ise “Ben iddianameyi yargılamaya geldim” karşılığını vermişti.

İmamoğlu hakkında, “Ben savunma yapmam, ben yargılayacağım, yargılayacağım merak etmeyin, ben iddianameyi yapanları yargılayacağım...” sözleri gerekçe gösterilerek “kamu görevlisini tehdit” iddiasıyla soruşturma başlatılmıştı.

İlk celsenin sonunda altı sanık tahliye edildi

İlk duruşmanın son gününde altı tutuklu sanık hakkında tahliye kararı verilmişti.

Tahliye edilen isimler arasında Beyoğlu Belediye Başkanı İnan Güney, İSFALT Genel Müdür Yardımcısı Mehmet Karataş, İBB Halkla İlişkiler Müdürü Serap Karay, eski Medya A.Ş. çalışanı Ceyda Kıryak, eski İBB Yol Bakım ve Altyapı Koordinasyon Daire Başkanı Seyfullah Demirel ile Kültür A.Ş. Etkinlik, Reklam ve Organizasyon Şefi Metin Bal yer almıştı.

Ekrem İmamoğlu ve diğer tutuklu sanıkların tutukluluk halinin devamına karar verilmişti.

İmamoğlu’na yöneltilen suçlamalar

İmamoğlu, davada başta “suç örgütü kurmak ve yönetmek” olmak üzere çok sayıda suçla itham ediliyor.

Yaklaşık 3 bin 900 sayfalık iddianamede savcılık, 142 ayrı eylemden sorumlu olduğunu öne sürdüğü İmamoğlu hakkında 828 yıldan 2 bin 352 yıla kadar hapis cezası talep ediyor.

İmamoğlu ise davayı siyasi olarak nitelendiriyor ve kendisine yöneltilen suçlamaların tamamını reddediyor.

Savunma için üç gün talep etmesi bekleniyordu

İkinci celse öncesinde İmamoğlu’nun yeniden söz alarak savunma yapmak için mahkemeden talepte bulunacağı belirtilmişti. Gazeteci Alican Uludağ’ın aktardığı bilgilere göre İmamoğlu’nun savunmasını yapabilmek için mahkemeden üç gün istemesi bekleniyordu.

İmamoğlu, 8 Temmuz’daki duruşmada savunmasının süresine ilişkin itirazlarını dile getirmiş; mahkeme heyetinin duruşmayı 9 Temmuz’da bitirme kararını hatırlatmıştı.

Bu duruşmada İmamoğlu ile mahkeme başkanı arasında savunma süresi ve susma hakkı üzerinden yaşanan tartışma sonucunda İmamoğlu salondan çıkarılmış, ilk celse bu şekilde sona ermişti. İkinci celsenin başlamasıyla birlikte ise İmamoğlu’nun savunma hakkını kullanıp kullanamayacağı yeniden gündeme geldi.

Davanın ikinci celsesinde mahkemenin önündeki başlıklardan biri, İmamoğlu’nun savunma hakkının ne zaman ve hangi koşullarda kullandırılacağı olurken, avukatların salonun fiziki koşullarına yönelik itirazları da duruşmanın gündeminde yer aldı.

Gündem Haberleri